İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Çocuk Hakları Komisyonu, TMMOB Mimarlar Odası Büyükkent Şubesi’nde “Gündemimiz Çocuk, Çocuk Haklı” başlıklı sempozyum düzenledi. Halen cezaevlerinde 700 çocuğun anneleriyle hapis yattığı belirtilirken, AKP iktidarının utanç verici istatistikleri arasında 17 bin çocuğun istismara uğradığı, 16 yılda 440 bin çocuk annenin erken yaşta evlilik sonrası doğum yaptığı açıklandı.
‘700 ÇOCUK CEZAEVİNDE’
Sempozyum, İHD İstanbul Şubesi Çocuk Hakları Komisyonu’nun hazırlamış olduğu insan hak ihlali raporunun okunmasıyla başladı. Raporu, Çocuk Hakları Komisyonunu üyesi Zelal Coşkun okudu. İHD İstanbul Şubesi Çocuk Hakları Komisyonu’nun raporuna göre son 16 yılda 18 yaşın altında 440 bin çocuk doğum yaptı. Coşkun, “Yaşam hakkı” verilerini paylaştı. Bakanlığın verilerine göre, 2009’dan 2017 yılına kadar 18 ila 21 yaş arasında 68 çocuk ve genç yaşamını yitirdi. Ölümler “şüpheli” olarak olarak kayıtlara geçti. İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) verilerine göre, çocuklarla ilgili son 3 yılda 18 işkence başvurusu yapıldı. Çocuk tutuklu ve hükümlülere kötü muamele ve işkence iddialarıyla ilgili 2015 yılında 4, 2016 yılında 4, 2017 yılında ise 10 başvuru yapıldığı kaydedildi. Yaklaşık 700 çocuk anneleriyle birlikte cezaevinde.
İki gün sürecek sempozyumun ilk gününde çocuk işçiler, savaş ve çocuk, anadil ve eğitim, STK ve deneyim aktarımı başlıkları tartışıldı. Sempozyumun yapıldığı salona, “Çocuk susturulur sen susma”, “Çocukları değil karanlığı hapsedin”, “Suçlu çocuk yoktur suça itilmiş çocuk vardır” pankartlarının yanı sıra, gözaltında kaybedilen çocukların isimleri asıldı.
CİNSEL İSTİSMARDA TÜRKİYE 3’ÜNCÜ SIRADA
Çocuk istismarı verileriyle rapora başlayan Coşkun, “Adalet verileri, yılda ortalama 8 bin çocuğun cinsel istismara uğradığını ortaya koyuyor. ECPAT 2015 yılı Türkiye Raporu’na göre; çocuklar, Türkiye’de cinsel şiddete en fazla maruz kalan grubu oluşturuyor. Türkiye’deki cinsel suçların yüzde 46’sı çocuklara karşı isleniyor. Çocuğun cinsel istismarında Türkiye dünya listesinde 3’üncü sıradadır. TÜİK verilerine göre, son 10 yılda 482 bin 908 kız çocuğu devletin izniyle evlendirildi. Son 6 yılda 142 bin 298 çocuk anne oldu ve bu çocukların büyük kısmı dini nikâh ile evlendirildi. Türkiye’de AKP’nin iktidarda olduğu 2002’den bu yana 18 yaşın altında 440 bin çocuk doğum yaptı. 15 yaşın altında cinsel istismara uğrayarak doğum yapan çocuk sayısı ise 15 bin 937 olarak kayıtlara geçti” diye devam etti.
‘17 BİN İSTİSMAR DAVASI AÇILDI’
Adalet Bakanlığı verilerini de paylaşan Coşkun, Türkiye’de çocuk istismarıyla ilgili dava sayısının son 10 yılda yaklaşık 3 kat arttığını söyledi. Bakanlığın 2015 verilerine göre de yılda ortalama 17 bin istismar davası açıldığını aktaran Coşkun, bu davaların yüzde 45’inin mahkûmiyetle sonuçlanmadığını vurguladı.
‘10 ÇOCUKTAN 8’İ KAYIT DIŞI’
Çocuk işçiliği raporunu da aktaran Coşkun, Türkiye’de çocuk işçi sayısının iki milyona yaklaştığını ifade etti. Coşkun, “Çalışan her 10 çocuktan 8’i kayıt dışı olarak çalışıyor. Mesleki eğitim alan özellikle turizm sektöründe uzun saatler çalıştırılan stajyerler, yani ‘çocuk işçiler’ ve çocuk isçiliği sayılabilecek uygulamalar ile çıraklık eğitimi alanlar resmi olarak çocuk işçi sayılmamaktadırlar. 2018 yılında “15-16 ve 17 yaşında olan üç çocuk çalışırken hayatını kaybetti ve ölen çocukların üçü de tarım emekçisiydi” dedi.
‘ÇOCUK YAŞTA EVLİLİK YÜZÜNDEN EĞİTİME DEVAM EDİLMİYOR’
Eğitim hakkı raporuna göre ise, örgün ve yüksek eğitimde var olan cinsiyet farkının kapatılmadığı yazıldı. Coşkun devamla şunları söyledi: “Kadınların net okullaşma oranları açık öğretim hariç tüm düzeylerde erkeklerden geri durumdadır. İlkokuldan orta öğretime geçişte kız öğrenci kaybı erkeklere göre yoğunlaşmıştır. ‘Yeni müfredatta’ bilime, sanata, emeğe, mücadeleye, sevgiye, paylaşmaya, kadına yer yokken aile yaşamını kutsayan ve kadını yok sayan cinsiyetçi politikalar yaygınlaşmıştı. Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre ülkemizde çocuk yaşta evlilik ve nişanlılık nedeniyle eğitime devam edemeyenlerin yüzde 97,4’ü kız öğrencilerdir. İmam hatip lise sayısı 2002’de 450 iken, 2017’de 1.408’e çıkarılmıştır. İmam hatip liselerinden 372’si sadece kız imam hatip Anadolu lisesi olarak ayrılmış ve devlet politikası uygulaması olarak karma eğitim dışına çıkılmıştır. Çıkarılan yasa ve yönetmeliklerle kız çocuklarının başı ve bedeni 9 yaşında, fiilen okul öncesinden itibaren kapatılmaktadır.
MEB verilerine göre, Türkiye’deki özel öğretim kurumu sayısı 10 bin 53’tür. Bu kurumların 3’te 1’i mutlaka bir tarikata bağlı. Tarikat okul ve yurtlarındaki öğrenci sayısı 210 bin dolayındadır (üniversiteler hariç). 4 binin üzerindeki özel yurdun 2 bin 480’i bir tarikatla bağlantılıdır. Tarikatlara bağlı yurtların kapasitesi 380 bin. Bu yurtlarda kalan öğrenci sayısı 224 bini buluyor. Türkiye’de okul çağında yaklaşık 850 bin Suriyeli çocuk yaşamaktadır. MEB’in 2017 tahminlerine göre, 490 binden fazla Suriyeli çocuk ülkenin çeşitli yerlerinde okullara kayıtlı durumda, buna karşın 380 bin çocuk ise okula gidememektedir. Kayıtlı olmayanlar bu rakamlara dâhil değilken, kayıtlı olmasına rağmen okula düzenli olarak gidemeyen mülteci çocukların rakamı ise net değildir. Bu durum yüz binlerce Suriyeli mülteci çocuğu kayıp kuşak olduğunun, her türlü istismarla yaşamak zorunda kaldıklarının, korunmadıklarının ilanıdır.”
[Samanyolu Haber] 9.6.2018
Çarpıcı rapor: ‘OHAL ile 3 bin şirket ortadan kaldırılıp mal varlıklarına el konuldu’
Tutuklu Avukatlar İnsiyatifi (The Arrested Lawyers Initiative), 15 Temmuz darbe girişimi bahanesiyle başlatılan ve ikinci yılına girmek üzere olan Olağanüstü Hal (OHAL)uygulamaları üzerine güncel bilgileri içeren raporunu paylaştı. Bu bilgilere göre, başlangıcında, 23 Temmuz 2016 tarihinde, 934 özel okul, 109 yurt, 35 hastane, 15 özel üniversite, 16 sendika, 104 vakıf, 1125 dernek feshedilmiş ve gayrimenkul, gayri menkul mallar dahil tüm mal varlıkları Banka hesapları, fikri mülkiyet ve diğer finansal varlıklar kamu hazinesine aktarıldı. Bugün itibariyle, 3000 kar amacı güden veya kar amacı gütmeyen tüzel kişilik hiçbir yargı kararı olmaksızın ortadan kaldırıldı ve mal varlıklarına KHK ile el konuldu.
Raporda , “21 Temmuz 2016’dan beri Türk hükümeti, tüm temel insan haklarına müdahale etmek ve bunları sınırlamak için OHAL rejimini kullanmaktadır. Erdoğan rejimi, muhaliflerini OHAL rejimini kötüye kullanarak sistematik olarak yoksullaştırmaktadır.” denildi.
Türk hükümeti, darbe girişiminin ardından olağanüstü hal ilanından bu yana neredeyse iki yıl geçti. 21 Temmuz 2016’dan beri Türk hükümeti, tüm temel insan haklarına müdahale etmek ve bunları sınırlamak için OHAL rejimini kullanmaktadır.
OHAL’in başlangıcında başlangıcında, 23 Temmuz 2016 tarihinde, 934 özel okul, 109 yurt, 35 hastane, 15 özel üniversite, 16 sendika, 104 vakıf, 1125 dernek feshedilmiş ve gayrimenkul, gayri menkul mallar dahil tüm mal varlıkları Banka hesapları, fikri mülkiyet ve diğer finansal varlıklar kamu hazinesine aktarılmıştır. Bugün itibariyle, 3000 kar amacı güden veya kar amacı gütmeyen tüzel kişilikler ortadan kaldırılmış ve mal varlıkları herhangi bir yargı prosedürü olmaksızın kanun hükmünde kararnamelerle el konulmuştur.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’ye göre, KHK ile kapatılan / tüzel kişilikleri ortadan kaldırılan derneki vakıf ve şirketlerden hazineye geçen taşınmazların toplam değeri 15 milyar Türk Lirasıdır. Bu varlıkların marka değerleri, fikri mülkler, chattel malları vb. Diğer varlıkların değeri hakkında güvenilir bir rapor bulunmamaktadır.
Mülkiyet hakkının ihlal edilmesinin bir başka yönü de, şirketlere ve vakıflara mütevelli atanarak mal sahiplerinin haklarını askıya almaktır. Erdoğan rejimi bunun için terörle mücadele yasaları kullanıyor. Yürürlüğe girdiği tarihten (2005) 2015’e kadar bir kez uygulanan Türk Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 133. maddesi; Erdoğan rejimi tarafından 2015 yılı Ekim ayından bu yana muhalifleri susturmak için kabaca kullanıldı. CMK’nin 133. maddesi uyarınca, hissedarlardan birinin veya şirketin kendisi terörle ilgili suçlar hakkında soruşturma yürütülürse, şirkete SC hakimi kararıyla kayyım atanarak el konulabilir.
Kayyım atama uygulamasının ilk kurbanı, iki televizyon kanalı ve iki günlük gazetesi olan bir medya grubu da dahil olmak üzere 22 şirketten oluşan Koza İpek Holding oldu. Holding, 26 Ekim 2015 tarihinde Erdoğan rejimi tarafından ele geçirilmiş ve tüm işletmelerinin yönetimi bir hükümet yanlısı mütevelli heyetine verilmiştir. Ekim 2015’ten 15 Temmuz 2016 tarihine kadar yaptığımız çalışmaya göre Türkiye’nin 37 ilinde 272 ayrı şirket tarafından işletilen 412 işletme ele geçirildi.
OHAL rejiminde Erdoğan rejiminin muhaliflerin varlıklarını ele geçirme politikası yeni aşamaya girdi; Yeni acil kararnamelerle, şirket el koyma politikasını merkezileştirdi, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), ele geçirilen şirketleri (yetki alanının sona ermesini beklemeksizin) işletmek ve tasfiye etmek için yetkilendirildi.
15 Temmuz 2016’dan beri 1124 şirket TMSF’ye devredilmiştir. Araştırmamıza göre Bu 1124 ayrı şirket binlerce şubeye yayılıyor. Örneğin;
-Adana SC Yargıcı’nın kararı ile ele geçirilen Suvari Giyim A.Ş. (14), 14 farklı ülkede 148 şubesi bulunmaktadır.
-Kayseri SC Yargıcı’nın kararı ile ele geçirilen Boydak Holding, 34 ayrı şirketi yönetiyor; 34 firmasının sadece 2’sinden Bellona ve İstikbal’in dünya çapında 1240 mobilya (franchise) mağazası var. Boydak Holding, 13000 işçi çalıştırıyor ve (dolaylı) 110000 iş yaratıyor.
-Koza, Dumankaya, Akfa, Orkide, Sesli, Naksan gibi Türkiye’nin en büyük 500’ü arasında yer alan diğer büyük şirketler de ele geçirilmiş ve TMSF’ye devredilmiştir.
Bugün itibarıyla (4 Haziran 2018), TMSF 1124 şirketi ve 127 gerçek kişinin mal varlıklarını yönetmektedir. TMSF internet sitesinde de duyurulduğu üzere, ele geçirilen şirketlerin toplam değeri 49,4 milyar TL’dir.
Bu şirketler madencilik, petrol dağıtımı, otomotiv, otogaz, enerji, ulaşım, gıda, tarım, ev tekstili (perde, halı), mobilya, mücevher, eczane, kırtasiye, finansal danışmanlık, hukuk, donanım, metal sanayi, dekorasyon, dağıtım hizmeti, bilgi teknolojileri vd gibi iş ve ticaret hayatının her alanında faaliyet göstermektedir.
Erdoğan rejimi, muhaliflerini OHAL rejimini kötüye kullanarak sistematik olarak yoksullaştırmaktadır. TMSF (Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu) ve Bakan Özhaseki’nin resmi açıklamalarına göre, Türk Hükümeti tarafından el konulan varlıkların toplam değeri 65 milyar Türk Lirası’dır (12 milyar Avro). Rakam, 127 kişinin el konan varlıklarının değerini, kapatılan kurumların (19 sendika, 15 özel üniversite, 49 hastane, 145 vakıf, 174 medya kuruluşu, 1419 dernek, 2271 özel eğitim kurumları) el konulmuş menkul mallarının değerlerini içermemektedir. Bunların da dahil edilmesi durumunda 100 milyar Türk Lirasına kadar yükselebilir.
Mülkiyet haklarının keyfi ihlalleri, bir ülkenin ekonomik kalkınma umutları üzerinde yıkıcı etkilere sahiptir. Yatırımcılar arasında, yatırımcılar açısından güvensizlik, Türkiye gibi, yabancı yatırımlara büyük ölçüde bağımlı olan ve sadece muhalifleri değil, kendi rejimlerinin destekleyicilerini de yoksullaştıran ekonomik krizlere neden olmaktadır.
[TR724] 9.6.2018
Raporda , “21 Temmuz 2016’dan beri Türk hükümeti, tüm temel insan haklarına müdahale etmek ve bunları sınırlamak için OHAL rejimini kullanmaktadır. Erdoğan rejimi, muhaliflerini OHAL rejimini kötüye kullanarak sistematik olarak yoksullaştırmaktadır.” denildi.
Raporun tam metni şöyle:State of Emergency: Insecure property rights threaten Turkish economy https://t.co/eTMGzAGTAo— The Arrested Lawyers (@ArrestedLawyers) 9 Haziran 2018
Türk hükümeti, darbe girişiminin ardından olağanüstü hal ilanından bu yana neredeyse iki yıl geçti. 21 Temmuz 2016’dan beri Türk hükümeti, tüm temel insan haklarına müdahale etmek ve bunları sınırlamak için OHAL rejimini kullanmaktadır.
OHAL’in başlangıcında başlangıcında, 23 Temmuz 2016 tarihinde, 934 özel okul, 109 yurt, 35 hastane, 15 özel üniversite, 16 sendika, 104 vakıf, 1125 dernek feshedilmiş ve gayrimenkul, gayri menkul mallar dahil tüm mal varlıkları Banka hesapları, fikri mülkiyet ve diğer finansal varlıklar kamu hazinesine aktarılmıştır. Bugün itibariyle, 3000 kar amacı güden veya kar amacı gütmeyen tüzel kişilikler ortadan kaldırılmış ve mal varlıkları herhangi bir yargı prosedürü olmaksızın kanun hükmünde kararnamelerle el konulmuştur.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’ye göre, KHK ile kapatılan / tüzel kişilikleri ortadan kaldırılan derneki vakıf ve şirketlerden hazineye geçen taşınmazların toplam değeri 15 milyar Türk Lirasıdır. Bu varlıkların marka değerleri, fikri mülkler, chattel malları vb. Diğer varlıkların değeri hakkında güvenilir bir rapor bulunmamaktadır.
Mülkiyet hakkının ihlal edilmesinin bir başka yönü de, şirketlere ve vakıflara mütevelli atanarak mal sahiplerinin haklarını askıya almaktır. Erdoğan rejimi bunun için terörle mücadele yasaları kullanıyor. Yürürlüğe girdiği tarihten (2005) 2015’e kadar bir kez uygulanan Türk Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 133. maddesi; Erdoğan rejimi tarafından 2015 yılı Ekim ayından bu yana muhalifleri susturmak için kabaca kullanıldı. CMK’nin 133. maddesi uyarınca, hissedarlardan birinin veya şirketin kendisi terörle ilgili suçlar hakkında soruşturma yürütülürse, şirkete SC hakimi kararıyla kayyım atanarak el konulabilir.
Kayyım atama uygulamasının ilk kurbanı, iki televizyon kanalı ve iki günlük gazetesi olan bir medya grubu da dahil olmak üzere 22 şirketten oluşan Koza İpek Holding oldu. Holding, 26 Ekim 2015 tarihinde Erdoğan rejimi tarafından ele geçirilmiş ve tüm işletmelerinin yönetimi bir hükümet yanlısı mütevelli heyetine verilmiştir. Ekim 2015’ten 15 Temmuz 2016 tarihine kadar yaptığımız çalışmaya göre Türkiye’nin 37 ilinde 272 ayrı şirket tarafından işletilen 412 işletme ele geçirildi.
OHAL rejiminde Erdoğan rejiminin muhaliflerin varlıklarını ele geçirme politikası yeni aşamaya girdi; Yeni acil kararnamelerle, şirket el koyma politikasını merkezileştirdi, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), ele geçirilen şirketleri (yetki alanının sona ermesini beklemeksizin) işletmek ve tasfiye etmek için yetkilendirildi.
15 Temmuz 2016’dan beri 1124 şirket TMSF’ye devredilmiştir. Araştırmamıza göre Bu 1124 ayrı şirket binlerce şubeye yayılıyor. Örneğin;
-Adana SC Yargıcı’nın kararı ile ele geçirilen Suvari Giyim A.Ş. (14), 14 farklı ülkede 148 şubesi bulunmaktadır.
-Kayseri SC Yargıcı’nın kararı ile ele geçirilen Boydak Holding, 34 ayrı şirketi yönetiyor; 34 firmasının sadece 2’sinden Bellona ve İstikbal’in dünya çapında 1240 mobilya (franchise) mağazası var. Boydak Holding, 13000 işçi çalıştırıyor ve (dolaylı) 110000 iş yaratıyor.
-Koza, Dumankaya, Akfa, Orkide, Sesli, Naksan gibi Türkiye’nin en büyük 500’ü arasında yer alan diğer büyük şirketler de ele geçirilmiş ve TMSF’ye devredilmiştir.
Bugün itibarıyla (4 Haziran 2018), TMSF 1124 şirketi ve 127 gerçek kişinin mal varlıklarını yönetmektedir. TMSF internet sitesinde de duyurulduğu üzere, ele geçirilen şirketlerin toplam değeri 49,4 milyar TL’dir.
Bu şirketler madencilik, petrol dağıtımı, otomotiv, otogaz, enerji, ulaşım, gıda, tarım, ev tekstili (perde, halı), mobilya, mücevher, eczane, kırtasiye, finansal danışmanlık, hukuk, donanım, metal sanayi, dekorasyon, dağıtım hizmeti, bilgi teknolojileri vd gibi iş ve ticaret hayatının her alanında faaliyet göstermektedir.
Erdoğan rejimi, muhaliflerini OHAL rejimini kötüye kullanarak sistematik olarak yoksullaştırmaktadır. TMSF (Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu) ve Bakan Özhaseki’nin resmi açıklamalarına göre, Türk Hükümeti tarafından el konulan varlıkların toplam değeri 65 milyar Türk Lirası’dır (12 milyar Avro). Rakam, 127 kişinin el konan varlıklarının değerini, kapatılan kurumların (19 sendika, 15 özel üniversite, 49 hastane, 145 vakıf, 174 medya kuruluşu, 1419 dernek, 2271 özel eğitim kurumları) el konulmuş menkul mallarının değerlerini içermemektedir. Bunların da dahil edilmesi durumunda 100 milyar Türk Lirasına kadar yükselebilir.
Mülkiyet haklarının keyfi ihlalleri, bir ülkenin ekonomik kalkınma umutları üzerinde yıkıcı etkilere sahiptir. Yatırımcılar arasında, yatırımcılar açısından güvensizlik, Türkiye gibi, yabancı yatırımlara büyük ölçüde bağımlı olan ve sadece muhalifleri değil, kendi rejimlerinin destekleyicilerini de yoksullaştıran ekonomik krizlere neden olmaktadır.
[TR724] 9.6.2018
Kaydol:
Yorumlar (Atom)