Avrupalı turistlerin yeni gözdesi; Giethoorn Köyü [Basri Doğan]

Hollanda’nın Overijssel eyaletinde yer alan Giethoorn köyü; kanalları, yüzlerce yıllık tarihi evleri ve son yıllarda artan ziyaretçileriyle Avrupalı turistlerin yeni gözdesi oldu.

Her yıl binlerce turistin ziyaret ettiği Giethoorn, 180 tahta köprüsü, dar kanalları, tarihi evleri, yemyeşil doğası ve rengarenk çiçekleriyle ünlü bir köy. En çok içinden geçen kanalları, tekneleri ve hobbit köyünü andıran evleriyle biliniyor.

FİLM İLE EFSANELEŞEN KÖY

Motorlu araç trafiğine kapalı olan Giethoorn köyünün sokakları bulunmuyor. Evlere ve diğer pek çok yere sandallar ve kanallarla ulaşım sağlanıyor. Yerel halkın en önemli geçim kaynakları çiftçilik ve turizm. Hollandalı yönetmen Bert Haanstra, 1958 yılında ünlü komedi filmi “Fanfare”i çekerken mekan olarak Giethoorn’u seçmiş. Film ile birlikte Giethoorn popüler hale gelmiş, Hollanda’nın önemli turizm noktalarından biri olmuş. Özellikle Avrupalı turistlerin uğrak noktası olan Giethoorn köyü yılda en az 250 bin kişi tarafından ziyaret ediliyor.

KANAL İÇİNDE VE DIŞINDA GÜN BOYU VAKİT GEÇİRİLEBİLİYOR

Yaklaşık 2 bin 600 kişinin yaşadığı köydeki tarihi evlerin bulunduğu meydanı çevreleyen kanallarda gün boyu turistik tekne gezintileri yapılıyor. Yaz aylarında en çok Avrupalı ve Asyalı turistlerin ziyaret ettiği köyde, onlarca tekne kanallarda dolaşıyor. Çok sayıda turistin müze zannettiği ancak içinde yerel halkın yaşadığı evlerin çoğu adalar üzerinde bulunurken, evlere, sahiplerine ait tahta köprülerden ulaşılabiliyor. Arabanın girmediği ve ulaşım için çoğunlukla teknelerin kullanıldığı köyde, kuzeyden güneye sadece yaya ve aynı zamanda bisiklet yolu olan tek bir dar yoldan gidilebiliyor. Köydeki çoğu tarihi evlerde iki kapı bulunuyor. Rutin olarak evin yan kapısı kullanılırken ön kapısı ise sadece evlenirken içeriye girmek ve öldükten sonra da cenazeyi dışarıya çıkarmak için kullanılıyor. Keçiboynuzu anlamına gelen “Giethoorn” köyünün ilk yerleşimcileri, bölgeyi keşfettiklerinde yüzlerce keçiboynuzu buldukları için köylerine bu ismi verdiği ifade ediliyor.

GİETHOORN TARİHÇESİ

Giethoorn, Hollanda’nın Overijssel bölgesinde yer alan, Steenwijkerland belediyesine bağlı bir köy. Kanalları ve huzurlu atmosferiyle Kuzeyin Venedik’i yada Masal Diyarı olarak anılan Giethoorn, tahmini olarak 1230 yılında Akdeniz çevresinden gelen sığınmacılar tarafından kurulmuş. Köye yerleşen bu ilk insanlar, tufan sırasında ölen yabani keçilerin boynuzları bulmuşlar ve bölgeye keçi boynuzu anlamına gelen “Giethoorn” ismini vermişler. Kuzeyin Venedik’i ya da “Hollanda’nın Venedik’i” olarak bilinen, eskiden araç girişinin yasak olup şehir boyunca ulaşımın sadece yürüyerek ya da kanallar vasıtasıyla gondollar ile sağlandığı, Overijssel’e bağlı bir köy.

BOT İLE KANALLARDA GEZİNTİ

Bu denli güzel korunabilmiş ve Kuzey’in Venedik’i unvanını hak edecek kadar da ünlü bir köy. En az iki saatlik bir bot turu ile kanalların arasında seyahat edebiliyorsunuz. Çiftlik evleri ve köprüleri gerçekten görülmeye değer bir yer. Dört bir tarafında göl ya da nehir olacak şekilde sular bulunmakta. Köye ulaşım 180 adet ahşap köprü ile sağlanmakta. Giethoorn, Amsterdam’a yaklaşık 130 km, Groningen’e de 100 km uzaklıkta olup, Amsterdam’a bir buçuk saat, Groningen’e ise bir saat araç mesafesinde yer alıyor.

ULAŞIM

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan kasabanın web sitesinde Monopoly oyununun 2015’te çıkardığı özel seride yer alan Giethoorn, oyunda yer aldıktan sonra dünyaca tanınır bir yere dönüştü. Bot turlarını internet üzerinden de (www.giethoorn.com) satın alabiliyorsunuz. 4-6-8 ve 10 kişilik botlardan kiralayabiliyorsunuz. Veya oraya vardığınızda sıraya girerek bot kiralıyorsunuz. Ulaşım adresi Eendrachtsplein 4, 8355 DL Giethoorn

[TR724] 9.8.2020

Siyahi, Onurlu ve Sempatik! [Kadir Gürcan]

Başkanlar ve devlet yetkilileri de oy kullanıyor ama, Başkan Obama gibi bunu sempati ve sevimliliğe dönüştürebilen lider sayısı pek fazla değil. Tam bir bıçak sırtı sayılan 2012 seçim günü, bir dönem daha şansını deneyen Başkan Obama, oy verme işleminin ciddiyetini espri ve sempatiye dönüştüren nadir liderlerden. 

Amerika'da, hem siyahi, hem zeki, vakur, karizmatik, yakışıklı, sinirlerinize hakim olmakla düşman çatlatacaksınız, bu da yetmezmiş gibi üstüne kapak iki kez başkanlık kazanacaksınız! Beyaz-ırkçı eğilimden kurtulamayan Vatikan'daki Papa için bile bu kadarı çok fazla! Eh, herkes sabır taşı değil ki?

Hele Başkan Obama'nın yüzünden hiç eksik etmediği Hollywoodvari gülüşü, Obama'yı Oscar ödüllü bir kaç Siyahi oyuncudan biri kabul edilen Danzel Washington'dan bile daha popüler hale getiriyor. Eski Başkan'ın bu özellikleri, Başkan Trump'ı da çileden çıkarıyor.

Başkan Obama'nın, ikinci dönem için şansını denediği 2012 yılı seçim gününde, Chicago'da oy kullanmak için gittiği lokal seçim merkezindeki olay, YoUtube'da altı milyondan fazla izlenmiş. Obama'nın izlenme rekoru kıran onlarca videosundan sadece biri bu. Bu satırların yazarı bile aynı videoyu beş kez seyretti ve bir o kadar kişiye de seyrettirmeyi başardı. “Do not touch my girlfriend!” ismini taşıyan bu videoyu şimdi de sizinle paylaşıyor. Seyredin. Hak vereceksiniz. Ardından, ABD'nin en popüler komedyenlerinden biri olan Jerry Seinfeld'in, Beyaz Saray'da Başkan Obama'nın çalışma odasına arkadan dolanıp, “Ee Başkan, kapıyı açmayacak mısın?” diye camı nasıl tıklattığını kendiniz bulup seyredin.

Bir vatandaş olarak oyunu kullanmaya çalışan Başkan Obama'nın önünden geçen siyahi bir delikanlı “Sakın kız arkadaşıma dokunayım, deme!, Do not touch my girl!” diyerek Obama'nın yanında oy kullanmakla meşgul, kendisi gibi siyahi kız arkadaşını işaret eder. Erkek arkadaşının bu cüretine karşı ne yapacağını şaşıran genç kız, Başkan Obama'nın pimi çekilen espriyi aynı seviyede nasıl devam ettirdiğine şahit olur. Obama, telaş içindeki genç kızın yanağına şefkatli bir öpücük kondurarak, delikanlıyı kıskançlıktan çatlatmayı da ihmal etmez.

Kasım 2020'de yapılacak Başkanlık Seçimleri için Demokratların başkan adayı Joe Biden. Sekiz yıl boyunca Başkan Obama'nın hem yardımcısı hem de yakın dost ve arkadaşı olarak kabine içinde yer alan Biden, ABD seçmenlerinin yakından bildiği bir siyasetçi. Biden ABD senatosunun en tanınan yüzlerinden biri ve 2008'de Obama tarafından başkan yardımcılığına seçilmesi çok isabetli bir karar olarak kabul edildi. Gerçekten, Biden, Amerikan siyasetinin 'Altın Çocukları'ndan biri kabul ediliyor. 1970'li yıllardan bu yana mecliste. Aynı seçimde, Cumhuriyetçi aday John McCain'in başkan yardımcısı olarak seçtiği, Alaska Valisi Sarah Palin, telafisi imkansız siyasi bir hata olarak konuşuluyor. Sarah Palin'in ısrarla tercih ettiği kırmızı renkli elbiseler içindeki dillere destan güzelliği, seçimlerde beklenen karşılığı bulamamıştı.

Eski Başkan Obama, bir kaç hafta önce dostu Biden'ın başkanlığına destek vermek amacı ile kısa bir video yayınladı. Obama-Biden beraberliği, tahminlerin ötesinde iyi bir dostluk ve samimi bir arkadaşlık örneği olarak öne çıkıyor. Bu dostluk Bruce Wills ve Samuel Jackson ya da Lethal Weapon serisinde Mel Gibson ile Danny Glover arasında kurulmaya çalışılan iyi niyet gayretlerinden çok öte. Hollywood bütün gayretlere rağmen, ırkçı tercihlerden kendini kurtaramıyor. Hollywood'un başarılı bir yönetmeni, “Gerçekçi olmamız gerekiyor. Siyahi bir oyuncunun başrol oynadığı filmler, gişelerde çakılıyor. Bunu gizlemeye gerek yok!”  realitesini dile getirmekten çekinmiyor. Biden'a destek olarak çekilen kısa video'da Obama'nın “Brotherly Love”, Kardeşlik Sevgisi olarak isimlendirdiği sekiz yıllık dostluğun görüntüleri kameraya yansımış.

Amerika'da aşırı-beyaz ırkçı söylemler Trump ile altın çağını yaşıyor. Altmışlı yılların başlarında zirve yapan siyah-beyaz ayrımcılığı adeta tekrar hortladı. Şu kadar var ki, daha önce sadece siyahi-zenci insanların katıldığı ırkçılık karşıtı bilinç ve farkındalık, daha geniş bir zemine yayılmaya başladı. Bu da bir kazanç olarak görülüyor. Başkan Trump'ın körüklediği beyaz ırkçılık, ayrımcılığa direnen gurupların etnik yelpazesini genişletiyor. 

Devlet desteği ve yasal mermisi ile terör estiren, aşırı-ırkçı kolluk kuvvetleri, siyahi vatandaşlara ayrı bir tarife uyguluyor. Trafik suçu işlediği için gün ortasında öldürülen masum, siyahi-genç sayısı gerçekten ürpertici. Başkan Trump, azınlıklara şiddet uygulayan ve suçları sabit olan bir çok kamu görevlisini affederek, kendi oy tabanını besliyor ama, lokal hadiselerde suçlu bulunan güvenlik güçleri hak ettikleri cezayı çekmek üzere şu an hapisteler.

Başkan Trump'ın istemeye istemeye kabul ettiği ve tahammül edemediği Başkan Yardımcısı Mike Pence ile münasebeti, Cumhuriyetçi Parti'nin bir dayatması ile gerçekleşmiş zoraki bir evlilik. Pence, dindar Amerikalıların oyları için düşünülmüş bir sigorta. Başkan Trump, Pence'i ya lüzumsuz işler için kullanıyor ya da muhtemel mayınları patlatmak için kulaklarına fener bağlayıp tehlikeli arazilere sürüyor. Başkan Yardımcısı Pence de, Başkan Trump'ın bir şekilde başkanlıktan uzaklaştırıldıktan sonra ABD Başkanlığı koltuğuna kurulacağı günleri sayıyor. Her ikisi de saadeti, birinin yitip gitmesine bağlamış. Ne dayanılmaz bir evlilik!

Başkan Obama'nın, Demokrat Aday Biden için yaptığı videonun altına yüzlerce beğeni yorumu düşülmüş. “Biden'ı boşver. Aday ol, seni tekrar başkan seçelim!” diyenler bile var. Siyahi Başkan Obama, Bill Clinton'dan sonra, başkanlık yıllarına imrenilen önemli ABD başkanlarından biri olmayı başarmış.

Obama'nın 2008 seçimlerinde uyardığı heyecan, Amerikan Halkı'nın oy kullanma oranını çok yükseklere taşımış. Eski Başkan'ın, Biden için yaptığı videoyu seyreden bir arkadaşım “Bu yıl oy kullanmayı düşünmüyordum ama, Obama'yı seyrettikten sonra, üşenmedim, gittim seçmen kaydımı yaptırdım!” dedi.

Amerika'da siyahi toplumun ortak liderlerinden kabul edilen Malcolm X “Hem zenci olup hem de onurlu olunabilir!” gerçeğini dile getiren biri olarak biliniyor. Yıllar önce, Danzel Washington'un Malcolm X'i canlandırdığı biyografik film(1992) ilgiyle seyredilmişti. Siyahi oyunculardan ümidini kesen Hollywood'lu yönetmenler, Trump-Pence ikilisinin sebep olduğu milli felaketi gördükten sonra, bu saplantılarından kurtulmayı denerler mi, dersiniz? Belki de, Malcom X'i bir kez de Başkan Obama ile çekmeyi deneyebilirler. Fena da olmaz hani!

[Kadir Gürcan] 9.8.2020 [Samanyolu Haber]

Elmas kılıç [Seyid Nurfethi Erkal]

Said Nursi bundan 111 sene önce “Maddi kılıç kınına girmiştir.” “Cihad-ı haricîyi şeriat-ı garrânın berahin-i kàtıasının (dinin kesin delilleri) elmas kılınçlarına havale edeceğiz. Zira medenîlere galebe çalmak ikna iledir, söz anlamayan vahşîler gibi icbar ile değildir. Biz muhabbet fedaileriyiz; husumete vaktimiz yoktur.” (Divan-ı Harb-i Örfi, Hakikat) diyerek farz olan cihadın usulünü; “Herkes kendi âleminde bir kumandan olduğundan, âlem-i asgarında (küçük dünyasında) cihad-ı ekber ile mükelleftir. Ve ahlâk-ı Ahmediye (aleyhissalâtü vesselâm) ile tahallûk (ahlaklanma) ve sünnet-i Nebeviyeyi ihyâ ile muvazzaftır.” sözleriyle istikametini; “Eğer biz ahlâk-ı İslâmiyenin ve hakaik-i imaniyenin kemalâtını ef’âlimizle izhar (fiiilerimizle görünür kılsak) etsek, sair dinlerin tâbileri elbette cemaatlerle İslâmiyete girecekler. Belki, küre-i arzın bazı kıt’aları ve devletleri de İslâmiyete dehalet edecekler.” (Münazarat) ifadeleriyle de ümit edilen neticesini tayin etmiştir.

Her ne kadar bir kürt mollası şeklinde etiketlenip, kemalist rejimin ötekisi kılınmaya gayret edilse de o ortaya koyduğu “müspet hareket” metodu gereği, her zaman kendi “mesleğinin muhabbetiyle yaşamış” ve kendi olup, kendi kalarak, ilmi ve manevi mücadelesini talebelerine miras bırakıp, arzu ettiği “ulvi bir gurbet”e sefer etmiştir. İlk safta yer alan ihlas ve sadakat kahramanı talebelerince, mesleğini koruma gayretinin gölgesinde, eserleri bir sonraki nesle orjinalitesi içinde aktarılsa da ilmi derinliği ve hal-i hazır problerimize sunduğu çözümlerin fikri tahlili itibariyle hala dokunulmamış bir define olarak durduğu söylenebilir.

Bugün İslam dünyasında ve Anadolu’da hala “kılıç kınında kalsın, biz diğer dinlerle ve medeniyetlerle uyumu ve birlikte ortak yaşamı seçtik türünden bir felsefi olgunluk dönemine girilemediyse” (Kılıç, M. Efe Çaman); bunda seküleri ve dindarıyla neşet ettiği toprakların ahalisinin farklı saiklerle onun sesini boğmaya veya duymazdan gelmeye çalışması kadar; ona talebelik davası güden (bu yazıyı kaleme alma bahtsızlığına düçar) zevatın idrak sınırlarının darlığı, temsil zafiyetleri ve tembeliklerinin de ciddi payı bulunmaktadır.

Bu sebeple “Hristiyanlarla ve Yahudilerle dostluk edenlerin onlardan olacağını, onlara takiyye yapmanın, dostmuş gibi görünmenin, ama asla onlara güvenmemenin, onlardan dost edinmemenin salık verildiği metinler ne zaman sorgulanacak?” (Kılıç, M. Efe Çaman) gibi haklı serzenişleri; yetkin sosyal bilimcilerin Nursi’nin perspektifinden konuya sunduğu reçetelerle cevaplamak yerine hala aynıyla tekrar etme fakirliğini sergiliyoruz.

Sual: “Yahudi ve Nasara ile muhabbetten Kur’ân’da nehiy (yasaklama) vardır. لاَ تَتَّخِذُوا الْيَهُودَ وَالنَّصَارٰى اَوْلِيَآءَ “Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin.” (Mâide Sûresi, 5:51.) Bununla beraber nasıl dost olunuz dersiniz?”

Cevap: Evvelâ: Delil kat’iyyü’l-metîn olduğu gibi (söz kat’î ve şüphesiz olduğu gibi (sözün, âyet veya hadis olduğu kesin ve şüphesiz olduğu gibi), kat’iyyü’d-delâlet olmak gerektir (sözün hangi mânâyı gösterdiği kat’î ve şüphesiz olmak). Hâlbuki tevil (yorum) ve ihtimalin mecâli (imkanı) vardır. Zira, nehy-i Kur’ânî (Kur’ân tarafından konulan yasak) âmm (genel) değildir, mutlaktır; mutlak ise, takyid (sınırlama) olunabilir. Zaman bir büyük müfessirdir; kaydını izhar etse, itiraz olunmaz. Hem de hüküm müştak (bir kelimeden veya kökten türetilmiş olan; türev (Yahudi, Nasara gibi) üzerine olsa, me’haz-ı iştikakı bir kelimenin türetildiği asıl kök ve kaynak (Yahudiyet, Nasraniyet gibi), illet-i hüküm (hükmün sebebi) gösterir. Demek bu nehiy (yasaklama), Yahudi ve Nasara ile Yahudiyet ve Nasraniyet olan âyineleri hasebiyledir. Hem de bir adam zâtı için sevilmez. Belki muhabbet, sıfat veya san’atı içindir. Öyleyse her bir Müslümanın her bir sıfatı Müslüman olması lâzım olmadığı gibi, her bir kâfirin dahi bütün sıfat ve san’atları kâfir olmak lâzım gelmez. Binaenaleyh, Müslüman olan bir sıfatı veya bir san’atı, istihsan etmekle (beğenmek) iktibas etmek (alıntı yapmak) neden câiz olmasın? Ehl-i kitaptan bir haremin olsa elbette seveceksin!

Sâniyen: Zaman-ı Saadette bir inkılâb-ı azîm-i dinî (dinî sahada meydana gelen büyük çaplı köklü değişim) vücuda geldi. Bütün ezhânı (zihinleri) nokta-i dine çevirdiğinden, bütün muhabbet ve adaveti (düşmanlığı) o noktada toplayıp muhabbet ve adavet ederlerdi. Onun için, gayr-ı müslimlere olan muhabbetten nifak kokusu geliyordu. Lâkin, şimdi âlemdeki bir inkılâb-ı acîb-i medenî ve dünyevîdir (medeniyet sahasında ve dünya hayatıyla ilgili acayip köklü değişim). Bütün ezhânı zapt ve bütün ukûlü (akılları) meşgul eden nokta-i medeniyet, terakki (ilerleme) ve dünyadır. Zaten onların ekserisi, dinlerine o kadar mukayyed (bağlı) değildirler. Binaenaleyh, onlarla dost olmamız, medeniyet ve terakkilerini istihsan ile iktibas etmektir. Ve her saadet-i dünyeviyenin esası olan asayişi muhafazadır. İşte şu dostluk, kat’iyen nehy-i Kur’ânîde dahil değildir.” (Münazarat)

Şairin dediği gibi sanki bütün sözler söylenmişti. Sanırım bugün bize düşen sesi kısılan “Sözler”e tekrar kulak kesilmek ve her halimizle dil olabilmek. Zaten ola gelen de sesi boğulan Nursi’nin nebevi dilinin bütün aleme kâl ve hâl diliyle en gür seslenişinin bir daha boğulmaya çalışılmasından başka bir şey değil. Siyasi rejimin dekor malzemesi olarak son kullanma tarihine kadar istismar edeceği nurculuk karikatürlerine bakıp Risale-i Nur’a bigane kalmaktansa; cemm-i himmet edip bu mağlup olmaz nebevi sesin müstakim ve münevver yorumuna dikkat kesilmek ve hayatımızla sağlamasını yapıp bütün kuvvetimizle vazifeye koyulmak şiarımız olmalı.   

“Maddi kılıç kınına girmiş. Sizin hizmet felsefenizde topun, tüfeğin, kılıcın, kalkanın yeri yok. Siz onları kendi düşünce mezarlığınıza gömmüşsünüz çoktan. Onun için silahlı harekete karşı fevkalade duyarlı olmuş ve toplumu uyarmışsınızdır o mevzuda.

Kur’an’ın elmas düsturlarıyla, akl-ı selim, hiss-i selim ve ruh-u selimin dinamikleriyle, gerçek insan olmanın gerektirdiği şeyler ne ise, o mesajı sunarak -ki ona isterseniz “meseleyi evrensel insanî değerler yörüngesinde götürme” diyebilirsiniz; “insana kendi gerçek değerini hatırlatma yolunda hareket” diyebilirsiniz; “insana bir kere daha ahsen-i takvime mazhariyetini hatırlatma hizmeti, felsefesi, düşüncesi” diyebilirsiniz- işte o istikamette bir hareket halindeyken öteye yürümeli.” (M. Fethullah Gülen, İzzetle Yaşamalı ve Hizmet Ederken Ölmeli)

[Seyid Nurfethi Erkal] 9.8.2020 [Samanyolu Haber]