Üstad Hazretleri “Allahümme salli ve sellim alâ Seyyidinâ Muhammed…” Yani “Allah’ım! Hz. İbrahim’e ve Hz. İbrahim âline merhamet ettiğin gibi Efendimiz Muhammed’e ve Efendimiz Muhammed’in âline, her zaman ve her yerde merhamet eyle! Şüphesiz bütün hamd ve övgülere lâyık ve şânı yüce olan sadece Sensin!” (Buharî) duası için şöyle bir değerlendirme yapıyor: “Umum ümmetin, bütün namazlarında, günde beş defa tekrar ettikleri bu dua, bizzat şâhit olduğumuz üzere, kabul olmuştur ki; Âl-i Muhammed Aleyhisselam, Âl-i İbrahim Aleyhisselam gibi öyle bir vaziyet almış ki, umum mübarek silsilerin başında, umum mekanların ve asırların cemaatlerine o mübarek zâtlar kumandanlık ediyorlar… Öyle çoklar ki, o kumandanların hepsi, muazzam bir ordu teşkil ediyorlar. Eğer maddî şekle girse ve bir dayanışma ile bir fırka vaziyetini alsalar, İslamiyet dinini, mukaddes milliyet hükmünde ittifak ve uyanışın râbıtası, güçlü bir bağı haline getirseler, hiçbir milletin ordusu, onlara karşı dayanamaz!.. İşte o pek kesretli, o muktedir ordu, Âl-i Muhammed’dir (aleyhisselâtü vesselam) ve Hz. Mehdi’nin en has ordusudur.
“Evet bugün tarih-i âlemde, hiç bir nesil, şecere ile ve senetlerle ve anane ile birbirine bağlı ve en yüksek şeref ve âlî haseb ve asîl neseb ile mümtaz hiçbir nesil yoktur ki, Âl-i Beyt’ten gelen seyyidler nesli kadar kuvvetli ve ehemmiyeti bulunsun.
“Eski zamandan beri bütün ehl-i hakikatın fırkalarının başında onlar… ve ehl-i kemâlin namdar reisleri yine onlardır. Şimdi de kemmiyeten milyonları geçen mübarek bir nesildir. Aklı başında, kalbleri imanlı ve Efendimiz Muhammed Aleyhisselamın muhabbeti ile dolu ve cihan-değer mensubiyet şerefiyle (Hz. Muhammed Aleyhisselamın torunları olmanın verdiği şerefle) başları yücedir. Böyle muazzam bir cemaat içindeki mukaddes kuvveti harekete geçirip heyecana getirecek ve uyandıracak büyük hadiseler meydana geliyor. Elbette o muazzam kuvvetteki yüce bir hamiyet feveran edecek…”
Üstad Bediüzzaman Hazretleri, ihlasta birinci talebesi Hulusî Yahyagil ağabeyimize diyor ki: “Hem katiyen bil ki; Resûl-i Ekrem Aleyhisselatü vesselâmın iki âli var. Biri, nesebi âl-i beytidir. (Yani Hz. Ali ve Hz. Fâtıma’dan olma torunlar.) Biri de, şahs-ı mânevîsî ve nurânîsinin Risâlet noktasındaki âli var. Bu ikinci âl’de katiyen sen dâhil olmakla beraber, birinci âl’de dahi delilsiz bir kanaatin var ki, ceddinin (Esseyyid Muhammed şeklindeki) imzası sebebsiz değildir.”
Birinci Emirdağ Lâhikasında da Üstad şöyle diyor: “Zâten Üveysî bir surette doğrudan doğruya hakikat dersimi Gavs-ı Âzam Abdülkadir Geylanî’den (K.S.) ve Zeynel âbidin (R.A.) ve Hasan, Hüseyin (R. Anhümâ) vasıtasıyla Hz. İmam Ali’den (R.A.) almışım. Onun için, hizmet ettiğimiz daire onların dairesidir.”
Yine Emirdağ Lâhikası-1’deki Hüsrev Ağabeye yazdığı bir mektubunda da Üstad Hazretleri şöyle diyor: “Hz. Hasan’ın (R.A.) altı aylık hilâfetiyle beraber Risale-i Nur’un Cevşenü’l-Kebîr’den ve Celcelûtiye’den aldığı bir kuvvet ve feyizle vazife-i hilafetin en ehemmiyetlisi olan iman hakikatlarını neşir noktasında Hz. Hasan’ın (R.A.) kısacık müddetini uzun bir zamana çevirerek tam beşinci halife nazarı ile bakabiliriz. Çünkü hakikî adalet ile bu asırda insanları mesud edebilir bir istidatta bulunan, Risale-i Nur’dur ve onun şahs-ı manevisi, Hz. Hasan’ın bir muâvini, bir mütemmimi, bir mânevî evlad hükmündedir diye senin mektubu tâdil ettim.”
“Gerçi mânen ben Hz. Ali’nin (R.A.) mânevî bir evladı hükmünde ondan hakikat dersini aldım ve Âl-i Muhammed Aleyhisselam, bir mânada hakiki Nur Şâkirtlerine şâmil olmasından, ben de Âl-i Beyt’ten sayılabilirim.”
Peygamber Efendimizin (S.A.S.) “Ben ilmin ŞEHRİYİM, Ali ise, onun KAPISIDIR” dediği Hz. Ali’nin (R.A.) Celcelûtiye Kasidesiyle Risale-i Nurlara dair işaretlerini Üstad Bediüzzaman Hazretleri şöyle anlatıyor: “Madem Hz. İmam Ali, (R.A.) Üstad-ı Kudsîsinden (S.A.S.) aldığı derse binâen, Kur’an’a taalluk eden gelecek hadiselerden haber veriyor. Ve ‘Benden sorunuz’ diye müteaddid ve doğru haberleri verip evliyaların Şâhı olduğunu öyle kerametlerle ispat ediyor. Madem bu asırda Avrupa dinsizleri ve ehl-i dalâlet münafıkları, dehşetli bir surette Kur’an’a hücumu hengâmında Risale-i Nur o dalâlet seline karşı mukâvemet edip, Kur’an’ın tılsımlarını keşfederek hakikatını muhafaza ediyor. “Ya Rab! Nur isminle ve cemâlinle parlat yıldızımı / Günler ve asırlar boyunca Sensin buna kâdir olan ey Nur.’ Fıkrasıyla, Yirmi Sekizinci Lem’ada ispat edildiği gibi sarahata yakın bir surette Risale-i Nur’a işaret etmekle beraber, Nur Suresindeki Nur Âyetinin Risale-i Nur’a işaret eder. Madem ‘Yâ Rab! Nur isminle ve cemalinle parlat yıldızımı’ mâna ve cifirce tam tamına Risale-i Nur’a tevafuk ediyor. Elhâsıl: Hz. İmam Ali (R.A.) bir defa ‘Yıldızımı parlat’ fıkrasıyla âhir zamanda Risale-i Nur’u dua ile Allah’tan niyaz eder, ister ve başlangıçta On İki Söz namında meşhur olan on iki Risaleden ibaret bulunduğundan, yalnız on iki Risalesine işaret ediyor. İkinci defada ‘Nur kandili yanıp parlıyor.’ Fıkrasıyla daha sarih (apaçık) bir surette Risale-i Nur’u medih ve senâ ile göstererek, mükemmel hâle gelmesine işareten, bütün Sözleri, Mektupları ve Lem’aları remzen haber verir.
“Hem On İki Söz namıyla çok yayılan o küçücük Risaleler bu fıkradaki kelimeler gibi birbirine ismen ve sureten benzedikleri gibi, BEDİ’ mânâsında olan Celcelutiye kelimesine mutabık olarak, her biri gayet BEDÎ’ bir tarzda güzel bir temsille, büyük ve derin bir Kur’anî Hakikatı tefsir ve isbat eder.” (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî, Sekizinci Şua)
Cennet ucuz olmadığı gibi Âl-i Beyt olmak da, hatta Mânevî Âl-i Beyt olmak da ucuz değil… Ama İcraat-ı İlâhiye, hiçbir zaman hikmetsiz değildir. Yusuf Aleyhisselam, Âl-i İbrahim olarak kuyudan, hapisten Mısır Sarayına nasıl bir hased rüzgarıyla çıkmışsa, Hizmet hareketi de bir Âl-i Beyt hareketi olarak İlâhî hikmetle ağır bir süreçle bir yere, yüce bir konuma doğru hızlı bir şekilde yönlendiriliyor diye düşünüyor ve Rahmet-i İlahiyeden bekliyorum.
[Safvet Senih] 19.7.2018 [Samanyolu Haber]
Şampiyonluk ve kupalar kazandırdım, boştayım! [Hasan Cücük]
Transfer sezonunda kadrosunu güçlendirmek isteyen takımların önceliği genelde sözleşmesi bitmiş bonservisi elinde olan oyuncular olur. Kaliteli oyuncuları bu şekilde ucuza kadroya katmaları mümkün olur. Örneğin Juventus, Liverpool’un Türk asıllı yıldızı Emre Can’ı sözleşmesi bittiği için çok cazip bir ücrete kadrosuna kattı. Sözleşmesi biten oyuncular gibi sözleşmesi biten veya kulübünden kovulan boşta olan teknik adamlarda var. Bu teknik adamlar kapılarını bir kulübün çalmasını bekliyor. Listede kimler yok ki?
Kulüpsüz teknik adamların başında Zinedine Zidane geliyor. Real Madrid’de görev yaptığı 2,5 yıla 1 La Liga ve 3 Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu sığdıran Zidane, sezonun sonunda sürpriz bir şekilde görevinden istifa etmişti. Uzun yıllar Real Madrid’i çalıştırması beklenen Zidane’nin istifası şok etkisi yaparken, adı Dünya Kupası sonra Fransa milli takımının başına geçecek isim olarak işaret edilmişti. Fransa, Rusya’da kupayı kaldırırken, teknik patron Didier Deschamps’ın görevine devam etmesi bekleniyor. Zidane, şimdilik gelen tekliflere kapısını kapatırken adı son günlerde Juventus’un sportif direktörlüğü için geçiyor.
Juventus’a yaşadığı 3 Serie A şampiyonluğundan sonra 2 yıl İtalya milli takımını çalıştıran Antonio Conte, 2016’da Chelsea’nın başına geçmişti. İlk sezonunda Chelsea’yı Premier Lig şampiyonluğuna taşıyan İtalyan teknik adamın ikinci yılı tam bir hüsran olmuştu. Chelsea şampiyonluk yarışından erken koparken, ligi ilk 4’te tamamlayamadığı için Şampiyonlar Ligi biletini de alamadı. Sezonun bitimiyle kovulacak teknik adamlar listesine adı ilk sırada yazılan Conte ile Chelsea yollarını geçtiğimiz hafta ayırdı. İtalya ve İngiltere’de şampiyonluk yaşamış bir hoca olarak Conte’nin kapısını çalacak birçok kulüp bulunuyor. Bu başarılarına rağmen oyuncularla yaşadığı sorunlar Conte’ye takımı emanet edecek kulüplerin bir kez daha düşünmesine yol açıyor.
Arsene Wenger adıyla özdeşleşen Arsenal’le 22 yıl süren birlikteliğini sezon bitimiyle sonlandırmıştı. Geride kalan 22 yılda 3 Premier Lig ve 7 FA Cup sevinci yaşayan Wenger’in adresinin Paris Saint Germain (PSG) olması bekleniyordu. İspanyol teknik adam Unai Emery ile sezon bitmeden ayrılık haberini kamuoyuna açıklayan PSG’de yeni ismin Wenger olacağını konusunda kimsenin artık şüphesi kalmıyordu. Ancak herkes PSG’nin yeni teknik patronunun Wenger olmasını beklediği günlerde kulüp Alman Thomas Tuchel ile sözleşme imzaladı. PSG görevi gerçekleşmeyen Wenger ise yeni taliplerini bekliyor.
Peter Bosz, 2017’de Ajax’ı UEFA Avrupa Ligi’nde finale taşıyarak dikkatleri üzerine çekmişti. Finalde Manchester United engeline takılan Ajax’a Bosz’un oynattığı futbol takdir toplamıştı. Sezonun bitimiyle birlikte Borussia Dortmund’la anlaşan Bosz’dan beklentiler oldukça yüksekti. Sezona süper başlayan Dortmund, 8. haftadan itibaren teklerken, Şampiyonlar Ligi’nde yaşanan hüsrandan sonra Hollandalı teknik adamın görevine Aralık 2017’de son verildi. O tarihten itibaren boşta olan Bosz, hala gelecek teklifleri bekliyor.
Fransa futbolunun efsanelerinden olan Laurent Blanc, oyunculuktaki başarısını teknik adamlığa da taşımıştı. Bordeaux’u Fransa şampiyonluğuna taşıyan Blanc, 2013-16 arasında PSG ile üst üste 3 kez Ligue 1 Şampiyonluğu görmüştü. 2016’dan bu yana boşta olan Blanc’ın şimdiye kadar boşta olması kalitesiyle ters orantılı bir durum oldu.
FC Ingolstadt’ı Bundesliga’ya taşıyarak adını duyuran Ralph Hasenhüttl, 2016’da FC Leipzig’i çalıştırmaya başlamıştı. Leipzig’i Bundesliga’da üst sıralara taşıyan Ralph Hasenhüttl geçen sezon ligi ikinci sırada bitirmişti. Bu sezon Leipzig ligde 6. olurken Ralph Hasenhüttl ile yollarını ayırmıştı. 50 yaşındaki teknik adam, Leipzig kariyerinin kendine bir çok kulübün kapısını açacağı ümidiyle teklifleri beklemeye devam ediyor.
Bir sezon Galatasaray’ın da formasını giyen Hollanda futbolunun efsane defans oyuncularından Frank De Boer 2010’da başlayan teknik adamlık kariyerine harika bir başlangıç yapmıştı. Ajax’ta görev yaptığı 6 yıla 4 lig şampiyonluğu sığdıran Frank De Boer, 2016’da gittiği İnter’de sezon sonunu görmeden ayrılmıştı. 2017’de bu kez Premier Lig ekiplerinden Crystal Palace’te haziranda göreve başlayan Hollandalı teknik adam eylülde görevden alınmıştı. CV’sinde 4 lig şampiyonluğu olan Frand De Boer, yaklaşık bir yıldır teklif beklemeye devam ediyor.
Teknik adamlık kariyerine 1986’da başlayan Claudio Ranieri, Napoli, Valencia, Atletico Madrid, Chelsea, Roma, Juventus, Monaco ve İnter gibi üst düzey takımlarda görev yapmıştı. Kariyerinde ilk ve tek şampiyonluğunu 2015’te geldiği Leicester City ile yaşayan Ranieri, tarihi bir başarının mimarı olmuştu. Şubat 2017’de Leicester City ile yolları ayrılan Ranieri, 2017-18 sezonunda Fransa’nın Nantes takımıyla anlaşmıştı. Leicester City başarısını Nantes’e taşımayınca sezon sonunda görevine son verildi. 66 yaşındaki teknik adam kapısını çalacak kulübü beklemeye devam ediyor.
[Hasan Cücük] 19.7.2018 [TR724]
Kulüpsüz teknik adamların başında Zinedine Zidane geliyor. Real Madrid’de görev yaptığı 2,5 yıla 1 La Liga ve 3 Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu sığdıran Zidane, sezonun sonunda sürpriz bir şekilde görevinden istifa etmişti. Uzun yıllar Real Madrid’i çalıştırması beklenen Zidane’nin istifası şok etkisi yaparken, adı Dünya Kupası sonra Fransa milli takımının başına geçecek isim olarak işaret edilmişti. Fransa, Rusya’da kupayı kaldırırken, teknik patron Didier Deschamps’ın görevine devam etmesi bekleniyor. Zidane, şimdilik gelen tekliflere kapısını kapatırken adı son günlerde Juventus’un sportif direktörlüğü için geçiyor.
Juventus’a yaşadığı 3 Serie A şampiyonluğundan sonra 2 yıl İtalya milli takımını çalıştıran Antonio Conte, 2016’da Chelsea’nın başına geçmişti. İlk sezonunda Chelsea’yı Premier Lig şampiyonluğuna taşıyan İtalyan teknik adamın ikinci yılı tam bir hüsran olmuştu. Chelsea şampiyonluk yarışından erken koparken, ligi ilk 4’te tamamlayamadığı için Şampiyonlar Ligi biletini de alamadı. Sezonun bitimiyle kovulacak teknik adamlar listesine adı ilk sırada yazılan Conte ile Chelsea yollarını geçtiğimiz hafta ayırdı. İtalya ve İngiltere’de şampiyonluk yaşamış bir hoca olarak Conte’nin kapısını çalacak birçok kulüp bulunuyor. Bu başarılarına rağmen oyuncularla yaşadığı sorunlar Conte’ye takımı emanet edecek kulüplerin bir kez daha düşünmesine yol açıyor.
Arsene Wenger adıyla özdeşleşen Arsenal’le 22 yıl süren birlikteliğini sezon bitimiyle sonlandırmıştı. Geride kalan 22 yılda 3 Premier Lig ve 7 FA Cup sevinci yaşayan Wenger’in adresinin Paris Saint Germain (PSG) olması bekleniyordu. İspanyol teknik adam Unai Emery ile sezon bitmeden ayrılık haberini kamuoyuna açıklayan PSG’de yeni ismin Wenger olacağını konusunda kimsenin artık şüphesi kalmıyordu. Ancak herkes PSG’nin yeni teknik patronunun Wenger olmasını beklediği günlerde kulüp Alman Thomas Tuchel ile sözleşme imzaladı. PSG görevi gerçekleşmeyen Wenger ise yeni taliplerini bekliyor.
Peter Bosz, 2017’de Ajax’ı UEFA Avrupa Ligi’nde finale taşıyarak dikkatleri üzerine çekmişti. Finalde Manchester United engeline takılan Ajax’a Bosz’un oynattığı futbol takdir toplamıştı. Sezonun bitimiyle birlikte Borussia Dortmund’la anlaşan Bosz’dan beklentiler oldukça yüksekti. Sezona süper başlayan Dortmund, 8. haftadan itibaren teklerken, Şampiyonlar Ligi’nde yaşanan hüsrandan sonra Hollandalı teknik adamın görevine Aralık 2017’de son verildi. O tarihten itibaren boşta olan Bosz, hala gelecek teklifleri bekliyor.
Fransa futbolunun efsanelerinden olan Laurent Blanc, oyunculuktaki başarısını teknik adamlığa da taşımıştı. Bordeaux’u Fransa şampiyonluğuna taşıyan Blanc, 2013-16 arasında PSG ile üst üste 3 kez Ligue 1 Şampiyonluğu görmüştü. 2016’dan bu yana boşta olan Blanc’ın şimdiye kadar boşta olması kalitesiyle ters orantılı bir durum oldu.
FC Ingolstadt’ı Bundesliga’ya taşıyarak adını duyuran Ralph Hasenhüttl, 2016’da FC Leipzig’i çalıştırmaya başlamıştı. Leipzig’i Bundesliga’da üst sıralara taşıyan Ralph Hasenhüttl geçen sezon ligi ikinci sırada bitirmişti. Bu sezon Leipzig ligde 6. olurken Ralph Hasenhüttl ile yollarını ayırmıştı. 50 yaşındaki teknik adam, Leipzig kariyerinin kendine bir çok kulübün kapısını açacağı ümidiyle teklifleri beklemeye devam ediyor.
Bir sezon Galatasaray’ın da formasını giyen Hollanda futbolunun efsane defans oyuncularından Frank De Boer 2010’da başlayan teknik adamlık kariyerine harika bir başlangıç yapmıştı. Ajax’ta görev yaptığı 6 yıla 4 lig şampiyonluğu sığdıran Frank De Boer, 2016’da gittiği İnter’de sezon sonunu görmeden ayrılmıştı. 2017’de bu kez Premier Lig ekiplerinden Crystal Palace’te haziranda göreve başlayan Hollandalı teknik adam eylülde görevden alınmıştı. CV’sinde 4 lig şampiyonluğu olan Frand De Boer, yaklaşık bir yıldır teklif beklemeye devam ediyor.
Teknik adamlık kariyerine 1986’da başlayan Claudio Ranieri, Napoli, Valencia, Atletico Madrid, Chelsea, Roma, Juventus, Monaco ve İnter gibi üst düzey takımlarda görev yapmıştı. Kariyerinde ilk ve tek şampiyonluğunu 2015’te geldiği Leicester City ile yaşayan Ranieri, tarihi bir başarının mimarı olmuştu. Şubat 2017’de Leicester City ile yolları ayrılan Ranieri, 2017-18 sezonunda Fransa’nın Nantes takımıyla anlaşmıştı. Leicester City başarısını Nantes’e taşımayınca sezon sonunda görevine son verildi. 66 yaşındaki teknik adam kapısını çalacak kulübü beklemeye devam ediyor.
[Hasan Cücük] 19.7.2018 [TR724]
Kaydol:
Yorumlar (Atom)