İşkence ve kaçırılmaları yazan AKP’li yazar: İktidar hızla sonunu hazırlıyor

Hükümete yakın gazeteci Ali Tarakçı, kaçırılan insanlar, toplu işkence görenler, hapisteki bebekleri dile getirdi ve AKP’nin hızla sonunu hazırladığını yazdı.

BOLD – Hükümete yakın gazetecilerden Ali Tarakçı, yaşanan ağır insan hakları ihlallerini Damga Gazetesi’ndeki köşesinde dile getirdi.

AKP’nin vesayet rejimiyle mücadele ettikten sonra yolunun vesayetle kesiştiğini belirten yazar Ali Tarakçı’ya göre; iktidara gelirken kurduğu tüm ittifaklar terkedildi:

“Vesayetle mücadele etti, sonunda yolları kesişti 2002 yılında iktidara gelirken kurduğu tüm ittifakları terk ede ede, sonunda devletin eski sahipleri ile yeni bir ittifak kurmasına neden oldu.”

Bu değişimle birlikte Türkiye’ye işkencenin de geri döndüğünü belirten Tarakçı, annesiyle tutuklu bebekleri, Urfa Halfeti’de yaşanan işkenceleri ve siyah transporterlarla kaçırılan insanları dile getirdi.

Urfa’da 51 kişinin gözaltına alınıp işkenceden geçirildiğini belirten Tarakçı, Ankara Mali Şube’de gözaltına alınan eski diplomatlara cop sokma dahil ağır işkenceler yapıldığını da vurguladı ve kayıplarla ilgili şunları yazdı:

“Düşünün; Selim Azeybek 113, Mustafa Yılmaz 115, Erkan Irmak 117, Yasin Ugan 121, Sakin Dokunma 121, Gökhan Türkmen 126 gündür kayıp. Bu insanları gözaltına alan devletin güvenlik güçleri.  Devlet yetkililerinin ise bu iddialara sessiz kalması ise kabul edilemez. Devletin görevi, adalet ve hukuktan uzaklaşarak, suç ve terörle mücadele edemez, etmemelidir. AK Parti iktidarı, 2002 ile 2015 arasındaki tüm demokratik kazanımların kaybına seyirci kalmaya devam ederse, kendi varlığının siyaseten inkarını onaylayarak, hızla kendi sonunu hazırlamaktadır.”

[BoldMedya.Com] 15.6.2019

İşte Murat Uçar, neden? [Deniz İstanbullu]

Tam üç yıldır Murat Uçar, bu soruyu kendi kendine soruyor fakat cevabını henüz bulamadı. Şimdi sıra sizde! Ona bu zulmün yaşatılmasında zerre kadar payı olanlar; lütfen cevap verin: Neden?

Neyle suçlandığını bilmeden, mahkemelerde doğru dürüst sorgulanmadan, bir insana bu kadar kötülüğü neden yapıyorsunuz? Çocuğunuzun, eşinizin, annenizin, babanızın ya da azıcık kaldıysa vicdanınızın sesine kulak vererek ‘neden’ diye sormanın vakti gelmedi mi?

40 yaşına gelmiş kendi halinde yaşayan birine, sebebini sizin dahi bulamadığınız uyduruk gerekçelerle her türlü hukuksuzluğu reva görmenin bir nedeni olmalı, öyle değil mi?

İki fotoğraf da Murat Uçar’a ait. Hani şu Irak’ta direnişçiler tarafından kaçırılıp kendi mezarını kazan, kafasına silah doğrultup infaz edileceği anı beklerken dahi korkmayan, kimsenini gitmek istemediği yerlerde haber kovalayan Murat’a… Fotoğraflardan biri birkaç gün önce çekilmiş, altında tarihi gözüküyor. Diğeri ise en fazla 4 yıl öncesine ait. Ben 20 yıldır tanıdığım, ekmeğimizi paylaşıp aynı kaptan su içtiğimiz arkadaşımı ilk fotoğrafta tanıyamadım. Murat’ı tanıyan ve uzun yıllar birlikte çalışmış başka bir arkadaşa cezaevinde çekilen bu fotoğrafı yolladım. WhatsApp’tan bir iki dakika içinde gelen cevap; ‘Kim bu’ oldu.

İşte yukarda gördüğünüz bu iki fotoğraf masum bir insana yaptığınız zulmün en açık delilidir.

İçim rahat etmedi, oturup Murat Uçar’ın twitter mesajlarını okudum. Acaba basit de olsa ‘herhangi suçlamaya neden olacak bir mesajı var mıdır’ diye. Gazeteciliği bırakalı hayli bir zaman olmuş Murat’ın en sorunlu mesajı; “Vakıfbank Antakya Şubesi’nde bekleyen 20 müşteri çalışan 2 banko var.” Okuduğum diğer tüm mesajlarda ise bugün onu zindana layık gören devlete övgü vardı:

“Devletin Reyhanlıya nasıl sahip çıktığını gördüm. Gurur duydum”…

“Yayladağı’nda görev yapan Jandarma Avrupa standartlarında çalışıyor”…

“Dün akşam devletin gülen yüzünü gördüm.Hatay valimiz ve eşi yetiştirme yurdunda çoçuklarla akşam yemeğinde birlikteydi.”

Şimdi, inandığım ve inandığınız tüm değerler adına ben soruyorum fakat benden daha fazla Murat’ın dünyalar güzeli iki evladı soruyor: Neden?

[Deniz İstanbullu] 15.6.2019 [Kronos.News]

Harbiyeli annesi Melek Çetinkaya: Komutanlar çocukları çıkarmayın, tuzağa düştük diye telefon etmişler, çocuklarımıza müebbet verildi


Gazeteci Çağlar Cilara, sosyal medya üzerinden yayınladığı 10. Köy programında 15 Temmuz’dan sonra tutuklanan Harbileyi öğrencilerin yaşadıklarını gündeme taşıdı. Oğlu tutuklu Harbiyeli annesi Melek Çetinkaya’yı konuk eden Cilara, Harp okulu öğrencilerinin uzun süredir seslerini duyurmaya çalıştığını hatırlattı.

Hava Harp Okulu öğrencisi Taha Furkan Çetinkaya’nın annesi Melek Çetinkaya, 10 Temmuz’da çocuklarını Bakırköy’deki Hava Harp Okulu’na gönderdiklerini, Çarşamba günü gemiyle Yalova’ya geçirdiklerini, Çarşamba, Perşembe çadır kurma ve rutin eğitimleri yapıldığını aktardı. 15 Temmuz Cuma günü dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal’ın Hava Harp Okulu öğrencilerinin kamp yerine geldiğini hatırlatan Melek Çetinkaya, çocuklarının yaşadıklarını şöyle anlattı:

“Abidin Ünal, çocuklara konuşma yapmış. Askerliğin önemini, emre itaatin önemini filan anlatmış. Çocukların dikkatine çekmiş. Allah Allah yıllardır buradayız, bu da neyin nesi diye konuşmuşlar aralarında. Gerekirse, ölün, öldürün diye konuşmalar yapmış. Daha sonra yemekteyken, bunu bana kız öğrencimiz anlattı, ‘Sen kaç kardeşsin’ demiş ona Abidin Ünal. O da altı kardeş olduklarının cevabını vermiş. Sen kaçıncısın diye sorunca o da ailenin son çocuğu olduğunu söylemiş. Ona Ünal, demek ki ailen seni gözden çıkarmış, diye cevap vermiş. O gün 5’e kadar Abidin Ünal’la birlikteler.

O komutanlarına sonraki program ne deyince, spor cevabın almış. Bunun üzerine Ünal, ‘Çocukların sporların az tutun bugün yormayın onları’ demiş. Çocuklar buna çok sevinmiş tabi. Çok zorlu bir kampa gittiler. Dinleneceğiz diye düşünüyorlar. Hüseyin Ergezen emir vermiş. Çocuklar ne yaşacaklarını bilmiyor tabi. Cehennem gibi bir geceye hazırlanıyorlar.

Daha sonra akşam 10’da, yat saati, çocuklar yatmaya gidiyor. Kimisi pijamasını giyiyor, kimisi çayını içiyor. Zaten yorulmuşlar, kamp ortamı, çadırlardalar.  Telefon, tablet, hiçbirşey yok. El fenerleri işlerini görüyorlar çocuklar.  Skrambıl alarmı denilen bir alarm var. Tam techizatlı hazırlık olmasını istemişler. Tam techizatlı hazırlanıyorlar. Çocukları alıyorlar. Yüzbaşı, üsteğmenler, tatbikat adı altında toplanıyorlar. Otobüsler geliyor. İsmimi ters taktığı için oğluma ceza vermişler, koşuyordum. Sakın beni nöbete bekleme deyip arkadaşına tatbikata gidiyoruz diyerek ayrılmış. Otobüslere binmişler, silah verilmiş. Hazırlanıp çocukların çıkması gece 00.07’de çıkıyorlar. Kamera kayıtları var.

9 otobüs kamp yerinden çıkıyorlar. Otobüs yetmeyince bazı çocuklar orada kalıyor. Boğaz Köprüsü, Orhanlı gişelerine, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ne, Sultanbeyli’yi vs dağıtıyorlar. Bir grup öğrenci otobüslere sığmayınca kalmış. Ama diğerleri gitmiş. Çocukları götüren komutanlar, terör saldırısı olmadığını, (darbeyi anlayıp) tuzağa çekildiğini söyleyerek kalan çocukları çıkarmayın diye uyarıyorlar. Harp Okulu öğrencilerinin komutanları bunlar.  Osmangazi köprüsünü geçiyoruz. Hiç kimse durdurmuyorlar. İzmir’deki çocukları da götürmüşler, yolda polis darbe oldu vs. Deyince durdurulmuş, geri dönmüşler. Çocukların ifadesi alınıp salıverildi, İzmirdekiler. Bizim çocuklarımıza müebbet hapis verildi.”

[TR724] 16.6.2019