"Kapandığımız odalardan, kapılardan, evlerden çıkmalı. Örgütlenmeye, dayanışmaya, iyiliğe, vicdana, adalete, eşitliğe, barışa, kardeşlige akacak başka bir kanal açmalı. Zira başka çaremiz kalmadı"
KRONOS -6 Şubat 2020
Ot dergisinin şubat sayısında Murat Uyurkulak’ın yazdığı “Zulüm, Zeval, Cehennem, Kanal” yazısını aynen alıntılıyoruz.
“Çöküş dönemlerinde insani hasletleri korumak, olduğun gibi kalmak, yamulmamak zor. Bir çamur deryasında kirlenmeden yüzmeye çalışmak misali, nafile. Burnunun dibinde durmadan kötülük üretiliyorken, o kötülük hayatı her geçen gün kuşatıyorken iyiliğin, insanlığın, sevginin, şefkatin, merhametin ipine tutunma ısrarı fena yoruyor. Herkesin bir dayanma haddi var, hele ki doymak, barınmak, ısınmak gibi en temel ihtiyaçları karşılamak bunca zorlaşmışken. Kimi etrafına duvarlar örüyor, kendince güvenli saydığı bir alana sığınıyor, birkaç yakını haricinde herkesi düşman bellediği, kimseyi yanına yaklaştırmadığı o zindanda acılaşıp kuruyor. Kimine bir tuhaf ferahlık geliyor, çırılçıplak soyunup sokağa fırlamak gibi, takmıyor artık kafaya hiçbir şeyi, sonu gelmeyen, öldürücü bir dans, bir delilik hali, ruhun orta yerinde uğuldayan bir anafor, ki bu hal de daha az kiyici, daha az kötücül değil.
BİR BARBARLIK ŞÖLENİ
En tepeden başlayıp toplumun en küçük hücrelerine yayılan bir çürüme bu, söküp atması on yıllar alacak, belki hiç sağaltılamayacak, nihayet tedavi edilse bile geride ağır hasarlar bırakacak azgın bir tümör… Hakikatin yalanla yer değiştirdiği, kimsenin kendini emniyette hissetmediği, hırsızlığın aleni, cinayetin olağan, yüzsüzlüğün, arsızlığın, hoyratlığın, bayağılığın norm kılındığı umumi bir çılgınlık manzarası… Dünyanın en arızalı diyarlarından birinde, insanlık, hukuk, demokrasi, medeniyet adına ağır aksak da olsa gösterilen onca çabanın, verilen onca mücadelenin lime lime edildiği bir barbarlık şöleni… Dev bir ateş yaktılar memleketin ortasında, eninde sonunda herkesi yakacak bir ateş, çil yavruları gibi kaçışıyoruz sağa sola, ama gidecek, sığınacak, korunacak bir yer yok, kapılar kapatılmış, kat kat kilit vurulmuş üzerimize. İlla ki kavrulacaksınız diyor zalim muktedirler, sizi yoksulluğun, güvencesizliğin, kışlaların, fabrikaların, hastane ve hapishane koğuşlarının lav denizlerinde boğmadan bize rahat yok. O sebepten her biri için birer çocuk istiyorlar, işçi, asker, anne olmaya birer çocuk…
SESSİZ MEZARLIKLAR
“Zulmün artsın ki tez zeval bulasın!” Pasif, zayıf, hatta acınası bir mukabele bu. O zevalin bulunması genellikle insan ömründen uzun sürüyor, böyle diyenlerin çoğunu sessiz mezarlıklar bekliyor, geride boşa geçen hayatların hikayeleri kalıyor: sevinçten, gönençten, onurdan, aşktan, haysiyetten yoksun, bitmek bilmez bir beka yaygarasına kurban gitmiş, hiç tanımadığımız bir ecdadın, bir gün olsun yaşamadığımız devr-i şahanesine feda edilmiş, silik, güdük, boktan hikâyeler… Kavramlar yozlaşıp hakikat çürüdükçe, ahlak sukut, barbarlık rücu ettikçe, firsat bu fırsat her cenahtan bir avuç vurguncu, kerameti kendinden menkul bir kutsalın dibine tezgahını açmış, bezirganlık ediyor. Yurttaşlarının yaşadığı sefalet zerre umurlarında değil, gel gör ki vatandan, milletten geçilmiyor lugatları, riyakarlık taşıyor cümlelerinden göz kamaştırıcı bir lağım, irinle sıvanmış şatafat, dudak kenarlarından sızan salya, geriye kalan on milyonlarca insan içinse adlı adınca tufan, dört dörtlük cehennem, hem de bu dünyada.
BAŞKA ÇARE YOK
Ne yapmalı, nasıl yapmal, nerede bitirmeli, nereden başlamall’ Artik retorik olmaktan çıkmiş, yakıcı sorular bunlar. Çünkü geleceğimiz, hayatımız, ömrümüz sevdiklerimiz, hatta sevmediklerimiz mevzu bahis. Tarihimiz, evimiz, tabiatımız, memleketimiz, üstünde doğup büyüdüğümüz, ölüp dibine gömüleceğimiz topraklar mevzu bahis.
Bir ucunda on iki bin yıllık Hasankeyf’in hunharca yok edildiği, diğer ucunda cümle felaketleri çağıracak meşum bir kanalın tasarlandığı bu çılgınlığa dur demenin bir yolu olmalı. O yolu bulmak için de önce kapandığımız odalardan, kapılardan, evlerden çıkmalı. Örgütlenmeye, dayanışmaya, iyiliğe, vicdana, adalete, eşitliğe, barışa, kardeşlige akacak başka bir kanal açmalı. Zira başka çaremiz kalmadı.”
[Kronos.News] 6.2.2020
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder