Ankara'da düzenlenen operasyonda gözaltına alınan IŞİD şüphelilerinden birisinin cep telefonunda kamuflaj giydirilen çocuğa, ateş altında eğitim verildiğini gösteren görüntülerin yer aldığı görüldü.
Ankara'da yılbaşı öncesinde saldırı hazırlığında olduğu belirlenen 5 şüpheli yakalandı. Şüphelilerin cep telefonu ve bilgisayarlarındaki görüntüler, örgütün çocuklara eğitim verdiğini ortaya koydu.
Ankara'da polisin terör örgütü IŞİD'e yönelik düzenlediği operasyonda, eylem için silah ve malzeme temini arayışı içerisinde oldukları belirlenen Iraklı 5 şüpheli gözaltına alındı.
Ankara Terörle Mücadele Şube ve İstihbarat Şubesi ekipleri, terör örgütü IŞİD'e yönelik sürdürülen çalışmalar kapsamında, yabancı uyruklu 5 kişinin, örgüt ve örgütün çatışma bölgeleri ile irtibatlarını belirledi. İstihbari çalışmalarda örgütün infaz görüntülerini sosyal medya hesaplarında paylaşan şüphelilerin, 'yalnız kurt' tarzı eylem için silah ve malzeme temini arayışı içinde oldukları da belirlendi. Özel Harekat Şube Müdürlüğü ile koordineli gerçekleştirilen operasyonda 5 kişi yakalanarak, gözaltına alındı. Soruşturma sürdürülüyor.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan yapılan açıklamada da "IŞİD silahlı terör örgütüne müzahir şahıslara yönelik operasyon kapsamında 5 Irak uyruklu şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmiş olup, şüpheliler yakalanmıştır" denildi.
ÇOCUKLARA ATEŞ ALTINDA EĞİTİM
Ankara'da IŞİD operasyonunda gözaltına alınan 5 kişinin cep telefonu ve bilgisayarlarındaki örgüte ait çeşitli materyallere el konuldu. İncelenen cep telefonu ve bilgisayarlarda bulunan görüntüler, örgütün çocuklara eğitim verdiğini ortaya koydu. Elde edilen bir görüntüde kamuflaj giydirilen çocuğa, ateş altında eğitim verildiği görüldü. 7-8 yaşlarındaki çocuk dikenli tellerin altında sürünürken, yan tarafta örgüt üyesi tarafından önüne doğru ateş açılması dikkat çekti.
[Samanyolu Haber] 31.12.2019
[ANALİZ] Ankara'nın dörtlü çetesinde kimler var?
Sinan Aygün, Rifat Hisarcıklıoğlu, Zafer Çağlayan ve İ. Melih Gökçek... Bu dört ismin ticari ilişkileri ve Ankara'da imar rantı ile servetlerine nasıl servet kattıkları artık daha yüksek sesle tartışılıyor.
SAMANYOLUHABER | ANALİZ- Ankara Ticaret Odası’nın (ATO) eski başkanı Sinan Aygün’ün Toga kulelerinin imar mevzuatının çiğnendiğini mahkeme kararı ile tescil edilirken, Aygün rüşvet iddiaları ile tartışmanın odağına Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ı taşımaya çalıştı.
Aygün iddialar hakkında elinde görüntü olduğunu iddia etse de şu ana kadar bu görüntüleri ne yayınlayabildi ne de savcılığa teslim edebildi.
Aygün'ün Togo kulelerinin imar problemini çözmek için mafya lideri Sedat Peker ile görüştüğü iddiası kulisleri hareketlendirmişti.
Aygün ile Peker'i kol kola yürüdüğü gösteren görüntüler sosyal medyada yayınlandı. Görüntüler üzerine Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Aygün'ün ihraç edileceğini açıkladı. Aygün ihraç kararından önce kendisi istifa etti.
ÖNCE “RÜŞVET” DEDİ, SONRA SÖZÜ OKULA GETİRDİ
“Ben ‘rüşvet istediler’ demedim. Okul için 25 milyon TL talep ettiler.” diyerek geri adım atsa da Yavaş, Aygün hakkında suç duyurusunda bulunurken, Pandora'nın kutusunu da açmış oldu.
“Ankara’da bir rant çetesi var.” derken gözler Aygün’ün ticari ilişkilerine ve imar rantiyecilerine çevrildi.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın “İmar baronlarına geçit vermeyeceğiz.” sözleri Aygün’den başka isimleri de içeriyor.
Sinan Aygün, Ankara’nın rantını tek başına sömürmedi.
DÖRTLÜ ÇETE KÖŞE BAŞLARINI TUTTU
Aygün, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, eski Ankara Büyükşehir belediye başkanı Melih Gökçek, 17/25 Aralık 2013 yolsuzluk soruşturmalarında Reza Zarrab’dan 200 bin euro değerinde hediye saat ile özdeşleşen rüşvetleri aldığı ortaya çıkan eski bakan Zafer Çağlayan Ankara’da “dörtlü çete” olarak biliniyor.
1992 yılında Ankara Ticaret Odası (ATO) meclis üyeliğine seçilen Hisarcıklıoğlu, 365 oda ve borsa ve 1,5 milyon üyenin çatı kuruluşu TOBB’da bir yıl süren başkan yardımcılığı görevinden sonra 2001’de başkan olarak göreve geldi. O tarihten beri de TOBB’un başında.
RANT İÇİN TOBB’U AKP’NİN EMRİNE VERDİ
1970’li yıllarda Rüzgarlı Sokak'ta birlikte inşaat malzemeleri satan Aygün-Hisarcıklıoğlu ikilisi Ankara’nın ilk alışveriş merkezi Armada’da da ortak. Aygün, Miras’ın darbe ile devrilmesinde ve Hisarcıklıoğlu’nun TOBB başkanlığına getirilmesinde en ön saftaydı.
Hisarcıklıoğlu “dörtlü çetenin en akıllısı ve en ortalıkta görünmeyeni” olarak nitelendiriliyor.
Kayseri doğumlu olan M. Rifat Hisarcıklıoğlu iş hayatına aile şirketi olan Nuhun Ankara Makarnası’nda başlamıştı.
Hisarcıklıoğlu inşaat, ihracat-ithalat, yatırımlar, arazi ıslahı, gıda ve otomotiv sektörü gibi alanlarda faaliyet gösteren Eskihisar Şirketler Grubu’nun yönetim kurulu başkanlığı görevini ifa ediyor.
Hisarcıklıoğlu aynı zamanda TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi’nin mütevelli heyet başkanı.
İşadamları Rifat Hisarcıklıoğlu'nu koltuğunu muhafaze etmek için TOBB’u Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) emrine vermekle suçluyor.
10 ARALIK 2007: Ankara’da Panora Alışveriş Merkezi’nin açılış kurdelasını dönemin TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Hazine Bakanı Mehmet Şimşek, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan () ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek (), TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu (), Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün () birlikte kesti.
“GİZLİ KASA” SALİH BEZCİ Mİ?
Zafer Çağlayan’ın bakanlık yaptığı yıllarda Melih Gökçek de Ankara Büyükşehir’in başındaydı. Bu dönem dörtlü çetenin Ankara’da imar rantları ile servetlerine servet kattığı bir dönem oldu.
Çağlayan AKP saflarına katılıp bakan olunca ASO’da koltuğu Nurettin Özdebir’e devretti. Aygün de Cumhuriyet Halk Partisi’nden milletvekili seçilince 14 Mart 2011’de ATO başkanlığına Salih Bezci getirildi. Aygün ATO’da 12 yıl sonra koltuğu çok güvendiği bir isme bıraktı.
BESA inşaat'ın sahibi Salih Bezci için Aygün, Hisarcıklıoğlu ve Melih Gökçek'in “gizli kasası” diye nitelendiriliyor.
ANKARA'NIN HER KÖŞESİNDE AVM AÇTILAR
1923 yılında 800 üye ile faaliyete başlayan Ankara Ticaret Odası'nın şimdi 125 bin üyesi bulunuyor. ATO, üye sayısı ile İstanbul Ticaret Odası'ndan sonra, Türkiye'nin en büyük ikinci ticaret odası konumunda.
Bezci, 1980 yılından günümüze kadar birçok önemli alışveriş merkezi ve konut projesinin mimari projelerini yaptı.
Ankara'da Galleria, Armada ve Panora gibi önemli alışveriş merkezleri ile Akay Kavşağı’nın müteahhiti oldu.
Besa Karina, Karina Plaza, Besa Nova gibi konut projelerinin yatırımcısı ve proje sahibi olan Bezci, BESA Grup Yönetim Kurulu Başkanı. Bezci, 2016 yılı ekim ayında AKP’nin baskısı ile ATO’daki görevinden istifa etmişti.
Bezci'nin sahibi olduğu BESA İnşaat’ın Muğla’nın Bodrum ilçesindeki projesi TheBoViera çok tartışıldı. TheBoViera’nin de aralarında bulunduğu 8 proje mühürlendi.
AYGÜN’ÜN VİLLASI NASIL BEDAVAYA GETİRİLDİ?
Sinan Aygün'ün Ankara İncek’teki villası ATO'nun yeni kongre merkeziyle aynı anda yapıldı.
ATO kongre merkezi inşaatına malzeme taşıyan kamyonlar aynı zamanda Aygün’ün yapımı süren evindeki inşaata da malzeme taşıdı. O dönemde “Aygün evi bedavaya getirdi” haberleri yayımlanmıştı.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Halk TV'de İrfan Değirmenci'ye verdiği mülakatta dörtlü çetenin nasıl çalıştığının ipuçları verdi.
Yavaş, "Artık böyle talimat verme, eski alışkanlıklar yok bu belediyede. Bu belediyede artık hukuk ne diyorsa, şehrin faydası ne gerekiyorsa o yapılıyor." ifadelerini kullandı.
Sinan Aygün'ün Togo kulelerinin İmar Kanunu'na ihlal ettiği ortaya çıkmıştı. Aygün'ün eski dönemden kalma alışkanlıkları ile mahkeme kararını değiştirme teşebbüsü 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimi'nde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olarak seçilen Mansur Yavaş'a takılmıştı.
MANSUR YAVAŞ: BU OLAYIN ARKASINDA İKİ KİŞİ VAR?
Yavaş, Aygün ile yaşadığı tartışmaya dair şunları söylemişti: “Bu olayın arkasında AKP ve MHP durmuyor. İyi Parti ve CHP zaten bizim arkamızda ve destekliyor. Bu olayın arkasında iki kişi var Ankara’da hesap vermesi gereken. Birisi bu kararları alan belediye yönetimi ve başkanı. O da yakında savcılığa gidecek.”
Yavaş, isim vermeden Aygün, Hisarcıklıoğlu, Çağlayan ve Gökçek’e mesaj verdi: “Maç daha yeni başlıyor. Halkın parası, halkın malı, halkın alın teri halka geri dönecek. Yetim hakkı yedirilmeyecek!”
SAMANYOLUHABER | ANALİZ- Ankara Ticaret Odası’nın (ATO) eski başkanı Sinan Aygün’ün Toga kulelerinin imar mevzuatının çiğnendiğini mahkeme kararı ile tescil edilirken, Aygün rüşvet iddiaları ile tartışmanın odağına Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ı taşımaya çalıştı.
Aygün iddialar hakkında elinde görüntü olduğunu iddia etse de şu ana kadar bu görüntüleri ne yayınlayabildi ne de savcılığa teslim edebildi.
Aygün'ün Togo kulelerinin imar problemini çözmek için mafya lideri Sedat Peker ile görüştüğü iddiası kulisleri hareketlendirmişti.
Aygün ile Peker'i kol kola yürüdüğü gösteren görüntüler sosyal medyada yayınlandı. Görüntüler üzerine Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Aygün'ün ihraç edileceğini açıkladı. Aygün ihraç kararından önce kendisi istifa etti.
ÖNCE “RÜŞVET” DEDİ, SONRA SÖZÜ OKULA GETİRDİ
“Ben ‘rüşvet istediler’ demedim. Okul için 25 milyon TL talep ettiler.” diyerek geri adım atsa da Yavaş, Aygün hakkında suç duyurusunda bulunurken, Pandora'nın kutusunu da açmış oldu.
“Ankara’da bir rant çetesi var.” derken gözler Aygün’ün ticari ilişkilerine ve imar rantiyecilerine çevrildi.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın “İmar baronlarına geçit vermeyeceğiz.” sözleri Aygün’den başka isimleri de içeriyor.
Sinan Aygün, Ankara’nın rantını tek başına sömürmedi.
DÖRTLÜ ÇETE KÖŞE BAŞLARINI TUTTU
Aygün, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, eski Ankara Büyükşehir belediye başkanı Melih Gökçek, 17/25 Aralık 2013 yolsuzluk soruşturmalarında Reza Zarrab’dan 200 bin euro değerinde hediye saat ile özdeşleşen rüşvetleri aldığı ortaya çıkan eski bakan Zafer Çağlayan Ankara’da “dörtlü çete” olarak biliniyor.
1992 yılında Ankara Ticaret Odası (ATO) meclis üyeliğine seçilen Hisarcıklıoğlu, 365 oda ve borsa ve 1,5 milyon üyenin çatı kuruluşu TOBB’da bir yıl süren başkan yardımcılığı görevinden sonra 2001’de başkan olarak göreve geldi. O tarihten beri de TOBB’un başında.
RANT İÇİN TOBB’U AKP’NİN EMRİNE VERDİ
1970’li yıllarda Rüzgarlı Sokak'ta birlikte inşaat malzemeleri satan Aygün-Hisarcıklıoğlu ikilisi Ankara’nın ilk alışveriş merkezi Armada’da da ortak. Aygün, Miras’ın darbe ile devrilmesinde ve Hisarcıklıoğlu’nun TOBB başkanlığına getirilmesinde en ön saftaydı.
Hisarcıklıoğlu “dörtlü çetenin en akıllısı ve en ortalıkta görünmeyeni” olarak nitelendiriliyor.
Kayseri doğumlu olan M. Rifat Hisarcıklıoğlu iş hayatına aile şirketi olan Nuhun Ankara Makarnası’nda başlamıştı.
Hisarcıklıoğlu inşaat, ihracat-ithalat, yatırımlar, arazi ıslahı, gıda ve otomotiv sektörü gibi alanlarda faaliyet gösteren Eskihisar Şirketler Grubu’nun yönetim kurulu başkanlığı görevini ifa ediyor.
Hisarcıklıoğlu aynı zamanda TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi’nin mütevelli heyet başkanı.
İşadamları Rifat Hisarcıklıoğlu'nu koltuğunu muhafaze etmek için TOBB’u Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) emrine vermekle suçluyor.
10 ARALIK 2007: Ankara’da Panora Alışveriş Merkezi’nin açılış kurdelasını dönemin TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Hazine Bakanı Mehmet Şimşek, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan () ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek (), TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu (), Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün () birlikte kesti.
“GİZLİ KASA” SALİH BEZCİ Mİ?
Zafer Çağlayan’ın bakanlık yaptığı yıllarda Melih Gökçek de Ankara Büyükşehir’in başındaydı. Bu dönem dörtlü çetenin Ankara’da imar rantları ile servetlerine servet kattığı bir dönem oldu.
Çağlayan AKP saflarına katılıp bakan olunca ASO’da koltuğu Nurettin Özdebir’e devretti. Aygün de Cumhuriyet Halk Partisi’nden milletvekili seçilince 14 Mart 2011’de ATO başkanlığına Salih Bezci getirildi. Aygün ATO’da 12 yıl sonra koltuğu çok güvendiği bir isme bıraktı.
BESA inşaat'ın sahibi Salih Bezci için Aygün, Hisarcıklıoğlu ve Melih Gökçek'in “gizli kasası” diye nitelendiriliyor.
ANKARA'NIN HER KÖŞESİNDE AVM AÇTILAR
1923 yılında 800 üye ile faaliyete başlayan Ankara Ticaret Odası'nın şimdi 125 bin üyesi bulunuyor. ATO, üye sayısı ile İstanbul Ticaret Odası'ndan sonra, Türkiye'nin en büyük ikinci ticaret odası konumunda.
Bezci, 1980 yılından günümüze kadar birçok önemli alışveriş merkezi ve konut projesinin mimari projelerini yaptı.
Ankara'da Galleria, Armada ve Panora gibi önemli alışveriş merkezleri ile Akay Kavşağı’nın müteahhiti oldu.
Besa Karina, Karina Plaza, Besa Nova gibi konut projelerinin yatırımcısı ve proje sahibi olan Bezci, BESA Grup Yönetim Kurulu Başkanı. Bezci, 2016 yılı ekim ayında AKP’nin baskısı ile ATO’daki görevinden istifa etmişti.
Bezci'nin sahibi olduğu BESA İnşaat’ın Muğla’nın Bodrum ilçesindeki projesi TheBoViera çok tartışıldı. TheBoViera’nin de aralarında bulunduğu 8 proje mühürlendi.
AYGÜN’ÜN VİLLASI NASIL BEDAVAYA GETİRİLDİ?
Sinan Aygün'ün Ankara İncek’teki villası ATO'nun yeni kongre merkeziyle aynı anda yapıldı.
ATO kongre merkezi inşaatına malzeme taşıyan kamyonlar aynı zamanda Aygün’ün yapımı süren evindeki inşaata da malzeme taşıdı. O dönemde “Aygün evi bedavaya getirdi” haberleri yayımlanmıştı.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Halk TV'de İrfan Değirmenci'ye verdiği mülakatta dörtlü çetenin nasıl çalıştığının ipuçları verdi.
Yavaş, "Artık böyle talimat verme, eski alışkanlıklar yok bu belediyede. Bu belediyede artık hukuk ne diyorsa, şehrin faydası ne gerekiyorsa o yapılıyor." ifadelerini kullandı.
Sinan Aygün'ün Togo kulelerinin İmar Kanunu'na ihlal ettiği ortaya çıkmıştı. Aygün'ün eski dönemden kalma alışkanlıkları ile mahkeme kararını değiştirme teşebbüsü 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimi'nde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olarak seçilen Mansur Yavaş'a takılmıştı.
MANSUR YAVAŞ: BU OLAYIN ARKASINDA İKİ KİŞİ VAR?
Yavaş, Aygün ile yaşadığı tartışmaya dair şunları söylemişti: “Bu olayın arkasında AKP ve MHP durmuyor. İyi Parti ve CHP zaten bizim arkamızda ve destekliyor. Bu olayın arkasında iki kişi var Ankara’da hesap vermesi gereken. Birisi bu kararları alan belediye yönetimi ve başkanı. O da yakında savcılığa gidecek.”
Yavaş, isim vermeden Aygün, Hisarcıklıoğlu, Çağlayan ve Gökçek’e mesaj verdi: “Maç daha yeni başlıyor. Halkın parası, halkın malı, halkın alın teri halka geri dönecek. Yetim hakkı yedirilmeyecek!”
[Samanyolu Haber] 31.12.2019
‘MİT, Suriyeli cihatçıları 2 bin dolar maaşla Libya’ya transfer ediyor’ iddiası
MİT’in Suriye’deki bazı cihatçı grupları Libya’ya transfer ettiği iddia edildi. Gelen haberlere göre, Türk istihbaratının yaptığı görüşmeler sonucunda Suriye’de bulunan Sultan Murat Tugayı, Levant Şahinleri gibi cihatçı grupların Libya’ya gideceği öne sürülüyor.
Ortadoğu ağırlıklı yayın yapan Middle East Eye sitesine göre, Ankara’ya yakın olan ‘Levant Lejyonu’ daha önce 2011’den beri Libya’yla ortak hareket ediyordu ve “bölgeyi tanıdığı” için bu işe öncülük edecek. Türk istihbaratının yaptığı görüşmeler sonucunda Sultan Murat Tugayı, Levant Şahinleri gibi cihatçı gruplar da Libya’ya gidecek.
2000 DOLAR MAAŞ
Farklı cihatçı gruplar Afrin’de dört noktada asker kaydetmeye başladılar. Kaydolanlara aylık 1800-2000 dolar maaş ve Libya’dan ek hizmet vaatlerinde bulunulduğu öne sürülüyor.
Buna karşılık ÖSO sözcüsü Libya’ya asker gitmesini kesinlikle reddettiklerini, Suriye’de Rusya, İran ve rejim güçleri karşı savaşmaya devam edeceklerini ifade eden bir karşı açıklama yaptı.
[TR724] 31.12.2019
Ortadoğu ağırlıklı yayın yapan Middle East Eye sitesine göre, Ankara’ya yakın olan ‘Levant Lejyonu’ daha önce 2011’den beri Libya’yla ortak hareket ediyordu ve “bölgeyi tanıdığı” için bu işe öncülük edecek. Türk istihbaratının yaptığı görüşmeler sonucunda Sultan Murat Tugayı, Levant Şahinleri gibi cihatçı gruplar da Libya’ya gidecek.
2000 DOLAR MAAŞ
Farklı cihatçı gruplar Afrin’de dört noktada asker kaydetmeye başladılar. Kaydolanlara aylık 1800-2000 dolar maaş ve Libya’dan ek hizmet vaatlerinde bulunulduğu öne sürülüyor.
Buna karşılık ÖSO sözcüsü Libya’ya asker gitmesini kesinlikle reddettiklerini, Suriye’de Rusya, İran ve rejim güçleri karşı savaşmaya devam edeceklerini ifade eden bir karşı açıklama yaptı.
[TR724] 31.12.2019
Diyanet, İran’la ‘din işbirliği’ anlaşması imzaladı: “Gizleme çabaları sonuçsuz kaldı”
26 Aralık’ta Ankara’da bir araya gelen Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ve İran İslam Cumhuriyeti İslami Kültür ve İletişim Kurum Başkanı Ebuzer İbrahimi Türkmen kendi aralarında ‘din işbirliği’ anlaşması imzaladı.
İmzalanan anlaşmaya dair Diyanet’in resmi internet sitesinde herhangi bir bilgiye yer verilmedi. Anlaşma ayın 26’sında yapılmasına rağmen ayrıntılar 4 gün sonra İranlı medya organlarınca haber yapıldı.
İran devletine bağlı Press TV ve Fars News tarafından aktarılan bilgilere göre, Ebuzer İbrahimi Türkmen, anlaşmanın ayrıntılarını basınla paylaştı.
Türkmen, Türkiye ile İran arasında imzalanan 18 maddelik anlaşmanın “dini kitapların tercümesini ve yayınlanmasını, çeşitli etkinlikler tertip edilmesini ve Türkiye’deki ilahiyat fakültelerinde İranlı uzmanlar tarafından İslam fıkhı dersleri verilmesini kapsadığını” belirtti.
“Caferi ve Hanefi fıkıh dersleri karşılıklı olarak verilecek”
Konuyla ilgili olarak Mepa News’e açıklamalarda bulunan İran İslam Cumhuriyeti Büyükelçiliği Kültür Müsteşarı Mahmut Sıtkızade, fıkıh eğitimlerinin tek taraflı olarak yapılmayacağını vurgulayarak, “Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı eğitim merkezlerinde Caferi fıkhı seminerleri, İran Kültür ve İslami İletişim Kurumuna bağlı eğitim merkezlerinde Hanefi fıkhı seminerleri verilmesi konusunda işbirliği yapıldı.” ifadelerini kullandı.
Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan konuya ilişkin açıklama
Öte yandan, Mepa News’in İranlı kaynaklar Press TV ve Fars News’ten aktardığı haberler sonrasında konu Türk kamuoyunda geniş yankı buldu. Haberin ardından Diyanet İşleri Başkanlığı bir açıklama yayınladı.
Yapılan açıklamada, “Mutabakat zaptıyla ilgili bazı internet sitelerinde ve sosyal medya mecralarında yer alan ‘İranlı uzmanların ülkemizdeki İlahiyat Fakültelerinde fıkıh dersi verecekleri’ iddiası gerçeği yansıtmamaktadır.” ifadesi yer aldı.
Yapılan açıklama şu şekilde:
İslam dünyasında fitne ateşinin yükseldiği son yıllarda ümmet birliğinin ve kardeşlik hukukunun yeniden tesis edilmesi açısından İslam Ülkelerinin muhatap kurumları ile bir araya gelerek işbirliği yapılması büyük önem arz etmektedir.
Diyanet İşleri Başkanlığı olarak bu fitne ateşini söndürebilmek amacıyla mevcut tüm imkânlar seferber edilmektedir. Bu bağlamda İslam ülkeleriyle kurumsal işbirlikleri tesis edilmekte ve mutabakat zabıtları imzalanmaktadır.
Diyanet İşleri Başkanlığımız ile İran Kültür ve İslami İletişim Kurumu arasında ilk olarak 27 Mayıs 2010 tarihinde bir işbirliği protokolü yapılmıştır. Son mutabakat zaptıyla da Başkanlığımız ve muhatap kurum arasında aşağıdaki hususlar imza altına alınmıştır.
Bahse konu 3 yıl süreli imzalanan Mutabakat Zaptı ile;
– Özellikle batı dünyasındaki İslamofobi ile mücadele bağlamında ortak dijital yayınlar hazırlanması,
– Her iki ülkede ümmetin birliğini pekiştirme ve aşırılıkla mücadele amacıyla ortak çalışmalar düzenlenmesi,
– Hassaten Kudüs davası olmak üzere ümmetin ortak problemlerine ilişkin konularda programlar yapılması, yayınlar hazırlanması,
– İslam Medeniyetinin ortak mirası olan yazma eserler ile sanat ve estetik alanında yürütülecek araştırmalara kurumsal destek verilmesi,
– Hac hizmetlerinde tecrübe paylaşımına gidilmesi,
– Kur’an-ı Kerim’i güzel okumayı teşvik sadedinde uluslararası yarışmalar düzenlenmesi,
– Güncel fıkhi meselelerde özellikle gen teknolojisi ve faizsiz finans sistemleri üzerinde karşılıklı ilmi müzakereler düzenlenmesi,
gibi konularda işbirliği amaçlanmıştır.
Mutabakat zaptıyla ilgili bazı internet sitelerinde ve sosyal medya mecralarında yer alan “İranlı uzmanların ülkemizdeki İlahiyat Fakültelerinde fıkıh dersi verecekleri” iddiası gerçeği yansıtmamaktadır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
[TR724] 31.12.2019
İmzalanan anlaşmaya dair Diyanet’in resmi internet sitesinde herhangi bir bilgiye yer verilmedi. Anlaşma ayın 26’sında yapılmasına rağmen ayrıntılar 4 gün sonra İranlı medya organlarınca haber yapıldı.
İran devletine bağlı Press TV ve Fars News tarafından aktarılan bilgilere göre, Ebuzer İbrahimi Türkmen, anlaşmanın ayrıntılarını basınla paylaştı.
Türkmen, Türkiye ile İran arasında imzalanan 18 maddelik anlaşmanın “dini kitapların tercümesini ve yayınlanmasını, çeşitli etkinlikler tertip edilmesini ve Türkiye’deki ilahiyat fakültelerinde İranlı uzmanlar tarafından İslam fıkhı dersleri verilmesini kapsadığını” belirtti.
“Caferi ve Hanefi fıkıh dersleri karşılıklı olarak verilecek”
Konuyla ilgili olarak Mepa News’e açıklamalarda bulunan İran İslam Cumhuriyeti Büyükelçiliği Kültür Müsteşarı Mahmut Sıtkızade, fıkıh eğitimlerinin tek taraflı olarak yapılmayacağını vurgulayarak, “Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı eğitim merkezlerinde Caferi fıkhı seminerleri, İran Kültür ve İslami İletişim Kurumuna bağlı eğitim merkezlerinde Hanefi fıkhı seminerleri verilmesi konusunda işbirliği yapıldı.” ifadelerini kullandı.
Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan konuya ilişkin açıklama
Öte yandan, Mepa News’in İranlı kaynaklar Press TV ve Fars News’ten aktardığı haberler sonrasında konu Türk kamuoyunda geniş yankı buldu. Haberin ardından Diyanet İşleri Başkanlığı bir açıklama yayınladı.
Yapılan açıklamada, “Mutabakat zaptıyla ilgili bazı internet sitelerinde ve sosyal medya mecralarında yer alan ‘İranlı uzmanların ülkemizdeki İlahiyat Fakültelerinde fıkıh dersi verecekleri’ iddiası gerçeği yansıtmamaktadır.” ifadesi yer aldı.
Yapılan açıklama şu şekilde:
İslam dünyasında fitne ateşinin yükseldiği son yıllarda ümmet birliğinin ve kardeşlik hukukunun yeniden tesis edilmesi açısından İslam Ülkelerinin muhatap kurumları ile bir araya gelerek işbirliği yapılması büyük önem arz etmektedir.
Diyanet İşleri Başkanlığı olarak bu fitne ateşini söndürebilmek amacıyla mevcut tüm imkânlar seferber edilmektedir. Bu bağlamda İslam ülkeleriyle kurumsal işbirlikleri tesis edilmekte ve mutabakat zabıtları imzalanmaktadır.
Diyanet İşleri Başkanlığımız ile İran Kültür ve İslami İletişim Kurumu arasında ilk olarak 27 Mayıs 2010 tarihinde bir işbirliği protokolü yapılmıştır. Son mutabakat zaptıyla da Başkanlığımız ve muhatap kurum arasında aşağıdaki hususlar imza altına alınmıştır.
Bahse konu 3 yıl süreli imzalanan Mutabakat Zaptı ile;
– Özellikle batı dünyasındaki İslamofobi ile mücadele bağlamında ortak dijital yayınlar hazırlanması,
– Her iki ülkede ümmetin birliğini pekiştirme ve aşırılıkla mücadele amacıyla ortak çalışmalar düzenlenmesi,
– Hassaten Kudüs davası olmak üzere ümmetin ortak problemlerine ilişkin konularda programlar yapılması, yayınlar hazırlanması,
– İslam Medeniyetinin ortak mirası olan yazma eserler ile sanat ve estetik alanında yürütülecek araştırmalara kurumsal destek verilmesi,
– Hac hizmetlerinde tecrübe paylaşımına gidilmesi,
– Kur’an-ı Kerim’i güzel okumayı teşvik sadedinde uluslararası yarışmalar düzenlenmesi,
– Güncel fıkhi meselelerde özellikle gen teknolojisi ve faizsiz finans sistemleri üzerinde karşılıklı ilmi müzakereler düzenlenmesi,
gibi konularda işbirliği amaçlanmıştır.
Mutabakat zaptıyla ilgili bazı internet sitelerinde ve sosyal medya mecralarında yer alan “İranlı uzmanların ülkemizdeki İlahiyat Fakültelerinde fıkıh dersi verecekleri” iddiası gerçeği yansıtmamaktadır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
[TR724] 31.12.2019
Arınç’tan, Başsavcıya cevap: “Haysiyet cellatlarına malzeme verdiniz; bakanlık ve HSK’ın inceleme yapacağını umuyorum”
Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman, dün Bülent Arınç’ın damadı Ekrem Yeter’in yargılandığı sözde ‘fetö’ davasından beraat almasına ilişkin açıklamalarda bulunmuştu.
Kocaman, “Ekrem Yeter ile ilgili bizim açımızdan o dosya, dolu bir dosyaydı. Mahkeme beraat kararı verdi. Karara itiraz ettik ve bozulacağını düşünüyorum” ifadelerini kullanmıştı.
Bu açıklamalar üzerine Bülent Arınç twitter hesabından 2 sayfalık bir açıklama yayınladı.Açıklamasında Başsavcı’nın “haysiyet cellatlarına malzeme verdiğini” belirten Arınç, “Siz yargıyı ve adalet temsil ediyorsunuz. Adli konu üzerinde isim ve olay zikrederek subjektif görüş beyan edemezsiniz” dedi.
İki buçuk yıl süren davanın usul ve yasaya uygun devam ettiğini ve halen kesinleşmemiş
bir yargı kararı olduğunu kaydeden Arınç, açıklamaların yargılama sürecini etkilemeye yönelik değerlendirilebileceğini aktardı.
“BASKI YAPIP İSTİNAFA GÖTÜRDÜNÜZ”
Arınç şöyle devam etti: “Bu sözlerinizle kötü niyetlilere malzeme verdiniz. Sözlerinizle ilgili gerek bakanlığın gerekse HSK’nın gerekli incelemeyi yapacağına da inanıyorum. Ben 30 yıl avukatlık yaptım. 45 yıl da siyasette aktif olarak bulundum. Sizin masun olduğunu zannettiğiniz sözlerin yargı camiasında karşılığı şudur: ‘Malum dosya bizim açımızdan dolu bir dosyaydı. Dosyada ciddi deliller vardı’ demişsiniz. Nereden biliyorsunuz? Soruşturmayı siz yapmadınız, kovuşturmada bulunmadınız, istinafa giden ise başka savcıydı. Demek özel olarak bu dosya ile ilgilendiniz. Sanığı mahkum etmek için elinizden geleni yaptınız fakat mahkeme oybirliğiyle beraat kararı verdi. Buna çok kızdınız ve duruşma savcısına baskı yaparak istinafa götürdünüz. Şimdi de ‘İstinafta gerekeni yapacağım. Göreceksiniz karar bozulacak, lamı cimi yok’ diyorsunuz. Önyargılı olduğunuzu belli ediyorsunuz.”
“Sayın Başsavcı açıklamalarınız her haliyle yanlıştır. Hukuk kurallarına ve etik kurallara aykırıdır.Siz bu açıklamalarınızla bizlere kötü bir yeni yıl kutlaması yaptınız”
[TR724] 31.12.2019
Kocaman, “Ekrem Yeter ile ilgili bizim açımızdan o dosya, dolu bir dosyaydı. Mahkeme beraat kararı verdi. Karara itiraz ettik ve bozulacağını düşünüyorum” ifadelerini kullanmıştı.
Bu açıklamalar üzerine Bülent Arınç twitter hesabından 2 sayfalık bir açıklama yayınladı.Açıklamasında Başsavcı’nın “haysiyet cellatlarına malzeme verdiğini” belirten Arınç, “Siz yargıyı ve adalet temsil ediyorsunuz. Adli konu üzerinde isim ve olay zikrederek subjektif görüş beyan edemezsiniz” dedi.
İki buçuk yıl süren davanın usul ve yasaya uygun devam ettiğini ve halen kesinleşmemiş
bir yargı kararı olduğunu kaydeden Arınç, açıklamaların yargılama sürecini etkilemeye yönelik değerlendirilebileceğini aktardı.
“BASKI YAPIP İSTİNAFA GÖTÜRDÜNÜZ”
Arınç şöyle devam etti: “Bu sözlerinizle kötü niyetlilere malzeme verdiniz. Sözlerinizle ilgili gerek bakanlığın gerekse HSK’nın gerekli incelemeyi yapacağına da inanıyorum. Ben 30 yıl avukatlık yaptım. 45 yıl da siyasette aktif olarak bulundum. Sizin masun olduğunu zannettiğiniz sözlerin yargı camiasında karşılığı şudur: ‘Malum dosya bizim açımızdan dolu bir dosyaydı. Dosyada ciddi deliller vardı’ demişsiniz. Nereden biliyorsunuz? Soruşturmayı siz yapmadınız, kovuşturmada bulunmadınız, istinafa giden ise başka savcıydı. Demek özel olarak bu dosya ile ilgilendiniz. Sanığı mahkum etmek için elinizden geleni yaptınız fakat mahkeme oybirliğiyle beraat kararı verdi. Buna çok kızdınız ve duruşma savcısına baskı yaparak istinafa götürdünüz. Şimdi de ‘İstinafta gerekeni yapacağım. Göreceksiniz karar bozulacak, lamı cimi yok’ diyorsunuz. Önyargılı olduğunuzu belli ediyorsunuz.”
“Sayın Başsavcı açıklamalarınız her haliyle yanlıştır. Hukuk kurallarına ve etik kurallara aykırıdır.Siz bu açıklamalarınızla bizlere kötü bir yeni yıl kutlaması yaptınız”
[TR724] 31.12.2019
Avrupa Kalkınma Bankası, Borsa İstanbul’dan çıktı
Hakan Atilla’nın Borsa İstanbul Genel Müdürlüğü’ne atanması üzerine Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), Borsa İstanbul'dan çıkma kararı almıştı.
Türkiye Varlık Fonu (TVF), Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın (EBRD) yüzde 10’luk hisselerini satın alarak Borsa İstanbul’daki payını yüzde 90,60’a çıkardı.
TVF’den yapılan yazılı açıklamada, “Potansiyeline ve geleceğine inandığımız Borsa İstanbul’daki payımızı ve temsil gücümüzü artırarak Türkiye’nin bu çok değerli kurumunu İstanbul Finans Merkezi stratejimiz kapsamında bölgesel lider haline getirmeyi amaçlıyoruz. Türkiye’ye inanan ve Borsa İstanbul’a değer katan EBRD’ye teşekkür ederiz” ifadelerine yer verildi.
HAKAN ATİLLA’YA EBRD’DEN İTİRAZ GELMİŞTİ
İran yaptırımlarını ihlal etmekten ABD’de tutuklu bulunduğu sürenin sonunda temmuz ayında tahliye edilen Halkbank eski genel müdür yardımcısı Hakan Atilla’nın Borsa İstanbul Genel Müdürlüğü’ne atanmasına, BİST hissedarlarından EBRD’nin itiraz ettiği belirtilmişti.
EBRD İletişim Direktörü Jonathan Charles Reuters’a yaptığı açıklamada, “Bize danışılmadı ve biz desteklemiyoruz” demiş ve “Bu konuyu yetkililerle görüşeceğiz” ifadelerini kullanmıştı. EBRD Aralık 2015’te Borsa İstanbul’un yüzde 10’unu satın almıştı.
[Kronos.News] 31.12.2019
Türkiye Varlık Fonu (TVF), Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın (EBRD) yüzde 10’luk hisselerini satın alarak Borsa İstanbul’daki payını yüzde 90,60’a çıkardı.
TVF’den yapılan yazılı açıklamada, “Potansiyeline ve geleceğine inandığımız Borsa İstanbul’daki payımızı ve temsil gücümüzü artırarak Türkiye’nin bu çok değerli kurumunu İstanbul Finans Merkezi stratejimiz kapsamında bölgesel lider haline getirmeyi amaçlıyoruz. Türkiye’ye inanan ve Borsa İstanbul’a değer katan EBRD’ye teşekkür ederiz” ifadelerine yer verildi.
HAKAN ATİLLA’YA EBRD’DEN İTİRAZ GELMİŞTİ
İran yaptırımlarını ihlal etmekten ABD’de tutuklu bulunduğu sürenin sonunda temmuz ayında tahliye edilen Halkbank eski genel müdür yardımcısı Hakan Atilla’nın Borsa İstanbul Genel Müdürlüğü’ne atanmasına, BİST hissedarlarından EBRD’nin itiraz ettiği belirtilmişti.
EBRD İletişim Direktörü Jonathan Charles Reuters’a yaptığı açıklamada, “Bize danışılmadı ve biz desteklemiyoruz” demiş ve “Bu konuyu yetkililerle görüşeceğiz” ifadelerini kullanmıştı. EBRD Aralık 2015’te Borsa İstanbul’un yüzde 10’unu satın almıştı.
[Kronos.News] 31.12.2019
2019’da erkekler en az 474 kadını öldürdü
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, 2019 yılı raporunu açıkladı. Verilere göre, 2019 yılında erkekler en az 474 kadını öldürdü. Kadınlardan 292’sinin kendi evinde öldürüldüğü belirtildi.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun raporuna göre, 2019’un Aralık ayında erkekler 42 kadını öldürdü, çocuk istismarı ve cinsel şiddet devam etti. Kadın cinayetlerinin 11’i kadınların evli oldukları erkekler tarafından işlendi.
Rapora göre kadınların 12’si ateşli silahlarla, altısı kesici aletle, ikisi boğularak, üçü yüksekten düşerek, altısı darp edilerek öldürüldü. 13’ünün nasıl öldürüldüğü ise tespit edilemedi.
1 YILDA 474 KADIN CİNAYETİ
Platform, Türkiye’de 2019 yılında ise en az 474 kadının öldürüldüğünü bildirdi.
2019 yılında işlenen kadın cinayetlerinin 115’i şüpheli ölüm olarak kaydedilirken, 218 kadının neden öldürüldüğü tespit edilemedi.
KADINLAR EN ÇOK EVLERİNDE ÖLDÜRÜLDÜ
Kadınların 27’si ekonomik bahaneyle, 114’ü ise boşanmak istemesi, barışma veya arkadaşlık isteğini reddetmesi gibi kendi hayatlarına dair karar almak isterken öldürüldü.
2019’da işlenen kadın cinayetlerinin çoğunda erkekler, ateşli silah kullandı. Rapora göre 185 kadın ateşli silahlarla, 101’i kesici aletle öldürülürken, 101’inin nasıl öldürüldüğü tespit edilemedi.
‘CEZASIZLIK SÜRDÜKÇE ŞİDDET DEVAM EDİYOR’
Yine raporda kadınlardan 292’sinin kendi evinde öldürüldüğü belirtildi. Raporda, cezasızlığa dikkat çekilerek ise şöyle denildi:
“Kadınların kim tarafından, neden öldürüldüğü tespit edilmedikçe; adil yargılama yapılmayıp şüpheli, sanık ve katiller caydırıcı cezalar almadıkça, önleyici tedbirler uygulanmadıkça şiddet boyut değiştirerek sürmeye devam ediyor.”
[Kronos.News] 31.12.2019
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun raporuna göre, 2019’un Aralık ayında erkekler 42 kadını öldürdü, çocuk istismarı ve cinsel şiddet devam etti. Kadın cinayetlerinin 11’i kadınların evli oldukları erkekler tarafından işlendi.
Rapora göre kadınların 12’si ateşli silahlarla, altısı kesici aletle, ikisi boğularak, üçü yüksekten düşerek, altısı darp edilerek öldürüldü. 13’ünün nasıl öldürüldüğü ise tespit edilemedi.
1 YILDA 474 KADIN CİNAYETİ
Platform, Türkiye’de 2019 yılında ise en az 474 kadının öldürüldüğünü bildirdi.
2019 yılında işlenen kadın cinayetlerinin 115’i şüpheli ölüm olarak kaydedilirken, 218 kadının neden öldürüldüğü tespit edilemedi.
KADINLAR EN ÇOK EVLERİNDE ÖLDÜRÜLDÜ
Kadınların 27’si ekonomik bahaneyle, 114’ü ise boşanmak istemesi, barışma veya arkadaşlık isteğini reddetmesi gibi kendi hayatlarına dair karar almak isterken öldürüldü.
2019’da işlenen kadın cinayetlerinin çoğunda erkekler, ateşli silah kullandı. Rapora göre 185 kadın ateşli silahlarla, 101’i kesici aletle öldürülürken, 101’inin nasıl öldürüldüğü tespit edilemedi.
‘CEZASIZLIK SÜRDÜKÇE ŞİDDET DEVAM EDİYOR’
Yine raporda kadınlardan 292’sinin kendi evinde öldürüldüğü belirtildi. Raporda, cezasızlığa dikkat çekilerek ise şöyle denildi:
“Kadınların kim tarafından, neden öldürüldüğü tespit edilmedikçe; adil yargılama yapılmayıp şüpheli, sanık ve katiller caydırıcı cezalar almadıkça, önleyici tedbirler uygulanmadıkça şiddet boyut değiştirerek sürmeye devam ediyor.”
[Kronos.News] 31.12.2019
Hasta tutuklu Sevgi Sezer’in annesi: “Kızım tedavi edilsin, sağ salim cezaevinden çıksın” [Sevinç Özarslan]
Sırtında oluşan tümör nedeniyle cezaevinde zor günler geçiren Sevgi Sezer’in annesi Ayşe Sezer, Cumhurbaşkanı, Emine Erdoğan, Adalet Bakanı, savcılar, hakimler ve avukatlara seslendi.
BOLD ÖZEL – Hasta tutuklu Sevgi Sezer’in (28) annesi Ayşe Sezer, 22 aydır Giresun cezaevinde kalan kızının son halini görünce perişan olmuş, kendini tutamamış ve Samsun’a evine dönene kadar arabada ağlamıştı. Sosyal medyaya düşen bu videosu herkesin içini dağlamıştı. Cam kenarına oturup hırçın dalgalara seslenen Ayşe Sezer, “Deniz deniz… yavrumu bana getir” diyordu.
Hasta haliyle, 16 kişilik koğuşta yaşam mücadelesi veren kızının yaşadığı hak ihlaline artık dayanamayan Ayşe Sezer, tedavi için yetkililere çağrıda bulundu. Sezer, “Sayın Cumhurbaşkanı, Emine Erdoğan, Adalet Bakanı, sayın hakimler, avukatlar, savcılar sizlere sesleniyorum. Hepinizin evladı vardır. Kızım hasta, tedavi edilsin. Sırtındaki tümörden dolayı son görüşte sarılamadık birbirimize. Acı çekiyor” dedi.
Cemaat soruşturmaları kapsamında 27 Şubat 2018’de tutuklanan sınıf öğretmeni Sevgi Sezer, kısa bir süre sonra sırtında oluşan ağrı ve şişkinlik şikayetiyle önce Giresun Prof. Dr. A. İlhan Özdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildi. Amerliyat edilmesi riskli bulununca Samsun 19 Mayıs Tıp Fakültesi Hastanesine gönderildi. Defalarca kez Samsun-Giresun arasındaki yaklaşık 3 saatlik yolu cezaevi aracının içinde defalarca gidip geldi.
9 ay sonra Vemöz Malformasyon adı verilen bir hastalık olduğu teşhis edildi. Sevgi Sezer, sırtındaki damarın içinde oluşan ve gittikçe büyüyen tümör nedeniyle ağrı çekiyor. Son aylarda 9×5 cm olan tümör nedeniyle yürümekte zorlanıyor, annesine, kardeşine sarılmakta bile güçlük çekiyor.
Kızını en son geçen haftaki açık görüşte gördüğünü ve çok kötü olduğunu söyleyen Ayşe Sezer (45), “Kızım okuyordu, derslerinde başarılıydı. Dört dörtlüktü ama ne ile suçlanıyor. O sadece bir sınıf öğretmeniydi. Yazın eve gelirdi, sevinirdim. Yavrum bir gün daha kal derdim. “Anne senin iki kızın var ama benim 24 tane evladım var” derdi. Her pazartesi günü Türk bayrağının altında onlara andını içirirdi. Çok çaresizim. Siz de annesiniz Emine Erdoğan hanım. Ne olur yardım edin. Kızım tedavi edilsin. Başka bir isteğim yok.” dedi.
Sevgi Sezer’in avukatı, 11 Aralık 2019’da müvekkilinin yaşam hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine başvuru yaptı. Örgüt üyesi olduğu iddiasıyla 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan Sezer dosyası ise Yargıtay’da bulunuyor.
BEN YAVRUMU İSTİYORUM
Ayşe Sezer (Sevgi Sezer’in annesi):
Yavrumun sert koltuklarda gidip gelmesi zor oluyor. Yani çaresizim. Ne diyebilirim ki… Sayın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a ve Emine Erdoğan’a sesleniyorum. O da bir anne. Ben yavrumu istiyorum. Yarından sonra yeni bir yıla giriyoruz. 2018, 2019 beni çok ağlattı üzdü. İnşallah bana 2020’de hediye olarak gönderirler kızımı.
BİZ BUNLARI HAK ETMİYORUZ
Ben köy okulunda okuttum onu. Sınıf öğretmeniydi yavrum. İlk kalemini de ben almıştım. “Anne ben bu kalemi elime alınca Ayşe, Fatma diye isimlerini söyleyince öğrencilerim ben buradayım diyecek mi” derdi. “Telefonda konuşurken anne ben bir daha bu beyaz önlüğü giyebilecek miyim” dedi. Giyeceksin tabi ki, hem de en akını EN pakını giyeceksin dedim. Biz bunları hak etmiyoruz.
Bir de silahlı terör örgütü diye söylüyorlar çocuğuma. Köyde düğünlere giderken bile silahlardan korkardı. Ama bugün ne yaşıyoruz maalesef, silahlı terör örgütüyle yargılanıyor. Benim yavrum 22 aydan beri suçsuz yere yatıyor orada. Kime naz ediyor orada. Onun psikolojisi, bizim psikolojimiz bozuldu hep.
Diyecek o kadar kadar çok söz var ki, hep şuramda kalıyor. Adalet Bakanına sesleniyorum. Hepiniz annesiniz, babasınız, ne olur yavrumu tez vakitte sağlığına kavuşturun. Elinizi vicdanınıza koyun. Sesime kulak verin. Sağ salim çıkmasını istiyorum. Sayın hakimler, savcılar, avukatlar sizlere sesleniyorum!
ABLAMI İLK DEFA BÖYLE GÖRDÜM
Özge Sezer (Sevgi Sezer’in kız kardeşi):
Ablam cezaevine girdiğinde sırtında misket büyüklüğünde bir kitle oluştu. Birçok kez Giresun’da doktora gitti. Sırtında şiddetli ağrılar ve şişkinlik şikayetiyle. Normal bir insanın doktora bir ya da iki kez gittiğinde öğrenilebilecek rahatsızlığını ablam 9. ayında öğrendi. O da henüz kesinleşmemişti. Adına tümör denilen bu rahatsızlık hepimizi çok tedirgin etti.
Giresun’daki hastane ameliyat olması riskli dedi. Tümör, damarın içinde olduğu için riskliymiş. 9×5 cm büyüklüğündeki tümör, sırtında damarın içinde yer alıyor. Hareketlerini zorluyor. Giresun’daki doktorlar olabilecek kanamaya karşı Samsun’a sevk etti. Ayda bir defa gidip geliyor.
Ablam hasta bir şekilde Samsun’a o sert koltukları olan araçla hiç tanımadığı insanlarla birlikte gitti. Samsun’a ilk gittiğinde de bir sonuç alamayan ablam hep ertelendi, çünkü tutuklu olması engeldi.
Bugüne kadar yapılan tedavilerin hiçbiri işe yaramadı. Doktor ilaçlar işe yaramadığı için yeni bir ilaç kullanmaya başladı. İlaç alkol içerikli olduğu için sırtını yakıyor. Ağır bir ilaç.
SARILIRKEN BİLE ACI ÇEKİYORDU
Koğuşta kıyafetlerini arkadaşları yıkıyordu. Perşembe günü gittiğimiz en sonra görüşte ablamın durumu ciddiydi. Sarılamadık bile. O kadar ağır yürüyordu ki…
Çarşamba günü hastaneye gitmiş. Doktor diğer ilaçlar işe yaramadığı için yeni bir ilaç uygulamıştı. O gün kapı açıldı, geliyorlar ya görüşe, baktım ablam bir türlü gelemedi. Sarılırken bile acı çekiyordu. Ablam güçlü bir insandır. İlk defa onu böyle gördüm.
Son aylara doğru ablamın sırtındaki tümörün kesinleştiği ve 9.5 x 5 cm büyüklüğünde olduğu anlaşıldı ve hala tedaviye başlanmadı. Biz de babamla birlikte sürekli dilekçeler yazdık. Elimizden gelenleri yaptık, maddi durumumuz iyi olmadığı için bir avukat tutamadık.
MAHKEMEYE BÜTÜN BELGELERİ SUNDUK
7 yıl 6 ay ceza verdiler ablama. Karara itiraz ettik İstinaf’a yolladık. İstinaf Mahkeme günü verdi hepimiz o günü bekledik. Ablamın çıkıp bir an önce sağlığına kavuşmasını. Mahkeme oldu, biz öncesinde MR sonucu olsun, ultrason sonucu olsun İstinaf’a dilekçeyle birlikte vermiştik ve çıkacağından çok emindik. Çünkü ablam suçsuz ve hastaydı ve tümörü çok büyümüştü. Doktorlar büyüme sebebi olarak stres, sıkıntı demişlerdi.
Tabi ki kolay değildi ne ablam ne de bizim için ve mahkeme bu hastalığına rağmen cezasını onayladı. Tutukluluğunun devamına karar verildi, hasta olmasına ve suçsuz olmasına rağmen. Bu karar hepimizi derinden üzdü. Vakit kaybetmeden hemen Yargıtaya başvurduk. Şimdi hepimiz Yargıtay’dan gelecek kararı bekliyoruz.
VATANINA MİLLETİNE TERS DÜŞECEK BİR ŞEY YAPMADI
Sevgi Sezer cezaevine girmeden önce.
Benim ablam sınıf öğretmeniydi. Hiçbir zaman vatanına, milletine ters düşecek bir şey yapmadı. Okula gittiğinde sabahları Türk bayrağımızın altında İstiklal Marşını okuyan benim ablamdı ve gelin görün ki bugün neyle suçlanıyor… Annem diyabet hastası ablama üzülmekten kendini toparlayamıyor. Babam kalp hastası, her şeyi içine atıyor ve biz her gün bir şey olacak diye korkuyla uyanıyoruz.
ÇARESİZLİĞİN NE DEMEK OLDUĞUNU BU YAŞIMDA ÖĞRENDİM
Ben henüz 21 yaşındayım ve çaresizliğin ne demek olduğunu bu yaşımda öğrendim… İsteğim şu ki bir an önce sesimizin duyulup ablamın tahliye edilip tedavisinin daha iyi şartlarda olması. Orada değil burada, ailesinin yanında. Cezaevinde olduğu sürece önceden de olduğu gibi tedavisinin ertelenme aksatılması mümkün olabiliyor. Bu da ablamda daha çok stres ve sıkıntı oluşturuyor, tümörünün büyümesine neden oluyor.
Ayrıca cezaevine gittiğinde enfeksiyon ve yeterli beslenememe sebebiyle daha da kötü duruma gelebilir ve zaten ablam orada kendi ihtiyaçlarını göremez durumda. Kıyafetlerini yıkayamayacak halde. Lütfen sesimizi duyun, ablam henüz 28 yaşında…
[Sevinç Özarslan] 31.12.2019 [BoldMedya]
BOLD ÖZEL – Hasta tutuklu Sevgi Sezer’in (28) annesi Ayşe Sezer, 22 aydır Giresun cezaevinde kalan kızının son halini görünce perişan olmuş, kendini tutamamış ve Samsun’a evine dönene kadar arabada ağlamıştı. Sosyal medyaya düşen bu videosu herkesin içini dağlamıştı. Cam kenarına oturup hırçın dalgalara seslenen Ayşe Sezer, “Deniz deniz… yavrumu bana getir” diyordu.
Hasta haliyle, 16 kişilik koğuşta yaşam mücadelesi veren kızının yaşadığı hak ihlaline artık dayanamayan Ayşe Sezer, tedavi için yetkililere çağrıda bulundu. Sezer, “Sayın Cumhurbaşkanı, Emine Erdoğan, Adalet Bakanı, sayın hakimler, avukatlar, savcılar sizlere sesleniyorum. Hepinizin evladı vardır. Kızım hasta, tedavi edilsin. Sırtındaki tümörden dolayı son görüşte sarılamadık birbirimize. Acı çekiyor” dedi.
TÜMÖR DAMARIN İÇİNDEBOLD ÖZEL | Hasta tutuklu Sevgi Sezer'in annesi Ayşe Sezer, sırtında tümör teşhis edilen kızının tedavisi için yetkililere çağrıda bulundu:— BOLD (@BOLDmedya) December 31, 2019
👉Kızım sağlığına kavuşsun, başka bir şey istemiyorum.https://t.co/x2BWzKc9Wp pic.twitter.com/qyAnzu7O2s
Cemaat soruşturmaları kapsamında 27 Şubat 2018’de tutuklanan sınıf öğretmeni Sevgi Sezer, kısa bir süre sonra sırtında oluşan ağrı ve şişkinlik şikayetiyle önce Giresun Prof. Dr. A. İlhan Özdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildi. Amerliyat edilmesi riskli bulununca Samsun 19 Mayıs Tıp Fakültesi Hastanesine gönderildi. Defalarca kez Samsun-Giresun arasındaki yaklaşık 3 saatlik yolu cezaevi aracının içinde defalarca gidip geldi.
9 ay sonra Vemöz Malformasyon adı verilen bir hastalık olduğu teşhis edildi. Sevgi Sezer, sırtındaki damarın içinde oluşan ve gittikçe büyüyen tümör nedeniyle ağrı çekiyor. Son aylarda 9×5 cm olan tümör nedeniyle yürümekte zorlanıyor, annesine, kardeşine sarılmakta bile güçlük çekiyor.
Kızını en son geçen haftaki açık görüşte gördüğünü ve çok kötü olduğunu söyleyen Ayşe Sezer (45), “Kızım okuyordu, derslerinde başarılıydı. Dört dörtlüktü ama ne ile suçlanıyor. O sadece bir sınıf öğretmeniydi. Yazın eve gelirdi, sevinirdim. Yavrum bir gün daha kal derdim. “Anne senin iki kızın var ama benim 24 tane evladım var” derdi. Her pazartesi günü Türk bayrağının altında onlara andını içirirdi. Çok çaresizim. Siz de annesiniz Emine Erdoğan hanım. Ne olur yardım edin. Kızım tedavi edilsin. Başka bir isteğim yok.” dedi.
Sevgi Sezer’in avukatı, 11 Aralık 2019’da müvekkilinin yaşam hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine başvuru yaptı. Örgüt üyesi olduğu iddiasıyla 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan Sezer dosyası ise Yargıtay’da bulunuyor.
BEN YAVRUMU İSTİYORUM
Ayşe Sezer (Sevgi Sezer’in annesi):
Yavrumun sert koltuklarda gidip gelmesi zor oluyor. Yani çaresizim. Ne diyebilirim ki… Sayın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a ve Emine Erdoğan’a sesleniyorum. O da bir anne. Ben yavrumu istiyorum. Yarından sonra yeni bir yıla giriyoruz. 2018, 2019 beni çok ağlattı üzdü. İnşallah bana 2020’de hediye olarak gönderirler kızımı.
BİZ BUNLARI HAK ETMİYORUZ
Ben köy okulunda okuttum onu. Sınıf öğretmeniydi yavrum. İlk kalemini de ben almıştım. “Anne ben bu kalemi elime alınca Ayşe, Fatma diye isimlerini söyleyince öğrencilerim ben buradayım diyecek mi” derdi. “Telefonda konuşurken anne ben bir daha bu beyaz önlüğü giyebilecek miyim” dedi. Giyeceksin tabi ki, hem de en akını EN pakını giyeceksin dedim. Biz bunları hak etmiyoruz.
Bir de silahlı terör örgütü diye söylüyorlar çocuğuma. Köyde düğünlere giderken bile silahlardan korkardı. Ama bugün ne yaşıyoruz maalesef, silahlı terör örgütüyle yargılanıyor. Benim yavrum 22 aydan beri suçsuz yere yatıyor orada. Kime naz ediyor orada. Onun psikolojisi, bizim psikolojimiz bozuldu hep.
Diyecek o kadar kadar çok söz var ki, hep şuramda kalıyor. Adalet Bakanına sesleniyorum. Hepiniz annesiniz, babasınız, ne olur yavrumu tez vakitte sağlığına kavuşturun. Elinizi vicdanınıza koyun. Sesime kulak verin. Sağ salim çıkmasını istiyorum. Sayın hakimler, savcılar, avukatlar sizlere sesleniyorum!
ABLAMI İLK DEFA BÖYLE GÖRDÜM
Özge Sezer (Sevgi Sezer’in kız kardeşi):
Ablam cezaevine girdiğinde sırtında misket büyüklüğünde bir kitle oluştu. Birçok kez Giresun’da doktora gitti. Sırtında şiddetli ağrılar ve şişkinlik şikayetiyle. Normal bir insanın doktora bir ya da iki kez gittiğinde öğrenilebilecek rahatsızlığını ablam 9. ayında öğrendi. O da henüz kesinleşmemişti. Adına tümör denilen bu rahatsızlık hepimizi çok tedirgin etti.
Giresun’daki hastane ameliyat olması riskli dedi. Tümör, damarın içinde olduğu için riskliymiş. 9×5 cm büyüklüğündeki tümör, sırtında damarın içinde yer alıyor. Hareketlerini zorluyor. Giresun’daki doktorlar olabilecek kanamaya karşı Samsun’a sevk etti. Ayda bir defa gidip geliyor.
Ablam hasta bir şekilde Samsun’a o sert koltukları olan araçla hiç tanımadığı insanlarla birlikte gitti. Samsun’a ilk gittiğinde de bir sonuç alamayan ablam hep ertelendi, çünkü tutuklu olması engeldi.
Bugüne kadar yapılan tedavilerin hiçbiri işe yaramadı. Doktor ilaçlar işe yaramadığı için yeni bir ilaç kullanmaya başladı. İlaç alkol içerikli olduğu için sırtını yakıyor. Ağır bir ilaç.
SARILIRKEN BİLE ACI ÇEKİYORDU
Koğuşta kıyafetlerini arkadaşları yıkıyordu. Perşembe günü gittiğimiz en sonra görüşte ablamın durumu ciddiydi. Sarılamadık bile. O kadar ağır yürüyordu ki…
Çarşamba günü hastaneye gitmiş. Doktor diğer ilaçlar işe yaramadığı için yeni bir ilaç uygulamıştı. O gün kapı açıldı, geliyorlar ya görüşe, baktım ablam bir türlü gelemedi. Sarılırken bile acı çekiyordu. Ablam güçlü bir insandır. İlk defa onu böyle gördüm.
Son aylara doğru ablamın sırtındaki tümörün kesinleştiği ve 9.5 x 5 cm büyüklüğünde olduğu anlaşıldı ve hala tedaviye başlanmadı. Biz de babamla birlikte sürekli dilekçeler yazdık. Elimizden gelenleri yaptık, maddi durumumuz iyi olmadığı için bir avukat tutamadık.
MAHKEMEYE BÜTÜN BELGELERİ SUNDUK
7 yıl 6 ay ceza verdiler ablama. Karara itiraz ettik İstinaf’a yolladık. İstinaf Mahkeme günü verdi hepimiz o günü bekledik. Ablamın çıkıp bir an önce sağlığına kavuşmasını. Mahkeme oldu, biz öncesinde MR sonucu olsun, ultrason sonucu olsun İstinaf’a dilekçeyle birlikte vermiştik ve çıkacağından çok emindik. Çünkü ablam suçsuz ve hastaydı ve tümörü çok büyümüştü. Doktorlar büyüme sebebi olarak stres, sıkıntı demişlerdi.
Tabi ki kolay değildi ne ablam ne de bizim için ve mahkeme bu hastalığına rağmen cezasını onayladı. Tutukluluğunun devamına karar verildi, hasta olmasına ve suçsuz olmasına rağmen. Bu karar hepimizi derinden üzdü. Vakit kaybetmeden hemen Yargıtaya başvurduk. Şimdi hepimiz Yargıtay’dan gelecek kararı bekliyoruz.
VATANINA MİLLETİNE TERS DÜŞECEK BİR ŞEY YAPMADI
Sevgi Sezer cezaevine girmeden önce.
Benim ablam sınıf öğretmeniydi. Hiçbir zaman vatanına, milletine ters düşecek bir şey yapmadı. Okula gittiğinde sabahları Türk bayrağımızın altında İstiklal Marşını okuyan benim ablamdı ve gelin görün ki bugün neyle suçlanıyor… Annem diyabet hastası ablama üzülmekten kendini toparlayamıyor. Babam kalp hastası, her şeyi içine atıyor ve biz her gün bir şey olacak diye korkuyla uyanıyoruz.
ÇARESİZLİĞİN NE DEMEK OLDUĞUNU BU YAŞIMDA ÖĞRENDİM
Ben henüz 21 yaşındayım ve çaresizliğin ne demek olduğunu bu yaşımda öğrendim… İsteğim şu ki bir an önce sesimizin duyulup ablamın tahliye edilip tedavisinin daha iyi şartlarda olması. Orada değil burada, ailesinin yanında. Cezaevinde olduğu sürece önceden de olduğu gibi tedavisinin ertelenme aksatılması mümkün olabiliyor. Bu da ablamda daha çok stres ve sıkıntı oluşturuyor, tümörünün büyümesine neden oluyor.
Ayrıca cezaevine gittiğinde enfeksiyon ve yeterli beslenememe sebebiyle daha da kötü duruma gelebilir ve zaten ablam orada kendi ihtiyaçlarını göremez durumda. Kıyafetlerini yıkayamayacak halde. Lütfen sesimizi duyun, ablam henüz 28 yaşında…
[Sevinç Özarslan] 31.12.2019 [BoldMedya]
“Türkiye, Suriyeli silahlı grupları Libya’ya göndermeye hazırlanıyor”
Türkiye’nin Libya’da Trablus hükumetine destek için Barış Pınarı ve Zeytin Dalı operasyonlarında yer alan Suriyeli silahlı güçleri bu ülkeye kaydırmayı düşündüğü belirtildi.
BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ülkenin doğusunda Tobruk merkezli General Hafter’a bağlı güçlere karşı zor duruma düşen Trablus merkezli Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne destek olmak için Libya’ya asker gönderileceğini söylemişti. Geçen hafta Libya’dan gelen asker talebi sonrası AKP hükumeti Libya’ya asker gönderilmesi ile ilgili tezkereyi dün meclise göndermişti.
DEĞERLENDİRMELER SÜRÜYOR
Reuters’a konuşan ve adlarını vermeyen iki üst düzey Türk hükumeti yetkilisi ve iki güvenlik yetkilisi, Türkiye’nin henüz Libya’ya Suriyeli muhalif savaşçı göndermediğini ancak bu konuda “değerlendirmelerin ve toplantıların yapıldığını” ifade etti.
Yetkililer, “Bu yönde bir adım atılması konusunda bir eğilim var” ifadesini kullandı, ancak henüz kaç savaşçının gönderilebileceği konusunda bir karara varılmadığını söyledi.
Türk güvenlik yetkililerinden biri, “Ordunun Türkiye sınırları dışındaki tecrübesi Libya’da çok yarar sağlayacak. Ancak Suriyeli savaşçıların deneyiminin de kullanılması olasılığı var. Meclis’in yetki veren tezkereyi kabul etmesi halinde, bu yönde bir adım atılabilir” dedi.
1600 SURİYELİ AFRİN’DE EĞİTİLİYOR
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Milli Suriye Ordusu çatısı altındaki farklı birliklere bağlı 1600 kadar paralı askerin Libya’ya gönderilmek üzere Türkiye’ye ait eğitim kamplarında hazırlandığını iddia etti.
SOHR, Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu’na (SMO) bağlı Süleyman Şah, Sultan Murat ve Mutasım Tümenleri’nden 1600 askerin Libya’da Halife Hafter güçlerine karşı savaşmak üzere Afrin’deki Türk eğitim kamplarında beklediklerini savundu.
İngiltere merkezli gözlemevi, daha önce 300 kadar militanın da Trablus’a ulaştığını iddia etmişti.
TÜRK GÜVENLİK ŞİRKETLERİ KORUNACAK
Ankara’ya yakın Suriye Milli Ordusu’ndan bir kaynak, Türkiye ile Libya’ya gönderilecek savaşçılar üzerinde anlaşıldığını söyledi. Aynı kaynağa göre, Libya’ya gönderilecek Suriyeli savaşçılar Türk güvenlik şirketlerini maaş karşılığında koruyacak.
ARAP BİRLİĞİ, LİBYA İÇİN TOPLANIYOR
Bu arada Arap Birliği, Libya’da yaşanan gelişmeleri görüşmek üzere daimi temsilciler seviyesinde olağanüstü toplanma kararı aldı.
Mısır resmi ajansı MENA’nın haberine göre, Arap Birliğinin toplantı kararı, Mısır’ın talebinin ardından gerçekleşti. Haberde, toplantının oturum başkanlığını Irak temsilcisinin yapacağı ve Libya’daki son durumun görüşüleceği belirtildi.
Kahire yönetimi “Libya’daki gelişmelerin bölge güvenliğini tehlikeye sokacak derecede değişme ihtimalinden dolayı, ortak bir tutum belirlemek amacıyla” Arap Birliğini olağanüstü toplantıya çağırmıştı.
Mısır, Libya iç savaşında Fransa, Rusya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Ürdün ile birlikte ülkenin doğusundaki Tobruk merkezli General Halife Hafter’e bağlı Libya Ulusal Ordusu’nu destekliyor.
RUSYA: UÇUŞA YASAK BÖLGEYE KARŞIYIZ
Öte yandan Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov pazartesi günü Moskova’da yaptığı açıklamada, Libya’da uçuşa yasak bölge oluşturulmasına karşı olduklarını, bu fikrin kendisine çok kötü bir deneyimi hatırlattığını söyledi.
Lavrov “Libya krizine müdahil tüm uluslararası aktörler aynı hatayı tekrarlamak yerine birlikte hareket ederlerse daha iyi olur” diye konuştu. Lavrov bu şekilde düşmanlıkların sona ereceğini ve süresiz ateşkes ilan edilebileceğini belirtti.
İtalya Başbakanı Giuseppe Conte hafta sonunda uçuşa yasak bölge oluşturulmasının iç savaşın yaşandığı Libya’daki krizin çözümü için bir seçenek olabileceğini söylemişti.
[BoldMedya] 31.12.2019
BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ülkenin doğusunda Tobruk merkezli General Hafter’a bağlı güçlere karşı zor duruma düşen Trablus merkezli Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne destek olmak için Libya’ya asker gönderileceğini söylemişti. Geçen hafta Libya’dan gelen asker talebi sonrası AKP hükumeti Libya’ya asker gönderilmesi ile ilgili tezkereyi dün meclise göndermişti.
DEĞERLENDİRMELER SÜRÜYOR
Reuters’a konuşan ve adlarını vermeyen iki üst düzey Türk hükumeti yetkilisi ve iki güvenlik yetkilisi, Türkiye’nin henüz Libya’ya Suriyeli muhalif savaşçı göndermediğini ancak bu konuda “değerlendirmelerin ve toplantıların yapıldığını” ifade etti.
Yetkililer, “Bu yönde bir adım atılması konusunda bir eğilim var” ifadesini kullandı, ancak henüz kaç savaşçının gönderilebileceği konusunda bir karara varılmadığını söyledi.
Türk güvenlik yetkililerinden biri, “Ordunun Türkiye sınırları dışındaki tecrübesi Libya’da çok yarar sağlayacak. Ancak Suriyeli savaşçıların deneyiminin de kullanılması olasılığı var. Meclis’in yetki veren tezkereyi kabul etmesi halinde, bu yönde bir adım atılabilir” dedi.
1600 SURİYELİ AFRİN’DE EĞİTİLİYOR
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Milli Suriye Ordusu çatısı altındaki farklı birliklere bağlı 1600 kadar paralı askerin Libya’ya gönderilmek üzere Türkiye’ye ait eğitim kamplarında hazırlandığını iddia etti.
SOHR, Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu’na (SMO) bağlı Süleyman Şah, Sultan Murat ve Mutasım Tümenleri’nden 1600 askerin Libya’da Halife Hafter güçlerine karşı savaşmak üzere Afrin’deki Türk eğitim kamplarında beklediklerini savundu.
İngiltere merkezli gözlemevi, daha önce 300 kadar militanın da Trablus’a ulaştığını iddia etmişti.
TÜRK GÜVENLİK ŞİRKETLERİ KORUNACAK
Ankara’ya yakın Suriye Milli Ordusu’ndan bir kaynak, Türkiye ile Libya’ya gönderilecek savaşçılar üzerinde anlaşıldığını söyledi. Aynı kaynağa göre, Libya’ya gönderilecek Suriyeli savaşçılar Türk güvenlik şirketlerini maaş karşılığında koruyacak.
ARAP BİRLİĞİ, LİBYA İÇİN TOPLANIYOR
Bu arada Arap Birliği, Libya’da yaşanan gelişmeleri görüşmek üzere daimi temsilciler seviyesinde olağanüstü toplanma kararı aldı.
Mısır resmi ajansı MENA’nın haberine göre, Arap Birliğinin toplantı kararı, Mısır’ın talebinin ardından gerçekleşti. Haberde, toplantının oturum başkanlığını Irak temsilcisinin yapacağı ve Libya’daki son durumun görüşüleceği belirtildi.
Kahire yönetimi “Libya’daki gelişmelerin bölge güvenliğini tehlikeye sokacak derecede değişme ihtimalinden dolayı, ortak bir tutum belirlemek amacıyla” Arap Birliğini olağanüstü toplantıya çağırmıştı.
Mısır, Libya iç savaşında Fransa, Rusya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Ürdün ile birlikte ülkenin doğusundaki Tobruk merkezli General Halife Hafter’e bağlı Libya Ulusal Ordusu’nu destekliyor.
RUSYA: UÇUŞA YASAK BÖLGEYE KARŞIYIZ
Öte yandan Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov pazartesi günü Moskova’da yaptığı açıklamada, Libya’da uçuşa yasak bölge oluşturulmasına karşı olduklarını, bu fikrin kendisine çok kötü bir deneyimi hatırlattığını söyledi.
Lavrov “Libya krizine müdahil tüm uluslararası aktörler aynı hatayı tekrarlamak yerine birlikte hareket ederlerse daha iyi olur” diye konuştu. Lavrov bu şekilde düşmanlıkların sona ereceğini ve süresiz ateşkes ilan edilebileceğini belirtti.
İtalya Başbakanı Giuseppe Conte hafta sonunda uçuşa yasak bölge oluşturulmasının iç savaşın yaşandığı Libya’daki krizin çözümü için bir seçenek olabileceğini söylemişti.
[BoldMedya] 31.12.2019
Gazetecilik suç değildir: 161 medya çalışanı 2020’ye cezaevinde giriyor!
Cezaevindeki Gazeteciler’in sesini duyurmak için kurulan Jailed Journos platformu, Türkiye’de yeni yıla cezaevinde girecek gazeteci sayısını 161 olarak ilan etti.
BOLD – Platformun açıkladığı rapora göre yılbaşını hapiste karşılayacak 161 medya çalışanının, 89’u muhabir, editör ve yazar. 9’u ise kadın gazeteci.
GAZETE PATRONLARI LİSTEDE
Listede 2 yerel gazete patronu; Kütahya merkezli Akis gazetesi ve Karşı Gazete internet sitesi sahibi Alaaddin Akkaşoğlu ve Ankara merkezli yayın yapan Belde gazetesi sahibi, eski Zaman gazetesi imtiyaz sahibi Alaaddin Kaya yer alıyor.
TRT VE AA’DAN KAÇ KİŞİ TUTUKLU BİLİNMİYOR
Listenin geri kalanında medya kurumlarının temsilcileri, montaj, grafik, kurgu, teknisyen, yapım yayın görevlileri gibi daha çok göz önünde olmayan isimler var. Özellikle devlet kurumları Anadolu Ajansı ve TRT’de kaç kişi tutuklandı tam olarak bilinmiyor.
9 KADIN GAZETECİ DE CEZAEVİNDE
Hazırlanan listede 9 kadın medya çalışanı yer alıyor. Bunlar; Zaman gazetesi muhabirleri Ayşenur Parıldak, Hanım Büşra Erdal, Selma Tatlı, Atılım Gazete’si Yazıişleri Müdürü Hatice Duman, Jinha editörü Özlem Seyhan, Melike Aydın, Mezopotamya Ajansı muhabiri Ruken Demir, Sadiye Eser, Burç FM programcısı psikolog Yasemin Yalçın Aktosun.
BİR HAKİM BIRAKIYOR DİĞERİ TUTUKLUYOR
Jailed Journos’un listesinde yer alan isimlerden bazılarında, 2 veya 3 tutuklanma tarihi yer alıyor. Bunun nedeni, bir hakimin serbest bıraktığı gazeteciyi, aynı koşullar ve suçlamalar altında başka bir hakimin tutuklaması. Gazeteci yazar Ahmet Altan, 22 Eylül 2016’da serbest bırakıldı. 1 gün sonra tekrar tutuklandı. 4 Kasım 2019’da tekrar ceza verilerek tahliye edildi. Aradan 8 gün geçtikten sonra tekrar tutuklanarak cezaevine gönderildi. Benzer bir olay 2017 yılında da yaşandı. 21 gazeteci tahliye edildikten sonra hapishane kapısından çıkmalarına izin verilmeden tekrar tutuklandı.
DAVALAR SONLANDIRILMIYOR
Oğalanüstü Hal döneminden beri Türkiye’de sayısı 300’den fazla gazeteci, yargılandığı, kısa süreliğine de olsa gözaltına alındı ve bir çoğunun mahkeme süreçleri devam ediyor. Gazeteciler 2019’da 733 kez hakim karşısına çıktı. 2 veya 3 yıl süren mahkeme süreçleri boyunca gazetecilere uygulanan yurt dışı yasağı ve haftada bir polis merkezine giderek imza atma zorunluluğu nedenleriyle gazeteciler baskı altına alınıyor. Özgürlükleri kısıtlanıyor.
TUTUKLU GAZETECİLER LİSTESİ
Name Surname (Ad Soyad) Company (Çalıştığı kurum) Job position (Görevi) Arrested on (Tutuklandığı gün) Prison (Cezaevi)
Abdulkadir Akyel Cihan Medya Dağıtım Edirne Temsilcisi
Abdulkadir Civan Todays Zaman Akademisyen/Yazar 02/09/2016 İzmir Cezaevi
Abdulkadir Turay DİHA Muhabir 09/05/2016 Mardin Cezaevi
Abdulkerim Bedir Aksiyon Dergisi Editör
Abdullah Kılıç Habertük TV Haber Koordinatörü 29/07/2016 Silivri Cezaevi
Abdullah Özyurt Zaman Muhabir 15/09/2017 – Ekim 2019 Adana Kürkçüler Cezaevi
Abdurrahim Ersöz Cihan Muhabir 28/07/2016 Antalya L Tipi Cezaevi
Ahmet Altan Taraf Yayın Yönetmeni 23/09/2016 – 13/11/2019 Silivri Cezaevi
Ahmet Kuzuoğlu Cihan Medya Dağıtım Bilecik Temsilcisi
Ahmet Memiş Haberdar.com Muhabir 02/09/2016 Silivri Cezaevi
Ahmet Metin Sekizkardeş Cihan Medya Yönetici 05/08/2016 Silivri Cezaevi
Ahmet Torun TRT Haber Editör Şubat 2018 Sincan Cezaevi
Ahmet Uzan Sabah Egeli Gazetesi Haber Müdürü 24/11/2016 İzmir Aliağa Cezaevi
Alaattin Kaya Belde Gazetesi Sahibi 02/09/2016 Sincan Cezaevi
Alattin Akkaşoğlu Akis Gazetesi Sahibi 05/08/2016 Kütahya Cezaevi
Ali Ahmet Böken TRT Haber Yayın Yönetmeni 7/10/2016 Akşehir Cezaevi
Ali Akkuş Zaman Haber Müdürü 29/07/2016 Silivri Cezaevi
Ali Aşikar Azadiya Welat 26/08/2016 Van M Tipi Cezaevi
Ali Demirer Bugün TV Haber Müdürü 11/08/2017 Hatay Cezaevi
Ali Kuş Sabah Gazetesi Muhabir Silivri Cezaevi
Ali Özparun TRT Adana Muhabiri Silivri Cezaevi
Ali Ünal Zaman Yazar 16/08/2016 İzmir 2 No’lu F Tipi Cezaevi
Aykut Yıldır TRT Bürüksel Muhabiri 12/10/2016 Silivri Cezaevi
Ayşenur Parıldak Zaman Muhabir 11/08/2016 Sincan L Tipi Kadın Cezaevi
Aytekin Gezici Freelance (Serbest) Muhabir – Yazar 26/07/2016 Hatay Cezaevi
Aziz Oruç DİHA Muhabir 18/12/2019 Patnos Cezaevi
Bahri Öntemel TRT Yayın Yapım Görevlisi İskenderun Cezaevi
Bayram Kaya Zaman Muhabir 29/07/2016 Silivri Cezaevi
Beytullah Özdemir Zaman Düzce Muhabiri 27/10/2016 Düzce Cezaevi
Burçin Selçuk Dokgöz Zaman/Cihan Muhabir 01/08/2016
Cemal Azmi Kalyoncu Aksiyon Dergisi Muhabir 29/07/2016 Silivri Cezaevi
Cengiz Bülbül Zaman Muhabir 01/08/2016 Sivas Cezaevi
Çetin Çiftçi Bugün Gazetesi Muhabir
Cuma Ulus Can Erzincan TV Yayın Koordinatörü 30/07/2016 Silivri Cezaevi
Durmuş Günsur Haber11 Editör 29/09/2016 Düzce Cezaevi
Emre Soncan Zaman Muhabir 30/07/2016 Silivri Cezaevi
Emrullah Sarı Cihan Medya Dağıtım Bolu Temsilcisi 16/04/2017
Enis Öznük Zaman Bursa Temsilcisi 12/01/2017 Bursa Nilüfer Cezaevi
Ercan Baysal Star Ekonomi Muhabiri 28/07/2017 Denizli Cezaevi
Ercan Gün Fox TV Haber Müdürü 25/08/2016 Silivri Cezaevi
Erdal Erçıktı Cihan Medya Dağıtım Ege Temsilcisi
Erdal Şen Habertürk Gazete Ankara Temsilcisi 09/08/2016 Silivri Cezaevi
Erdal Süsem Eylül dergisi Editör 01/02/2010 Edirne Cezaevi
Erkan Acar Bugün Gazetesi Haber Müdürü 30/07/2016 Silivri Cezaevi
Erol Zavar Odak Dergisi Yazıişleri Müdürü 20/01/2007 Tekirdağ F Tipi Cezaevi
Ersin Demirci Zaman Bölge Müdürü Eylül 2016 Erzurum Cezaevi
Eyüp Keser TRT Muhabir 30/10/2016 Sincan Cezzaevi
Fahri Öztoprak Cihan/Zaman Samsun muhabiri 19/12/2016 Erzurum Cezaevi
Faruk Akkan Cihan Genel Yayın Yönemeni 28/07/2016 Silivri Cezaevi
Ferhat Çiftçi Azadiya Welat Gaziantep Temsilcisi 16/02/2011 Gaziantep Cezaevi
Fethi Altun Cihan Şanlıurfa Muhabiri 12/10/2016 Edirne Cezaevi
Fevzi Yazıcı Zaman Görsel Yönetmen 05/08/2016 Silivri Cezaevi
Fikret Altıalay Cihan Medya Dağıtım Sakarya Temsilcisi
Gökçe Fırat Çulhaoğlu Türksolu gazetesi Yazar 03/09/2016 Silivri Cezaevi
Gültekin Avcı Bugün Gazetesi Eski savcı/Yazar 18/09/2015 İzmir Cezaevi
Habip Güler Zaman Muhabir 30/07/2016 Silivri Cezaevi
Hacı Yusuf Topaloğlu DİHA Muhabir 05/12/2019 Adıyaman E Tipi Cezaevi
Hakan Taşdelen Fia Prodüksiyon Yönetici 05/08/2016 Silivri Cezaevi
Halil Bilecen Todays Zaman Akademisyen/Yazar Urfa Cezaevi
Hamit Calış Cihan Medya Dağıtım Afyon Temsilcisi
Hamit Dilbahar Azadiya Welat Yazar 13/02/2010 Erzurum Cezaevi
Hamza Günerigök TRT Haber Spiker 30/01/2017 Kocaeli Cezaevi
Hanım Büşra Erdal Zaman Muhabir 30/07/2016 Bakırköy Kadın Cezaevi
Harun Çümen Zaman Muhabir 07/03/2018 Balıkesir Cezaevi
Hasan Hüseyin Örs TRT Yayın Yapım Görevlisi Sincan Cezaevi
Hasan Taşar TRT Muhabir Sincan Cezaevi
Hatice Duman Atılım Gazetesi Yazıişleri Müdürü 01/04/2003 Bakırköy Kadın Cezaevi
Haydar Tatlı Cihan Medya Dağıtım Bayburt Temsilcisi
Hidayet Karaca STV Yönetim Kurulu Başkanı 19/12/2014 Silivri Cezaevi
Hüdaverdi Yıldırım Bugün TV Editör 10/08/2017 Silivri Cezaevi
Hüseyin Aydın Cihan Haber Ajansı Muhabir 30/07/2016 Silivri Cezaevi
İbrahim Halil Öztürkeri TRT Muhabir 26/02/2019 Sincan Cezaevi
İbrahim Varlık Cihan Başbakanlık Muhabiri 28/05/2019
İlhan Toprak Anadolu Ajansı Cumhurbaşkanlığı Muhabiri 16/03/2017 Sincan Cezaevi
İsmail Çoban Azadiya Welat Yazıişleri Müdürü 03/05/2018 Diyarbakır D Tip Cezaevi
İsmail Evren Nokta Dergisi Haber Müdürü 04/01/2019 Silivri Cezaevi
İsmail Ufakdemir TRT Muhabir
İzzettin Çiçek Zaman Muhabir Hatay Cezaevi
Kadir Güngör Cihan Medya Dağıtım Trabzon Temsilcisi
Kamuran Sunbat DİHA Çukurova Temsilcisi 11/09/2011 Gümüşhane E Tipi Cezaevi
Kazım Canlan Yeni Şafak Gazetesi Haber Müdürü Temmuz 2017 Sincan Cezaevi
Kenan Duman Cihan Medya Dağıtım İzmir Temsilcisi
Kenan Karavil Radyo Dünya Yayın Yönetmeni 11/12/2009 Adana Cezaevi
M. Şahin Fidan Cihan Medya Dağıtım İzmir Temsilcisi
Mahmut Gülecan Özgür Halk Dergisi Yayın Yönetmeni Van Cezaevi
Mehmet Akif Öztürk TRT Teknisyen 26/02/2019 Sincan Cezaevi
Mehmet Ariaslan Cihan Medya Dağıtım Amasya Temsilcisi 08/01/2018 Balıkesir L Tipi Cezaevi
Mehmet Baransu Taraf Muhabir 02/03/2015 Silivri Cezaevi
Mehmet Bilal Çolak TRT Dış Yayınlar Daire Başkan Yardımcısı 11/08/2016 Elazığ Cezaevi
Mehmet Güleş DİHA Muhabir 07/12/2016 Elazığ Cezaevi
Mehmet Özbek Cihan Medya Dağıtım Edirne Temsilcisi
Mehmet Şirin Çoban TRT Yayın Yapım Görevlisi
Melih Gasgar Cihan Muhabir 01/03/2019 Balıkesir Kepsut Cezaevi
Melike Aydın Jinnews Muhabir İzmir Şakran Cezaevi
Mikdat Aydemir Cihan Medya Dağıtım Trabzon Temsilcisi
Muhammed Kara TRT Yayın Yapım Görevlisi
Muhammet Ali Sarı TRT Giresun Muhabiri
Muhammet Sait Kuloğlu Subuohaber Yayın Editörü 24/07/2016 Silivri Cezaevi
Muhsin Gün Habertürk İnternet Sitesi Editör
Muhyettin Avcı Cihan Medya Dağıtım Samsun Temsilcisi
Mümtaz’er Türköne Zaman Yazar 05/08/2016 Silivri Cezaevi
Murat Çapan Nokta Dergisi Yazıişleri Müdürü 26/05/2017 Bandırma Cezaevi
Murat Dağdeviren Demokrat Gebze gazetesi Sahibi 31/07/2016 Kandıra T1 Tipi Kapalı Cezaevi
Murat Şimşek Cihan Medya Dağıtım Şanlıurfa Temsilcisi
Mustafa Bektaş Cihan Medya Dağıtım Kocaeli Temsilcisi
Mustafa Demir AA Muhabir Kahraman Maraş Cezaevi
Mustafa Egüven TRT Kurdi Yayın Yapım Görevlisi
Mustafa Gök Ekmek ve Adalet dergisi Ankara Temsilcisi 01/02/2004 Sincan Cezaevi
Mustafa Gökkılıç Habertürk TV Muhabir 19/07/2018 Silivri Cezaevi
Mustafa Pınar TRT Adana Muhabiri Batman Cezaevi
Mustafa Ünal Zaman Ankara Temsilcisi 30/07/2016 Silivri Cezaevi
Mustafa Ünal TRT Teknik Yönetmen
Mutlu Çölgeçen Sabah Haber Müdürü 03/09/2016 Silivri Cezaevi
Nadir Yücel Çorum Yıldızı Gazetesi Genel Yayın Yönemeni 04/12/2016
Necati Bulut Cihan Medya Dağıtım Marmara Temsilcisi
Necati Vefa İlhan TRT Prodüktör
Nedim Türfent DİHA Muhabir 13/05/2016 Van Cezaevi
Niyazi Özkan TRT Muhabir 26/02/2019 Sincan Cezaevi
Nuh Gönültaş Bugün Gazetesi Yazar 09/11/2017 Silivri Cezaevi
Nuri Yeşil Azadiya Welat Tunceli Temsilcisi 27/05/2010 Elbistan Cezaevi
Oğuz Usluer Habertük TV Yayın Koordinatörü 28/12/2016 Silivri Cezaevi
Ömer Faruk Yıldız TRT Yayın Yapım Görevlisi
Öner Erek Cihan Medya Dağıtım Çorum Temsilcisi
Orhan Doğru Cihan Medya Dağıtım İstanbul Temsilcisi
Orhan Tokmak TRT Muhabir 30/10/2016 Sincan Cezaevi
Osman Çalık Samanyoluhaber Radyo Yayın Yönetmeni Temmuz 2019 Silivri Cezaevi
Osman Taha Sirkeci TRT Teknisyen 26/02/2019 Sincan Cezaevi
Özcan Keser TRT İstihbarat Şefi 18/08/2016 Tarsus Cezaevi
Özden Kınık TRT TRT Radyo Haber Müdürü 26/02/2019 Sincan Cezaevi
Özlem Seyhan Jinha Editör Diyarbakır Cezaevi
Recai Özkaymak Cihan Medya Dağıtım Erzurum Temsilcisi
Ruken Demir Mezopotamya Ajansı Muhabir 16/11/2019 İzmir Aliağa Şakran Cezaevi
Sadık Topaloğlu Mezopotamya Ajansı Muhabir 03/12/2019 İstanbul Metris Cezaevi
Sadiye Eser Mezopotamya Ajansı Muhabir 03/12/2019 Bakırköy Kadın Cezaevi
Savaş Ak Cihan Medya Dağıtım Ordu Temsilcisi
Sebahattin Gürbüz Cihan Medya Dağıtım Yalova Temsilcisi
Sedat Laçiner Haberdar.com Akademisyen/Yazar 22/07/2016 Çanakkale Cezaevi
Selma Tatlı Zaman Muhabir Kasım 2018 Gebze Kadın Kapalı Cezaevi
Serkan Özkan TRT Kurgu Montaj operatörü
Serkan Sedat Güray Burç FM İngilizce Öğretmeni/P. Yapımcısı 07/03/2017 Silivri Cezaevi
Seyid Kılıç TRT Muhabir 30/07/2016 Silivri Cezaevi
Seyithan Akyüz Azadiya Welat Adana Temsilcisi 11/12/2009 İzmir Buca Kırıklar Cezaevi
Soner Karabulut Gazete Fersude Muhabir 07/11/2019 Silivri Cezaevi
Şükrü Tunçdemir Cihan Medya Dağıtım Antalya Temsilcisi
Tacettin Aksu Samanyolu Tv Haber Montaj Editörü 18/09/2019 Sincan Cezaevi
Talip Bayram Cihan Medya Dağıtım Ege Temsilcisi
Tuncay Akkoyun Cihan Editör Silivri Cezaevi
Turgut Usul TRT Editör/Spiker 04/01/2018 Sincan Cezaevi
Ufuk Şanlı Vatan Gazetesi Yazar 30/07/2016 Silivri Cezaevi
Ünal Tanık Rotahaber.com Yayın Yönetmeni 18/01/2017 Silivri Cezaevi
Ünsal Sabancı TRT Erdek Muhabiri
Vahit Yazgan Zaman Ege Bölge Temsilcisi 26/08/2016 İzmir Buca Kırklar Cezaevi
Yakup Çetin Zaman Muhabir 30/07/2016 Silivri Cezaevi
Yakup Şimşek Zaman Marka Pazarlama Müdürü 06/08/2016 Silivri Cezaevi
Yasemin Yalçın Aktosun Burç FM Psikolog – Program Yapımcısı Bakırköy Kadın Cezaevi
Yavuz Karaduman AA Tekirdağ Muhabiri
Yetkin Yıldız Aktifhaber.com Yayın Yönetmeni 24/07/2016 Silivri Cezaevi
Yılmaz Kahraman Özgür Halk Dergisi Editör 11.12.2009 İzmir Kırklar Cezaevi
Zafer Özcan Bugün Gazetesi Ekonomi Haberleri Editörü 07/03/2019 Akhisar Cezaevi
Ziya Ataman DİHA Muhabir 11/04/2016 Van Cezaevi
Ziya Tek Cihan Medya Dağıtım İzmir Temsilcisi
[BoldMedya] 31.12.2019
BOLD – Platformun açıkladığı rapora göre yılbaşını hapiste karşılayacak 161 medya çalışanının, 89’u muhabir, editör ve yazar. 9’u ise kadın gazeteci.
GAZETE PATRONLARI LİSTEDE
Listede 2 yerel gazete patronu; Kütahya merkezli Akis gazetesi ve Karşı Gazete internet sitesi sahibi Alaaddin Akkaşoğlu ve Ankara merkezli yayın yapan Belde gazetesi sahibi, eski Zaman gazetesi imtiyaz sahibi Alaaddin Kaya yer alıyor.
TRT VE AA’DAN KAÇ KİŞİ TUTUKLU BİLİNMİYOR
Listenin geri kalanında medya kurumlarının temsilcileri, montaj, grafik, kurgu, teknisyen, yapım yayın görevlileri gibi daha çok göz önünde olmayan isimler var. Özellikle devlet kurumları Anadolu Ajansı ve TRT’de kaç kişi tutuklandı tam olarak bilinmiyor.
9 KADIN GAZETECİ DE CEZAEVİNDE
Hazırlanan listede 9 kadın medya çalışanı yer alıyor. Bunlar; Zaman gazetesi muhabirleri Ayşenur Parıldak, Hanım Büşra Erdal, Selma Tatlı, Atılım Gazete’si Yazıişleri Müdürü Hatice Duman, Jinha editörü Özlem Seyhan, Melike Aydın, Mezopotamya Ajansı muhabiri Ruken Demir, Sadiye Eser, Burç FM programcısı psikolog Yasemin Yalçın Aktosun.
BİR HAKİM BIRAKIYOR DİĞERİ TUTUKLUYOR
Jailed Journos’un listesinde yer alan isimlerden bazılarında, 2 veya 3 tutuklanma tarihi yer alıyor. Bunun nedeni, bir hakimin serbest bıraktığı gazeteciyi, aynı koşullar ve suçlamalar altında başka bir hakimin tutuklaması. Gazeteci yazar Ahmet Altan, 22 Eylül 2016’da serbest bırakıldı. 1 gün sonra tekrar tutuklandı. 4 Kasım 2019’da tekrar ceza verilerek tahliye edildi. Aradan 8 gün geçtikten sonra tekrar tutuklanarak cezaevine gönderildi. Benzer bir olay 2017 yılında da yaşandı. 21 gazeteci tahliye edildikten sonra hapishane kapısından çıkmalarına izin verilmeden tekrar tutuklandı.
DAVALAR SONLANDIRILMIYOR
Oğalanüstü Hal döneminden beri Türkiye’de sayısı 300’den fazla gazeteci, yargılandığı, kısa süreliğine de olsa gözaltına alındı ve bir çoğunun mahkeme süreçleri devam ediyor. Gazeteciler 2019’da 733 kez hakim karşısına çıktı. 2 veya 3 yıl süren mahkeme süreçleri boyunca gazetecilere uygulanan yurt dışı yasağı ve haftada bir polis merkezine giderek imza atma zorunluluğu nedenleriyle gazeteciler baskı altına alınıyor. Özgürlükleri kısıtlanıyor.
TUTUKLU GAZETECİLER LİSTESİ
Name Surname (Ad Soyad) Company (Çalıştığı kurum) Job position (Görevi) Arrested on (Tutuklandığı gün) Prison (Cezaevi)
Abdulkadir Akyel Cihan Medya Dağıtım Edirne Temsilcisi
Abdulkadir Civan Todays Zaman Akademisyen/Yazar 02/09/2016 İzmir Cezaevi
Abdulkadir Turay DİHA Muhabir 09/05/2016 Mardin Cezaevi
Abdulkerim Bedir Aksiyon Dergisi Editör
Abdullah Kılıç Habertük TV Haber Koordinatörü 29/07/2016 Silivri Cezaevi
Abdullah Özyurt Zaman Muhabir 15/09/2017 – Ekim 2019 Adana Kürkçüler Cezaevi
Abdurrahim Ersöz Cihan Muhabir 28/07/2016 Antalya L Tipi Cezaevi
Ahmet Altan Taraf Yayın Yönetmeni 23/09/2016 – 13/11/2019 Silivri Cezaevi
Ahmet Kuzuoğlu Cihan Medya Dağıtım Bilecik Temsilcisi
Ahmet Memiş Haberdar.com Muhabir 02/09/2016 Silivri Cezaevi
Ahmet Metin Sekizkardeş Cihan Medya Yönetici 05/08/2016 Silivri Cezaevi
Ahmet Torun TRT Haber Editör Şubat 2018 Sincan Cezaevi
Ahmet Uzan Sabah Egeli Gazetesi Haber Müdürü 24/11/2016 İzmir Aliağa Cezaevi
Alaattin Kaya Belde Gazetesi Sahibi 02/09/2016 Sincan Cezaevi
Alattin Akkaşoğlu Akis Gazetesi Sahibi 05/08/2016 Kütahya Cezaevi
Ali Ahmet Böken TRT Haber Yayın Yönetmeni 7/10/2016 Akşehir Cezaevi
Ali Akkuş Zaman Haber Müdürü 29/07/2016 Silivri Cezaevi
Ali Aşikar Azadiya Welat 26/08/2016 Van M Tipi Cezaevi
Ali Demirer Bugün TV Haber Müdürü 11/08/2017 Hatay Cezaevi
Ali Kuş Sabah Gazetesi Muhabir Silivri Cezaevi
Ali Özparun TRT Adana Muhabiri Silivri Cezaevi
Ali Ünal Zaman Yazar 16/08/2016 İzmir 2 No’lu F Tipi Cezaevi
Aykut Yıldır TRT Bürüksel Muhabiri 12/10/2016 Silivri Cezaevi
Ayşenur Parıldak Zaman Muhabir 11/08/2016 Sincan L Tipi Kadın Cezaevi
Aytekin Gezici Freelance (Serbest) Muhabir – Yazar 26/07/2016 Hatay Cezaevi
Aziz Oruç DİHA Muhabir 18/12/2019 Patnos Cezaevi
Bahri Öntemel TRT Yayın Yapım Görevlisi İskenderun Cezaevi
Bayram Kaya Zaman Muhabir 29/07/2016 Silivri Cezaevi
Beytullah Özdemir Zaman Düzce Muhabiri 27/10/2016 Düzce Cezaevi
Burçin Selçuk Dokgöz Zaman/Cihan Muhabir 01/08/2016
Cemal Azmi Kalyoncu Aksiyon Dergisi Muhabir 29/07/2016 Silivri Cezaevi
Cengiz Bülbül Zaman Muhabir 01/08/2016 Sivas Cezaevi
Çetin Çiftçi Bugün Gazetesi Muhabir
Cuma Ulus Can Erzincan TV Yayın Koordinatörü 30/07/2016 Silivri Cezaevi
Durmuş Günsur Haber11 Editör 29/09/2016 Düzce Cezaevi
Emre Soncan Zaman Muhabir 30/07/2016 Silivri Cezaevi
Emrullah Sarı Cihan Medya Dağıtım Bolu Temsilcisi 16/04/2017
Enis Öznük Zaman Bursa Temsilcisi 12/01/2017 Bursa Nilüfer Cezaevi
Ercan Baysal Star Ekonomi Muhabiri 28/07/2017 Denizli Cezaevi
Ercan Gün Fox TV Haber Müdürü 25/08/2016 Silivri Cezaevi
Erdal Erçıktı Cihan Medya Dağıtım Ege Temsilcisi
Erdal Şen Habertürk Gazete Ankara Temsilcisi 09/08/2016 Silivri Cezaevi
Erdal Süsem Eylül dergisi Editör 01/02/2010 Edirne Cezaevi
Erkan Acar Bugün Gazetesi Haber Müdürü 30/07/2016 Silivri Cezaevi
Erol Zavar Odak Dergisi Yazıişleri Müdürü 20/01/2007 Tekirdağ F Tipi Cezaevi
Ersin Demirci Zaman Bölge Müdürü Eylül 2016 Erzurum Cezaevi
Eyüp Keser TRT Muhabir 30/10/2016 Sincan Cezzaevi
Fahri Öztoprak Cihan/Zaman Samsun muhabiri 19/12/2016 Erzurum Cezaevi
Faruk Akkan Cihan Genel Yayın Yönemeni 28/07/2016 Silivri Cezaevi
Ferhat Çiftçi Azadiya Welat Gaziantep Temsilcisi 16/02/2011 Gaziantep Cezaevi
Fethi Altun Cihan Şanlıurfa Muhabiri 12/10/2016 Edirne Cezaevi
Fevzi Yazıcı Zaman Görsel Yönetmen 05/08/2016 Silivri Cezaevi
Fikret Altıalay Cihan Medya Dağıtım Sakarya Temsilcisi
Gökçe Fırat Çulhaoğlu Türksolu gazetesi Yazar 03/09/2016 Silivri Cezaevi
Gültekin Avcı Bugün Gazetesi Eski savcı/Yazar 18/09/2015 İzmir Cezaevi
Habip Güler Zaman Muhabir 30/07/2016 Silivri Cezaevi
Hacı Yusuf Topaloğlu DİHA Muhabir 05/12/2019 Adıyaman E Tipi Cezaevi
Hakan Taşdelen Fia Prodüksiyon Yönetici 05/08/2016 Silivri Cezaevi
Halil Bilecen Todays Zaman Akademisyen/Yazar Urfa Cezaevi
Hamit Calış Cihan Medya Dağıtım Afyon Temsilcisi
Hamit Dilbahar Azadiya Welat Yazar 13/02/2010 Erzurum Cezaevi
Hamza Günerigök TRT Haber Spiker 30/01/2017 Kocaeli Cezaevi
Hanım Büşra Erdal Zaman Muhabir 30/07/2016 Bakırköy Kadın Cezaevi
Harun Çümen Zaman Muhabir 07/03/2018 Balıkesir Cezaevi
Hasan Hüseyin Örs TRT Yayın Yapım Görevlisi Sincan Cezaevi
Hasan Taşar TRT Muhabir Sincan Cezaevi
Hatice Duman Atılım Gazetesi Yazıişleri Müdürü 01/04/2003 Bakırköy Kadın Cezaevi
Haydar Tatlı Cihan Medya Dağıtım Bayburt Temsilcisi
Hidayet Karaca STV Yönetim Kurulu Başkanı 19/12/2014 Silivri Cezaevi
Hüdaverdi Yıldırım Bugün TV Editör 10/08/2017 Silivri Cezaevi
Hüseyin Aydın Cihan Haber Ajansı Muhabir 30/07/2016 Silivri Cezaevi
İbrahim Halil Öztürkeri TRT Muhabir 26/02/2019 Sincan Cezaevi
İbrahim Varlık Cihan Başbakanlık Muhabiri 28/05/2019
İlhan Toprak Anadolu Ajansı Cumhurbaşkanlığı Muhabiri 16/03/2017 Sincan Cezaevi
İsmail Çoban Azadiya Welat Yazıişleri Müdürü 03/05/2018 Diyarbakır D Tip Cezaevi
İsmail Evren Nokta Dergisi Haber Müdürü 04/01/2019 Silivri Cezaevi
İsmail Ufakdemir TRT Muhabir
İzzettin Çiçek Zaman Muhabir Hatay Cezaevi
Kadir Güngör Cihan Medya Dağıtım Trabzon Temsilcisi
Kamuran Sunbat DİHA Çukurova Temsilcisi 11/09/2011 Gümüşhane E Tipi Cezaevi
Kazım Canlan Yeni Şafak Gazetesi Haber Müdürü Temmuz 2017 Sincan Cezaevi
Kenan Duman Cihan Medya Dağıtım İzmir Temsilcisi
Kenan Karavil Radyo Dünya Yayın Yönetmeni 11/12/2009 Adana Cezaevi
M. Şahin Fidan Cihan Medya Dağıtım İzmir Temsilcisi
Mahmut Gülecan Özgür Halk Dergisi Yayın Yönetmeni Van Cezaevi
Mehmet Akif Öztürk TRT Teknisyen 26/02/2019 Sincan Cezaevi
Mehmet Ariaslan Cihan Medya Dağıtım Amasya Temsilcisi 08/01/2018 Balıkesir L Tipi Cezaevi
Mehmet Baransu Taraf Muhabir 02/03/2015 Silivri Cezaevi
Mehmet Bilal Çolak TRT Dış Yayınlar Daire Başkan Yardımcısı 11/08/2016 Elazığ Cezaevi
Mehmet Güleş DİHA Muhabir 07/12/2016 Elazığ Cezaevi
Mehmet Özbek Cihan Medya Dağıtım Edirne Temsilcisi
Mehmet Şirin Çoban TRT Yayın Yapım Görevlisi
Melih Gasgar Cihan Muhabir 01/03/2019 Balıkesir Kepsut Cezaevi
Melike Aydın Jinnews Muhabir İzmir Şakran Cezaevi
Mikdat Aydemir Cihan Medya Dağıtım Trabzon Temsilcisi
Muhammed Kara TRT Yayın Yapım Görevlisi
Muhammet Ali Sarı TRT Giresun Muhabiri
Muhammet Sait Kuloğlu Subuohaber Yayın Editörü 24/07/2016 Silivri Cezaevi
Muhsin Gün Habertürk İnternet Sitesi Editör
Muhyettin Avcı Cihan Medya Dağıtım Samsun Temsilcisi
Mümtaz’er Türköne Zaman Yazar 05/08/2016 Silivri Cezaevi
Murat Çapan Nokta Dergisi Yazıişleri Müdürü 26/05/2017 Bandırma Cezaevi
Murat Dağdeviren Demokrat Gebze gazetesi Sahibi 31/07/2016 Kandıra T1 Tipi Kapalı Cezaevi
Murat Şimşek Cihan Medya Dağıtım Şanlıurfa Temsilcisi
Mustafa Bektaş Cihan Medya Dağıtım Kocaeli Temsilcisi
Mustafa Demir AA Muhabir Kahraman Maraş Cezaevi
Mustafa Egüven TRT Kurdi Yayın Yapım Görevlisi
Mustafa Gök Ekmek ve Adalet dergisi Ankara Temsilcisi 01/02/2004 Sincan Cezaevi
Mustafa Gökkılıç Habertürk TV Muhabir 19/07/2018 Silivri Cezaevi
Mustafa Pınar TRT Adana Muhabiri Batman Cezaevi
Mustafa Ünal Zaman Ankara Temsilcisi 30/07/2016 Silivri Cezaevi
Mustafa Ünal TRT Teknik Yönetmen
Mutlu Çölgeçen Sabah Haber Müdürü 03/09/2016 Silivri Cezaevi
Nadir Yücel Çorum Yıldızı Gazetesi Genel Yayın Yönemeni 04/12/2016
Necati Bulut Cihan Medya Dağıtım Marmara Temsilcisi
Necati Vefa İlhan TRT Prodüktör
Nedim Türfent DİHA Muhabir 13/05/2016 Van Cezaevi
Niyazi Özkan TRT Muhabir 26/02/2019 Sincan Cezaevi
Nuh Gönültaş Bugün Gazetesi Yazar 09/11/2017 Silivri Cezaevi
Nuri Yeşil Azadiya Welat Tunceli Temsilcisi 27/05/2010 Elbistan Cezaevi
Oğuz Usluer Habertük TV Yayın Koordinatörü 28/12/2016 Silivri Cezaevi
Ömer Faruk Yıldız TRT Yayın Yapım Görevlisi
Öner Erek Cihan Medya Dağıtım Çorum Temsilcisi
Orhan Doğru Cihan Medya Dağıtım İstanbul Temsilcisi
Orhan Tokmak TRT Muhabir 30/10/2016 Sincan Cezaevi
Osman Çalık Samanyoluhaber Radyo Yayın Yönetmeni Temmuz 2019 Silivri Cezaevi
Osman Taha Sirkeci TRT Teknisyen 26/02/2019 Sincan Cezaevi
Özcan Keser TRT İstihbarat Şefi 18/08/2016 Tarsus Cezaevi
Özden Kınık TRT TRT Radyo Haber Müdürü 26/02/2019 Sincan Cezaevi
Özlem Seyhan Jinha Editör Diyarbakır Cezaevi
Recai Özkaymak Cihan Medya Dağıtım Erzurum Temsilcisi
Ruken Demir Mezopotamya Ajansı Muhabir 16/11/2019 İzmir Aliağa Şakran Cezaevi
Sadık Topaloğlu Mezopotamya Ajansı Muhabir 03/12/2019 İstanbul Metris Cezaevi
Sadiye Eser Mezopotamya Ajansı Muhabir 03/12/2019 Bakırköy Kadın Cezaevi
Savaş Ak Cihan Medya Dağıtım Ordu Temsilcisi
Sebahattin Gürbüz Cihan Medya Dağıtım Yalova Temsilcisi
Sedat Laçiner Haberdar.com Akademisyen/Yazar 22/07/2016 Çanakkale Cezaevi
Selma Tatlı Zaman Muhabir Kasım 2018 Gebze Kadın Kapalı Cezaevi
Serkan Özkan TRT Kurgu Montaj operatörü
Serkan Sedat Güray Burç FM İngilizce Öğretmeni/P. Yapımcısı 07/03/2017 Silivri Cezaevi
Seyid Kılıç TRT Muhabir 30/07/2016 Silivri Cezaevi
Seyithan Akyüz Azadiya Welat Adana Temsilcisi 11/12/2009 İzmir Buca Kırıklar Cezaevi
Soner Karabulut Gazete Fersude Muhabir 07/11/2019 Silivri Cezaevi
Şükrü Tunçdemir Cihan Medya Dağıtım Antalya Temsilcisi
Tacettin Aksu Samanyolu Tv Haber Montaj Editörü 18/09/2019 Sincan Cezaevi
Talip Bayram Cihan Medya Dağıtım Ege Temsilcisi
Tuncay Akkoyun Cihan Editör Silivri Cezaevi
Turgut Usul TRT Editör/Spiker 04/01/2018 Sincan Cezaevi
Ufuk Şanlı Vatan Gazetesi Yazar 30/07/2016 Silivri Cezaevi
Ünal Tanık Rotahaber.com Yayın Yönetmeni 18/01/2017 Silivri Cezaevi
Ünsal Sabancı TRT Erdek Muhabiri
Vahit Yazgan Zaman Ege Bölge Temsilcisi 26/08/2016 İzmir Buca Kırklar Cezaevi
Yakup Çetin Zaman Muhabir 30/07/2016 Silivri Cezaevi
Yakup Şimşek Zaman Marka Pazarlama Müdürü 06/08/2016 Silivri Cezaevi
Yasemin Yalçın Aktosun Burç FM Psikolog – Program Yapımcısı Bakırköy Kadın Cezaevi
Yavuz Karaduman AA Tekirdağ Muhabiri
Yetkin Yıldız Aktifhaber.com Yayın Yönetmeni 24/07/2016 Silivri Cezaevi
Yılmaz Kahraman Özgür Halk Dergisi Editör 11.12.2009 İzmir Kırklar Cezaevi
Zafer Özcan Bugün Gazetesi Ekonomi Haberleri Editörü 07/03/2019 Akhisar Cezaevi
Ziya Ataman DİHA Muhabir 11/04/2016 Van Cezaevi
Ziya Tek Cihan Medya Dağıtım İzmir Temsilcisi
[BoldMedya] 31.12.2019
'AKP ideal değil menfaat birlikteliğidir, peyderpey kopmalar sürecek'
AKP'den peyderpey kopmaların süreceğini belirten Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Cihangir İslam, iktidar partisinin dağılmaya mahkum olduğunu kaydetti.
AKP'den peyderpey kopmaların süreceğini belirten Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Cihangir İslam, iktidar partisinin dağılmaya mahkum olduğunu kaydetti.
İktidar bir yandan muhalefet partileri üzerindeki baskı kurarken diğer yandan dağılma sürecine girmiş durumda. Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Cihangir İslam, muhalefet üzerindeki baskıları, AKP içindeki tartışmaları ve siyasal gelişmeleri Mezopotamya Ajansı’na (MA) değerlendirdi. İktidarın tüm kazanımlarını kaybettiği için saldırganlaştığına dikkati çeken İslam, “Yani kendine taraftar toplama, insanları ikna etme gücünü kaybetti. Referandum, yerel seçim ve İstanbul’un yenilenen seçimlerini dikkate alırsanız, muhalefetin örgütlü bir şekilde demokrasi, hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı, parlamentonun ağırlığı gibi noktalarda uzlaşarak iktidarı çok ciddi bir şekilde geriletebildiğini gördük. AKP, bugün Meclis’te tek başına yasa çıkarabilecek güce sahip değil. Yani 300 salt çoğunluk dediğimiz yüzde 50’inin altında. Ancak bir koalisyonla, malumunuz MHP ve Vatan partisi koalisyonuyla götürüyor iktidarını” dedi.
‘AKP KAYBETTİ'
AKP’nin 31 Mart yerel seçimlerinde çok önemli illeri kaybettiğini hatırlatan İslam, “Şimdi Türkiye ekonomisinin yüzde 70’nin döndüğü illeri muhalefete kaptırdı. Son İstanbul seçimlerini iptal ettiler, millet onlara 800 bin farkı gösterdi. Bunlar muhalefet adına, Türkiye’de ki demokrasiyi sahiplenme adına, parlamentoyu ve seçmenin ağırlığı sahiplenme adına önemli adımlar" diye belirtti. HDP'li 32 belediyeye atanan kayyumlarla iktidarın farklı bir taktiği devreye koyduğunu ifade eden İslam, "Belediye meclisinden birini başkan olarak seçmesi gerekirken bunu da yapmıyor kayyum atıyor. Yani başkanı görevden almakla hukukun gerekliliklerini yerine getirmiyor" diye konuştu.
‘PEYDERPEY KOPMALAR OLABİLİR’
Türkiye siyasetini büyük değişikliklerin beklediğine işaret eden İslam, AKP’nin yeni kurulan partilerden oldukça huzursuz olduğunu kaydetti. AKP olağanüstü dönem partisi oluğunu hatırlatan İslam, şunları ifade etti: “28 Şubat’ın olağanüstü şartları içerisinde bir anlamda dizayn edilmiş, kendi seçmenini ve kendi kadrolarını menfaat birliği üzerinden bir arada tutmaya yönelik, yani bir ideal üzerinden tutma değil de menfaat üzerinden bir arada tutmaya yönelik bir partidir. İktidarı kaybettikleri anda rant dağıtımının başından alınacakları için dağılmaya mahkum partilerdir. Onun için AKP’ye Makyavelist bir parti diyoruz, yani iktidarda kalmak için elinden gelen her şeyi yapan bir parti. İki şey olabilir, ya kendini toplayabilir kendi kodlarına dönebilir ya da peyderpey kopmalarla bu itirazlar yükselir.”
AKP'den peyderpey kopmaların süreceğini belirten Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Cihangir İslam, iktidar partisinin dağılmaya mahkum olduğunu kaydetti.
İktidar bir yandan muhalefet partileri üzerindeki baskı kurarken diğer yandan dağılma sürecine girmiş durumda. Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Cihangir İslam, muhalefet üzerindeki baskıları, AKP içindeki tartışmaları ve siyasal gelişmeleri Mezopotamya Ajansı’na (MA) değerlendirdi. İktidarın tüm kazanımlarını kaybettiği için saldırganlaştığına dikkati çeken İslam, “Yani kendine taraftar toplama, insanları ikna etme gücünü kaybetti. Referandum, yerel seçim ve İstanbul’un yenilenen seçimlerini dikkate alırsanız, muhalefetin örgütlü bir şekilde demokrasi, hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı, parlamentonun ağırlığı gibi noktalarda uzlaşarak iktidarı çok ciddi bir şekilde geriletebildiğini gördük. AKP, bugün Meclis’te tek başına yasa çıkarabilecek güce sahip değil. Yani 300 salt çoğunluk dediğimiz yüzde 50’inin altında. Ancak bir koalisyonla, malumunuz MHP ve Vatan partisi koalisyonuyla götürüyor iktidarını” dedi.
‘AKP KAYBETTİ'
AKP’nin 31 Mart yerel seçimlerinde çok önemli illeri kaybettiğini hatırlatan İslam, “Şimdi Türkiye ekonomisinin yüzde 70’nin döndüğü illeri muhalefete kaptırdı. Son İstanbul seçimlerini iptal ettiler, millet onlara 800 bin farkı gösterdi. Bunlar muhalefet adına, Türkiye’de ki demokrasiyi sahiplenme adına, parlamentoyu ve seçmenin ağırlığı sahiplenme adına önemli adımlar" diye belirtti. HDP'li 32 belediyeye atanan kayyumlarla iktidarın farklı bir taktiği devreye koyduğunu ifade eden İslam, "Belediye meclisinden birini başkan olarak seçmesi gerekirken bunu da yapmıyor kayyum atıyor. Yani başkanı görevden almakla hukukun gerekliliklerini yerine getirmiyor" diye konuştu.
‘PEYDERPEY KOPMALAR OLABİLİR’
Türkiye siyasetini büyük değişikliklerin beklediğine işaret eden İslam, AKP’nin yeni kurulan partilerden oldukça huzursuz olduğunu kaydetti. AKP olağanüstü dönem partisi oluğunu hatırlatan İslam, şunları ifade etti: “28 Şubat’ın olağanüstü şartları içerisinde bir anlamda dizayn edilmiş, kendi seçmenini ve kendi kadrolarını menfaat birliği üzerinden bir arada tutmaya yönelik, yani bir ideal üzerinden tutma değil de menfaat üzerinden bir arada tutmaya yönelik bir partidir. İktidarı kaybettikleri anda rant dağıtımının başından alınacakları için dağılmaya mahkum partilerdir. Onun için AKP’ye Makyavelist bir parti diyoruz, yani iktidarda kalmak için elinden gelen her şeyi yapan bir parti. İki şey olabilir, ya kendini toplayabilir kendi kodlarına dönebilir ya da peyderpey kopmalarla bu itirazlar yükselir.”
[Samanyolu Haber] 31.12.2019
Türkiye’de 161 medya çalışanı yeni yıla cezaevinde girecek!
Cezaevindeki Gazeteciler’in sesini duyurmak için kurulan Jailed Journos platformu, Türkiye’de yeni yıla cezaevinde girecek gazetecilerin listesini çıkardı. Açıklanan rapora göre; 161 medya çalışanı, yılbaşını hapishanede kutlayacak! Bu isimlerden 89 tanesi; muhabir, editör ve yazar. 9 tanesi de kadın…
Türkiye’de 21 Temmuz 2016’da ilan edilen ve 7 kez uzatılan Olağanüstü Hal, 2018 yılında bitti. 2 yıl 1 ay süren olağan üstü dönem bitse de; ülkede basın ve ifade özgürlüğü alanında kısıtlamalar devam ediyor. Bu süreçte 300’ten fazla gazeteci cezaevine girdi. Bir o kadarı yargılandı, hakim karşısına çıktı. Sayının bu kadar fazla olması ve güvenilir bilgi akışı olmaması nedeniyle tam olarak kesin rakamlar ortaya konulamadı. Cezaevindeki gazetecilerin sesi olmak için oluşturulan Jailed Journos platformu, Türkiye’nin son 3 yılını açık kaynaklardan ve sosyal medya platformlarından tarayarak 2020 yılına cezaevinde girecek medya çalışanlarının listesini çıkardı. Cezaevindeki gazetecilerin yakınları ve çalışma arkadaşlarıyla görüştü. Ortaya çıkan listeye göre şu anda Türkiye’de 161 medya çalışanı yeni yıla cezaevinde girecek. Bu isimlerden 89 tanesi haber yazan muhabirler, editörler, haber müdürleri, yayın koordinatörleri ve fikirlerini beyan eden köşe yazarlarından oluşuyor.
GAZETE PATRONLARI LİSTEDE
Listede 2 tane yerel gazete patronu; Kütahya merkezli Akis gazetesi ve Karşı Gazete internet sitesi sahibi Alaaddin Akkaşoğlu ve Ankara merkezli yayın yapan Belde gazetesi sahibi, eski Zaman gazetesi imtiyaz sahibi Alaaddin Kaya yer alıyor.
TRT, AA GİBİ KURUMLARDA KAÇ KİŞİ TUTUKLANDI BİLİNMİYOR
Listenin geri kalanında medya kurumlarının temsilcileri, montaj, grafik, kurgu, teknisyen, yapım yayın görevlileri gibi daha çok göz önünde olmayan isimler var. Özellikle devlet kurumları olan Anadolu Ajansı ve TRT’de kaç kişi tutuklandı tam olarak bilmek mümkün değil. Sayı çok fazla ve Türkiye’de devam eden durumdan dolayı seslerini duyuramıyorlar.
CEZAEVİNDE 9 KADIN MEDYA ÇALIŞANI VAR
Cezaevi gazeteciler için zor, kadın gazeteciler için daha zor! Yapılan listede 9 tane kadın medya çalışanı yer alıyor. Bunlar; Zaman gazetesi muhabirleri Ayşenur Parıldak, Hanım Büşra Erdal, Selma Tatlı, Atılım Gazete’si Yazıişleri Müdürü Hatice Duman, Jinha editörü Özlem Seyhan, Melike Aydın, Mezopotamya Ajansı muhabiri Ruken Demir, Sadiye Eser, Burç FM programcısı psikolog Yasemin Yalçın Aktosun.
YAŞLI GAZETECİLER
Şu anda cezaevinde olan bazı gazetecilerin yaşı 60’dan fazla! Aldıkları cezalar önüne aldıklarında adeta hapishanede ölmeleri isteniyor. Müebbet hapis cezası alan Alaaddin Kaya, 69 yaşında. Kısa süre önce 10 yıl 6 ay hapis cezası alan gazeteci yazar Ahmet Altan‘ın yaşı da 69. Müebbet hapis cezası alan bir başka isim Samanyolu TV Yönetim Kurulu başkanı Hidayet Karaca ise 57 yaşında. 10 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan Zaman yazarı Mümtazer Türköne de 64 yaşında. 6 yıl 3 ay hapis cezası alan Rotahaber Yayın Yönetmeni Ünal Tanık da 60 yaşında bulunuyor.
BİR HAKİM BIRAKIYOR DİĞERİ TUTUKLUYOR!
Jailed Journos’un hazırladığı listede yer alan isimlerden bazılarında, 2/3 tane tutuklanma tarihi yer alıyor. Bunun nedeni, bir hakimin serbest bıraktığı gazeteciyi, aynı koşullar ve suçlamalar altında başka bir hakimin kısa süre içerisinde hemen kararı bozması. Ve tekrar tutuklama kararı vermesi. Gazeteci yazar Ahmet Altan, 22 Eylül 2016’da serbest bırakıldı. 1 gün sonra tekrar tutuklandı. 4 Kasım 2019 tarihinde tekrar ceza verilerek tahliye edildi. Aradan 8 gün geçtikten sonra tekrar tutuklanarak cezaevine gönderildi. Gazetecilerin yaşadığı benzer bir olay 2017 yılında da yaşandı. 21 gazeteci tahliye edildikten sonra hapishane kapısından çıkmalarına izin vermeden tekrar tutuklanarak cezaevine gönderildi.
BİTMEYEN DAVALAR
Olağanüstü Hal döneminden beri Türkiye’de sayısı 300’den fazla gazeteci, yargılandığı, kısa süreliğine de olsa gözaltına alındı ve bir çoğunun mahkeme süreçleri devam ediyor. Gazeteciler 2019’da 733 kez hakim karşısına çıktı. 2/3 yıl süren mahkeme süreçleri boyunca gazetecilere uygulanan yurt dışı yasağı ve haftada bir polis merkezine giderek imza atma zorunluluğu nedenleriyle gazeteciler baskı altına alınıyor. Özgürlükleri kısıtlanıyor. Uzun süren mahkeme süreçleriyle gazeteciler özgürce kendi işlerine odaklanamıyor.
TUTUKLU GAZETECİLERİN TAM LİSTESİ İÇİN TIKLAYIN
[Samanyolu Haber] 31.12.2019
Türkiye’de 21 Temmuz 2016’da ilan edilen ve 7 kez uzatılan Olağanüstü Hal, 2018 yılında bitti. 2 yıl 1 ay süren olağan üstü dönem bitse de; ülkede basın ve ifade özgürlüğü alanında kısıtlamalar devam ediyor. Bu süreçte 300’ten fazla gazeteci cezaevine girdi. Bir o kadarı yargılandı, hakim karşısına çıktı. Sayının bu kadar fazla olması ve güvenilir bilgi akışı olmaması nedeniyle tam olarak kesin rakamlar ortaya konulamadı. Cezaevindeki gazetecilerin sesi olmak için oluşturulan Jailed Journos platformu, Türkiye’nin son 3 yılını açık kaynaklardan ve sosyal medya platformlarından tarayarak 2020 yılına cezaevinde girecek medya çalışanlarının listesini çıkardı. Cezaevindeki gazetecilerin yakınları ve çalışma arkadaşlarıyla görüştü. Ortaya çıkan listeye göre şu anda Türkiye’de 161 medya çalışanı yeni yıla cezaevinde girecek. Bu isimlerden 89 tanesi haber yazan muhabirler, editörler, haber müdürleri, yayın koordinatörleri ve fikirlerini beyan eden köşe yazarlarından oluşuyor.
GAZETE PATRONLARI LİSTEDE
Listede 2 tane yerel gazete patronu; Kütahya merkezli Akis gazetesi ve Karşı Gazete internet sitesi sahibi Alaaddin Akkaşoğlu ve Ankara merkezli yayın yapan Belde gazetesi sahibi, eski Zaman gazetesi imtiyaz sahibi Alaaddin Kaya yer alıyor.
TRT, AA GİBİ KURUMLARDA KAÇ KİŞİ TUTUKLANDI BİLİNMİYOR
Listenin geri kalanında medya kurumlarının temsilcileri, montaj, grafik, kurgu, teknisyen, yapım yayın görevlileri gibi daha çok göz önünde olmayan isimler var. Özellikle devlet kurumları olan Anadolu Ajansı ve TRT’de kaç kişi tutuklandı tam olarak bilmek mümkün değil. Sayı çok fazla ve Türkiye’de devam eden durumdan dolayı seslerini duyuramıyorlar.
CEZAEVİNDE 9 KADIN MEDYA ÇALIŞANI VAR
Cezaevi gazeteciler için zor, kadın gazeteciler için daha zor! Yapılan listede 9 tane kadın medya çalışanı yer alıyor. Bunlar; Zaman gazetesi muhabirleri Ayşenur Parıldak, Hanım Büşra Erdal, Selma Tatlı, Atılım Gazete’si Yazıişleri Müdürü Hatice Duman, Jinha editörü Özlem Seyhan, Melike Aydın, Mezopotamya Ajansı muhabiri Ruken Demir, Sadiye Eser, Burç FM programcısı psikolog Yasemin Yalçın Aktosun.
YAŞLI GAZETECİLER
Şu anda cezaevinde olan bazı gazetecilerin yaşı 60’dan fazla! Aldıkları cezalar önüne aldıklarında adeta hapishanede ölmeleri isteniyor. Müebbet hapis cezası alan Alaaddin Kaya, 69 yaşında. Kısa süre önce 10 yıl 6 ay hapis cezası alan gazeteci yazar Ahmet Altan‘ın yaşı da 69. Müebbet hapis cezası alan bir başka isim Samanyolu TV Yönetim Kurulu başkanı Hidayet Karaca ise 57 yaşında. 10 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan Zaman yazarı Mümtazer Türköne de 64 yaşında. 6 yıl 3 ay hapis cezası alan Rotahaber Yayın Yönetmeni Ünal Tanık da 60 yaşında bulunuyor.
BİR HAKİM BIRAKIYOR DİĞERİ TUTUKLUYOR!
Jailed Journos’un hazırladığı listede yer alan isimlerden bazılarında, 2/3 tane tutuklanma tarihi yer alıyor. Bunun nedeni, bir hakimin serbest bıraktığı gazeteciyi, aynı koşullar ve suçlamalar altında başka bir hakimin kısa süre içerisinde hemen kararı bozması. Ve tekrar tutuklama kararı vermesi. Gazeteci yazar Ahmet Altan, 22 Eylül 2016’da serbest bırakıldı. 1 gün sonra tekrar tutuklandı. 4 Kasım 2019 tarihinde tekrar ceza verilerek tahliye edildi. Aradan 8 gün geçtikten sonra tekrar tutuklanarak cezaevine gönderildi. Gazetecilerin yaşadığı benzer bir olay 2017 yılında da yaşandı. 21 gazeteci tahliye edildikten sonra hapishane kapısından çıkmalarına izin vermeden tekrar tutuklanarak cezaevine gönderildi.
BİTMEYEN DAVALAR
Olağanüstü Hal döneminden beri Türkiye’de sayısı 300’den fazla gazeteci, yargılandığı, kısa süreliğine de olsa gözaltına alındı ve bir çoğunun mahkeme süreçleri devam ediyor. Gazeteciler 2019’da 733 kez hakim karşısına çıktı. 2/3 yıl süren mahkeme süreçleri boyunca gazetecilere uygulanan yurt dışı yasağı ve haftada bir polis merkezine giderek imza atma zorunluluğu nedenleriyle gazeteciler baskı altına alınıyor. Özgürlükleri kısıtlanıyor. Uzun süren mahkeme süreçleriyle gazeteciler özgürce kendi işlerine odaklanamıyor.
TUTUKLU GAZETECİLERİN TAM LİSTESİ İÇİN TIKLAYIN
[Samanyolu Haber] 31.12.2019
Hizmet okulu öğrencisi, Köstence’de yılın adamı seçildi
Lumina okullarında eğitim gören, matematik olimpiyatlarının altın madalyalı öğrencisi Edis Memiş, Köstence’de açık ara farkla yılın adamı seçildi.
Yerel Ziua Constanta gazetesi, ‘Köstence’de yılın adamı’ oylamasında, eğitim, sağlık ve kültür alanlarında şehrin tanıtımına katkı sunan 15 kişiyi aday gösterdi. 10 gün süren oylama sonunda, Köstence Bilgisayar Lisesi (ICHC) son sınıf öğrencisi Edis Memiş, rakiplerine fark attı.
Gazetenin bugün duyurduğu sonuçlara göre, soydaş öğrenci, kullanılan 1300’ü aşkın oyun yüzde 64’ünü alarak Köstence’de yılın adamı oldu.
Oylamada, ünlü tenisçi Simona Halep oyların yüzde 10’unu alırken, il genel meclisi başkanı Marius Horia Tutuianu yüzde 8 oyla üçüncü sırada yer aldı.
Matematik olimpiyatçısı Edis Memiş, ulusal ve uluslararası çapta kazandığı çok sayıda maldaya ile Köstence’nin adını duyuran bir isim. Geçen yaz İngiltere’de düzenlenen uluslararası matematik olimpiyatlarında altın madalya kazanan soydaş öğrenci, topladığı puanla dünyada ilk 15 öğrenci arasına girmeyi başarmıştı.
Edis Memiş, geçtiğimiz günlerde Amerika’daki Harvard Üniversitesi’nden kabul mektubu aldı. Soydaş öğrencinin eğitim gördüğü Köstence Bilgisayar Lisesi, Lumina Eğitim Kurumları’nca 1994 yılında Romanya’da açılan ilk özel okul hüviyeti taşıyor.
Yerel Ziua Constanta gazetesi, ‘Köstence’de yılın adamı’ oylamasında, eğitim, sağlık ve kültür alanlarında şehrin tanıtımına katkı sunan 15 kişiyi aday gösterdi. 10 gün süren oylama sonunda, Köstence Bilgisayar Lisesi (ICHC) son sınıf öğrencisi Edis Memiş, rakiplerine fark attı.
Gazetenin bugün duyurduğu sonuçlara göre, soydaş öğrenci, kullanılan 1300’ü aşkın oyun yüzde 64’ünü alarak Köstence’de yılın adamı oldu.
Oylamada, ünlü tenisçi Simona Halep oyların yüzde 10’unu alırken, il genel meclisi başkanı Marius Horia Tutuianu yüzde 8 oyla üçüncü sırada yer aldı.
Matematik olimpiyatçısı Edis Memiş, ulusal ve uluslararası çapta kazandığı çok sayıda maldaya ile Köstence’nin adını duyuran bir isim. Geçen yaz İngiltere’de düzenlenen uluslararası matematik olimpiyatlarında altın madalya kazanan soydaş öğrenci, topladığı puanla dünyada ilk 15 öğrenci arasına girmeyi başarmıştı.
Edis Memiş, geçtiğimiz günlerde Amerika’daki Harvard Üniversitesi’nden kabul mektubu aldı. Soydaş öğrencinin eğitim gördüğü Köstence Bilgisayar Lisesi, Lumina Eğitim Kurumları’nca 1994 yılında Romanya’da açılan ilk özel okul hüviyeti taşıyor.
NECDET ÇELİK | Tr724
[Samanyolu Haber] 31.12.2019
2020 için ne tahmin etmişlerdi? Ne kadarı gerçekleşti?
Onlarca yıl önce akademisyenler, fütüristler (Gelecek bilimi) ve hükümet kurumları 2020 yılına kadar neler olacağına dair öngörülerini yayınladı. Denizaltılar tarihi derinliklere ulaşacak mı? Gelecekteki uluslara kim liderlik edecek ve hangileri küresel süper güçler olacak? Dünya gezegeni bildiğimiz gibi var olacak mı?
Matematikçi ve bilim adamı DG Brennan 1968'de yazdı, "92. yaş günümde bir yerçekimi arabasına binebilirsem şaşırmam." Brennan gibi bazıları aşırı iyimserdi.
Bazıların 2020 tahmini ise tuttu.
USA Today Gazetesi 2020 için geçmişte yapılan öngörüleri ve bu öngörülerin gerçekleşip gerçekleşmediğini sıraladı
1. İnsan ömrünün ortalaması 100 yılın üzerine çıkacak
Fütürist Ray Kurzweil, 1999 yılında insan ömrünün uzayacağını 2019 yılına kadar "yüz yaşına kadar yaşamanın mümkün ' olacağını tahmin etti.
"2020 yıllında akut hem de kronik sağlık durumlarını teşhis eden saatler, takılar ve kıyafetler içine yerleştirilmiş bilgisayarlı sağlık monitörleri yaygın olarak kullanılacak . Teşhise ek olarak, bu monitörler bir dizi iyileştirici tavsiye ve müdahale sağlayacaktır "
Ray Kurzweil'in öngörüsü gerçekleşti mi? Hayır : Kurzweil sağlıkla ilgili araçları (akıllı telefonunuz için fitness saatleri, BioScarves ve EKG uygulamaları gibi) doğru bir şekilde tahmin etmiş olsa da, insan ömrünün uzunluğu öngörüsü gerçekleşmedi
Birleşmiş Milletler'e göre 2019 yılında küresel nüfusun ortalama insan ömrü 72,6 yıl idi. Amerikan Tıp Derneği Dergisi'nde yer alan bir rapora göre, bu ortalama ABD'de 2017'de 78,6 yıl ile biraz daha yüksek.
Sanayileşmiş birçok ülkede İnsan ömrünün ortalaması artmaya devam ederken, Amerika'da ters yöne gidiyor. BM, 2050 yılına kadar ortalama küresel insan ömrünün 77,1 yıla yükseleceğini öngörüyor.
2. Bilgisayarlar görünmez olacak
Fütürist Ray Kurzweil'in başka bir tahmini daha 'Görünmez bilgisayarlar' dı.
"Bilgisayarlar artık büyük ölçüde görünmez. Duvarlara, masalara, sandalyelere, masalara, kıyafet takılarına ve gövdelerine yerleştirilmişler. İnsanlar rutin olarak gözlüklerine veya kontakt lenslerine yerleştirilmiş üç boyutlu ekranlar kullanıyor. ... Bu ekran teknolojisi görüntüleri doğrudan yansıtıyor insan retinasına. "
Klavyeler ve kablolar da nadir olarak görülecekler.
Bu tahmin aslında DOĞRU: - Bilgisayarlar bugünlerde her yere gömülü. Akıllı evler, akıllı masalar, akıllı sandalyeler, akıllı masalar ve daha fazlası var. Görüntüleri doğrudan retinalarımıza yansıtmasak da, Google Glass oldukça yakınlaşıyor.
(Kurzweil'in önceki tahminine göre, bilim adamları ayrıca göz ve gözyaşı sıvısının fizyolojik bilgilerini izleyebilen akıllı kontakt lensler geliştiriyorlar ve "gerçek zamanlı, noninvaziv tıbbi teşhisler" sağlayabilirler. Birkaç grup, glikoz seviyelerini ölçecek akıllı lensleri test ediyor. Diyabetli insanların gözyaşları.)
3. Kitaplar ölecek
Fütürist Ray Kurzweil, 2020'de "Kağıtlar ve belgeler nadiren kullanılıyor veya erişiliyor. İlgilenilen yirminci yüzyıl kağıt belgelerinin çoğu tarandı ve kablosuz ağ üzerinden erişilebilir."
Bu tahmin de YANLIŞ: Amerikan Yayıncılar Birliği yıllık raporuna göre, ABD kitap yayıncılık sektörünün net geliri 2014'ten bu yana azalırken, sektör hala 675 milyon basılı kitap sattı ve 2018'de yaklaşık 26 milyar dolar getirdi.
4. Her hareketiniz izlenecek
Fütürist Ray Kurzweil 2020'de mahremiyetin büyük bir siyasi ve sosyal sorun olacağını ve "her bireyin neredeyse her hareketin bir yerde bir veritabanında depolanacağını" öngörüyordu.
Bu tahmin büyük bir oranda doğru çıktı. TV'niz sizi izliyor. Akıllı telefonunuz sizi takip ediyor. Web tarayıcınız dijital izinizi takip eder. Dünyadaki bazı nüfusların 7/24 yüksek teknolojili gözetim altında yaşadığı bir çağda, çoğu ABD'li yetişkin artık şirketler veya hükümet tarafından kendileri hakkında veri toplanmadan günlük yaşamdan geçmenin mümkün olmadığını düşünüyor. Pew Araştırma Merkezi tarafından ABD'li yetişkinlerin yeni araştırması. % 80'inden fazlası şirketlerin veri toplamasından dolayı karşılaşabilecekleri potansiyel risklerin avantajlardan daha ağır bastığını söylüyor.
5. Dünya nüfusu 8 milyara ulaşacak
1994 yılında, Uluslararası Gıda Politikası Araştırma Enstitüsü, dünya nüfusunun 2020 yılına kadar 2,5 milyar artarak 8 milyara ulaşacağını öngördü. Enstitü, Hindistan, Pakistan, Bangladeş ve Afrika kıtasının 1,5 milyar insan daha ekleyeceğini tahmin etti.
Birleşmiş Milletler Haziran raporuna göre , 1994 tahminlerine yaklaştı ama gerçekleşmedi: Dünya nüfusu 7,7 milyar. Rapor, nüfusun önümüzdeki 30 yıl içinde 2 milyar daha büyümesini bekliyor. Raporda, 2027 civarında Hindistan'ın Çin'i dünyanın en kalabalık ülkesi olarak geçeceği tahmin ediliyor.
6. Çin dünyanın en büyük ekonomisi olacak
Çin'den bahsetmişken ... fütüristler Peter Schwartz ve Peter Leyden'in 1997 tarihli "Uzun Patlama" makalesinde Çin'in zirvede olacağını düşündüler:
"2020'ye gelindiğinde Çin ekonomisi dünyanın en büyüğü haline gelecek. ABD ekonomisi teknolojik olarak daha sofistike olsa da ve nüfusu daha zengin olsa da Çin ve ABD temelde eşit durumda olacaklar."
Tahmin gerçekleşmedi 2019 yılında Çin, nominal GSYİH ile ABD'nin ardından dünyanın ikinci büyük ekonomisi Ancak son raporlar, Çin ve Hindistan'ın 2030 yılına kadar ABD'yi geçeceğini öngörüyor.
7. Sürücüsüz arabalar olacak
Fütürist Ray Kurzweil, 2020 için "Kendi kendine giden arabalar ' tahmin etmiş . 90 lı yılların sonlarında Kurzweil, 'Araba kullanan araçlar, yirmi birinci yüzyılın ilk on yılında anayollarda olacak demiş.
Bu tahmin kısmen gerçekleşti . Ana yollarda sürücüsüz araçlar henüz yok. Ancak Tesla, Google spinoff Waymo , Uber ve Lyft de dahil olmak üzere onlarca şirket, Boston, Las Vegas, Phoenix ve Columbus, Ohio gibi belirli yerlerde sürücüsüz araçları test ediyor.
Uzmanlar, istediği her yere gidebilecek bir araba görmek için onlarca yıl bekleyeceğimizi öngörüyor
8. 70 yaşında emekli olmak normal olacak
İngiliz gazeteci Hamish McRae, 1994 yılında yayınlanan "2020 yılında Dünya" adlı kitabında emeklilik yaşının 67 ile 70 yaşına yükseleceğini öngördü.
Bu öngörü de tutmadı . Her ne kadar emeklilik maaşlarının devlete getirdiği yükün ağırlığı fazlasıyla hissedilmeye ve emeklilik yaşlarında yükseltemeye gidilmeye başlansa da, henüz 70 yaş emeklilik için kabul edilebilir bir şey olmaktan çok uzak.
Bunun en son örneğini Fransa'da görmek mümkün. Fransa'da hükümetin emeklilik sistemi için önerdiği reformlar büyük tepki topladı. Özellikle karşı çıkılan madde ise emeklilik yaşını 62 olarak kalmasını, ancak işçilerin tam emekli maaşına hak kazanabilmek için 64 yaşına kadar çalışması gerektiği oldu. Grev kararı alarak bir çok sektörde iş yavaşlatan hatta iş durdurma kararı alan çalışanlar ülke genelinde günlük hayatı sekteye uğratmaya devam ediyor.
Emeklilik yaşı ülkeden ülkeye değişiyor. Norveç, İsrail ve İzlanda 67 yaş ile emekliliğe en geç kazanılan ülkeler olarak göze çarpıyor.
MacRae kitabında Avrupa için bunun gerekçesinin devlete olan maliyeti olacağını yazdı. Hamish'e göre hükümetler emeklilik yaşını yükseltmezlerse, emeklilik maaşı ödemeleri çalışanlara öyle bir yük getirecek ki, bunu vergi oranını yükselterek karşılamak mümkün olmayacak.
Finlandiya Emeklilik Merkezi'ne göre, bazı Avrupa ülkeleri emeklilik yaşı, vatandaşların emekli aylıkları çekmeye başlayabilecekleri en erken yaş ve birkaçını önümüzdeki birkaç yıl içinde yaşını yükseltmeyi planlıyorlar. Birçok Avrupalı ??için konu şiddetli bir tartışma konusudur.
9. Amerikalılar evden elektronik olarak oy kullanacak
Bilgi çağının sözcüsü konumundaki Wired dergisinin yazarları Peter Schwartz ve Peter Leyden 2008 seçimlerinden sonra Amerikalıların artık evlerinden elektronik oy kullacaklarını tahmin etmişti.
Bu şimdilik mümkün değil. ABD seçimlerinde dış müdahale korkusu yaşandığından akıllı telefonlar aracılığı ile gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oy kullanılmasına izin verilmedi . Bununla birlikte, elektronik oy kullanılmasını savunanlar , katılım oranını artırabileceğini ve sandık merkezlerinde seçmenlerin baskı almasının engelleyebileceğini düşünüyor
Yeni kurulan şirketler, ABD'deki en az dört kamu seçim pilotunda biyometrik / yüz tanıma kullanan Voatz mobil oylama platformu gibi çevrimiçi oylama için çözümler geliştiriyor. Geçen yıl Batı Virginia, konuşlanan askeri personel için devamsız oylama için Voatz'ı kullanmaya başladı. denizaşırı. Bir Utah ilçesinde, engelli vatandaşlar 2019 belediye genel seçimlerinde akıllı telefonlarına elektronik olarak oy verebildi.
10. Çin demokrasiye daha yakın olacak
Schwartz ve Leyden, 2000 'li yılların ilk on yılında iç krizden kaçınmak için "ağır tedbirler " almasına rağmen, Çin'in genel olarak Batı standartlarında ??olmasa da daha demokratik siyasete doğru bir yolda olduğunu kabul ediyorlar.'
Bu ön görüde şimdilik mümkün görünmüyor . 2019'da Çin, Hong Kong'daki demokrasi yanlısı protestoculara ve Çin'in Sincan bölgesindeki "yeniden eğitim" kamplarında keyfi olarak alıkonulan ve hapsedilen yaklaşık Müslüman nüfusu olan yaklaşık 1 milyon Uygur'a karşı insan hakları ihlallerine yönelik artan eleştirler bunu gösteriyor
11. 'Kişisel yardımcılarınız' olacak
1999 tarihli "Business @ Düşünce Hızı" adlı kitabında Bill Gates, ister evde ister ofiste olsun, tüm cihazlarınızı akıllı bir şekilde bağlayıp senkronize eden ve veri alışverişi yapmalarına izin veren kişisel cihazları tahmin etti.
"Cihaz e-postanızı veya bildirimlerinizi kontrol edecek ve ihtiyacınız olan bilgileri sunacaktır. Mağazaya gittiğinizde, hangi tarifleri hazırlamak istediğinizi söyleyebilir ve almak istediğiniz malzemelerin bir listesini oluşturacaktır. Satın aldığınız ve planladığınız tüm cihazları bilgilendirerek, yaptığınız işe otomatik olarak uyum sağlamalarına izin verir. "
Alexa (bildiğimiz) e-postalarınızı sıralamıyor ve akıllı termostatınız satın alımlarınızı izlemese de Gates'in tahmini pek uzakta değil. Siri, Google Asistan, Amazon Alexa ve Nesnelerin İnterneti'ndeki bir dizi akıllı teknoloji artık diğer cihazlarınızla kolayca veri alışverişi yapıyor ve komutlara yanıt veriyor.
12. Otomobiller yakıt doldurmadan aylarca gidebilecek
Schwartz ve Leyden ayrıca, 2010 yılına kadar, "hidrojenin rafineri benzeri tesislerde işleneceğini ve yakıt ikmalinden önce binlerce mil ve aylarca sürebilen arabalara yükleneceğini" öngördü.
2020'ye gelindiğinde, neredeyse tüm yeni arabaların çoğunlukla hidrojen gücü kullanan hibrid araçlar olacağını söylediler.
Otomobil endüstrisi şimdilerde Hidrojen arabaları yerine elektriğe doğru yöneldi
Bu tahmin de henüz tutmadı Toyota ve Honda, hidrojenle çalışan otomobil pazarına liderlik ediyor, ancak pille çalışan elektrikli araçlarla dolaşan rakiplere karşı yokuş yukarı bir savaş. Elektrikli araç haberlerini kapsayan InsideEVs'e göre, 2018'de ABD'de 2.300 hidrojen yakıt hücreli araç satıldı - satılan elektrikli otomobil sayısının% 1'inden az.
Geçen yıl, Avrupalı ??demiryolu üreticisi Alstom dünyanın ilk hidrojen yakıt pili trenini başlattı ve gelecek yıl Londra'nın çift katlı hidrojenle çalışan otobüsleri piyasaya sürmesi bekleniyor.
13. Kalp hastalığı, depresyon dünyada en yayıgın hastalıkları olacak
1996 yılında, Harvard Halk Sağlığı Okulu ve Dünya Sağlık Örgütü, 2020 yılına kadar, dünyanın küresel hastalık yükünün ilk iki nedeninin - hastalık, sakatlık veya erken ölüm nedeniyle kaybedilen sağlıklı yaşam yıllarının ölçülmesini öngördü. - kalp hastalığı ve depresyon olmasını bekliyordu.1996 yılında en yaygın hastalıklar daha düşük solunum yolu enfeksiyonları (pnömoni gibi) ve ishal hastalıklarıydı.Bu tahmin de kısmen tuttu. : Veri setinin yayımlandığı en son yıl olan 2017'de koroner kalp hastalığı, depresyonun değil, yenidoğan hastalıkları, iskemik kalp hastalığı, inme, alt solunum yolu enfeksiyonları ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı öne çıkmıştı
14. Küresel yüzey sıcaklığı artacak
Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli'nin 1995 tarihli bir raporu, ortalama küresel yüzey sıcaklığının, küresel emisyonlara bağlı olarak 2100'e kadar (veya 1 santigrat derece ila 3.5 santigrat derece arasındaki bir artış) yaklaşık 3.6 derece artabileceğini öngördü. ).
Rapor aynı zamanda deniz seviyesinin yaklaşık 20 inç artabileceğini öngördü.
80 yıl daha devam ederken, her iki tahmin de mümkün görünüyor. NOAA'ya göre, küresel ortalama sıcaklık 90'lı yılların ortalarından bu yana 1 derece Fahrenhayttan (yaklaşık 0.6 derece Santigrat) biraz daha fazla arttı. Ve 1992'den beri, NOAA'ya göre, küresel deniz seviyesi toplamda 3 inçten fazla arttı.
15. İnsanlar Mars'a ayak basacak
Amerikan Ulusal Araştırma Konseyi'nin Uzay Araştırmaları Kurulu 1996 yılında hazırladığı bir raporda Amerikan Havacılık ve Uzay Ajansı'nın (NASA) 2018 yılında Ay'a ve Mars'a keşif amaçlı insanlı seferler düzenleyeceğini ve çeyrek yüzyıl içinde Mars'a insan inebileceği tahminini yürütmütü.
Gelecek bilimci Peter Schwartz ve Peter Leyden ise "2020'de insan Mars'a inecek. Dört astronot yere ayak basarken görüntülerini 11 milyar kişiye aynı anda gönderebilecek. Keşif gezegendeki bütün ulusların desteğini alan ortak çaba ile gerçekleşecek ve 15 yıl süren ortak çabanın zirvesi olacak" şeklinde bir senaryo tasarladı.
Bu tahminler de tutumadı
Her ne kadar insansız uzay araçları Mars'ın yüzeyine inmeyi başarsa da, insanlar henüz ayak basamadı. Yine de çalışmalar son hızıyla sürüyor ve bilim insanları Mars'ın gizemlerini keşfetmeye devam ediyor. Henüz açıklanamayan son keşifte Mars atmosferindeki oksijen seviyesinin mevsimlere göre değişim gösterdiği tespit edildi.
16. Boris Johnson Brexit'e liderlik edecek
1997 yılında İngiltere'nin önde gelen gazetelerinden The Independent bir makalede 2020 yılında Başbakan Boris Johnson'ın İngiltere'yi Avrupa Birliği (AB) üyeliğinden çıkaracağı öngörülmüştü
O zamanlar, 32 yaşındaki Boris Johnson, sadece açık sözlü bir köşe yazarıydı. O güne kadar hiç bir kamu görevinde bulunmamıştı. Köşesinde "Parti çizgileriyle çatışmaktan çekinmeyen Boris, 'AB üyeliğini yeniden müzakere eder, böylece İngiltere Avrupa'yı Teksas, Kanada değil ABD olarak temsil eder." diye savunuyordu Hatta Johnson, o tarihte ilk defa milletvekili seçilmek için girdiği seçim yarışını bile kaybetmişti.
2019'da Başbakan olan Boris Johnson 12 Aralık'ta yapılan seçimlerde lideri olduğu Muhafazakar Parti'nin parlamentoda büyük bir çoğunluk elde etmesi üzerine ilk icraat olarak İngiltere ile AB arasında imzalanan ancak bir türlü parlamentodan geçemeyen Brexit anlaşmasını onaylatmak oldu. Süreci hızla yürüterek İngiltere'nin AB üyeliğini en kısa zamanda sonlandırma vaadinde bulunan Johnson bunun için yeterli güce kavuşmuş durumda.
17. Anti yerçekimi kemerleri savaşta yeni bir devrim yapacak
Askerler havada havada süzülürken, savaşların yerden sadece birkaç metre yukarıda yapıldığı bir dünya düşünün. 1968'de matematikçi ve bilim adamı DG Brennan, yerçekimi kayışlarının "toprak savaşı taktiklerini kökten değiştireceğini" öngörerek, "yerçekimi mekanizması yatay itme sağlamasa bile, nispeten mütevazı itme kaynaklarının kolayca sağlanabileceğini" yazdı.
Ayrıca, 2018 yılına kadar insanların 30 dakika boyunca çalışabilecek anti yerçekimi arabalarına ve jetpack'lere sahip olacağını söyledi. Bu tahmin de tutmadı
18. ABD'de nükleer enerji doğal gazın yerine geçecek
Amerikan Stanford Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Charles Scarlott, 1968 yılında nükleer üretim reaktörlerinin 2018 yılında ABD'nin enerji üretiminde doğal gazın yerini alacağı öngörüsünde bulundu.
Scarlott, "Su, güneş, rüzgar, gel-git ya da yerkürenin sıcaklığından elde edilen enerjinin toplamda büyük oranlara ulaşmayacaktır. Az maliyetle çok miktarda enerji üretimi nükleer tesislerden elde edilebilir" diye yazmıştı.
Bu öngörü tutmadı ABD Enerji Bilgi Dairesi'ne göre ülkenin birincil enerji üretimi petrol, doğal gaz ve kömür gibi fosil yakıtlardan elde ediliyor. Orana vurulduğunda fosil yakıtlar ABD'nin enerji ihtiyacının yüzde 78'ini karşılarken, yenilenebilir enerji kaynakları yüzde 12'sini, nükleer enerji ise yüzde 9'unu karşılıyor.
Öte yandan Avrupa ülkelerinde de nükleer enerji üretimi giderek azalıyor. AB’de nükleer enerjinin yarısını tek başına Fransa üretiyor. Türkiye’de ise ilk nükleer enerji santralinin temeli atılırken henüz üretime geçmedi.
19. Amerikalılar haftada 26 saat çalışacak
1968'de fizikçi Herman Kahn ve fütürist Anthony J. Weiner, 2020 yılına kadar Amerikalıların ortalama 1.940 saat (haftada 37 saat) yerine yılda 1.370 saat (veya haftada 26 saat) çalışacaklarını söyledi.
Bu tahmin olası değil : Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'ne göre, 1968'de yaptığımızdan daha az çalışmamıza rağmen, ortalama bir Amerikalı 2018'de yaklaşık 1.800 saat (haftada 35 saat) çalıştı.
20. Milliyetçilik azalacak
Aynı 1968 metninde, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde siyaset bilimi profesörü olan Ithiel de Sola Pool, daha iyi iletişim, daha kolay çeviri ve insan motivasyonlarının doğası hakkında daha iyi anlaşmanın insanların etnik ve ulusal arasında bağlantı kurmasını kolaylaştıracağını öngördü.
"2018 yılına kadar milliyetçilik dünyada azalan bir güç olmalı. Duygu ve kimlikler konusundaki artan açıklık, erkeklerin milliyetçiliğin temelini oluşturan daha yıkıcı ve düşmanca motivasyonların bazılarının üstesinden gelmesine yardımcı olabilir."
Bu öngörünün de tam tersi gerçekleşti . Göç, küreselleşme ve siyasal oluşum karşısındaki tepkinin tetiklediği popülist milliyetçilik dünyada patlama yaptı. İngiltere'de Brexit'in arkasında,ABD'de Donald Trump'ın seçilmesinde popülist milliyetçilik önemli rol oynadı . Fransa, Almanya Avusturya, İtalya, Macaristan, Hollanda, Türkiye ve Polonya'da sağcı partilerin aşırı güç kazanması bunun en önemli göstergesi oldu.
Harvard Üniversitesi'ndeki uluslararası ilişkiler profesörü Stephen Walt, Dış Politika Dergisi'nde, "Her yerde, aslında kişi milliyetçiliği günümüz dünyasında iş başında görüyor."diye yazdı.
[Samanyolu Haber] 31.12.2019
Matematikçi ve bilim adamı DG Brennan 1968'de yazdı, "92. yaş günümde bir yerçekimi arabasına binebilirsem şaşırmam." Brennan gibi bazıları aşırı iyimserdi.
Bazıların 2020 tahmini ise tuttu.
USA Today Gazetesi 2020 için geçmişte yapılan öngörüleri ve bu öngörülerin gerçekleşip gerçekleşmediğini sıraladı
1. İnsan ömrünün ortalaması 100 yılın üzerine çıkacak
Fütürist Ray Kurzweil, 1999 yılında insan ömrünün uzayacağını 2019 yılına kadar "yüz yaşına kadar yaşamanın mümkün ' olacağını tahmin etti.
"2020 yıllında akut hem de kronik sağlık durumlarını teşhis eden saatler, takılar ve kıyafetler içine yerleştirilmiş bilgisayarlı sağlık monitörleri yaygın olarak kullanılacak . Teşhise ek olarak, bu monitörler bir dizi iyileştirici tavsiye ve müdahale sağlayacaktır "
Ray Kurzweil'in öngörüsü gerçekleşti mi? Hayır : Kurzweil sağlıkla ilgili araçları (akıllı telefonunuz için fitness saatleri, BioScarves ve EKG uygulamaları gibi) doğru bir şekilde tahmin etmiş olsa da, insan ömrünün uzunluğu öngörüsü gerçekleşmedi
Birleşmiş Milletler'e göre 2019 yılında küresel nüfusun ortalama insan ömrü 72,6 yıl idi. Amerikan Tıp Derneği Dergisi'nde yer alan bir rapora göre, bu ortalama ABD'de 2017'de 78,6 yıl ile biraz daha yüksek.
Sanayileşmiş birçok ülkede İnsan ömrünün ortalaması artmaya devam ederken, Amerika'da ters yöne gidiyor. BM, 2050 yılına kadar ortalama küresel insan ömrünün 77,1 yıla yükseleceğini öngörüyor.
2. Bilgisayarlar görünmez olacak
Fütürist Ray Kurzweil'in başka bir tahmini daha 'Görünmez bilgisayarlar' dı.
"Bilgisayarlar artık büyük ölçüde görünmez. Duvarlara, masalara, sandalyelere, masalara, kıyafet takılarına ve gövdelerine yerleştirilmişler. İnsanlar rutin olarak gözlüklerine veya kontakt lenslerine yerleştirilmiş üç boyutlu ekranlar kullanıyor. ... Bu ekran teknolojisi görüntüleri doğrudan yansıtıyor insan retinasına. "
Klavyeler ve kablolar da nadir olarak görülecekler.
Bu tahmin aslında DOĞRU: - Bilgisayarlar bugünlerde her yere gömülü. Akıllı evler, akıllı masalar, akıllı sandalyeler, akıllı masalar ve daha fazlası var. Görüntüleri doğrudan retinalarımıza yansıtmasak da, Google Glass oldukça yakınlaşıyor.
(Kurzweil'in önceki tahminine göre, bilim adamları ayrıca göz ve gözyaşı sıvısının fizyolojik bilgilerini izleyebilen akıllı kontakt lensler geliştiriyorlar ve "gerçek zamanlı, noninvaziv tıbbi teşhisler" sağlayabilirler. Birkaç grup, glikoz seviyelerini ölçecek akıllı lensleri test ediyor. Diyabetli insanların gözyaşları.)
3. Kitaplar ölecek
Fütürist Ray Kurzweil, 2020'de "Kağıtlar ve belgeler nadiren kullanılıyor veya erişiliyor. İlgilenilen yirminci yüzyıl kağıt belgelerinin çoğu tarandı ve kablosuz ağ üzerinden erişilebilir."
Bu tahmin de YANLIŞ: Amerikan Yayıncılar Birliği yıllık raporuna göre, ABD kitap yayıncılık sektörünün net geliri 2014'ten bu yana azalırken, sektör hala 675 milyon basılı kitap sattı ve 2018'de yaklaşık 26 milyar dolar getirdi.
4. Her hareketiniz izlenecek
Fütürist Ray Kurzweil 2020'de mahremiyetin büyük bir siyasi ve sosyal sorun olacağını ve "her bireyin neredeyse her hareketin bir yerde bir veritabanında depolanacağını" öngörüyordu.
Bu tahmin büyük bir oranda doğru çıktı. TV'niz sizi izliyor. Akıllı telefonunuz sizi takip ediyor. Web tarayıcınız dijital izinizi takip eder. Dünyadaki bazı nüfusların 7/24 yüksek teknolojili gözetim altında yaşadığı bir çağda, çoğu ABD'li yetişkin artık şirketler veya hükümet tarafından kendileri hakkında veri toplanmadan günlük yaşamdan geçmenin mümkün olmadığını düşünüyor. Pew Araştırma Merkezi tarafından ABD'li yetişkinlerin yeni araştırması. % 80'inden fazlası şirketlerin veri toplamasından dolayı karşılaşabilecekleri potansiyel risklerin avantajlardan daha ağır bastığını söylüyor.
5. Dünya nüfusu 8 milyara ulaşacak
1994 yılında, Uluslararası Gıda Politikası Araştırma Enstitüsü, dünya nüfusunun 2020 yılına kadar 2,5 milyar artarak 8 milyara ulaşacağını öngördü. Enstitü, Hindistan, Pakistan, Bangladeş ve Afrika kıtasının 1,5 milyar insan daha ekleyeceğini tahmin etti.
Birleşmiş Milletler Haziran raporuna göre , 1994 tahminlerine yaklaştı ama gerçekleşmedi: Dünya nüfusu 7,7 milyar. Rapor, nüfusun önümüzdeki 30 yıl içinde 2 milyar daha büyümesini bekliyor. Raporda, 2027 civarında Hindistan'ın Çin'i dünyanın en kalabalık ülkesi olarak geçeceği tahmin ediliyor.
6. Çin dünyanın en büyük ekonomisi olacak
Çin'den bahsetmişken ... fütüristler Peter Schwartz ve Peter Leyden'in 1997 tarihli "Uzun Patlama" makalesinde Çin'in zirvede olacağını düşündüler:
"2020'ye gelindiğinde Çin ekonomisi dünyanın en büyüğü haline gelecek. ABD ekonomisi teknolojik olarak daha sofistike olsa da ve nüfusu daha zengin olsa da Çin ve ABD temelde eşit durumda olacaklar."
Tahmin gerçekleşmedi 2019 yılında Çin, nominal GSYİH ile ABD'nin ardından dünyanın ikinci büyük ekonomisi Ancak son raporlar, Çin ve Hindistan'ın 2030 yılına kadar ABD'yi geçeceğini öngörüyor.
7. Sürücüsüz arabalar olacak
Fütürist Ray Kurzweil, 2020 için "Kendi kendine giden arabalar ' tahmin etmiş . 90 lı yılların sonlarında Kurzweil, 'Araba kullanan araçlar, yirmi birinci yüzyılın ilk on yılında anayollarda olacak demiş.
Bu tahmin kısmen gerçekleşti . Ana yollarda sürücüsüz araçlar henüz yok. Ancak Tesla, Google spinoff Waymo , Uber ve Lyft de dahil olmak üzere onlarca şirket, Boston, Las Vegas, Phoenix ve Columbus, Ohio gibi belirli yerlerde sürücüsüz araçları test ediyor.
Uzmanlar, istediği her yere gidebilecek bir araba görmek için onlarca yıl bekleyeceğimizi öngörüyor
8. 70 yaşında emekli olmak normal olacak
İngiliz gazeteci Hamish McRae, 1994 yılında yayınlanan "2020 yılında Dünya" adlı kitabında emeklilik yaşının 67 ile 70 yaşına yükseleceğini öngördü.
Bu öngörü de tutmadı . Her ne kadar emeklilik maaşlarının devlete getirdiği yükün ağırlığı fazlasıyla hissedilmeye ve emeklilik yaşlarında yükseltemeye gidilmeye başlansa da, henüz 70 yaş emeklilik için kabul edilebilir bir şey olmaktan çok uzak.
Bunun en son örneğini Fransa'da görmek mümkün. Fransa'da hükümetin emeklilik sistemi için önerdiği reformlar büyük tepki topladı. Özellikle karşı çıkılan madde ise emeklilik yaşını 62 olarak kalmasını, ancak işçilerin tam emekli maaşına hak kazanabilmek için 64 yaşına kadar çalışması gerektiği oldu. Grev kararı alarak bir çok sektörde iş yavaşlatan hatta iş durdurma kararı alan çalışanlar ülke genelinde günlük hayatı sekteye uğratmaya devam ediyor.
Emeklilik yaşı ülkeden ülkeye değişiyor. Norveç, İsrail ve İzlanda 67 yaş ile emekliliğe en geç kazanılan ülkeler olarak göze çarpıyor.
MacRae kitabında Avrupa için bunun gerekçesinin devlete olan maliyeti olacağını yazdı. Hamish'e göre hükümetler emeklilik yaşını yükseltmezlerse, emeklilik maaşı ödemeleri çalışanlara öyle bir yük getirecek ki, bunu vergi oranını yükselterek karşılamak mümkün olmayacak.
Finlandiya Emeklilik Merkezi'ne göre, bazı Avrupa ülkeleri emeklilik yaşı, vatandaşların emekli aylıkları çekmeye başlayabilecekleri en erken yaş ve birkaçını önümüzdeki birkaç yıl içinde yaşını yükseltmeyi planlıyorlar. Birçok Avrupalı ??için konu şiddetli bir tartışma konusudur.
9. Amerikalılar evden elektronik olarak oy kullanacak
Bilgi çağının sözcüsü konumundaki Wired dergisinin yazarları Peter Schwartz ve Peter Leyden 2008 seçimlerinden sonra Amerikalıların artık evlerinden elektronik oy kullacaklarını tahmin etmişti.
Bu şimdilik mümkün değil. ABD seçimlerinde dış müdahale korkusu yaşandığından akıllı telefonlar aracılığı ile gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oy kullanılmasına izin verilmedi . Bununla birlikte, elektronik oy kullanılmasını savunanlar , katılım oranını artırabileceğini ve sandık merkezlerinde seçmenlerin baskı almasının engelleyebileceğini düşünüyor
Yeni kurulan şirketler, ABD'deki en az dört kamu seçim pilotunda biyometrik / yüz tanıma kullanan Voatz mobil oylama platformu gibi çevrimiçi oylama için çözümler geliştiriyor. Geçen yıl Batı Virginia, konuşlanan askeri personel için devamsız oylama için Voatz'ı kullanmaya başladı. denizaşırı. Bir Utah ilçesinde, engelli vatandaşlar 2019 belediye genel seçimlerinde akıllı telefonlarına elektronik olarak oy verebildi.
10. Çin demokrasiye daha yakın olacak
Schwartz ve Leyden, 2000 'li yılların ilk on yılında iç krizden kaçınmak için "ağır tedbirler " almasına rağmen, Çin'in genel olarak Batı standartlarında ??olmasa da daha demokratik siyasete doğru bir yolda olduğunu kabul ediyorlar.'
Bu ön görüde şimdilik mümkün görünmüyor . 2019'da Çin, Hong Kong'daki demokrasi yanlısı protestoculara ve Çin'in Sincan bölgesindeki "yeniden eğitim" kamplarında keyfi olarak alıkonulan ve hapsedilen yaklaşık Müslüman nüfusu olan yaklaşık 1 milyon Uygur'a karşı insan hakları ihlallerine yönelik artan eleştirler bunu gösteriyor
11. 'Kişisel yardımcılarınız' olacak
1999 tarihli "Business @ Düşünce Hızı" adlı kitabında Bill Gates, ister evde ister ofiste olsun, tüm cihazlarınızı akıllı bir şekilde bağlayıp senkronize eden ve veri alışverişi yapmalarına izin veren kişisel cihazları tahmin etti.
"Cihaz e-postanızı veya bildirimlerinizi kontrol edecek ve ihtiyacınız olan bilgileri sunacaktır. Mağazaya gittiğinizde, hangi tarifleri hazırlamak istediğinizi söyleyebilir ve almak istediğiniz malzemelerin bir listesini oluşturacaktır. Satın aldığınız ve planladığınız tüm cihazları bilgilendirerek, yaptığınız işe otomatik olarak uyum sağlamalarına izin verir. "
Alexa (bildiğimiz) e-postalarınızı sıralamıyor ve akıllı termostatınız satın alımlarınızı izlemese de Gates'in tahmini pek uzakta değil. Siri, Google Asistan, Amazon Alexa ve Nesnelerin İnterneti'ndeki bir dizi akıllı teknoloji artık diğer cihazlarınızla kolayca veri alışverişi yapıyor ve komutlara yanıt veriyor.
12. Otomobiller yakıt doldurmadan aylarca gidebilecek
Schwartz ve Leyden ayrıca, 2010 yılına kadar, "hidrojenin rafineri benzeri tesislerde işleneceğini ve yakıt ikmalinden önce binlerce mil ve aylarca sürebilen arabalara yükleneceğini" öngördü.
2020'ye gelindiğinde, neredeyse tüm yeni arabaların çoğunlukla hidrojen gücü kullanan hibrid araçlar olacağını söylediler.
Otomobil endüstrisi şimdilerde Hidrojen arabaları yerine elektriğe doğru yöneldi
Bu tahmin de henüz tutmadı Toyota ve Honda, hidrojenle çalışan otomobil pazarına liderlik ediyor, ancak pille çalışan elektrikli araçlarla dolaşan rakiplere karşı yokuş yukarı bir savaş. Elektrikli araç haberlerini kapsayan InsideEVs'e göre, 2018'de ABD'de 2.300 hidrojen yakıt hücreli araç satıldı - satılan elektrikli otomobil sayısının% 1'inden az.
Geçen yıl, Avrupalı ??demiryolu üreticisi Alstom dünyanın ilk hidrojen yakıt pili trenini başlattı ve gelecek yıl Londra'nın çift katlı hidrojenle çalışan otobüsleri piyasaya sürmesi bekleniyor.
13. Kalp hastalığı, depresyon dünyada en yayıgın hastalıkları olacak
1996 yılında, Harvard Halk Sağlığı Okulu ve Dünya Sağlık Örgütü, 2020 yılına kadar, dünyanın küresel hastalık yükünün ilk iki nedeninin - hastalık, sakatlık veya erken ölüm nedeniyle kaybedilen sağlıklı yaşam yıllarının ölçülmesini öngördü. - kalp hastalığı ve depresyon olmasını bekliyordu.1996 yılında en yaygın hastalıklar daha düşük solunum yolu enfeksiyonları (pnömoni gibi) ve ishal hastalıklarıydı.Bu tahmin de kısmen tuttu. : Veri setinin yayımlandığı en son yıl olan 2017'de koroner kalp hastalığı, depresyonun değil, yenidoğan hastalıkları, iskemik kalp hastalığı, inme, alt solunum yolu enfeksiyonları ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı öne çıkmıştı
14. Küresel yüzey sıcaklığı artacak
Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli'nin 1995 tarihli bir raporu, ortalama küresel yüzey sıcaklığının, küresel emisyonlara bağlı olarak 2100'e kadar (veya 1 santigrat derece ila 3.5 santigrat derece arasındaki bir artış) yaklaşık 3.6 derece artabileceğini öngördü. ).
Rapor aynı zamanda deniz seviyesinin yaklaşık 20 inç artabileceğini öngördü.
80 yıl daha devam ederken, her iki tahmin de mümkün görünüyor. NOAA'ya göre, küresel ortalama sıcaklık 90'lı yılların ortalarından bu yana 1 derece Fahrenhayttan (yaklaşık 0.6 derece Santigrat) biraz daha fazla arttı. Ve 1992'den beri, NOAA'ya göre, küresel deniz seviyesi toplamda 3 inçten fazla arttı.
15. İnsanlar Mars'a ayak basacak
Amerikan Ulusal Araştırma Konseyi'nin Uzay Araştırmaları Kurulu 1996 yılında hazırladığı bir raporda Amerikan Havacılık ve Uzay Ajansı'nın (NASA) 2018 yılında Ay'a ve Mars'a keşif amaçlı insanlı seferler düzenleyeceğini ve çeyrek yüzyıl içinde Mars'a insan inebileceği tahminini yürütmütü.
Gelecek bilimci Peter Schwartz ve Peter Leyden ise "2020'de insan Mars'a inecek. Dört astronot yere ayak basarken görüntülerini 11 milyar kişiye aynı anda gönderebilecek. Keşif gezegendeki bütün ulusların desteğini alan ortak çaba ile gerçekleşecek ve 15 yıl süren ortak çabanın zirvesi olacak" şeklinde bir senaryo tasarladı.
Bu tahminler de tutumadı
Her ne kadar insansız uzay araçları Mars'ın yüzeyine inmeyi başarsa da, insanlar henüz ayak basamadı. Yine de çalışmalar son hızıyla sürüyor ve bilim insanları Mars'ın gizemlerini keşfetmeye devam ediyor. Henüz açıklanamayan son keşifte Mars atmosferindeki oksijen seviyesinin mevsimlere göre değişim gösterdiği tespit edildi.
16. Boris Johnson Brexit'e liderlik edecek
1997 yılında İngiltere'nin önde gelen gazetelerinden The Independent bir makalede 2020 yılında Başbakan Boris Johnson'ın İngiltere'yi Avrupa Birliği (AB) üyeliğinden çıkaracağı öngörülmüştü
O zamanlar, 32 yaşındaki Boris Johnson, sadece açık sözlü bir köşe yazarıydı. O güne kadar hiç bir kamu görevinde bulunmamıştı. Köşesinde "Parti çizgileriyle çatışmaktan çekinmeyen Boris, 'AB üyeliğini yeniden müzakere eder, böylece İngiltere Avrupa'yı Teksas, Kanada değil ABD olarak temsil eder." diye savunuyordu Hatta Johnson, o tarihte ilk defa milletvekili seçilmek için girdiği seçim yarışını bile kaybetmişti.
2019'da Başbakan olan Boris Johnson 12 Aralık'ta yapılan seçimlerde lideri olduğu Muhafazakar Parti'nin parlamentoda büyük bir çoğunluk elde etmesi üzerine ilk icraat olarak İngiltere ile AB arasında imzalanan ancak bir türlü parlamentodan geçemeyen Brexit anlaşmasını onaylatmak oldu. Süreci hızla yürüterek İngiltere'nin AB üyeliğini en kısa zamanda sonlandırma vaadinde bulunan Johnson bunun için yeterli güce kavuşmuş durumda.
17. Anti yerçekimi kemerleri savaşta yeni bir devrim yapacak
Askerler havada havada süzülürken, savaşların yerden sadece birkaç metre yukarıda yapıldığı bir dünya düşünün. 1968'de matematikçi ve bilim adamı DG Brennan, yerçekimi kayışlarının "toprak savaşı taktiklerini kökten değiştireceğini" öngörerek, "yerçekimi mekanizması yatay itme sağlamasa bile, nispeten mütevazı itme kaynaklarının kolayca sağlanabileceğini" yazdı.
Ayrıca, 2018 yılına kadar insanların 30 dakika boyunca çalışabilecek anti yerçekimi arabalarına ve jetpack'lere sahip olacağını söyledi. Bu tahmin de tutmadı
18. ABD'de nükleer enerji doğal gazın yerine geçecek
Amerikan Stanford Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Charles Scarlott, 1968 yılında nükleer üretim reaktörlerinin 2018 yılında ABD'nin enerji üretiminde doğal gazın yerini alacağı öngörüsünde bulundu.
Scarlott, "Su, güneş, rüzgar, gel-git ya da yerkürenin sıcaklığından elde edilen enerjinin toplamda büyük oranlara ulaşmayacaktır. Az maliyetle çok miktarda enerji üretimi nükleer tesislerden elde edilebilir" diye yazmıştı.
Bu öngörü tutmadı ABD Enerji Bilgi Dairesi'ne göre ülkenin birincil enerji üretimi petrol, doğal gaz ve kömür gibi fosil yakıtlardan elde ediliyor. Orana vurulduğunda fosil yakıtlar ABD'nin enerji ihtiyacının yüzde 78'ini karşılarken, yenilenebilir enerji kaynakları yüzde 12'sini, nükleer enerji ise yüzde 9'unu karşılıyor.
Öte yandan Avrupa ülkelerinde de nükleer enerji üretimi giderek azalıyor. AB’de nükleer enerjinin yarısını tek başına Fransa üretiyor. Türkiye’de ise ilk nükleer enerji santralinin temeli atılırken henüz üretime geçmedi.
19. Amerikalılar haftada 26 saat çalışacak
1968'de fizikçi Herman Kahn ve fütürist Anthony J. Weiner, 2020 yılına kadar Amerikalıların ortalama 1.940 saat (haftada 37 saat) yerine yılda 1.370 saat (veya haftada 26 saat) çalışacaklarını söyledi.
Bu tahmin olası değil : Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'ne göre, 1968'de yaptığımızdan daha az çalışmamıza rağmen, ortalama bir Amerikalı 2018'de yaklaşık 1.800 saat (haftada 35 saat) çalıştı.
20. Milliyetçilik azalacak
Aynı 1968 metninde, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde siyaset bilimi profesörü olan Ithiel de Sola Pool, daha iyi iletişim, daha kolay çeviri ve insan motivasyonlarının doğası hakkında daha iyi anlaşmanın insanların etnik ve ulusal arasında bağlantı kurmasını kolaylaştıracağını öngördü.
"2018 yılına kadar milliyetçilik dünyada azalan bir güç olmalı. Duygu ve kimlikler konusundaki artan açıklık, erkeklerin milliyetçiliğin temelini oluşturan daha yıkıcı ve düşmanca motivasyonların bazılarının üstesinden gelmesine yardımcı olabilir."
Bu öngörünün de tam tersi gerçekleşti . Göç, küreselleşme ve siyasal oluşum karşısındaki tepkinin tetiklediği popülist milliyetçilik dünyada patlama yaptı. İngiltere'de Brexit'in arkasında,ABD'de Donald Trump'ın seçilmesinde popülist milliyetçilik önemli rol oynadı . Fransa, Almanya Avusturya, İtalya, Macaristan, Hollanda, Türkiye ve Polonya'da sağcı partilerin aşırı güç kazanması bunun en önemli göstergesi oldu.
Harvard Üniversitesi'ndeki uluslararası ilişkiler profesörü Stephen Walt, Dış Politika Dergisi'nde, "Her yerde, aslında kişi milliyetçiliği günümüz dünyasında iş başında görüyor."diye yazdı.
[Samanyolu Haber] 31.12.2019
Cumhuriyet tarihinin en büyük borcu: Milli Gelirin %60'ına ulaştı
Türkiye'nin dış borç stoku yaklaşık 434 milyar dolarla milli gelirin yüzde 59'una ulaştı. AB tanımlı genel yönetim borç stoku 1 trilyon 319.6 milyar lira olarak kayıtlara geçti.
Hazine ve Maliye Bakanlığı, 30 Eylül itibarıyla brüt ve net dış borç stoku, Hazine garantili dış borç stoku ve kamu net borç stoku ile Avrupa Birliği tanımlı genel yönetim borç stoku verilerini açıkladı.
Buna göre, 30 Eylül itibarıyla Türkiye'nin brüt dış borç stoku 433.9 milyar dolar oldu. Stokun milli gelire oranı yüzde 59.1 olarak hesaplandı.
Türkiye'nin net dış borç stoku da aynı dönemde 247.6 milyar dolar olarak belirlendi. Stokun milli gelire oranı yüzde 33.7 olarak kayıtlara geçti.
Söz konusu dönemde Hazine garantili dış borç stoku 14.4 milyar dolar oldu.
Kamu net borç stoku ise bu dönemde 643.1 milyar lira olarak gerçekleşti. Stokun milli gelire oranı yüzde 15.7 olarak belirlendi.
AB tanımlı genel yönetim borç stoku 1 trilyon 319.6 milyar lira, bu rakamın milli gelire oranı yüzde 32.1 olarak kayıtlara geçti.
[Samanyolu Haber] 31.12.2019
Hazine ve Maliye Bakanlığı, 30 Eylül itibarıyla brüt ve net dış borç stoku, Hazine garantili dış borç stoku ve kamu net borç stoku ile Avrupa Birliği tanımlı genel yönetim borç stoku verilerini açıkladı.
Buna göre, 30 Eylül itibarıyla Türkiye'nin brüt dış borç stoku 433.9 milyar dolar oldu. Stokun milli gelire oranı yüzde 59.1 olarak hesaplandı.
Türkiye'nin net dış borç stoku da aynı dönemde 247.6 milyar dolar olarak belirlendi. Stokun milli gelire oranı yüzde 33.7 olarak kayıtlara geçti.
Söz konusu dönemde Hazine garantili dış borç stoku 14.4 milyar dolar oldu.
Kamu net borç stoku ise bu dönemde 643.1 milyar lira olarak gerçekleşti. Stokun milli gelire oranı yüzde 15.7 olarak belirlendi.
AB tanımlı genel yönetim borç stoku 1 trilyon 319.6 milyar lira, bu rakamın milli gelire oranı yüzde 32.1 olarak kayıtlara geçti.
[Samanyolu Haber] 31.12.2019
Banka KHK mağduru öğretmene havala edilen parayı ödemedi
675 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle (KHK) ihraç edilen Eğitim Sen üyesi Suzan Uzpak'a havaleyle gelen parası 'Yasaklı TC uyarısı' gerekçe gösterilerek verilmedi.
Gaziantep’te Şahinbey Ortaokulu’nda öğretmenlik yaparken 675 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle (KHK) ihraç edilen Eğitim Sen üyesi Suzan Uzpak'a havaleyle gelen parası 'Yasaklı TC uyarısı' gerekçe gösterilerek verilmedi. Bankadaki görevli Uzpak'a "KHK'lilere ödeme yapılamıyor" dedi.
Mezopotamya Ajansı'nın haberine göre Uzpak'a yurtdışından Vakıfbank üzerinden gelen havale 'Yasaklı TC' denilerek verilmedi.
Bu sabah Antep’in Şahinbey ilçesine bağlı Karagöz mahallesindeki Vakıfbank Gaziantep Merkez Şubesi’ne kendi adına gelen parayı almak içi giden Uzpak’a gişe görevlisi parayı veremeyeceğini söyledi. Parayı alamama nedenini soran Uzpak’a KHK’yle ihraç edilmesinden kaynaklı olduğu söylendi. Gişe görevlisi sistemin kendisi adına 'Yasaklı TC' uyarısı verdiğini, ödemeyi gerçekleştiremeyeceğini belirterek, "Daha önceden de benzeri olaylar yaşandı. KHK’lilere ödeme yapılamıyor" dedi.
Uzpak, yaşadıklarını şu şekilde aktardı: "Şube çalışanın ödeme yapamayacağı bilgisi üzerine banka müdürü ile görüştüm ve tarafıma ödeme yapmayacaklarına dair resmî bir yazı istedim. Müdür bey ilgili birime yönlendirdi. İlgili birim de savcılık kararıyla ödeme yapılmadığını söyledi. Birçok KHK’liye uygulanmış, fakat bir süredir bu uygulama kalkmış. Resmiyette bir engel olmasa da fiiliyatta benim gibi yasaklı görünen KHK'liler varmış. İlgili birimdeki arkadaş yaklaşık 1 saatlik telefon görüşmeleri yaptı ve nihayetinde para tarafıma ödendi."
Uzpak, ihraç edildikten sonra hakkında “örgüt üyesi” olduğu iddiasıyla açılan davadan da beraat etmişti.
[Samanyolu Haber] 31.12.2019
Gaziantep’te Şahinbey Ortaokulu’nda öğretmenlik yaparken 675 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle (KHK) ihraç edilen Eğitim Sen üyesi Suzan Uzpak'a havaleyle gelen parası 'Yasaklı TC uyarısı' gerekçe gösterilerek verilmedi. Bankadaki görevli Uzpak'a "KHK'lilere ödeme yapılamıyor" dedi.
Mezopotamya Ajansı'nın haberine göre Uzpak'a yurtdışından Vakıfbank üzerinden gelen havale 'Yasaklı TC' denilerek verilmedi.
Bu sabah Antep’in Şahinbey ilçesine bağlı Karagöz mahallesindeki Vakıfbank Gaziantep Merkez Şubesi’ne kendi adına gelen parayı almak içi giden Uzpak’a gişe görevlisi parayı veremeyeceğini söyledi. Parayı alamama nedenini soran Uzpak’a KHK’yle ihraç edilmesinden kaynaklı olduğu söylendi. Gişe görevlisi sistemin kendisi adına 'Yasaklı TC' uyarısı verdiğini, ödemeyi gerçekleştiremeyeceğini belirterek, "Daha önceden de benzeri olaylar yaşandı. KHK’lilere ödeme yapılamıyor" dedi.
Uzpak, yaşadıklarını şu şekilde aktardı: "Şube çalışanın ödeme yapamayacağı bilgisi üzerine banka müdürü ile görüştüm ve tarafıma ödeme yapmayacaklarına dair resmî bir yazı istedim. Müdür bey ilgili birime yönlendirdi. İlgili birim de savcılık kararıyla ödeme yapılmadığını söyledi. Birçok KHK’liye uygulanmış, fakat bir süredir bu uygulama kalkmış. Resmiyette bir engel olmasa da fiiliyatta benim gibi yasaklı görünen KHK'liler varmış. İlgili birimdeki arkadaş yaklaşık 1 saatlik telefon görüşmeleri yaptı ve nihayetinde para tarafıma ödendi."
Uzpak, ihraç edildikten sonra hakkında “örgüt üyesi” olduğu iddiasıyla açılan davadan da beraat etmişti.
[Samanyolu Haber] 31.12.2019
Düşünmeden Kabuller [Abdullah Aymaz]
Bir subay bakıyor ki, Nizamiyede bir bankın iki yanında iki asker nöbet tutuyor, ama bu erlerin nöbet tutmasını gerektirecek hiçbir şey göremiyor, sonra araştırırken seneler önce kendisinin nöbet listesine yazdırdığı bir ifadeyi görüyor. O zaman bu bank yağlı boya ile boyandığı için, kuruyuncaya kadar kimsenin o bank üzerine oturup zarar görmemesine ait bir tedbirin neticesi olduğunu hatırlıyor… Sonrakiler hiç düşünmeden bunu o güne kadar uygulamışlar… Bizler uzun yıllar katı ve acımasız bir laiklik anlayışının baskısını yaşadık. Bir dönem ezan bile aslından çıkarıldı. “Tanrı uludur” diye okumayan hocalar işkence gördüler, dişler kırıldı, demir ökçeli çizmelerle ezildiler…
Daha 1971’deki 12 Mart Muhtırasında Risale-i Nur okuduğumuz için hapse atıldık. Toplantıda okunan Allah’ın Kuddüs İsminin Lemaları mı idi, yoksa Lema’lar kitabındaki Kuddüs ismi mi idi? Tartışması bile Mahkemede Savcı Nureddin Soyer ile yaşandı. Öyle olsa ne olur, böyle olsa ne olur. Devletin temel nizamlarını yıkmakla bunların ne alakası olabilir. Ben ifademi verirken Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinden bahsederken farkında olmadan hep “Bediüzzaman” diyormuşum. Savcı bir suç unsuru bulmuş gibi, “Sayın Hâkimler, dikkat edin bu sanık burada Mahkeme huzurunda bile propaganda yapmaya devam ediyor. Kürt Said’e hep Bediüzzaman diyor. Çünkü Bediüzzaman ‘Zamanın hârikası’ mânasına geliyor. Bilhassa dikkatlerinizi çekerim!” dedi. Hemen avukatımız Latif İslam Bey söz isteyip “Efendim, Bediüzzaman bir özel isimdir. Özel isimlerin manasına bakılmaz. Mesela sayın savcımızın ismi ‘Nureddin; mânası da ‘Dinin Nuru’ demek. Şimdi kendisi İslâm Dininin Nuru mu oluyor?” diyerek iddiasını reddetti. Adam nereden dinin nuru olacak, dinin, Kur’an Kurslarının düşmanı idi. Kursta okuyan kız çocuklarının bile ifadelerini alırken baskı yapıp korkutmuştu… Şimdi bu şartlarda yetişmiş insanlar mecburen bu zulümlere, normal haklarından mahrumiyetlerine göre bir refleks, bir koruma yöntemi geliştirmek zorunda kalıyorlar.
Yedi-sekiz sene önce bir Avrupa ülkesinde devletle alâkası olan emekli bir profesör, oradaki Zaman Gazetesinin bürosuna gelip şöyle bir tavsiyede bulunmuştu: “Okulunuza Türkiye’den bir gazeteci geliyor, ne müdürünüz, ne de herhangi bir öğretmeniniz gazeteciyle muhatap oluyor! Adeta bir anda hepsi kayboluyor! Bunu neden yapıyorlar?” Dedim ki, “Türkiye reflekslerinden… Okulumuza Türkiye’den bir gazeteci gelir, müdür veya öğretmenin masum bir ifadesinden anayasal suç kılıfına sokulmuş bir mâna uydurur ve onu da manşete taşır, sonra savcıları, hâkimleri harekete geçirir. Bu yüzden buralarda da okulumuza bir zarar gelmesin diye onların karşılarına çıkmak istemiyorlar.”
Bunun üzerine dedi ki: “Buralarda böyle şeyler olmaz. Olsa da önemi yok. İstihbarat her şeyi bilir, o iftiraların pek bir rolü olmaz. Siz yolunuza devam edin. Sizin Hizmetinizden ülkem memnun. Aslında bütün Avrupa ülkeleri de… Eğitiminiz güzel. Biliyoruz dindar Müslümanlarsınız… Terör ve radikalizme karşısınız. Avrupa’nın istediği de böyle bir Müslümanlık. İsteriz ki, sizin de bir caminiz ve resmî bir İslamî eğitim veren bir kurumunuz olsun…”
Beş altı sene önce Berlin’de yıkılmış bir kilise binasının kalıntısı üzerine bir kilise bir sinagog, bir cami bina yapmak istiyorlar. Hristiyan ve Musevîler anlaşmışlar. Ama Müslümanlardan kimse yok. Devlet görevlilerine sorunca, en uygunun Hizmet Mensuplarının olduğu işaretini alıyorlar. Böylece arkadaşlarımız da bu işe dahil oluyorlar. Ama projeden icraata geçirileceği zaman bu süreç karşımıza çıktı. Yani bütün imkânlarımızın elimizden gasp edildiği, bu zorlu ve sıkıntılı dönem…
Çeşitli mengenelerde işkencelerden geçirildiğimiz, elde avuçta bir şeyin kalmadığı cevirler devri… Onun için Türkiye dışından, Türkiye içinden, dinî kurumlar, onlara gelip, “Hizmeti atın, bizi alın; istediğiniz maddî desteği verelim.” diyorlar. Ama kimse onların bu tekliflerine evet demiyor. Bu sefer, ciğere ulaşmayan kedilerin “Bu et, murdardır!..” dedikleri gibi iftiralara başlıyorlar. “Bunlar bütün dinleri tek din haline getirecek!.. İslâmiyete tuzak kuruluyor. Plan çok büyük!..” mealinde yalanlarla saldırıyorlar. Ama diğer yalanlarını Avrupa’ya kabul ettiremedikleri gibi bu iki yüzlülüklerini de kabul ettiremiyorlar. Fakir ülkelerin diktatörlerini parayla-pulla hallediyorlar ama demokratik ülkelerde kimseyi bunlar ikna edemiyor. En son bütün büyükelçiler gelip bu gerçeği itiraf ettiler. Hatta “Bu işi biz yapamıyoruz. Acaba daha iknâ ediciler çalışıp yapsalar” diye de bir istirhamda bulundular en üst makama Türkiye’de. Peki Büyükelçiler olarak sizin kıvıramadığınız bir işi, bu fırıldağı acaba kim becerebilecek? Hele hele rüzgarın tam terse döndüğü bir dönemde…
Biz işimize bakalım. Bu güzelliklerin bütün dünyada müşterileri çok. Evet bizi MÜŞTERİLER BEKLİYOR…
[Abdullah Aymaz] 31.12.2019 [Samanyolu Haber]
Daha 1971’deki 12 Mart Muhtırasında Risale-i Nur okuduğumuz için hapse atıldık. Toplantıda okunan Allah’ın Kuddüs İsminin Lemaları mı idi, yoksa Lema’lar kitabındaki Kuddüs ismi mi idi? Tartışması bile Mahkemede Savcı Nureddin Soyer ile yaşandı. Öyle olsa ne olur, böyle olsa ne olur. Devletin temel nizamlarını yıkmakla bunların ne alakası olabilir. Ben ifademi verirken Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinden bahsederken farkında olmadan hep “Bediüzzaman” diyormuşum. Savcı bir suç unsuru bulmuş gibi, “Sayın Hâkimler, dikkat edin bu sanık burada Mahkeme huzurunda bile propaganda yapmaya devam ediyor. Kürt Said’e hep Bediüzzaman diyor. Çünkü Bediüzzaman ‘Zamanın hârikası’ mânasına geliyor. Bilhassa dikkatlerinizi çekerim!” dedi. Hemen avukatımız Latif İslam Bey söz isteyip “Efendim, Bediüzzaman bir özel isimdir. Özel isimlerin manasına bakılmaz. Mesela sayın savcımızın ismi ‘Nureddin; mânası da ‘Dinin Nuru’ demek. Şimdi kendisi İslâm Dininin Nuru mu oluyor?” diyerek iddiasını reddetti. Adam nereden dinin nuru olacak, dinin, Kur’an Kurslarının düşmanı idi. Kursta okuyan kız çocuklarının bile ifadelerini alırken baskı yapıp korkutmuştu… Şimdi bu şartlarda yetişmiş insanlar mecburen bu zulümlere, normal haklarından mahrumiyetlerine göre bir refleks, bir koruma yöntemi geliştirmek zorunda kalıyorlar.
Yedi-sekiz sene önce bir Avrupa ülkesinde devletle alâkası olan emekli bir profesör, oradaki Zaman Gazetesinin bürosuna gelip şöyle bir tavsiyede bulunmuştu: “Okulunuza Türkiye’den bir gazeteci geliyor, ne müdürünüz, ne de herhangi bir öğretmeniniz gazeteciyle muhatap oluyor! Adeta bir anda hepsi kayboluyor! Bunu neden yapıyorlar?” Dedim ki, “Türkiye reflekslerinden… Okulumuza Türkiye’den bir gazeteci gelir, müdür veya öğretmenin masum bir ifadesinden anayasal suç kılıfına sokulmuş bir mâna uydurur ve onu da manşete taşır, sonra savcıları, hâkimleri harekete geçirir. Bu yüzden buralarda da okulumuza bir zarar gelmesin diye onların karşılarına çıkmak istemiyorlar.”
Bunun üzerine dedi ki: “Buralarda böyle şeyler olmaz. Olsa da önemi yok. İstihbarat her şeyi bilir, o iftiraların pek bir rolü olmaz. Siz yolunuza devam edin. Sizin Hizmetinizden ülkem memnun. Aslında bütün Avrupa ülkeleri de… Eğitiminiz güzel. Biliyoruz dindar Müslümanlarsınız… Terör ve radikalizme karşısınız. Avrupa’nın istediği de böyle bir Müslümanlık. İsteriz ki, sizin de bir caminiz ve resmî bir İslamî eğitim veren bir kurumunuz olsun…”
Beş altı sene önce Berlin’de yıkılmış bir kilise binasının kalıntısı üzerine bir kilise bir sinagog, bir cami bina yapmak istiyorlar. Hristiyan ve Musevîler anlaşmışlar. Ama Müslümanlardan kimse yok. Devlet görevlilerine sorunca, en uygunun Hizmet Mensuplarının olduğu işaretini alıyorlar. Böylece arkadaşlarımız da bu işe dahil oluyorlar. Ama projeden icraata geçirileceği zaman bu süreç karşımıza çıktı. Yani bütün imkânlarımızın elimizden gasp edildiği, bu zorlu ve sıkıntılı dönem…
Çeşitli mengenelerde işkencelerden geçirildiğimiz, elde avuçta bir şeyin kalmadığı cevirler devri… Onun için Türkiye dışından, Türkiye içinden, dinî kurumlar, onlara gelip, “Hizmeti atın, bizi alın; istediğiniz maddî desteği verelim.” diyorlar. Ama kimse onların bu tekliflerine evet demiyor. Bu sefer, ciğere ulaşmayan kedilerin “Bu et, murdardır!..” dedikleri gibi iftiralara başlıyorlar. “Bunlar bütün dinleri tek din haline getirecek!.. İslâmiyete tuzak kuruluyor. Plan çok büyük!..” mealinde yalanlarla saldırıyorlar. Ama diğer yalanlarını Avrupa’ya kabul ettiremedikleri gibi bu iki yüzlülüklerini de kabul ettiremiyorlar. Fakir ülkelerin diktatörlerini parayla-pulla hallediyorlar ama demokratik ülkelerde kimseyi bunlar ikna edemiyor. En son bütün büyükelçiler gelip bu gerçeği itiraf ettiler. Hatta “Bu işi biz yapamıyoruz. Acaba daha iknâ ediciler çalışıp yapsalar” diye de bir istirhamda bulundular en üst makama Türkiye’de. Peki Büyükelçiler olarak sizin kıvıramadığınız bir işi, bu fırıldağı acaba kim becerebilecek? Hele hele rüzgarın tam terse döndüğü bir dönemde…
Biz işimize bakalım. Bu güzelliklerin bütün dünyada müşterileri çok. Evet bizi MÜŞTERİLER BEKLİYOR…
[Abdullah Aymaz] 31.12.2019 [Samanyolu Haber]
Kaydol:
Yorumlar (Atom)