“Pişmeden” pişiremeyiz [Alin Özinial]

Yemek yapmayı sevenlerden, yemeği zor günlerin, sıkıntılı akşamların, uykusuz gecelerin hatta bazen de renksiz sabahların kurtarıcısı olarak görenlerdenseniz, bence seversiniz Piranyan'ın kitabını. Ayva dolmasını da belki...

ALİN OZİNİAN 18 Ekim 2020 YAZARLAR

“ Zira kanaatimiz odur ki, yemeği hazırlarken
kişi kendi de yemekle birlikte ve yemek gibi pişmezse
o yemeğin tadı yavan olur.
Güzel bir bahçe, ancak sahibinin nefesiyle yeşerir.
Yemek de lezzetini ve rayihasını onu hazırlayandan alır.”
Boğos Piranyan, Aşçının Kitabı (1914)

Buralarda kaymak çok zor bulunuyor. Bulunca hemen ayva alıyorum. Çok özlüyorum ayva tatlısını.

Belki de başka şeyleri özlüyorum, ayva tatlısı kılığına giriyorlar, kim bilir…

Aldığım ayvaları mutfaktaki sepete diziyorum; çok neşeli, çok muntazam, boyları posları birbirine denk, yusyuvarlak ayvalar bunlar. Bir an için, bunlardan dolma mı yapsam acaba diye düşünüyorum ama vazgeçiyorum. Mevsim sonbahar, ve sonbahara kaymaklı ayva tatlısı yaraşır.

“Ayva dolması mı?” diyorsunuz, duyuyorum. Yıllar önce ben de bir kitaptan öğrendim ayva dolmasını. Yaptım, çok güzel oldu. Hala ara genelde misafirlere ayva dolması yapıyorum. Onlar şaşırıyor, ben keyifleniyorum.

Yemek yapmak kitaptan öğrenilir mi? Sanırım evet, ama biraz aşk da lazım. Aslında sadece aşk lazım! Kitap, reçete, ölçü; bunlar sonra geliyor.

Piyasada çok yemek kitabı var. Sadece Türkiye’de değil, yurtdışında da böyle. Güzel kapakları, çekici fotoğrafları hatta bazı ünlülerin “Ay vallahi çok güzel mutlaka alın Şerminciğim kitabını!” sözlerinin arka kapağa taşındığı kitaplarda genelde hayal kırıklığına uğruyor insan. İçerikleri vaat ettiklerini karşılamıyor; tarifler özenti, malzemeler sıkıcı, ölçüler tutarsız…

Renkli “kuru gürültü” bu kitapların bence ne büyük sorunu ruhsuzluğu. Duygu yok, arzu yok, yaşanmışlık yok, hatıra yok, tekdüze bir yazım, ilaç prospektüsü tadı geliyor.

Oysa, geçmişten gelen, adını bile bilmediğimiz yemeklerin tarifler öyle mi? Aile anıları eşliğinde gelen bir dolma ya da çorba anlatısı kadar macera dolu şey az var bence! Geçmişteki o ana şahitlik etmek ve geçmişi bugün mutfakta tekrar diriltmek!

Benim yemek yapmaya kapılmamın aslında böyle bir temeli de vardı başta; İstanbullu babaannemin tariflerini yaşatmak, en azından bir nesle daha devretmek hedefi ile başladım, onun yaptığı her yemeği, her tatlıyı, her likörü öğrenmeye, reçeteleştirmeye…

Bu aşk daha sonra babaanne mutfağı ile hızını alamadı tabi, ne duyduysam pişirmeye, ne tattıysam aynısını denemeye başladım, dünya mutfakları ile tanıştım, bilmediğim bir kültürün yemeğini kendi evimde yapmak da apayrı bir zevk verdi. Turist olarak gittiğiniz şehirden bir magnet alıp buzdolabınıza kondurmaktan çok çok daha doyurucu bir duygu onların yemeklerini sofranıza koymak…

Gelelim ayva dolmasına, bu tarifi, 1896’da Merzifon’da açılan Anadolu Koleji’nin 18 yıl aşçılığını yapmış olan Boğos Piranyan’ın “Aşçının Kitabı” eserinden öğrendim. Aras Yayıncılığın 2008 yılında yayınladığı kitabın tercümesi yine bir aşçı, pişirdiği olağanüstü yemeklerden benim de tatma şansı bulduğum sevgili Takuhi Tovmasyan’a ait..

1914’de, Piranyan 240 tarifi bir kitapta toplamış ve okulunun matbaasında bastırmış. Çorbalar, etli yemekler, bastılar, pilav, makarna, hamur işleri, tatlılar, meyveler başlıkları altında toplanan tarifler “hem tanıdık, hem yepyeni!”

Armutla yapılan turşular, kaymakla çırpılmış kuzu beyni, arpa, pekmez ve süt ile zahmetli bir süreçten geçerek hazırlanan içecekler, tarçınlı reçeller, daha neler neler. Tiritten bastılara, mumbar dolmasından lüle böreğine kadar, sayısız şaşırtıcı tarif var.

“Aşçının Kitabı’nı” ne zaman açsam, yıllar sonra hala beni gülümseten bir detay, her tarifin sonunda 300 kişilik ölçüler var. Misal, yalancı dolma tarihinin altında şöyle yazar – 300 kişi için 8 kilo pirinç 23 kilo soğan yeterli olur.

Piranyan’ın bu yemekleri yemekhanesi için yaptığı gelir her tarifte aklıma. Bir asır önce, Amerikalı Protestan misyonerler tarafından Merzifon’da kurulan, çoğunluğu Ermeni, Rum ve bir bölümü de Türk olan öğrencilerin eğitim aldığı bir kolej canlanır gözümde, 300 öğrencin yalancı dolmayı yerken, ne düşündüğünü, ne giyindiğini, birbirlerine ne anlattıklarını düşünürüm…

Bundan daha keyifli bir yemek kitabı olabilir mi? Mutfağınızın bir anda Merzifon’daki bir kolej yemekhanesine dönüşmesi kadar sihirli az şey olabilir yemek pişirirken!

Piranyan’ın orijinal adı “Nor Khorharar /Yeni Aşçı” olan ve 1914’de bez cilti 7.5 kuruş, karton kapak versiyon ise 5 kuruşa satılmış kitabının önsözü de oldukça etkileyicidir. Bir aşçı aynı zamanda bir filozof da olabilir dedirten cinsten vurgularla doludur.

“Kitap basit bir rehberdir daima. Cansız harflerin ete kemiğe bürünmesi, hakikate ulaşması için, okuyanın ona kendi aklını vermesi ve kendi hünerlerini kullanması gerekir. Yemek hazırlamaya rehberlik edecek bir kitap yazarken bu hususu bilhassa hatırlatmakta fayda vardır; zira kanaatimiz odur ki, yemeği hazırlarken kişi kendi de yemekle birlikte ve yemek gibi “pişmezse” o yemeğin tadı yavan olur. Güzel bir bahçe, ancak sahibinin nefesiyle yeşerir. Yemek de lezzetini ve rayihasını onu hazırlayanından alır,” diye kalbinize dokunarak başlar Piranyan…

Benim kitaptaki favorim ayvalara sap kısmından çukur açıp içini et ve pirinçle doldurarak pişirilen Hayva yani Ayva Dolması. Misafirleri şaşırtırken, hiç tanımadığım Piranyan’ı yaşatmak çok hoşuma gidiyor. İnsanlar övgü ile dolmalarını yerken, ben de içimden kadehimi Piranyan için kaldırıyorum.

Yemek yapmayı sevenlerden, yemeği zor günlerin, sıkıntılı akşamların, uykusuz gecelerin hatta bazen de renksiz sabahların kurtarıcısı olarak görenlerdenseniz, bence seversiniz bu kitabı.

1915 öncesi Anadolu’da Ermenilerin de dahil olduğu ve yarattığı kültür bugün yok. 1915’te Piranyan’a ne olduğu bilinmiyor. Ama Merzifon’daki koskoca bir kolejde 300 kişiye yemek pişirip günlerini geçiren Boğos’un sözleri hala baki:

“Tek sözle, yemeği zihinle pişirmemiz gerekir – aşçının zihniyle. O zaman yemek yapmak yeni muvaffakiyetlerin, yeni keşiflerin tükenmez bir kaynağı, eğlencenin ta kendisi olur. Biz bu kitapçıkla bu kadarını başarabilirsek, geri kalanı, yani vaziyete göre yemeğin miktarını, pişirme müddetini idare etme gibi incelikleri yemeği hazırlayanın kıvrak zekâsına bırakacağız. Böylece aşçılık bir zanaat olmaktan çıkarak, yüksek bir ‘sanat’, ‘hüner’ ve ‘marifet’ mertebesine erişmiş olacaktır…”

[Alin Özinial] 18.10.2020 [Kronos.News]

İngiltere’de herkese ücretsiz bisiklet

İngiltere’nin Newcastle şehrinde faaliyet gösteren Recyke Y'Bike adlı dernek, ya bağışlanan ya da terk edilmiş bisikletleri tamir ederek ihtiyaç sahiplerine veriyor. Hemen her şehirde buna benzer bisiklet dernekleri faaliyet gösteriyor.

NECATİ KOLA 18 Ekim 2020 YAŞAM

Şu an yaşadığım İngiltere’ye geleli bir yıldan fazla oldu. Haliyle birçok şey dikkatimizi çekiyor. Bunlardan biri de ikinci el eşyaların kesinlikle zayi edilmemesi. Burada her türlü ikinci el pazarı çok güçlü ve çok yaygın. Masa-sandalyeden sehpaya, televizyondan bilgisayara, çadırdan beyaz eşyaya, oyuncaktan bisiklete, gıdadan giyime aklınıza ne geliyorsa ya ücretsiz ya da çok düşük fiyatlarla ihtiyaç sahibi insanlara ulaştırılıyor.

İnsanların çok ucuza ya da ücretsiz olarak istediklerini alabilmesi için ‘charity’ olarak adlandırılan birçok hayır kurumu da var. Onlardan biri ise Newcastle şehrinde faaliyet gösteren Recyke Y’Bike. Ya bağışlanan ya da terk edilmiş bisikletleri tamir ederek ihtiyaç sahiplerine veriyorlar. Bisikletin günlük hayatta çok yaygın olarak kullanıldığı düşünüldüğünde, bu hizmetin çok değerli olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Hemen her şehirde buna benzer bisiklet dernekleri faaliyet gösteriyor. Yardıma muhtaç olduğunuza dair belge ya da referans gösterirseniz, bu derneklerden ücretsiz bisiklet alabiliyorsunuz. Paranızla almak isterseniz de çok ucuza bisiklet sahibi olabiliyorsunuz.

SIĞINMACILARA BİSİKLET VERMEK İÇİN KURULDU

Peki, Recyke Y’Bike nasıl kuruldu? Sistem nasıl işliyor? Kimlere ücretsiz bisiklet veriliyor? Bisikletler nasıl toplanıyor? Merak edilen bütün soruları Recyke Y’Bike Genel Müdürü Sara Newton’a yönelttik.

Bisiklet. Sara Newton, Recyke Y'Bike
Recyke Y’Bike, 2006 yılında Dorothy Craw adlı hayırsever biri tarafından kurulmuş. Craw, Newcastle’da birçok bisikletin terk edildiğini fark etmiş. Çoğunlukla üniversite öğrencileri mezun olup şehirden ayrılırken bisikletlerini bırakıp gidiyorlarmış. Ya da insanlar tren istasyonuna gittiklerinde bisikletlerini bırakıyorlarmış.

Dorothy Craw, aynı zamanda uygun fiyatlı ulaşım aracına ihtiyacı olan birçok mülteci ve sığınmacı olduğunun farkındaymış. Sara Newton, “Dorothy Craw, terk edilen bisikletleri elden geçirip ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak için bu derneği kurdu.” diyor.

Recyke Y’Bike’ın maaşlı ve gönüllü çalışanları, her gün onlarca bisikleti elden geçiriyor.

MAAŞLI VE GÖNÜLLÜ EKİPLERİMİZ VAR

Derneğin merkezinde görüştüğümüz Newton, “Buradaki tüm bisikletler ya daha fazla kullanılmadıkları için bağışlandılar ya da terk edilmişlerdi.” diyerek devam ediyor: “Biz terk edilmiş bisikletleri parklardan, toplu taşıma araçlarından, tren istasyonlarından topluyoruz. Sonra o bisikletler yenileniyor. Maaşlı çalışanlardan ve birçok gönüllüden oluşan bir ekiple çalışıyoruz. Onlar bisikletleri tamir ediyorlar, temizliyorlar, parçalarını değiştiriyorlar. O bisikletlerden bazıları çok uygun fiyatlara satışa çıkarılıyor, bu da maliyetimizi karşılıyor. Yani bu, insanlara uygun fiyatlı bir ulaşım aracı sağlamamıza yardımcı oluyor.”

Elden geçirilen bisikletlerin bir kısmı ucuza satılıyor bir kısmı da ücretsiz veriliyor.

BAZI BİSİKLETLERİ HAPİSHANEYE GÖNDERİYORUZ

Recyke Y’Bike, aynı zamanda topladıkları bisikletleri henüz elden geçirmeden bağışlıyor da… “Üzerinde çalışılmamış bisikletleri Key Enterprises adlı bir derneğe veriyoruz.” diyor Sara Newton. Onlar da yenileyip çocuklar okula bisikletle gitsin diye Gambiya’ya gönderiyorlarmış.

Bisiklerin bu şekilde gönderildiği bir başka yer ise genç suçluların kaldığı Deerbolt Hapishanesi imiş: “Böylece genç suçlular bisikletler üzerinde çalışabiliyor ve onları tamir etmeyi öğreniyorlar. Sonra da o bisikletleri hapishane çalışanlarına veya civarda yaşayanlara satabiliyorlar.”

BAŞVURULARI BEKLEME LİSTESİNE ALIP SIRAYLA ARIYORUZ

Peki, sistem nasıl işliyor? Düşük gelire sahip olan ya da bakım gören herkesin kendilerine başvurabileceğini ya da yönlendirilebileceğini söylüyor Newton: “Bazen öğretmenler ve aile hekimleri bize insanları yönlendiriyor. Çoğunlukla sığınmacılar bize başvuruyor. Sığınmacıların elinde bu ülkede sığındıklarına dair yeterli doküman varsa, düşük gelirli olduklarını kanıtlamış oluyorlar. Onları bekleme listesine alıyoruz. Kendilerine uygun bisiklet bulunur bulunmaz onlarla iletişime geçiyoruz ve bisikletlerini alabiliyorlar.”

Aylık en az 10 bisikleti ücretsiz verme hedefleri var. Bazı aylarda bu daha fazla olabiliyormuş. Çocuk bisikletleri ise bu sayılara dahil değil. Çocuk bisikleti için başvuranlar genelde hiç beklemiyor. İhtiyaç sahibi olduklarını belgeledikleri an gelip ücretsiz bisikletlerini alabiliyorlar.

ÇOCUKLARA BİSİKLET VERMEYE BAYILIYORUZ

Recyke Y’Bike Genel Müdürü Sara Newton, ücretsiz bisiklet verdikleri insanların çok mutlu olduklarını, onların mutluluğunu görünce kendilerinin de çok mutlu olduğunu söylüyor. “Özellikle çocuklara bisiklet vermeye bayılıyoruz. Çünkü çok heyecanlı oluyorlar.” diyor Newton: “Kardeşleri ölümcül derecede hasta olan genç bir kıza bisiklet götürmüştüm. Babasıyla sürmek için bisiklet istemişti. Baba-kız birlikte zaman geçirmek için… Çok heyecanlıydı. Hemen bisiklete bindi ve çite çarptı! Neyse ki bir şey olmadı.”

ARA SIRA ÇOK DEĞERLİ BİSİKLETLER BAĞIŞLANIYOR

Kendilerine farklı türdeki bisikletlerin gelmesinin her zaman ilginç olduğunu ifade ediyor Sara Newton: “Ara sıra gerçekten yüksek kalitede bisikletler geliyor. Mesela, biri bize 1000 pounda sattığımız bir bisiklet bağışladı. Tren istasyonunda terk edilmiş bir bisiklet vardı. Onu 800 pounda sattık. Öylece bırakılmıştı. Yüksek fiyata sattığımız bu tür bisikletler, bizim ihtiyaç sahiplerine daha fazla yardım edebilmemizi sağlıyor.”

18.10.2020 [Kronos.News]

TTB’den acı haber: Bir günde 5 sağlık çalışanı koronavirüsten hayatını kaybetti

Türk Tabipler Birliği (TTB), son 24 saat içinde, 5 farklı ilde çalışan 5 sağlık çalışanının Kovid-19 yüzünden yaşamını yitirdiğini açıkladı.

BOLD – Türk Tabipler Birliği (TTB) son 24 saatte 5 sağlık çalışanının daha koronavirüsten yaşamını yitirdiğini sosyal medya hesabından duyurdu. Hayatını kaybedenlerin isim, unvan ve görev yerleri şöyle: Sağlık Bilimleri Üniversitesi Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil servisinde otomasyon görevlisi olarak çalışan Ferhat Gencer, Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesi personeli Harun Dönmez, İstanbul’da iş yeri hekimi olarak çalışan Dr. Salih Kanlı, Elazığ Eğitim Araştırma Hastanesinde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Turan Yıldırım, Batman’ın Sason ilçesinde ebe olarak çalışan Yasemin Çolak.

SON 8 GÜNDE 13 SAĞLIK ÇALIŞANI YAŞAMINI YİTİRDİ

TTB ‘Yönetemiyorsunuz’, ‘Tükeniyoruz’, ‘Ölüyoruz’ etiketleriyle paylaştığı mesajda şu ifadeleri kullandı: “Bir günde 5 sağlık çalışanını KOVID-19 nedeniyle yitirdik. ”

Geçtiğimiz hafta içinde yitirilen 8 sağlık çalışanı ile birlikte, 8 günde yaşamını yitiren sağlık çalışanı sayısı 13 oldu.

18.10.2020 [Bold Medya]

AKP'de yönetici oldu, kamu kurumlarından beş yılda 14 milyonluk 230 ihale aldı!

AKP Gaziantep İl Yönetim Kurulu üyesi Ali Uncuoğlu’nun ortak olduğu şirketin kamu kurumlarından beş yılda 230 ihale aldığı öne sürüldü. İhalelerin toplam tutarının 14 milyonu bulduğu iddia edildi.

AKP Gaziantep İl Yönetim Kurulu üyesi Ali Uncuoğlu’nun ortak olduğu Arge Grup Bilişim şirketinin, çoğu Türkiye genelindeki Devlet Malzeme Ofisi (DMO) olmak üzere kamu kurumlarından 5 yılda toplamda 230 ihale aldığı iddia edildi.

Cumhuriyet’ten Hazal Ocak’ın haberine göre, ihale işleri arasında masaüstü bilgisayar, bilgisayar masası, mouse seti, monitör, tarayıcı, A3 fotokopi makinesi ve mal alımı gibi kalemler var. Onlarca ihalenin toplam tutarı ise yaklaşık 14 milyon TL’yi bulduğu öne sürülüyor.

Şirketin kazandığı ihalelerin Gaziantep ile sınırlı kalmadığı ve DMO’nun İstanbul, İzmir, Urfa, Elazığ, Diyarbakır, Van ve Ankara şubelerinden de ihale aldığı iddia ediliyor. İddialara göre şirket, Sağlık Bakanlığı ve geçmiş dönemde İSKİ Genel Müdürlüğü’nden de ihale almış. Şirket, bu süreçte en yüksek tutarlı faturayı Fırat Üniversitesi’ne kesmiş.

'AKP ile parladı'

CHP Şahinbey Belediye Meclis üyesi Uğur Kalkan, resmi kayıtlara göre şirketin Türkiye genelindeki DMO’lar üzerinden de satışlar yaptığına dikkat çekerek şöyle konuştu:

“24 bin lira sermayeyle kurulan bu şirketin sermayesi önce 400 bin lira sonra diğer şirketlerle birleşince 800 bin liraya çıktı. Gaziantep’teki 130 iş dışında Türkiye’nin farklı illerindeki malzeme ofisleri üzerinden ve farklı kurumlardan 230 ihaleye ulaştık. Bu satışların toplamı da 14.4 milyon TL yapıyor. Biz Gaziantep’teki firmaların iş yapmasına karşı değiliz. AKP’de yönetici olduktan sonra yıldızın parlamasına ve ihalelerin peşinde koşulmasına karşıyız. Uncuoğlu, AKP yönetimine girmeseydi bu kadar ihale alabilir miydi? Milyonlarca vatandaşımızın açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşadığı bugünlerde bu kadar yüksek miktardaki işleri kamuoyunun takdirlerine bırakıyorum.”

CHP Şahinbey İlçe Başkanı Zeki Gürsel de “Baş döndüren rekorlara girecek bir ihale başarısı. Bu şirket başarısı mı? AKP’li yönetici olma başarısı mı? Ama maalesef 18 yıllık AKP iktidarı gerçeklerini göz önüne aldığımızda AKP’ye yakın şirketler bu ve buna benzer birçok ihale alıyor. Bu ihaleleri şeffaf, hak edilmiş ihale kabul ediyorsa Uncuoğlu ve DMO’nun bu ihalelerin detaylarını açıklamalarını kamuoyu adına talep ediyoruz” diye konuştu.

18.10.2020 [Samanyolu Haber]

Yakalandım ve...

Kemal Gülen’in hazırlayıp sunduğu Gün Bugün programı yeni bölümü You Tube aracılığı ile yayın yapan Raindrops Tv ‘de yayınlandı

Kemal Gülen’in hazırlayıp sunduğu Gün Bugün programının bu haftaki konuğu Zaman Gazetesi`nin Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı'ydı.


Bir çok soruyu ilk defa cevaplayan Dumanlı gelecek hakkındaki düşünceleri aktardı

İşte Kemal Gülen'in sorduğu  Dumanlı'nın da cevapladığı sorulardan bazıları :  

Yurtdışına çıkış süreci kararını nasıl aldı ve süreç nasıl oldu?

Hidayet Karaca’yı ve diğer arkadaşlarını bırakıp neden yurtdışına çıktı? 

Hangi ülkede sınırı geçerken yakalandı ve sıkıntılı günler yaşadı?
15 Temmuz’dan haberdar mıydı ve yurtdışına ne zaman çıktı?
Türkiye’de adım adım nasıl takip edildi ve ailesi ve çocukları bu süreçten nasıl etkilendi?
Yurt dışına para mı çıkardı ve şu anda geçimini nasıl sağlıyor?
Ailesinden kalan mal mülk ne kadardı?
Yabancı yazarlara nasıl ulaştı ve onlara mağduriyetleri ve mazlumiyetleri nasıl anlattı?
Zaman okuyucuları gazeteye sahip çıktılar mı?
Gelecek ve Türkiye ile ilgili düşünceleri ve öngörüleri nelerdir?

18.10.2020 [Samanyolu Haber]

Dünyayı heyecanlandıran Covid-19 gelişmesi: Aşının ilk görüntüsü geldi

Dünya çapında 40 milyondan fazla insana bulaşan ve 1.1 milyondan fazla insanın ölümüne sebep olan corona virüsüne karşı Pfizer ile BioNTech'in geliştirdiği aşının ilk görüntüleri ortaya çıktı.

ABD merkezli çokuluslu ilaç şirketi Pfizer ile Türk bilim insanlarının kurduğu BioNTech’in geliştirdiği corona virüsü aşısında sona gelindi… Pfizer, paylaştığı video ile bütün dünyayı heyecanlandıran gelişmeyi duyurdu.

Şirket, Belçika’daki Puurs’ta geliştirilen Covid-19 aşılarının seri üretim bandındaki üretim aşamasını uluslararası kamuoyu ile paylaştı. Almanya’nın Mainz kentinde Türk profesör Uğur Şahin ile eşi Özlem Türeci’nin kurduğu ve yönettiği biyoteknoloji şirketi BioNTech ile aşı sürecini sürdüren Pfizer’ın küçük şişelerde binlerce corona virüsü aşısı üretmeye başladığı belirtildi.

Pfizer, aşının güvenli ve etkili olduğunun klinik olarak da kanıtlanması ve resmi mercilerden de onay alınması durumunda üretilen aşının dağıtılacağını duyurdu.

İngiltere’nin çok okunan gazetelerinden Mail on Sunday’in manşetlerine taşıdığı bu görüntülerde Pfizer’ın şu an bile yüz binlerce dozluk aşı ürettiği tespit edildi. Üretilen bu aşıların depolanacağı ve klinik test sonuçlarına göre satışa çıkarılabileceği belirtildi.

İKİ DOZLUK AŞI GELİŞTİRİLDİ

Şirket 2021 yılında 1.3 milyar doz aşı üretmeyi planladıklarını duyurdu. Şirket corona virüsü aşılarının iki doz olarak geliştirildiğini de açıkladı.

Pfizer’ın Birleşik Krallık CEO’su Ben Osborn, “Aşıların üretim bandındaki hareketini görmek harika bir histi. Bütün bu çabaların ve uğraşının sonucunda aşının  gerçekten bir ürün olarak karşımıza çıkması yüzüme kocaman bir gülümseme ekledi” ifadesini kullandı.

Pfizer ve Almanya merkezli BioNTech şu an 44 bin insan üzerinde denemelerine devam ediyor. Geliştirilen aşı için ABD’deki mercilere Kasım ayında aşının acil durumlarda kullanımı için başvurulacağı belirtildi.

BIONTECH DE DEVREDE

Almanya'nın Mainz kentindeki biyoteknoloji şirketi BioNTech corona virüsü salgını sürecinde uluslararası kamuoyunun dikkatini çekti. Şirketin kurucu ortağı olan Türk profesör Uğur Şahin, Pfizer ile anlaşarak aşı çalışmalarına hız kazandırdı.

Şahin, geçen ay içinde Almanya’nın 93. zengini unvanını aldı. Kurduğu şirketi dört yıl önce 400 milyon Euro’ya satan Şahin ve eşi Özlem Türeci’nin, 2019 yılında 650 milyon Euro olan serveti, corona aşısını geliştirmeye başladıktan sonra 2.4 milyar Euro’ya yükseldi. Şirketin borsa değeri ise 15 milyar Euro oldu.

18.10.2020 [Samanyolu Haber]

Yandaş medyanın "kumpas" dediği dava çöktü

Kozmik Oda Davası’nda karar açıklandı. Yandaş medyanın yıllardır "kumpas" dediği dava çöktü.

Kozmik Oda Davası’nda karar açıklandı. Yandaş medyanın yıllardır "kumpas" dediği davada 28 sanığa örgüt üyeliğinden 2 ila 10 yıl arasında değişen sürelerde hapis cezası verildi. Eski Genelkurmay Müşaviri Albay Muharrem Köse dahil 54 sanık ise beraat etti.

3’ü tutuklu 82 sanık hakkında “devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme”, “silahlı terör örgütü kurma veya yönetme”, “kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kaydetme”, “özel hayatın gizliliğini ihlal”, “kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği” ve “iftira” isnatlarıyla açılan ‘Kozmik Oda’ davasında mahkeme heyeti son sözünü söyledi.

DELİL BULAMAYINCA ŞABLON CEZA!
 
Savunmaların tamamlanmasının akabinde Ankara 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi heyeti hükmünü açıkladı. Mahkeme, tutuklu sanıklar Abdurrahman Bişgin, Hamdi Yeter ve Serdar Mercan’a cemaat üyesi olmaktan 10 yıl hapis cezası verdi ve tutukluluklarına devam dedi.

Sanıklar Ebu Müslüm Öztürk, Halil Karacan, Hamza Bayındır, İbrahim Akbulut, İbrahim Fıçıcı, İlyas İcik, İlyas Varlı, Ömer Güneş, Rüstem Özbek, Serhat Yöş, Sinan Yıldız, Ümit Bek ve Yasin Öztürk’e örgüt üyeliğinden 7 yıl 6 ay hapis, sanıklar Abdurrahman Sadık Yılmaz, Aziz Kaynak, Hasan Akdemir, Hanifi Cantenar, Haydar Erkoç, Hüseyin Taşyapar, İsmail Yılmaz, Teoman Ersoy ve Yüksel Pasenli’yi de aynı isnattan 6 yıl 3 ay hapis cezası verdi.

54 SANIĞA BERAAT

Etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak isteyen sanık Adem Eraslan 2 yıl 1 ay, sanık Necat Aksu 2 yıl 6 ay ve sanık Hasan Yıldız’a ise 3 yıl 1 ay 15 gün cemaat üyeliğinden ceza aldı.

Heyet, aralarında eski Genelkurmay Adli Müşaviri Albay Muharrem Köse’nin de bulunduğu 54 sanığın üzerlerine atılı suçlardan beraatına karar verdi. 

Mahkeme, Köse’nin “devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasi ve askeri casusluk maksadıyla temin” suçundan delil yetersizliğinden beraatına hükmetti.

18.10.2020 [Samanyolu Haber]