İspanyol ressam korona yüzünden ‘Hoşçakal’ diyemeden gidenleri resmetti

İspanyol ressam Juan Lucena’nın, Kovid-19 nedeniyle hayatını kaybeden ve torunlarına “hoşçakal” diyemeyen tüm dedeler ve büyükannelere ithafen yaptığı resim büyük beğeni topladı.

BOLD- Geçen Aralık ayında Çin’de baş göstererek ülkeleri kasıp kavuran koronavirüs dünya genelinde yaklaşık 400 bin ölüme neden oldu. Şuan dünyada yaklaşık 6 milyon Kovid-19 hastası olduğu biliniyor. Hastalıktan en çok etkilenenlerin ve hayatını kaybedenlerin çoğunluğunu yaşlılar oluşturuyor. Yoğun bakımda tedavi gören birçok kişi sevdiklerine veda edemeden son yolculuğuna uğurlandı.

Bu dramı İspanyol ressam Juan Lucena tabloya aktardı. Lucena’nın, Kovid -19 nedeniyle hayatını kaybeden ve torunlarına “hoşçakal” diyemeyen tüm dedeler ve büyükannelere ithafen yaptığı resim büyük beğeni topladı.
[Bold Medya] 7.6.2020

Gazeteci Tenekeci: Norveç’te trollerin ölüm tehditleri cezasız kalmadı!

15 Temmuz gecesi Oslo’da yaşayan AKP’li bir trolden ölüm tehditti içeren bir mesaj aldığını belirten Gazeteci Engin Tenekeci, Norveç yargısının kendisini tehdit eden şahsı tazminat ödemeye mahkûm ettiğini söyledi. 

 BOLD – Türkiye’de ‘ölüm listesi’ yayınlayanlar veya sosyal medya üzerinden masum insanlara yönelik tehdit içeren mesajlar paylaşanlara yönelik adli bir yaptırımın olmaması, AKP’li trollerin motivasyonunu artırıyor. 

 Uzun yıllar Norveç’te Zaman Gazetesi ve Cihan Haber Ajansı temsilcisi olarak çalışan Engin Tenekeci, 15 Temmuz gecesi facebook üzerinden AKP’li bir troll tarafından ölümle tehdit edildiğini anlattı. O gece balık tutmaya gittiği ve Türkiye’deki gelişmelerden haberdar olmadığını aktaran Tenekeci, “Ölüm tehditti içeren mesajı 15 Temmuz gecesi aldım. Mesajı görünce şok oldum. Askeri darbe girişimiyle benim ne gibi bir ilgim olabilirdi ki. O gün zaten bu tarz bir gelişmeyi öğrenir öğrenmez ‘darbeye karşıtıyım ve demokrasi taraftarıyım’ diye bir mesaj paylaştım.” dedi. 

“HEPİNİZİ AVLAYIP YOK EDECEĞİZ”

 Aldığı ölüm tehditti mesajında AKP’li trol H.E.’nin “Hepinizi avlayıp yok edeceğiz” dediğini anlatan Engin Tenekeci, ilk iş olarak polise giderek şahıstan şikayetçi olduğunu belirtti. 

 Norveç’te yaşayan H.E. isimli Türk vatandaşı, Engin Tenekeci’ye gönderdiği mesajında “Engin kork kaç. Norveç’i sana ve senin gibilere dar getireceğim. Ş…. paralel köfte …” ifadelerini kullanıyor. Tenekeci, kendisini hakaret eden şahsın ağıza alınmayacak kadar iğrenç ifadeler kullandığını ve son olarak “Hepinizi avlayıp yok edeceğiz” sözlerinin ardından H.E. isimli şahsın başka kişilerle organize olduklarını düşündüğünü belirtti. 

 Olayın Norveç yargısına taşındığını anlatan Tenekeci, “Norveç gibi demokrasi, barış, hukuk, huzurun olduğu bir ülkede böyle bir mesaj almam beni şaşırttı. Mesajında çoğul kipi (biz) ifadesini kullanınca, mahkemede de ifade ettim bunu ‘biz’ derken bunlar herhalde ‘organizeli suç örgütü?’ dedim.” şeklinde anlattı. 

 Ölüm tehditti ve hakaret içeren mesajın yargıya taşınmasından sonra Norveç medyasında gündem olduğunu anlatan Tenekeci, AKP’li H.E., gönderdiği mesajın sansür edilmeden devlet televizyonu NRK da yayınladığını vurguladı. 

“UZLAŞMA TEKLİFİNİ REDDETTİM”

 Oslo Mahkemesi’nde görülen davada ‘uzlaşma’ talep ettiklerini anlatan Tenekeci, bu tarz tehdit ve hakarete niyetlenenlere yönelik bir emsal taşıması adına uzlaşmaya yanaşmadığını vurguladı.  Ayrıca Tenekeci, MİT’in adam kaçırma operasyonları nedeniyle dava sürecinde ‘kaçırılma’ endişe yaşadığını da ifade ettiğini belirtti. 

 Norveç’in aynı zamanda AKP’li H.E.’ye kamu davası açtığını aktaran Tenekeci, yargı sürecinde kendisine düşen tüm masrafları mahkemenin karşıladığını belirtti. Davanın 2018’te sonuçlandığını vurgulayan Tenekeci, kendisini ölümle tehdit eden şahsın tazminata mahkûm edildiğini söyledi. 

“BU SATIRLARI OKUMAKTAN HAYA EDİYORUM”

Mahkemede bayan yargıçla arasında geçen bir diyaloğu anlatan Tenekeci, “Hâkime hanım bana tehdit içiren mesajı okumamı istedi, bende, ‘Bu satırları sizin gibi bir kadının karşısında okumaktan haya ediyorum.’ dedim. Ancak hâkime hanım buranın bir duruşma olduğu için bir sakıncası olmadığını söyledi. Duruşmamı takip eden polis avukatıma, bunun bir kamu davası olduğunu, bunu bana yapan birinin dışarıda ki herhangi bir Norveçliye de çok rahat yapabileceğini bildirmiştim.” şeklinde konuştu.

“Aslınsa şahsıma yapılan bu tehdidi, Norveç’in demokrasi, hukuk, ifade özgürlüğü, kamu güvenliğine yapılmış görüyorum” diyen Tenekeci, “Bununla birlikte bu tehdit; radikalleşmiş, kin ve öfkeyle gerilmiş, gerdirilmiş AKP tabanının global manada, Avrupa ülkelerinin güvenliği adına net ve somut bir delildir.” dedi.

Norveç Başbakanı Erna Solberg, Engin Tenekeci’nin organize ettiği uçurtma etkinliğinde katıldı.

 Norveç’te bir sivil toplum kuruluşunun koordinatörlüğünü yapan Engin Tenekeci, çocuklara yönelik aktiviteler yaptıklarını, yemek ve dil kursu eğitimi verdiklerini belirtti. Kadınlara yönelik düzenledikleri yemek kursuna 10 farklı ülkeden katılım olduğunu anlatan Tenekeci, “Çocuklara yönelik düzenlediğimiz bir uçurtma festivaline şu anki Başbakan Erna Solberg de katılmıştı. Hatta başbakan festival resimlerini Facebook sayfasında paylaşmış ve paylaşımında ‘çocukluğumu yaşadım’ demişti. Ayrıca Solberg, siyasi hayatında eleştiri almadığı tek program olduğu söylenmişti.” dediğini aktardı.

[Bold Medya] 7.6.2020

Hakan Şükür Türkiye'deki futbol kepazeliği en net şekilde anlattı

TFF Başkanı Nihat Özdemir, Ekonomist Dergisi canlı yayında yaptığı açıklama Türk Futbolunda yeni bir tartışmayı başlattı

Hakan Şükür, son 9 sezonda Türkiye Futbol Federasyonu yönetimine atanan federasyon başkanlarını ve bu günlerde tekrar gündeme gelen 2010-2011 sezonunda yaşanan şike olaylarını değerlendirdi


[Samanyolu Haber] 7.6.2020

COVID-19 ile mücadelede yeni bulgular

"Süper bulaştırıcı" ve "süper yayıcı etkinlikler" hakkında elde edilen yeni bulgular, koronavirüs ile mücadeleyi kolaylaştırabilir. Son araştırma sonuçları çarpıcı bulgular ortaya koydu.

Yeni tip koronavirüs ve yol açtığı COVID-19 hastalığı ile ilgili araştırmalar derinleştikçe virüsün nasıl yayıldığına ilişkin yeni bulgular da gün ışığına çıkıyor.

Yeni bulgular, özellikle de "süper bulaştırıcılar" ve "süper yayıcı etkinlikler" hakkında elde edilen yeni bilgiler, salgınla daha etkin ve sonuç odaklı mücadele edebilme umudunu artırıyor.

Kimler süper bulaştırıcı?

Bir virüsle enfekte olan bazı kişiler, enfekte olan diğer kişilerin büyük bir bölümüne kıyasla, daha çok insana bu virüsü bulaştırabiliyor. Salgın hastalıkları ve tedavilerini inceleyen bilim dalı olan epidemiyoloji, bu kişileri "süper bulaştırıcı" olarak nitelendiriyor.

Neden bazı insanların süper bulaştırıcı olduğuna ilişkin farklı teoriler gündeme getirilse de nedenleri kesin olarak bilinmiyor.

Ama semptomları henüz ortaya çıkmadığı için virüsü taşıdığından, hatta süper bulaştırıcı olduğundan haberdar olmayan bu kişilerin kalabalık bir yerde bulunmaları, virüsün eş zamanlı olarak çok sayıda kişiye bulaşmasına yol açıyor.

Süper yayıcı etkinlikler

"Süper yayıcı etkinlikler" olarak adlandırılan bu durum, koronavirüs salgınında da tespit edilebildi. Göttingen'deki büyük aile kutlaması, Frankfurt’ta bir kilisedeki ayin, Heinsberg’deki karnaval kutlamaları, Almanya’dan sadece bir kaç örnek.

Yine Seul'deki bir Zumba dans dersinin, Avusturya'nın ünlü kayak merkezindeki bir barın ve yine bazı kruvaziyer gemilerinin bu tür "süper yayıcı etkinliklere" sahne oldukları biliniyor.

Enfekte olmuş az sayıda bir kaç kişinin, çok fazla sayıda kişiye bu virüsü bulaştırıyor olması kulağa ürkütücü gelse de, bu aynı zamanda salgının daha etkin kontrol altına alınmasına da imkan tanıyor.

Virüs nasıl bulaşıyor?

Süper yayıcı etkinlikleri mercek altına alan uzmanlar, virüsün hızla yayılmasını kolaylaştıran dikkat çekici bazı bulgulara ulaştı. Kapalı alanlarda enfekte olma riski, açık havadaki etkinliklere kıyasla daha yüksek. Çünkü agresif bir virüs olan koronanın, havadaki küçük virüs parçacıkları yoluyla da bulaşabildiği yönündeki bulgular güçlendi. Ve bu minik parçacıklar, dar ve kötü havalandırılan kapalı mekanlarda, daha uzun süre havada asılı kalabiliyor. Ayrıca araştırmalar bar, disko, spor salonları, kiliseler veya koralar gibi sesli konuşulan, bağırılan ya da şarkı söylenen yerlerde havada asılı kalan bu parçacıkların, virüsün daha hızlı yayılmasına yol açtığını ortaya koyuyor.

Risk nasıl hesaplanıyor?

Koronavirüs önlemlerinin ne denli kısıtlayıcı olması gerektiği yeni enfeksiyon oranlarına bağlı. Belirleyici olan da R değeri, yani virüs bulaştırma katsayısı. Bu veri, enfekte olmuş bir kişinin ortalama kaç kişiyi enfekte ettiğini gösteriyor. Virüsün yayılmasını önlemede hedef, enfekte olan kişinin mümkünse hiç kimseye, en fazla da sadece bir kişiye virüsü bulaştırması.

Ancak bilim insanları R değeri kadar, K yani yayılma katsayısının da dikkate alınması gerektiği görüşünde. Çünkü bu katsayı hastalığın nerede hangi yoğunlukta kümelendiğini, yayılma alanını gösteriyor. Bu katsayı ne kadar düşükse, yayılmanın daha küçük bir gruptan kaynaklandığı anlaşılıyor.

Yapılan araştırmalarda koronavirüsün yayılmasında, süper bulaştırıcıların, süper yayıcı etkinliklerin çok etkili olduğu yönündeki bulgular arttı.

Londra Hijyen ve Tropikal Tıp Fakültesi'nden Akira Endo, Adam Kurcharski ve Sebastian Funk'ın araştırmasına göre, koronavirüsteki K değeri sadece 0,1 oranında. Bilim insanlarının ulaştıkları bu sonuç doğrulanması halinde bu enfekte olanların sadece yüzde 10'unun, toplam enfeksiyonların yüzde 80'ninden sorumlu olduğu anlamına geliyor.

Bu sonuç, Berlin'deki Charite Hastanesi'nden virolog Christian Drosten'ın enfeksiyonların yüzde 80'ninden, virüsü taşıyanların sadece yüzde 20'sinin sorumlu olduğu sonucuna ulaştığı araştırmasıyla örtüşüyor.

Strateji değişikliğine mi gidilecek?

Sadece az sayıda kişinin enfeksiyonun büyük bir bölümünden sorumlu olması aslında mücadelenin daha kolay olacağı umudunu beraberinde getiriyor. Süper bulaştırıcıların tek tek tespit edilememesi ise bu umudu gölgeliyor.

Ama en azından, aşı ya da koronavirüsün yol açtığı Covid-19 hastalığını etkili bir şekilde tedavi edebilecek ilaç bulunana kadar süper bulaştırıcının virüsü çok sayıda kişiye bulaştırmasını sağlayan süper yayıcı etkinlikler önlenirse virüsün yeniden hızla yayılması engellenebilir.

Özellikle kapalı alanlarda çok sayıda insanın katılımıyla yapılacak etkinlikler yasak olmaya devam eder, hijyen ve mesafe kurallarına uyulursa, virüsün yayılması daha kolayca önlenebilir.

Yaz aylarında mesafe kurallarına uymak daha kolay. Havalar yeniden soğumaya başladığında bazı etkinlikler yeniden kapalı alanlara taşınabilir ve bir süper bulaştırıcının mevcudiyeti, bu toplantı ya da buluşmayı, süper yayıcı etkinliğe dönüştürebilir.

Bunun salgının yeniden ivme kazanmasına yol açmaması için de bu etkinliğe katılanların hemen tespit edilerek, izole edilmeleri, testlerinin de hızlıca yapılması gerekecek.

Bu yöntem ile Japonya hem virüsü kontrol almayı başardı hem de ağır kısıtlayıcı tedbirler uygulamak zorunda kalmadı.

[Samanyolu Haber] 7.6.2020

Cenâb-ı Hakk’ın tebessümüne vesîle bir hareket: “Muhâcire ikram” [Prof. Dr. Muhittin Akgül]

Muhâcir, her dönemdeki mü’minlerle özdeşleşen bir kavram. İnsanlık tarihi aynı zamanda bir hicret tarihi olmakla beraber, mutlak anlamdaki hicret ve muhacirlik, Son Nebi ile zirveye taşınmıştır. Tarihteki her peygamber ve onların arkasından giden bütün hak yolcuları, benzeri hicretleri yapmak mecburiyetinde kalmış ve ülkelerini terketmişlerdir.

Mekke’nin azgınları da, az sayıdaki Müslümana hayat hakkı tanımayınca, onlar da Mukaddes Belde Mekke’de derin hatıralar bırakarak, oradan ayrılmak zorunda kalmışlardı. Bütün mallarına gaspçılar el koymuş ve oldukça ağır ve zor şartlar altında hicret etmek mecburiyeti hâsıl olmuştu.
Medine-i Münevvere, Mekke’den ayrılanların artık yeni vatanları olmuştu. Ancak muhacirler bütün varlıklarını geride bırakarak geldikleri için, barınma ve geçim imkânları zaman zaman onları zora sokuyordu. İffetin zirvesini yaşayan bu kutlular, asla iffet perdesini yırtıp da isteme durumuna gitmiyor; başta Allah Resûlü olmak üzere, ferasetli Ensar tarafından keşfedilerek ihtiyaçları çoğunlukla gideriliyordu. Zaman zaman keşfedilemeyen, bunun için de muhtaç olduğu farkedilemeyen muhacirler de vardı. Bunlar da en son âna kadar sabredip katlanıyor; ancak sıkıntıları, açlık ve ihtiyaçları dayanılmaz bir hâle gelince, Allah Resûlüne (s.a.s.) giderek, dertlerini açıyorlardı. Şefkat Peygamberi de hepsinin derdiyle ilgileniyor; çözebildiklerini başkasına bırakmadan bizatihi kendisi hallediyordu.

İlk hicret esnasında zaten Hz. Peygamber muhacirle ensar arasında kardeşlik ilan etmiş, ensar evlerini ve topraklarını ikiye ayırarak muhacirlerle paylaşmıştı. Hatta ilk senelerde aralarında kan bağı olmamasına rağmen miras bile cereyan etmekteydi. 

Ensar’ın muhacir kardeşlerine sahip çıkmaları o kadar candan ve isteyerek idi ki, zaman zaman kendi ihtiyaçlarını bile erteleyerek, muhacirleri kendilerine tercih ediyor ve bundan dolayı içlerinde onlara karşı menfi herhangi bir duyguyu da taşımıyorlardı.

Ebu Hureyre (r.a.)’dan gelen bir rivayette, yaşanması gerçekten zor olan şu olay aktarılmaktadır. Resulullah (s.a.s)’e bir adam geldi ve: “Ya Resûlellah! Dayanamayacak kadar açım, açlıktan artık dermansız kaldım” dedi.

Allah Resûlü (s.a.s.) eşlerine haber gönderdi fakat onların yanlarında hiçbir şey yoktu. Bunun üzerine Hz. Peygamber: “Bu kardeşinizi bu gece misafir edecek kimse yok mu? Ki Allah ona rahmet buyursun.” dedi.

Derhal Ensâr'dan bir zât -ki Ebu Talhâ olduğu belirtilmektedir- ayağa kalktı ve: “Ben Ya Resûlullah" diye cevap verdi. Ve bu kişiyi alıp hemen evine götürdü. Sonra da hanımına “Resulullah’ın misafirine ikram et” diye tembihte bulundu. Hanımı, “Vallahi benim yanımda bir iki çocuğun yiyeceğinden başka bir şey yoktur.” dedi.

Kocası da ona: “O halde çocuklar akşam yemeği istediklerinde onları uyut, kandili de söndürüver, karanlıkta bizi sanki yiyor zannetsin. Resûlullah'ın misafiri için biz bu geceyi aç geçiştiriverelim.” dedi. Ve gerçekten de söylediklerini aynen hayata geçirdiler. Ev sakinleri aç, misafirleri de tok olarak sabahladılar.

Sonra misafir, Resûlullah’ın yanına gitti. Allah Resûlü (s.a.s.): “Bu gece Allah Teâla falan ve filandan (yani Ebû Talha ve eşinden) son derece hoşnut oldu ve onlara tebessüm etti.” buyurdular. Ve Allah Teâlâ da onlar hakkında şu âyeti indirdi:

“Bunlardan önce Medine’yi yurt edinip imana sarılanlar ise, kendi beldelerine hicret edenlere sevgi besler, onlara verilen ganimetlerden ötürü içlerinde bir kıskanma veya istek duymazlar. Hatta kendileri ihtiyaç duysalar bile o kardeşlerine öncelik verir, onlara verilmesini tercih ederler. Her kim nefsinin hırsından ve mala düşkünlüğünden kendini kurtarırsa, işte felah ve mutluluğa erenler onlar olacaklardır.” (Haşr Sûresi 9) (Buhârî, Tefsir).

Kur’ân, evrensel bir kitap ve hitaptır. Âyette haber verilen müjde de her zaman ve her coğrafya için geçerlidir. Aynı nitelik, kimler tarafından, nerede ve hangi zamanda yaşanırsa yaşansın, Allah (c.c.) o kişi/kişilerden memnun kalır; onlara tebessüm eder ve haklarında, belirtilen âyetin indiği kutlu kişilerden biri olur.

İstemez misiniz yaptığınız işlerden Cenab-ı Hakk’ın memnun olup da, sizlere tebessüm etmesini?

[Prof. Dr. Muhittin Akgül] 6.6.2020 [Samanyolu Haber]