ABD Başkanı Donald Trump'ın Koronavirüs'ü dünyaya yaymakla suçladığı laboratuvardan Trump'ın iddialarına cevap geldi.
ABD medyasının yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) çıkış yeri olan Çin'in Vuhan kentindeki yüksek güvenlikli viroloji laboratuvarından yayıldığı iddialarına geniş yer vermesi, buna Nobel Tıp Ödüllü Fransız doktor Luc Montagnier'in destek vermesi ve ABD Başkanı Donald Trump'ın rağbet etmesinin ardından, hedefteki kurum sessizliğini bozdu.
Çin devlet radyo televizyonu CGTN'ye konuşan Vuhan Viroloji Enstitüsü Başkan Yardımcısı Yuan Zhiming, suçlamaları 'insanların kafasını karıştırmaya yönelik komplo teorisi' diye niteleyerek reddetti.
‘ÇOK SIKI DÜZENLEMELER VE KONTROLLER VAR’
"Virüs araştırmaları yapan insanlar olarak enstitüde ne tür araştırmalar yürütüldüğünü, enstitünün virüsleri ve numuneleri nasıl kontrol ettiğini çok net biliyoruz. Baştan beri söylediğimiz gibi, virüsün bizden çıkmış olması ihtimali yok" diyen Vuhan Viroloji Enstitüsü Başkan Yardımcısı ekledi:
"Araştırmalarımız çok sıkı mevzuat rejimine ve mesleki ahlak kurallarına bağlıdır, o yüzden kendimizden eminiz."
‘AHLAKİ DEĞİL’
Yeni tip koronavirüsün 'laboratuvarda üretilmiş, yani insan yapımı olabileceği' savını da reddeden Yuan Zhiming, bazılarının pandemiyi Vuhan merkezli diye 44 milyon dolarlık laboratuvarla bağlantılandırdığını, ancak 'insanları kasten yanlış yönlendirmenin ahlaki olmadığını' dile getirdi.
ABD Başkanı Donald Trump, cuma günkü açıklamasında, yönetiminin yeni tip koronavirüsün kökenlerini araştırdığını söyleyerek bu meselenin etrafında 'çok sayıda acayip şeyin döndüğünü', Vuhan'daki laboratuvardan çıkmış olması ihtimalini 'mantıklı' bulduğunu dile getirmişti.
Öncesinde ABD'de hem genelkurmay başkanı hem de basın istihbaratçıların bu ihtimali çok ciddi şekilde araştırdıklarını duyururken, Beyaz Saray'dan bir kaynak CNN'e "Ne zaman salgın patlak verse virüsün laboratuvardan kaçtığını söyleyen biri çıkar" demişti.
‘NOBEL ÖDÜLLÜ DOKTOR REDDETTİ’
Ardından 2008'de Nobel Tıp Ödülü'nü alan Fransız doktor Luc Montagnier, yeni tip koronavirüsün Vuhan'da hayvan pazarından ortaya çıktığına inanmadığını söylemişti.
Luc Montagnier, "Kovid-19, Vuhan'daki laboratuvardan üretildi. Bu laboratuvar, 2000'li yıllardan beri koronavirüs hakkında uzmanlaştı" demişti.
FRANSA CUMHURBAŞKANLIĞI: KANIT YOK
Bunun üzerine Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un ofisinden bir yetkili şu açıklamayı yapmıştı:
"Şunu açıklığa kavuşturmak isteriz ki, Kovid-19'un kökenleri ile Vuhan'daki bir P4 laboratuvarının çalışmaları arasında bağlantı olduğuna dair son zamanlarda ABD medyasında dolaşımda olan enformasyonu teyit eden olgusal bir kanıt bugüne dek bulunamamıştır."
P4, salgın hastalıklar araştırmalarında en yüksek biyogüvenlik düzeyi anlamına geliyor.
Fransa 2004 yılında Çin'le Vuhan'da P4 laboratuvarı kurma konusunda anlaşma yapmıştı.
[Samanyolu Haber] 19.4.2020
Evde nasıl geçer korona günleri? İşte beden ve ruh sağlığınız için öneriler!
Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıktıktan sonra tüm dünyayı kasıp kavuran koronavirüs salgını sonrası insanlar eve kapandı.
Sportif, sosyal, kültürel organizasyonların iptal edilmesi, sinema ve alışveriş merkezlerinin kapatılması, okulların tatil olması, karantina uygulamaları aile bireyleri evde zaman geçirme kavramını yeniden hatırladı.
Herkesin hayatında köklü değişikliklere yol açan zorunlu bu sürecin insanların ruh sağlığını etkilediğini kaydeden uzmanlar evde verimli zaman geçirmenin püf noktaları olduğunu hatırlatıyor!
AİLE BİREYLERİ TEKRAR BİR ARADA YAŞAMAYI ÖĞRENECEK
Koronavirüs salgını sonucu eve kapanan aile fertleri zorunlu olarak yeniden birlikte vakit geçirmeye başladı. Bu yeni yaşam şartlarından ne şekilde etkilenileceğini, bireylerin kişilik özellikleri ve yaşadıkları ailenin yapısı ve aile içindeki konumları belirleyecek. ‘Sıkıntıdan patladım, bu virüs hikâyesi ne zaman bitecek’ diyerek eski günlerini özleyenler de olacak. ‘Virüs sayesinde ailece bir araya geldik, aile olmanın keyfini yaşıyoruz, birbirimizi daha iyi tanımaya, anlamaya başladık, evde keyfim yerinde’ diyen de olacak. Aile bireylerinin bir arada olacağı yeni yaşam tarzında okulların da tatil olması nedeniyle ilk günler eğlenceli geçti.
‘CİCİM GÜNLERİ’ BİTECEK Mİ?
Bu cicim günleri geçtikten sonra ilerleyen günlerde, özellikle evin hareketli, arkadaş çevresi geniş, dışarıya alışık bireylerinde sıkılmalar başlayacak. Bu dönem kardeşler arası tartışmalara, anne baba ile çocuklar arasındaki anlaşmazlıklara şahit olacağız. Herkes kendi odasına çekilecek. Ellerindeki cep telefonları ve bilgisayarlar en büyük yardımcıları olacak. Bir süre sonra bu durumdan da sıkılmalar başlayacak. Aile bireyleri odalarından çıkıp, diğer bireylerle iletişim kurmaya ve sohbet etmeye başlayacaklar. Daha önce hiç yapmadıkları sohbetleri keyifle yapmaya, bilgisayar oyunları dışındaki oyunları da oynamaya başlayacaklar.
EVDE GEÇİRİLECEK SÜREYİ VERİMLİ KULLANIN!
Ailece eve kapanma sürecinin ne kadar süreceğinin belirsiz olduğunu söyleyen uzman psikologlar, uzun sürme olasılığı bulunan bu süreci beden ve ruh sağlığını korumak adına ve daha keyifli olarak geçirmek için şu önerilerde bulunuyor:
*Evde uzun süre kalmanın stres ve sıkıntıyı arttırma riski var. Ani sinirlenmeler, öfke kontrolündeki sorunlar da bunlara eşlik edebilir. Bu riskleri ortadan kaldırmak adına öncelikle düzenli bir uyku ve sağlıklı bir beslenme gerekiyor. Uyku ihtiyacı kişiden kişiye farklı olabilir. Evde birden fazla kişi yaşıyorsa, evdeki diğer bireylerin uyku alışkanlıklarına saygılı olmak gerekir. Tabii ideal ve insan biyolojisine en uygun uyku şekli, gece çok geç yatmamak, sabah da çok geç kalkmamak. Gece uykusundan taviz vermeden uyunan 7-8 saatlik bir uyku, bağışıklık sistemini güçlendirip vücudun direncini arttıracaktır.
DENGELİ VE DÜZENLİ BESLENME ÖNEMLİ
*Dengeli ve düzenli beslenme de bedensel ve ruhsal sağlığın korunmasının vazgeçilmez bir unsuru. Evde gün boyu sürekli tatlı, çerez, abur cubur yemekten uzak durun.
*Evde hareketsiz kalmayı engellemek ve fiziksel olarak formda kalmak adına spor aktivitesi olarak egzersizler, ağırlık çalışmaları, esneme hareketleri, yoga yapılabilir. Aletsiz olarak ya da basit aletlerle bu aktiviteler düzenli bir şekilde sürdürülebilir.
*İlgi alanınıza uygun kitaplar okumak, zevkinize göre filmler, diziler, belgeseller, TED tarzı sunumlar ve keyif alabileceğini diğer hobiler de evde kaldığınız süre içerisinde, bir taraftan stresle baş edebilme becerinizi güçlendirirken diğer taraftan kendinizi keşfetmek ve geliştirmek gibi bir katkısı da olacaktır.
*Ailemiz ile ilişkileri geliştirmeye odaklanabiliriz. Evlilik ve aile terapilerinde dışarıda çok sosyal, paylaşımcı, konuşkan olan danışanlarımızın eve gelince adeta off tuşuna basılmış gibi suskunlaştığını, eşi ya da çocukları ile paylaşımlara girmediğini sık sık duyarız. Zorunlu evde kalış bu döngüyü kırmak için de bir fırsat olabilir.
GÜNCEL HABERLERİ İZLEMEK, EVDEKİ HERKESİN KAYGISINI ARTTIRIR
*Buradaki en büyük tehlike TV ve internet. Sürekli koronavirüsle ilgili güncel haberleri izlemek, evdeki herkesin kaygısını arttırır. Özellikle küçük çocuklarda daha fazla endişeye yol açabilir. Bundan kaçının. Evde aşırı kaygı ve korku yaşayan bireyler varsa diğer sakin kalabilen bireylerin korku ve endişeleri hakkında konuşarak kaygılarının azalmasını sağlayabilir.
İNTERNET BAĞIMLILIĞINA DİKKAT!
*Evde olup sanal aleme daha fazla yönelme varsa, bu internet bağımlılığının artması anlamına gelir. İnternet bağımlılığı diğer bağımlılıklardan daha masum bir bağımlılık değil. Ailece belirleyeceğiniz saatlerde “internete girmeyeceğiz” kararı verirseniz zamanı da kontrol etmiş olursunuz.
*Bol bol sohbet edin, şakalaşın, konuşmaktan yorulduğunuzda birlikte oynayacağınız kutu oyunları ile neşeli zamanlar geçirin. Kendinizle ve sevdiklerinizle samimi bağlar geliştirip güzel anılar oluşturmak hem ilişkilerinize hem de sağlığınıza iyi gelecektir.
ÇİN’DE BOŞANMA SAYISI YÜZDE 300 ARTTI
*Uzun süre dar bir alanı paylaşmak beraberinde bazı riskler de getiriyor. Örneğin devamlı bir arada olan evli çiftler birbirlerini çok sevseler de birbirinin hatalarını, eksik taraflarını daha fazla görmeye başlar. Tahammül azalır. Çin’in karantina bölgesindeki şehirlerindeki boşanma davalarında yüzde 300 artış görülmesi de bunun bir örneği. Burada ilişkiyi en koruyucu faktör eşlerin farklı şeylerle uğraşmasıdır. Örneğin devamlı birlikte televizyon seyretmektense biri televizyon seyrederken eşinin tamirat yapması, ilişkide nefes almalarını sağlar. Birlikte bir şeyler yapılacaksa da birbirini iyi hissettirecek eylemler, neşeli eğlenceli uğraşlar tercih edilmeli ki ilişki canlılığını kaybetmesin.
*Sonuç olarak; biraz yavaşlamak ve fark etmek hepimizin ihtiyacı. Şu an sahip olduklarımızın farkına varmak, değerini bilmek, korumak, şükretmek, sevgimizi ifade etmek ve ilişkilerimize sahip çıkıp geliştirmek için çok iyi bir fırsat.
[TR724] 19.4.2020
Sportif, sosyal, kültürel organizasyonların iptal edilmesi, sinema ve alışveriş merkezlerinin kapatılması, okulların tatil olması, karantina uygulamaları aile bireyleri evde zaman geçirme kavramını yeniden hatırladı.
Herkesin hayatında köklü değişikliklere yol açan zorunlu bu sürecin insanların ruh sağlığını etkilediğini kaydeden uzmanlar evde verimli zaman geçirmenin püf noktaları olduğunu hatırlatıyor!
AİLE BİREYLERİ TEKRAR BİR ARADA YAŞAMAYI ÖĞRENECEK
Koronavirüs salgını sonucu eve kapanan aile fertleri zorunlu olarak yeniden birlikte vakit geçirmeye başladı. Bu yeni yaşam şartlarından ne şekilde etkilenileceğini, bireylerin kişilik özellikleri ve yaşadıkları ailenin yapısı ve aile içindeki konumları belirleyecek. ‘Sıkıntıdan patladım, bu virüs hikâyesi ne zaman bitecek’ diyerek eski günlerini özleyenler de olacak. ‘Virüs sayesinde ailece bir araya geldik, aile olmanın keyfini yaşıyoruz, birbirimizi daha iyi tanımaya, anlamaya başladık, evde keyfim yerinde’ diyen de olacak. Aile bireylerinin bir arada olacağı yeni yaşam tarzında okulların da tatil olması nedeniyle ilk günler eğlenceli geçti.
‘CİCİM GÜNLERİ’ BİTECEK Mİ?
Bu cicim günleri geçtikten sonra ilerleyen günlerde, özellikle evin hareketli, arkadaş çevresi geniş, dışarıya alışık bireylerinde sıkılmalar başlayacak. Bu dönem kardeşler arası tartışmalara, anne baba ile çocuklar arasındaki anlaşmazlıklara şahit olacağız. Herkes kendi odasına çekilecek. Ellerindeki cep telefonları ve bilgisayarlar en büyük yardımcıları olacak. Bir süre sonra bu durumdan da sıkılmalar başlayacak. Aile bireyleri odalarından çıkıp, diğer bireylerle iletişim kurmaya ve sohbet etmeye başlayacaklar. Daha önce hiç yapmadıkları sohbetleri keyifle yapmaya, bilgisayar oyunları dışındaki oyunları da oynamaya başlayacaklar.
EVDE GEÇİRİLECEK SÜREYİ VERİMLİ KULLANIN!
Ailece eve kapanma sürecinin ne kadar süreceğinin belirsiz olduğunu söyleyen uzman psikologlar, uzun sürme olasılığı bulunan bu süreci beden ve ruh sağlığını korumak adına ve daha keyifli olarak geçirmek için şu önerilerde bulunuyor:
*Evde uzun süre kalmanın stres ve sıkıntıyı arttırma riski var. Ani sinirlenmeler, öfke kontrolündeki sorunlar da bunlara eşlik edebilir. Bu riskleri ortadan kaldırmak adına öncelikle düzenli bir uyku ve sağlıklı bir beslenme gerekiyor. Uyku ihtiyacı kişiden kişiye farklı olabilir. Evde birden fazla kişi yaşıyorsa, evdeki diğer bireylerin uyku alışkanlıklarına saygılı olmak gerekir. Tabii ideal ve insan biyolojisine en uygun uyku şekli, gece çok geç yatmamak, sabah da çok geç kalkmamak. Gece uykusundan taviz vermeden uyunan 7-8 saatlik bir uyku, bağışıklık sistemini güçlendirip vücudun direncini arttıracaktır.
DENGELİ VE DÜZENLİ BESLENME ÖNEMLİ
*Dengeli ve düzenli beslenme de bedensel ve ruhsal sağlığın korunmasının vazgeçilmez bir unsuru. Evde gün boyu sürekli tatlı, çerez, abur cubur yemekten uzak durun.
*Evde hareketsiz kalmayı engellemek ve fiziksel olarak formda kalmak adına spor aktivitesi olarak egzersizler, ağırlık çalışmaları, esneme hareketleri, yoga yapılabilir. Aletsiz olarak ya da basit aletlerle bu aktiviteler düzenli bir şekilde sürdürülebilir.
*İlgi alanınıza uygun kitaplar okumak, zevkinize göre filmler, diziler, belgeseller, TED tarzı sunumlar ve keyif alabileceğini diğer hobiler de evde kaldığınız süre içerisinde, bir taraftan stresle baş edebilme becerinizi güçlendirirken diğer taraftan kendinizi keşfetmek ve geliştirmek gibi bir katkısı da olacaktır.
*Ailemiz ile ilişkileri geliştirmeye odaklanabiliriz. Evlilik ve aile terapilerinde dışarıda çok sosyal, paylaşımcı, konuşkan olan danışanlarımızın eve gelince adeta off tuşuna basılmış gibi suskunlaştığını, eşi ya da çocukları ile paylaşımlara girmediğini sık sık duyarız. Zorunlu evde kalış bu döngüyü kırmak için de bir fırsat olabilir.
GÜNCEL HABERLERİ İZLEMEK, EVDEKİ HERKESİN KAYGISINI ARTTIRIR
*Buradaki en büyük tehlike TV ve internet. Sürekli koronavirüsle ilgili güncel haberleri izlemek, evdeki herkesin kaygısını arttırır. Özellikle küçük çocuklarda daha fazla endişeye yol açabilir. Bundan kaçının. Evde aşırı kaygı ve korku yaşayan bireyler varsa diğer sakin kalabilen bireylerin korku ve endişeleri hakkında konuşarak kaygılarının azalmasını sağlayabilir.
İNTERNET BAĞIMLILIĞINA DİKKAT!
*Evde olup sanal aleme daha fazla yönelme varsa, bu internet bağımlılığının artması anlamına gelir. İnternet bağımlılığı diğer bağımlılıklardan daha masum bir bağımlılık değil. Ailece belirleyeceğiniz saatlerde “internete girmeyeceğiz” kararı verirseniz zamanı da kontrol etmiş olursunuz.
*Bol bol sohbet edin, şakalaşın, konuşmaktan yorulduğunuzda birlikte oynayacağınız kutu oyunları ile neşeli zamanlar geçirin. Kendinizle ve sevdiklerinizle samimi bağlar geliştirip güzel anılar oluşturmak hem ilişkilerinize hem de sağlığınıza iyi gelecektir.
ÇİN’DE BOŞANMA SAYISI YÜZDE 300 ARTTI
*Uzun süre dar bir alanı paylaşmak beraberinde bazı riskler de getiriyor. Örneğin devamlı bir arada olan evli çiftler birbirlerini çok sevseler de birbirinin hatalarını, eksik taraflarını daha fazla görmeye başlar. Tahammül azalır. Çin’in karantina bölgesindeki şehirlerindeki boşanma davalarında yüzde 300 artış görülmesi de bunun bir örneği. Burada ilişkiyi en koruyucu faktör eşlerin farklı şeylerle uğraşmasıdır. Örneğin devamlı birlikte televizyon seyretmektense biri televizyon seyrederken eşinin tamirat yapması, ilişkide nefes almalarını sağlar. Birlikte bir şeyler yapılacaksa da birbirini iyi hissettirecek eylemler, neşeli eğlenceli uğraşlar tercih edilmeli ki ilişki canlılığını kaybetmesin.
*Sonuç olarak; biraz yavaşlamak ve fark etmek hepimizin ihtiyacı. Şu an sahip olduklarımızın farkına varmak, değerini bilmek, korumak, şükretmek, sevgimizi ifade etmek ve ilişkilerimize sahip çıkıp geliştirmek için çok iyi bir fırsat.
[TR724] 19.4.2020
AKP ücretsiz ekmek dağıtımını ‘paralel yapı’ saydı!
AKP Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal, koronavirüs salgını önlemleri kapsamında sokağa çıkamayan vatandaşlara ücretsiz ekmek dağıtımı yapmak isteyen CHP’li belediyelerin paralel yapı kurduğunu söyledi.
CHP’li Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin ücretsiz ekmek dağıtımı çalışmalarının yasaklanması üzerine başlayan tartışmalarla ilgili AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal, “Anadolu’da ‘ayrı baş çekmek’ deyimi vardır. Bunun devletteki karşılığı paralel yapıdır.” dedi.
CHP’li CHP’li Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin ücretsiz ekmek dağıtımı uygulaması İçişleri Bakanlığı’nın genelgesi ile yasaklandı. İçişleri Bakanlığı’nın genelgesi doğrultusunda belediyelerin ücretsiz ekmek dağıtımının yasaklandığını duyurulması üzerine birçok CHP’li tepki gösterdi.
Ücretsiz ekmek dağıtımı tartışmalarına AKP hükümetinden ilk yorum AKP Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal’dan geldi. Twitter hesabından paylaşımlarda bulunan Ünal, CHP’li belediyelerin yaptığının paralel bir yapılanma olduğunu kaydetti.
ÜNAL: BUNUN ADI PARALEL YAPIDIR
Mahir Ünal; Eren Erdem, Tuncay Özkan, Engin Özkoç gibi milletvekillerinin tweetlerini alıntılayarak yayınladığı mesajında “Anadolu’da “ayrı baş çekmek” deyimi vardır. Bunun devletteki karşılığı paralel yapıdır. Devlet bir yönetim ve organizasyon biçimi olarak yüksek koordinasyon içerisinde ve yasalar çerçevesinde çalışır. Tüm yasalar dayanağını anayasadan alır. #CHPbunuNedenYapıyor” ifadelerine yer verdi.
CHP’li belediyelerin koronavirüs salgınını bahane ederek paralel yapı kurduğunu belirten AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ünal, ‘‘Pandemi ile mücadele de gördük ki bazı CHP’li belediyeler bu koordinasyonun bir parçası olmak yerine ayrı baş çekmeyi tercih ediyorlar. Aynı zamanda il pandemi kurulu üyesi olan belediye başkanları bu kurullarla çalışmıyor, hatta paralel kurullar oluşturuyor.’’ dedi.
‘‘FOTOĞRAF NETLEŞİYOR’’
CHP’nin koronavirüs kriz yönetimini akamete uğratmak istediğini kaydeden Ünal, ‘‘Buna son zamanda kullanmaya başladıkları “merkezi hükümet, yerel hükümet” gibi söylemleri de eklediğinizde fotoğraf netleşiyor. CHP’li isimlerin belediye başkanlarını Cumhurbaşkanı ile kıyaslayarak “o da seçilmiş sen de seçilmişsin”, “İstanbul B. Belediyesi, devletin ta kendisidir” tarzı ifadeleri devleti ve yasayı bilmemelerinden değil gizledikleri niyetlerinden kaynaklanıyor. CHP ve avenesinin koronavirüs sürecinde tek stratejisi oldu: Çok iyi giden (sağlık, sosyal ve ekonomi) kriz yönetimini akamete uğratmak. Çünkü CHP’liler virüs ile beraber iktidarın başarısız olacağını ve buradan bir iktidar değişimi olacağına inanmışlardı.’’ ifadelerini kullandı.
‘‘PARELEL BİLİM KURULU, PARALEL HASTANE KURUYORLAR’’
Mahir Ünal twitter paylaşımlarına şöyle devam etti: ‘‘Yani siyasete değil tıpkı darbelere, kumpaslara, sokak eylemlerine terör örgütlerine bel bağladıkları gibi bu sefer de virüse bel bağladılar. Bu olmayınca şimdi de süreci akamete uğratmak için uğraşıyorlar. CHP neden paralel bilim kurulu kuruyor, neden paralel ekmek dağıtımı gibi konularda valilik çalışmalarını sabote ediyor? CHP neden beceremeyeceklerini bile bile paralel hastane yapma derdinde? CHP neden il pandemi kurullarında valiliklerle çalışmak istemiyor?’’
[TR724] 19.4.2020
CHP’li Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin ücretsiz ekmek dağıtımı çalışmalarının yasaklanması üzerine başlayan tartışmalarla ilgili AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal, “Anadolu’da ‘ayrı baş çekmek’ deyimi vardır. Bunun devletteki karşılığı paralel yapıdır.” dedi.
CHP’li CHP’li Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin ücretsiz ekmek dağıtımı uygulaması İçişleri Bakanlığı’nın genelgesi ile yasaklandı. İçişleri Bakanlığı’nın genelgesi doğrultusunda belediyelerin ücretsiz ekmek dağıtımının yasaklandığını duyurulması üzerine birçok CHP’li tepki gösterdi.
Ücretsiz ekmek dağıtımı tartışmalarına AKP hükümetinden ilk yorum AKP Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal’dan geldi. Twitter hesabından paylaşımlarda bulunan Ünal, CHP’li belediyelerin yaptığının paralel bir yapılanma olduğunu kaydetti.
ÜNAL: BUNUN ADI PARALEL YAPIDIR
Mahir Ünal; Eren Erdem, Tuncay Özkan, Engin Özkoç gibi milletvekillerinin tweetlerini alıntılayarak yayınladığı mesajında “Anadolu’da “ayrı baş çekmek” deyimi vardır. Bunun devletteki karşılığı paralel yapıdır. Devlet bir yönetim ve organizasyon biçimi olarak yüksek koordinasyon içerisinde ve yasalar çerçevesinde çalışır. Tüm yasalar dayanağını anayasadan alır. #CHPbunuNedenYapıyor” ifadelerine yer verdi.
CHP’li belediyelerin koronavirüs salgınını bahane ederek paralel yapı kurduğunu belirten AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ünal, ‘‘Pandemi ile mücadele de gördük ki bazı CHP’li belediyeler bu koordinasyonun bir parçası olmak yerine ayrı baş çekmeyi tercih ediyorlar. Aynı zamanda il pandemi kurulu üyesi olan belediye başkanları bu kurullarla çalışmıyor, hatta paralel kurullar oluşturuyor.’’ dedi.
‘‘FOTOĞRAF NETLEŞİYOR’’
CHP’nin koronavirüs kriz yönetimini akamete uğratmak istediğini kaydeden Ünal, ‘‘Buna son zamanda kullanmaya başladıkları “merkezi hükümet, yerel hükümet” gibi söylemleri de eklediğinizde fotoğraf netleşiyor. CHP’li isimlerin belediye başkanlarını Cumhurbaşkanı ile kıyaslayarak “o da seçilmiş sen de seçilmişsin”, “İstanbul B. Belediyesi, devletin ta kendisidir” tarzı ifadeleri devleti ve yasayı bilmemelerinden değil gizledikleri niyetlerinden kaynaklanıyor. CHP ve avenesinin koronavirüs sürecinde tek stratejisi oldu: Çok iyi giden (sağlık, sosyal ve ekonomi) kriz yönetimini akamete uğratmak. Çünkü CHP’liler virüs ile beraber iktidarın başarısız olacağını ve buradan bir iktidar değişimi olacağına inanmışlardı.’’ ifadelerini kullandı.
‘‘PARELEL BİLİM KURULU, PARALEL HASTANE KURUYORLAR’’
Mahir Ünal twitter paylaşımlarına şöyle devam etti: ‘‘Yani siyasete değil tıpkı darbelere, kumpaslara, sokak eylemlerine terör örgütlerine bel bağladıkları gibi bu sefer de virüse bel bağladılar. Bu olmayınca şimdi de süreci akamete uğratmak için uğraşıyorlar. CHP neden paralel bilim kurulu kuruyor, neden paralel ekmek dağıtımı gibi konularda valilik çalışmalarını sabote ediyor? CHP neden beceremeyeceklerini bile bile paralel hastane yapma derdinde? CHP neden il pandemi kurullarında valiliklerle çalışmak istemiyor?’’
[TR724] 19.4.2020
İngiliz medyası duyurdu: Erdoğan imzalı yardımlar ertelendi
İngiltere’ye bugünTürkiye’den gelecek koruyucu ekipmanın nakliyesi ertelendi. Nakliyatın ertelenme nedeni ise bilinmiyor.
Sky News kanalı, Türkiye’nin İngiltere’ye sağlık görevlilerinin kullanımı için ulaştıracağı koruyucu ekipman nakliyesinin ertelendiğini duyurdu. Habere göre, İngiltere yeni tip Koronavirüs’le mücadele eden sağlık çalışanlarının beklediği 84 tonluk koruyucu ekipmanın Türkiye’den gelişi ertelendi. Yardımların üzerinde Cumhurbaşkanlığı forsu ve Türkiye bayrakları bulunuyordu.
Ertelemenin nedeni bilinmezken Kraliyet Hava Gücü’nün nakliye için hazır olduğu belirtildi. Bugün ulaşması beklenen yardım paketinde 400 bin önlük olduğu aktarıldı.
84 tonluk sevkiyata ilişkin gecikmenin neden kaynaklandığına ilişkin bir açıklama yapılmış değil. Türkiye’deki bir İngiliz Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, “Bir problem varmış gibi görünmüyor” açıklamasını yaptı. Sevkiyat, İngiltere Yerel Yönetim ve İskan Bakanı Robert Jenrick tarafından, Cumartesi günü düzenlenen basın toplantısında, “çok ama çok büyük ek bir sevkiyat” olarak tanımlanmıştı.
[TR724] 19.4.2020
Sky News kanalı, Türkiye’nin İngiltere’ye sağlık görevlilerinin kullanımı için ulaştıracağı koruyucu ekipman nakliyesinin ertelendiğini duyurdu. Habere göre, İngiltere yeni tip Koronavirüs’le mücadele eden sağlık çalışanlarının beklediği 84 tonluk koruyucu ekipmanın Türkiye’den gelişi ertelendi. Yardımların üzerinde Cumhurbaşkanlığı forsu ve Türkiye bayrakları bulunuyordu.
Ertelemenin nedeni bilinmezken Kraliyet Hava Gücü’nün nakliye için hazır olduğu belirtildi. Bugün ulaşması beklenen yardım paketinde 400 bin önlük olduğu aktarıldı.
84 tonluk sevkiyata ilişkin gecikmenin neden kaynaklandığına ilişkin bir açıklama yapılmış değil. Türkiye’deki bir İngiliz Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, “Bir problem varmış gibi görünmüyor” açıklamasını yaptı. Sevkiyat, İngiltere Yerel Yönetim ve İskan Bakanı Robert Jenrick tarafından, Cumartesi günü düzenlenen basın toplantısında, “çok ama çok büyük ek bir sevkiyat” olarak tanımlanmıştı.
[TR724] 19.4.2020
Millet evde oturuyor, faturayı dolarla ödüyor
Hafta sonları sokağa çıkma yasağı, büyükşehirlere seyahat karantinası gibi koronavirüs (corona virüs) tedbirleri araç trafiğini de yüzde 50'lere varan oranlarda düşürdü. Özellikle İstanbul başta olmak üzere büyükşehirlerdeki otoyol ve köprülerden geçen araç sayısı da benzer şekilde düştü. Bu süreçte Hazine garantili 'yap işlet devret' modeli ile yapılan köprü ve otoyollar için devletin işletmeci firmalara yapacağı ödeme de katlandı.
Yap işlet devret modeliyle yapılan Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Osmangazi Köprüsü, Avrasya Tüneli ve Kuzey Marmara Otoyolu ile diğer bazı ücretli otoyollar için devletin ödediği araç geçiş garantisi sık sık eleştirilere neden oluyor.
2019'DA 7.8 MİLYAR TL GARANTİ ÖDEMESİ
Karar Gazetesi'nde yer alana habere göre Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nden öngörülen araç geçmediği için işletmeci IC İçtaş İnşaat-Astaldi konsorsiyumu ICA'ya devlet 2 milyar 50 milyon TL ödemişti. Aynı yıl Karayolları Genel Müdürlüğü, YİD modeliyle inşa edilen köprü ve otoyol projelerine, garanti ödeme tutarı olarak 7.8 milyar TL ödenek ayırmıştı. Osmangazi Köprüsü’nde ilk 3 yılda öngörülen araç geçiş sayısının yarısı tutturulmuştu. 2019 Eylül rakamlarına göre, her bir vatandaşın cebinden 23.26 TL araç geçiş bedeli olarak çıkmıştı. Osmangazi Köprüsü ve Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu’na, 2019 yılı için araç geçiş garantisi kapsamında 2.5 milyar TL’yi aşkın bir ödeme yapıldı.
Devletin araç geçiş garantisi verdiği YİD modeli, projelerin daha pahalıya mal olması nedeniyle tartışılıyor. Uzun vadede devletin ve dolayısıyla vatandaşın katlandığı maliyet sık sık rakamlarla gündeme getiriliyor.
Örneğin, bu mega projelere ödenen garanti bedelleri hesaplandığında saniyede 6.4, dakikada 384 dolar, iki günde ise 1 milyon 105 bin 920 dolarlık devletin kasanından çıkıyor. Bir kişi hiç köprüden geçmese ya da otoyolu kullanmasa bile faturaya ortak olmuş oluyor.
VATANDAŞ EVDE KALDI GARANTİ PARASI KATLANDI
Koronavirüs nedeniyle araç trafiğinin yüzde 50'lere düşmesi, YİD modeli ile yapılan köprü ve otoyollar için devletin kasasından daha çok para çıkması anlamına geliyor. Zaten araç garantisinin altında geçişlerin olduğu projelere 2020'de ödenecek bedele dolardaki artış da yansıyacak. Bir anlamda sokağa çıkma yasağı nedeniyle köprüleri ve otoyolları kullanmayan vatandaşların cebinden daha fazla para çıkmış olacak. Sokağı çıkma yasağını ihlal edenler 3 bin 200 TL öderken, evde kalanlar da köprü ve otoyollara daha fazla dolar ödeyecek.
[Samanyolu Haber] 19.4.2020
Yap işlet devret modeliyle yapılan Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Osmangazi Köprüsü, Avrasya Tüneli ve Kuzey Marmara Otoyolu ile diğer bazı ücretli otoyollar için devletin ödediği araç geçiş garantisi sık sık eleştirilere neden oluyor.
2019'DA 7.8 MİLYAR TL GARANTİ ÖDEMESİ
Karar Gazetesi'nde yer alana habere göre Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nden öngörülen araç geçmediği için işletmeci IC İçtaş İnşaat-Astaldi konsorsiyumu ICA'ya devlet 2 milyar 50 milyon TL ödemişti. Aynı yıl Karayolları Genel Müdürlüğü, YİD modeliyle inşa edilen köprü ve otoyol projelerine, garanti ödeme tutarı olarak 7.8 milyar TL ödenek ayırmıştı. Osmangazi Köprüsü’nde ilk 3 yılda öngörülen araç geçiş sayısının yarısı tutturulmuştu. 2019 Eylül rakamlarına göre, her bir vatandaşın cebinden 23.26 TL araç geçiş bedeli olarak çıkmıştı. Osmangazi Köprüsü ve Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu’na, 2019 yılı için araç geçiş garantisi kapsamında 2.5 milyar TL’yi aşkın bir ödeme yapıldı.
Devletin araç geçiş garantisi verdiği YİD modeli, projelerin daha pahalıya mal olması nedeniyle tartışılıyor. Uzun vadede devletin ve dolayısıyla vatandaşın katlandığı maliyet sık sık rakamlarla gündeme getiriliyor.
Örneğin, bu mega projelere ödenen garanti bedelleri hesaplandığında saniyede 6.4, dakikada 384 dolar, iki günde ise 1 milyon 105 bin 920 dolarlık devletin kasanından çıkıyor. Bir kişi hiç köprüden geçmese ya da otoyolu kullanmasa bile faturaya ortak olmuş oluyor.
VATANDAŞ EVDE KALDI GARANTİ PARASI KATLANDI
Koronavirüs nedeniyle araç trafiğinin yüzde 50'lere düşmesi, YİD modeli ile yapılan köprü ve otoyollar için devletin kasasından daha çok para çıkması anlamına geliyor. Zaten araç garantisinin altında geçişlerin olduğu projelere 2020'de ödenecek bedele dolardaki artış da yansıyacak. Bir anlamda sokağa çıkma yasağı nedeniyle köprüleri ve otoyolları kullanmayan vatandaşların cebinden daha fazla para çıkmış olacak. Sokağı çıkma yasağını ihlal edenler 3 bin 200 TL öderken, evde kalanlar da köprü ve otoyollara daha fazla dolar ödeyecek.
[Samanyolu Haber] 19.4.2020
Almanya'dan Çin'e çağrı
Küresel salgına yol açan korona virüsünün ilk ortaya çıktığı Çin üzerindeki baskı artıyor. ABD'nin ardından Almanya da Çin'den açıklama istedi.
Almanya Kalkınma Bakanı Gerd Müller, Çin yönetiminin korona virüsü salgınının nasıl başladığına dair bilgileri şeffaf bir şekilde paylaşması gerektiğini söyledi. Müller, “Çinliler, dünya çapındaki bu krizle ilgili olarak tamamen şeffaf olmak zorunda. Özellikle de virüsün ortaya çıkışı hakkında” dedi.
Alman bakan, “Virüs Wuhan kentinde ilk görüldüğü anda Çin’in konuyu uluslararası bilgi alışverişine açması gerekirdi” ifadelerini kullandı.
AVUSTRALYA’DAN SORUŞTURMA ÇAĞRISI
Avustralya Dışişleri Bakanı Marise Payne de, salgının Çin’de ortaya çıkışıyla ilgili soruşturma talebinde bulundu. “Korona virüsüyle ilgili konular, bağımsız bir araştırma gerektiren konular ve ben bunu yapmamızın önemli olduğunu düşünüyorum” diyen Bakan Payne, ülkesi Avustralya’nın bu konuda ısrarcı olacağını ancak Çin’in şeffaflığı konusunda endişeli olduğunu ifade etti.
[Samanyolu Haber] 19.4.2020
Almanya Kalkınma Bakanı Gerd Müller, Çin yönetiminin korona virüsü salgınının nasıl başladığına dair bilgileri şeffaf bir şekilde paylaşması gerektiğini söyledi. Müller, “Çinliler, dünya çapındaki bu krizle ilgili olarak tamamen şeffaf olmak zorunda. Özellikle de virüsün ortaya çıkışı hakkında” dedi.
Alman bakan, “Virüs Wuhan kentinde ilk görüldüğü anda Çin’in konuyu uluslararası bilgi alışverişine açması gerekirdi” ifadelerini kullandı.
AVUSTRALYA’DAN SORUŞTURMA ÇAĞRISI
Avustralya Dışişleri Bakanı Marise Payne de, salgının Çin’de ortaya çıkışıyla ilgili soruşturma talebinde bulundu. “Korona virüsüyle ilgili konular, bağımsız bir araştırma gerektiren konular ve ben bunu yapmamızın önemli olduğunu düşünüyorum” diyen Bakan Payne, ülkesi Avustralya’nın bu konuda ısrarcı olacağını ancak Çin’in şeffaflığı konusunda endişeli olduğunu ifade etti.
[Samanyolu Haber] 19.4.2020
Marketten dönünce kıyafet değiştirmeli mi?
Koronavirüsün (Covid-19) bulaşma yolları tartışılmaya devam ediyor. Kimi bilim insanları, virüsün dört metrelik mesafede bile bulaşıcı olabileceğini belirtirken, havada asılı kalarak enfekte etme ihtimaline de dikkat çekiyor.
Peki virüs, kıyafette, saç, sakal ve ayakkabıda barınabiliyor mu?
Independent Türkçe'nin haberine göre, sadece alışveriş için market, eczane gibi noktalara gidenlerin evlerine döndükten sonra kıyafet değiştirmeleri ya da duş almaları gerekmiyor. Ancak el yıkamak bir zorunluluk.
Virüsün bulaştığı bir kişiden gelen hapşırık veya öksürük damlacıkların havada iletilebileceği doğru olsa da, çoğunun yere düşeceği, bu nedenle kıyafet değiştirmenin gerekli olmadığı belirtiliyor.
Bir başka yoruma göreyse, virüsü taşıyan viral parçacıklar havada yarım saat kadar süzülebiliyor. Konuyla ilgili konuşan Virginia Tech'den aerosol bilimcisi Linsey Marr, "Bir süre havada süzülecek kadar küçük bir damlacık, aerodinamik nedeniyle kıyafetler üzerinde birikmez. Bu damlacıklar ancak vücudunuzun ve giysilerinizin etrafındaki havada hareket edecek kadar küçüktür" ifadelerini kullanıyor.
Marr'a göre, hareket ettikçe havayı yolumuzdan itiyoruz ve böylece parçacıkların çoğu da yoldan çekiliyor.
Sosyal mesafe kuralına uyarak başkaları ile arasına fiziki mesafe koyan kişilerin saç ve sakalları aracılığıyla virüs taşıma ihtimali de pek bulunmuyor. Biri başınızın arkasına hapşırsa bile saçınıza düşen herhangi bir damlacığın enfeksiyon kaynağı olması da ihtimaller arasında pek yok.
Bu durumla ilgili Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Andrew Janowski, "Diyelim ki etrafınızda hapşıran biri var. Hapşırmada X miktarında virüs saçılıyor. Size düşen çok fazla damla olmalı" yorumunu yapıyor ve ekliyor:
"O zaman saçlarınızın veya giysilerinizin, viral partiküllerde zaten önemli bir azalma olan damlacıkların bulunduğu kısmına dokunmanız gerekir. Ardından yüzünüzün herhangi bir kısmına dokunmanız gerekir. Gerçekleşmesi gereken olaylar dizisini ve bunların doğru şekilde gerçekleşmesi gerektiğini düşündüğünüzde, bu çok düşük bir risk haline geliyor."
Bir diğer merak edilen konu ise, kargo ve paketler aracılığıyla virüsün bulaşma ihtimali olup olmadığı.
Yine uzmanlara göre, bu ihtimal hayli düşük ve sadece teoride mümkün. Bugüne dek, paket açarken ya da gazetesi aracılığıyla virüs kapan bir vaka bildirimi yapılmadı.
Yine de paketi taşıyıp gazeteyi okuduktan sonra elleri yıkamakta fayda var. New England Journal’da yayımlanan bir çalışmaya göre paketlere dokunmadan önce 24 saat bekletmek de bir çözüm.
[Samanyolu Haber] 19.4.2020
Peki virüs, kıyafette, saç, sakal ve ayakkabıda barınabiliyor mu?
Independent Türkçe'nin haberine göre, sadece alışveriş için market, eczane gibi noktalara gidenlerin evlerine döndükten sonra kıyafet değiştirmeleri ya da duş almaları gerekmiyor. Ancak el yıkamak bir zorunluluk.
Virüsün bulaştığı bir kişiden gelen hapşırık veya öksürük damlacıkların havada iletilebileceği doğru olsa da, çoğunun yere düşeceği, bu nedenle kıyafet değiştirmenin gerekli olmadığı belirtiliyor.
Bir başka yoruma göreyse, virüsü taşıyan viral parçacıklar havada yarım saat kadar süzülebiliyor. Konuyla ilgili konuşan Virginia Tech'den aerosol bilimcisi Linsey Marr, "Bir süre havada süzülecek kadar küçük bir damlacık, aerodinamik nedeniyle kıyafetler üzerinde birikmez. Bu damlacıklar ancak vücudunuzun ve giysilerinizin etrafındaki havada hareket edecek kadar küçüktür" ifadelerini kullanıyor.
Marr'a göre, hareket ettikçe havayı yolumuzdan itiyoruz ve böylece parçacıkların çoğu da yoldan çekiliyor.
Sosyal mesafe kuralına uyarak başkaları ile arasına fiziki mesafe koyan kişilerin saç ve sakalları aracılığıyla virüs taşıma ihtimali de pek bulunmuyor. Biri başınızın arkasına hapşırsa bile saçınıza düşen herhangi bir damlacığın enfeksiyon kaynağı olması da ihtimaller arasında pek yok.
Bu durumla ilgili Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Andrew Janowski, "Diyelim ki etrafınızda hapşıran biri var. Hapşırmada X miktarında virüs saçılıyor. Size düşen çok fazla damla olmalı" yorumunu yapıyor ve ekliyor:
"O zaman saçlarınızın veya giysilerinizin, viral partiküllerde zaten önemli bir azalma olan damlacıkların bulunduğu kısmına dokunmanız gerekir. Ardından yüzünüzün herhangi bir kısmına dokunmanız gerekir. Gerçekleşmesi gereken olaylar dizisini ve bunların doğru şekilde gerçekleşmesi gerektiğini düşündüğünüzde, bu çok düşük bir risk haline geliyor."
Bir diğer merak edilen konu ise, kargo ve paketler aracılığıyla virüsün bulaşma ihtimali olup olmadığı.
Yine uzmanlara göre, bu ihtimal hayli düşük ve sadece teoride mümkün. Bugüne dek, paket açarken ya da gazetesi aracılığıyla virüs kapan bir vaka bildirimi yapılmadı.
Yine de paketi taşıyıp gazeteyi okuduktan sonra elleri yıkamakta fayda var. New England Journal’da yayımlanan bir çalışmaya göre paketlere dokunmadan önce 24 saat bekletmek de bir çözüm.
[Samanyolu Haber] 19.4.2020
Enes Kanter: Hizmet olmasaydı basketbol kariyerim şu ana kadar bitmişti
Ünlü basketbolcu Enes Kanter "Hizmetten.com YouTube kanalında" Gazeteci Ahmet Doğan’ın sorularını cevapladı.
Hizmeti dünyalara değişmem diyen Enes Kanter, küçükken sabah namazlarında NBA’de oynama için dua ettiğini anlattı. Fethullah Gülen Hocaefendi ile tanışmasından, yaşanan zulümlere kadar pek çok konuya da değindi.
Kanter yayında şunları anlattı:
-Küçükken sabah namazlarında Lakers’ta oynamak için dua ederdim.
-Kardeşlerimiz kendilerine güvensinler.Dua çok çok önemli.Açılmayacak kapılar bana hep dua sayesinde açıldı.
-Eğer benim hayatımda hizmet olmasaydı, etrafımdaki büyüklerim olmasaydı benim şu ana kadar basketbol kariyerim bitmişti.
-Hizmet Allah ile kullar arasındaki engelleri kaldıran bir gönüllüler hareketidir.Hizmeti anlatacak en güzel cümle budur.
-Ben en son Hocaefendi ile iki gün önce Facetime’da konuştum. Allah’a şükür kendisinin durumu çok iyi.Tabi söylediği ilk şey dua.
-Kur'an-ı Kerim olsun, kitap okuma olsun vaaz izleme olsun, benim de şu anda takip etmeye çalıştığım bir çetelem var.
-Hocaefendi’nin çok güzel bir sözü vardır hal ile halledilmeyecek mesele yoktur diye.
-15 Temmuz gecesi Hocaefendi ile kampta aynı odadaydım. Hocaefendi’nin yaptığı şey koltuğuna oturup yaralanan ve vefat edenler için dua edişiydi. Hatta Hocaefendi’nin talebelerinden birisi Hocaefendi’ye bu haberi verdiğinde şok oldu.
-Hizmeti hayatınızın gayesi olarak yerleştirdiğinizde hayatınızda Allah size 24 saatlik süreyi 2 yada 3 günmüş gibi genişletiyor.
-Taco Fall ile antrenmanlardan önce birlikte Kur'an çalışıyoruz.
-Alemi İslamın sizlerle temsil edildiği bu hizmeti hiçbir şeye değişmem.
[Samanyolu Haber] 19.4.2020
Hizmeti dünyalara değişmem diyen Enes Kanter, küçükken sabah namazlarında NBA’de oynama için dua ettiğini anlattı. Fethullah Gülen Hocaefendi ile tanışmasından, yaşanan zulümlere kadar pek çok konuya da değindi.
Kanter yayında şunları anlattı:
-Küçükken sabah namazlarında Lakers’ta oynamak için dua ederdim.
-Kardeşlerimiz kendilerine güvensinler.Dua çok çok önemli.Açılmayacak kapılar bana hep dua sayesinde açıldı.
-Eğer benim hayatımda hizmet olmasaydı, etrafımdaki büyüklerim olmasaydı benim şu ana kadar basketbol kariyerim bitmişti.
-Hizmet Allah ile kullar arasındaki engelleri kaldıran bir gönüllüler hareketidir.Hizmeti anlatacak en güzel cümle budur.
-Ben en son Hocaefendi ile iki gün önce Facetime’da konuştum. Allah’a şükür kendisinin durumu çok iyi.Tabi söylediği ilk şey dua.
-Kur'an-ı Kerim olsun, kitap okuma olsun vaaz izleme olsun, benim de şu anda takip etmeye çalıştığım bir çetelem var.
-Hocaefendi’nin çok güzel bir sözü vardır hal ile halledilmeyecek mesele yoktur diye.
-15 Temmuz gecesi Hocaefendi ile kampta aynı odadaydım. Hocaefendi’nin yaptığı şey koltuğuna oturup yaralanan ve vefat edenler için dua edişiydi. Hatta Hocaefendi’nin talebelerinden birisi Hocaefendi’ye bu haberi verdiğinde şok oldu.
-Hizmeti hayatınızın gayesi olarak yerleştirdiğinizde hayatınızda Allah size 24 saatlik süreyi 2 yada 3 günmüş gibi genişletiyor.
-Taco Fall ile antrenmanlardan önce birlikte Kur'an çalışıyoruz.
-Alemi İslamın sizlerle temsil edildiği bu hizmeti hiçbir şeye değişmem.
[Samanyolu Haber] 19.4.2020
[Türkiye döviz arıyor] MB Başkanı Uysal: Yurtdışı Merkez Bankaları'yla görüşüyoruz
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Murat Uysal, salgın hastalığın küresel ekonomiye ve Türkiye ekonomisine etkilerini yakından takip ettiklerini belirterek, "Merkez bankalarıyla mevcut iş birliğimizi güçlendirmek ve yeni swap anlaşmaları tesis etmek amaçlı görüşmeler de yapıyoruz" dedi. Uysal'ın bu açıklaması, IMF'yi reddeden Türkiye'nin, ABD Merkez Bankası'nın swap havuzuna girme girişiminden de sonuç alamadığı şeklinde yorumlanıyor.
Uysal, koronavirüs (Kovid-19) döneminde alınan tedbirlere ve son gelişmelere ilişkin devletin Anadolu Ajansı'na bilgi verdi:
-Merkez Bankasının koronavirüsün ekonomiye ve finansal sisteme etkilerini sınırlamak için aldığı tedbirleri biraz açar mısınız? Alınan tedbirler temel olarak neyi hedefliyor?
Merkez Bankası olarak salgın hastalığın küresel ekonomiye ve Türkiye ekonomisine etkilerini yakından takip ediyoruz. Hastalığın Türkiye ekonomisi üzerindeki olası olumsuz etkilerini sınırlandırmak amacıyla faiz indirimi ile birlikte piyasanın likidite ihtiyacının karşılanması ve firmaların nakit akışının düzenlenmesine yönelik tedbirler aldık ve bu tedbirleri 17 Mart, 31 Mart ve 17 Nisan'da kamuoyu ile paylaştık. Aldığımız tedbirler dört temel amaca yönelik adımları içeriyor. İlk olarak bankalara Türk lirası ve yabancı para likidite yönetiminde esneklik sağlamayı ve öngörülebilirliği artırmayı amaçladık. İkinci olarak bu süreçten en fazla etkilenen reel sektör firmalarına kesintisiz kredi akışını sağlamayı hedefledik. Üçüncü olarak reeskont kredi düzenlemeleriyle ihracatçı firmaların nakit akışını desteklemek diğer bir öncelik alanımız oldu. Son olarak, para politikası aktarım mekanizmasının güçlendirilmesine yönelik olarak Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) piyasası likiditesinin ve Piyasa Yapıcılığı (PY) sisteminin desteklenmesi ve piyasa derinliğinin korunması için bazı adımlar attık. Salgın hastalık kaynaklı belirsizliklerin ve ekonomik birimlerin likit pozisyonlara yönelme eğilimlerinin, DİBS piyasasında işlem derinliğinin azalmasına yol açtığını gördük. Bu durum para politikası aktarım mekanizmasını zayıflatabileceği için DİBS piyasası likiditesinin desteklenmesine karar verdik.
Bununla birlikte, sermaye piyasalarının derinleşmesi ve bankaların kaliteli teminat getirerek kullanabileceği likidite imkanlarının çeşitlenmesi amacıyla Varlığa Dayalı Menkul Kıymet ve İpotek Teminatlı Menkul Kıymetlerin teminat havuzuna dahil edilmesine karar verdik. Teminat havuzuna dahil edilebilecek menkul kıymetlerin yatırım yapılabilir kredi notuna sahip olmalarının yanında, vade riskine göre de farklılaşan iskonto oranlarına tabi tutulacaklarını belirtmekte fayda görüyorum. Tedbirlerin Türkiye ekonomisine etkilerini yakından takip ediyor, mümkün olduğunca dinamik, esnek ve tutarlı şekilde hareket ediyoruz. Kurum olarak hızlı karar alma ve aldığımız kararları etkili bir şekilde uygulamaya geçirme becerisine sahibiz. Elimizde son derece geniş ve esnek bir araç seti var, bunları gerektiğinde güçlü şekilde kullanabilecek durumdayız.
-Salgından kaynaklanan gelişmelerin Türkiye’nin büyümesini ne ölçüde etkileyeceğini öngörüyorsunuz?
-Dengelenme sürecinde elde edilen kazanımlar sayesinde ekonomimiz, bu zorlu sürece olumsuz şoklara karşı dirençli bir şekilde girdi. Salgının, ülkemizde tespit edilmeye başlandığı mart ayı ile birlikte öncelikle dış ticaret, turizm, taşımacılık ve bağlantılı sektörler kanalıyla yurt içinde iktisadi faaliyeti sınırlamaya başladığını görüyoruz. İlk çeyrek için baktığımızda, ocak-şubat aylarında ekonomide güçlü bir seyir, mart ayı ortalarından itibaren ise yavaşlama sinyalleri görmeye başladık. İkinci çeyrekte ise salgının büyüme görünümü üzerindeki etkilerinin belirginleşeceğini tahmin ediyoruz. Yüksek frekanslı verileri incelediğimizde, mart ayında başlayan zayıflamanın nisan ayında da devam ettiğini görüyoruz. Özellikle mal ihracatımızda Avrupa bölgesinde daha güçlü olmak üzere bölgeler geneline yayılan daralma öne çıkıyor. Salgının yayılmasını engelleyebilmek için uygulanan seyahat kısıtlamalarının turizm ve bağlantılı taşımacılık faaliyetlerini de olumsuz etkilemesini, bu dönemde iktisadi faaliyeti sınırlayan bir diğer önemli unsur olarak saymak gerekiyor.
Tüketim tarafında ise mart ayı ortasında hava yolu ulaşım harcamalarıyla başlayan düşüşün ay sonu itibarıyla harcama gruplarının büyük bölümüne yayıldığını gördük. Ancak, nisan ayının ilk haftasında haftalık bazdaki kuvvetli düşüşlerin duraklamış olmasını tüketim harcamalarında dip noktanın görülmüş olabileceğine dair olumlu bir sinyal olarak değerlendiriyoruz. Salgın hastalığa bağlı olarak iç ve dış talepteki yavaşlamanın ithalat üzerindeki sınırlayıcı etkilerini de gözlemlemeye başladık. Bu durumun, petrol fiyatlarındaki düşük düzeylerle birlikte, mal ve hizmet ihracatı gelirlerindeki kaybın cari denge üzerindeki etkilerini sınırladığını not etmekte fayda görüyorum. Salgının yayılma hızının düşmesiyle birlikte Türkiye ekonomisinin toparlanmaya başlayacağını düşünüyoruz. Merkez Bankasının büyüme projeksiyonları, ikinci çeyrekteki zayıf seyrin ardından ülkemizde günlük yaşamın ve iş hayatının normale dönmesiyle birlikte yılın ikinci yarısında hızlı bir toparlanmaya işaret ediyor. Türkiye ekonomisi, dinamik yapısıyla bu süreci diğer ülkelere kıyasla daha az hasarla ve kısa sürede atlatabilecek durumdadır.
-Döviz kurunda son dönemde bir artış söz konusu. Diğer yandan petrol fiyatları düşüyor, iç talep de salgından olumsuz etkileniyor. Bu gelişmeler çerçevesinde enflasyon görünümünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
-Enflasyon beklentileri, iç talep koşulları ve üretici fiyatlarındaki gelişmelere bağlı olarak çekirdek enflasyon göstergelerinin ılımlı seyrettiğini gözlemliyoruz. Küresel gelişmeler paralelinde Türk lirasında gözlenen değer kaybına karşın, başta ham petrol ve metal fiyatları olmak üzere, uluslararası emtia fiyatlarındaki keskin düşüşün enflasyon görünümünü olumlu etkilediğini söyleyebiliriz. Ayrıca, toplam talep koşullarının enflasyonu sınırlayıcı etkisi bir miktar arttı. Özetle, döviz kuru gelişmelerine karşın emtia fiyatları ve toplam talep koşullarının enflasyonu sınırlayacağını öngörüyoruz. Bu gelişmelerle birlikte yıl sonu enflasyon tahmini üzerindeki risklerin aşağı yönlü olduğunu değerlendiriyoruz. Bu noktada, ekonominin üretim potansiyelini ve böylelikle finansal istikrarın desteklenmesine yönelik son dönemde attığımız adımlarla, bu olağanüstü dönemin en az hasarla atlatılmasını amaçladığımızı tekrar vurgulamak isterim. Parasal aktarım mekanizmasını desteklemek amacıyla uygulamaya koyduğumuz destekleyici adımların zamanlı, hedefe odaklı ve öngörülebilir olduğunu, dolayısıyla enflasyondaki düşüş patikası açısından kayda değer bir risk oluşturmadığını değerlendiriyoruz.
-Bu hafta IMF/Dünya Bankası Bahar Toplantıları ve öncesinde G20 kapsamında yapılan toplantıları sormak istiyorum. Ayrıca diğer merkez bankalarıyla ikili swap anlaşmaları konusunda görüşmeler yapılıyor mu, kısaca değerlendirebilir misiniz?
-Son dönemde video-konferans şeklinde düzenlenen birçok uluslararası toplantıya katıldık, finansal sistemin yaşadığı stresi azaltmaya ve uluslararası ticaretin kesintisiz sürmesini desteklemeye yönelik görüşlerimizi paylaştık. G20 platformunda, üye ülkeler özellikle alınabilecek ekonomik önlemler, bu önlemlerin içeriği, miktarı ve koordinasyonu konularını tartışıyor. Uluslararası kuruluşlar nezdinde yapılan değerlendirmelerde koronavirüs salgını ile birlikte küresel görünüme dair beklentilerin olumsuz olduğunu görüyoruz. Salgın nedeniyle belirsizlik üst düzeyde seyretmeye devam ederken, alınan tedbirler sayesinde küresel ekonominin kademeli bir şekilde toparlanacağı öngörülüyor. Görüşmelerde küresel merkez bankalarının ve mali otoritelerin bu dönemde özellikle hızlı aksiyon almalarının ve işbirliğine devam etmelerinin önemi vurgulandı. Bildiğiniz üzere, bizim de uzun süredir yerel paralarla ticaretin desteklenmesi konusunda belirli ülkelerle devam eden swap anlaşmalarımız var. Bununla birlikte, merkez bankalarıyla mevcut iş birliğimizi güçlendirmek ve yeni swap anlaşmaları tesis etmek amaçlı görüşmeler de yapıyoruz.
[Samanyolu Haber] 19.4.2020
Uysal, koronavirüs (Kovid-19) döneminde alınan tedbirlere ve son gelişmelere ilişkin devletin Anadolu Ajansı'na bilgi verdi:
-Merkez Bankasının koronavirüsün ekonomiye ve finansal sisteme etkilerini sınırlamak için aldığı tedbirleri biraz açar mısınız? Alınan tedbirler temel olarak neyi hedefliyor?
Merkez Bankası olarak salgın hastalığın küresel ekonomiye ve Türkiye ekonomisine etkilerini yakından takip ediyoruz. Hastalığın Türkiye ekonomisi üzerindeki olası olumsuz etkilerini sınırlandırmak amacıyla faiz indirimi ile birlikte piyasanın likidite ihtiyacının karşılanması ve firmaların nakit akışının düzenlenmesine yönelik tedbirler aldık ve bu tedbirleri 17 Mart, 31 Mart ve 17 Nisan'da kamuoyu ile paylaştık. Aldığımız tedbirler dört temel amaca yönelik adımları içeriyor. İlk olarak bankalara Türk lirası ve yabancı para likidite yönetiminde esneklik sağlamayı ve öngörülebilirliği artırmayı amaçladık. İkinci olarak bu süreçten en fazla etkilenen reel sektör firmalarına kesintisiz kredi akışını sağlamayı hedefledik. Üçüncü olarak reeskont kredi düzenlemeleriyle ihracatçı firmaların nakit akışını desteklemek diğer bir öncelik alanımız oldu. Son olarak, para politikası aktarım mekanizmasının güçlendirilmesine yönelik olarak Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) piyasası likiditesinin ve Piyasa Yapıcılığı (PY) sisteminin desteklenmesi ve piyasa derinliğinin korunması için bazı adımlar attık. Salgın hastalık kaynaklı belirsizliklerin ve ekonomik birimlerin likit pozisyonlara yönelme eğilimlerinin, DİBS piyasasında işlem derinliğinin azalmasına yol açtığını gördük. Bu durum para politikası aktarım mekanizmasını zayıflatabileceği için DİBS piyasası likiditesinin desteklenmesine karar verdik.
Bununla birlikte, sermaye piyasalarının derinleşmesi ve bankaların kaliteli teminat getirerek kullanabileceği likidite imkanlarının çeşitlenmesi amacıyla Varlığa Dayalı Menkul Kıymet ve İpotek Teminatlı Menkul Kıymetlerin teminat havuzuna dahil edilmesine karar verdik. Teminat havuzuna dahil edilebilecek menkul kıymetlerin yatırım yapılabilir kredi notuna sahip olmalarının yanında, vade riskine göre de farklılaşan iskonto oranlarına tabi tutulacaklarını belirtmekte fayda görüyorum. Tedbirlerin Türkiye ekonomisine etkilerini yakından takip ediyor, mümkün olduğunca dinamik, esnek ve tutarlı şekilde hareket ediyoruz. Kurum olarak hızlı karar alma ve aldığımız kararları etkili bir şekilde uygulamaya geçirme becerisine sahibiz. Elimizde son derece geniş ve esnek bir araç seti var, bunları gerektiğinde güçlü şekilde kullanabilecek durumdayız.
-Salgından kaynaklanan gelişmelerin Türkiye’nin büyümesini ne ölçüde etkileyeceğini öngörüyorsunuz?
-Dengelenme sürecinde elde edilen kazanımlar sayesinde ekonomimiz, bu zorlu sürece olumsuz şoklara karşı dirençli bir şekilde girdi. Salgının, ülkemizde tespit edilmeye başlandığı mart ayı ile birlikte öncelikle dış ticaret, turizm, taşımacılık ve bağlantılı sektörler kanalıyla yurt içinde iktisadi faaliyeti sınırlamaya başladığını görüyoruz. İlk çeyrek için baktığımızda, ocak-şubat aylarında ekonomide güçlü bir seyir, mart ayı ortalarından itibaren ise yavaşlama sinyalleri görmeye başladık. İkinci çeyrekte ise salgının büyüme görünümü üzerindeki etkilerinin belirginleşeceğini tahmin ediyoruz. Yüksek frekanslı verileri incelediğimizde, mart ayında başlayan zayıflamanın nisan ayında da devam ettiğini görüyoruz. Özellikle mal ihracatımızda Avrupa bölgesinde daha güçlü olmak üzere bölgeler geneline yayılan daralma öne çıkıyor. Salgının yayılmasını engelleyebilmek için uygulanan seyahat kısıtlamalarının turizm ve bağlantılı taşımacılık faaliyetlerini de olumsuz etkilemesini, bu dönemde iktisadi faaliyeti sınırlayan bir diğer önemli unsur olarak saymak gerekiyor.
Tüketim tarafında ise mart ayı ortasında hava yolu ulaşım harcamalarıyla başlayan düşüşün ay sonu itibarıyla harcama gruplarının büyük bölümüne yayıldığını gördük. Ancak, nisan ayının ilk haftasında haftalık bazdaki kuvvetli düşüşlerin duraklamış olmasını tüketim harcamalarında dip noktanın görülmüş olabileceğine dair olumlu bir sinyal olarak değerlendiriyoruz. Salgın hastalığa bağlı olarak iç ve dış talepteki yavaşlamanın ithalat üzerindeki sınırlayıcı etkilerini de gözlemlemeye başladık. Bu durumun, petrol fiyatlarındaki düşük düzeylerle birlikte, mal ve hizmet ihracatı gelirlerindeki kaybın cari denge üzerindeki etkilerini sınırladığını not etmekte fayda görüyorum. Salgının yayılma hızının düşmesiyle birlikte Türkiye ekonomisinin toparlanmaya başlayacağını düşünüyoruz. Merkez Bankasının büyüme projeksiyonları, ikinci çeyrekteki zayıf seyrin ardından ülkemizde günlük yaşamın ve iş hayatının normale dönmesiyle birlikte yılın ikinci yarısında hızlı bir toparlanmaya işaret ediyor. Türkiye ekonomisi, dinamik yapısıyla bu süreci diğer ülkelere kıyasla daha az hasarla ve kısa sürede atlatabilecek durumdadır.
-Döviz kurunda son dönemde bir artış söz konusu. Diğer yandan petrol fiyatları düşüyor, iç talep de salgından olumsuz etkileniyor. Bu gelişmeler çerçevesinde enflasyon görünümünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
-Enflasyon beklentileri, iç talep koşulları ve üretici fiyatlarındaki gelişmelere bağlı olarak çekirdek enflasyon göstergelerinin ılımlı seyrettiğini gözlemliyoruz. Küresel gelişmeler paralelinde Türk lirasında gözlenen değer kaybına karşın, başta ham petrol ve metal fiyatları olmak üzere, uluslararası emtia fiyatlarındaki keskin düşüşün enflasyon görünümünü olumlu etkilediğini söyleyebiliriz. Ayrıca, toplam talep koşullarının enflasyonu sınırlayıcı etkisi bir miktar arttı. Özetle, döviz kuru gelişmelerine karşın emtia fiyatları ve toplam talep koşullarının enflasyonu sınırlayacağını öngörüyoruz. Bu gelişmelerle birlikte yıl sonu enflasyon tahmini üzerindeki risklerin aşağı yönlü olduğunu değerlendiriyoruz. Bu noktada, ekonominin üretim potansiyelini ve böylelikle finansal istikrarın desteklenmesine yönelik son dönemde attığımız adımlarla, bu olağanüstü dönemin en az hasarla atlatılmasını amaçladığımızı tekrar vurgulamak isterim. Parasal aktarım mekanizmasını desteklemek amacıyla uygulamaya koyduğumuz destekleyici adımların zamanlı, hedefe odaklı ve öngörülebilir olduğunu, dolayısıyla enflasyondaki düşüş patikası açısından kayda değer bir risk oluşturmadığını değerlendiriyoruz.
-Bu hafta IMF/Dünya Bankası Bahar Toplantıları ve öncesinde G20 kapsamında yapılan toplantıları sormak istiyorum. Ayrıca diğer merkez bankalarıyla ikili swap anlaşmaları konusunda görüşmeler yapılıyor mu, kısaca değerlendirebilir misiniz?
-Son dönemde video-konferans şeklinde düzenlenen birçok uluslararası toplantıya katıldık, finansal sistemin yaşadığı stresi azaltmaya ve uluslararası ticaretin kesintisiz sürmesini desteklemeye yönelik görüşlerimizi paylaştık. G20 platformunda, üye ülkeler özellikle alınabilecek ekonomik önlemler, bu önlemlerin içeriği, miktarı ve koordinasyonu konularını tartışıyor. Uluslararası kuruluşlar nezdinde yapılan değerlendirmelerde koronavirüs salgını ile birlikte küresel görünüme dair beklentilerin olumsuz olduğunu görüyoruz. Salgın nedeniyle belirsizlik üst düzeyde seyretmeye devam ederken, alınan tedbirler sayesinde küresel ekonominin kademeli bir şekilde toparlanacağı öngörülüyor. Görüşmelerde küresel merkez bankalarının ve mali otoritelerin bu dönemde özellikle hızlı aksiyon almalarının ve işbirliğine devam etmelerinin önemi vurgulandı. Bildiğiniz üzere, bizim de uzun süredir yerel paralarla ticaretin desteklenmesi konusunda belirli ülkelerle devam eden swap anlaşmalarımız var. Bununla birlikte, merkez bankalarıyla mevcut iş birliğimizi güçlendirmek ve yeni swap anlaşmaları tesis etmek amaçlı görüşmeler de yapıyoruz.
[Samanyolu Haber] 19.4.2020
Bir Ümittir Ramazan Başlıyor [Asım Yıldırım]
Geçen yıl Ramazan ayında, uzun bir aradan sonra Size merhaba demiştik.
Özellikle ve öncelikle Türkiye’deki arkadaşlarımız ve bizi seyretmek isteyen vatandaşlarımız için BİR ÜMİTTİR RAMAZAN adıyla bir program yapmıştık.
Çok güzel mesajlar geldi. Çok dua aldık.
Program konuklarımızla bir ay boyunca çok güzel konuları ele almaya çalıştık.
Allah nasip etti ve bu sene de Size merhaba demiş olduk.
Belki eskiden olduğu gibi kocaman kocaman binalarımız, son model ekipmanlarımız, onlarca kişiden oluşan ekiplerimiz ve bu tür yayınları yapabilmek için gerekli olan paramız yok…
Ama işimiz devam ettirebilme azmimiz..
Geride kalan arkadaşlarımıza olan vefamız..
Bizi bir zamanlar sevgiyle, hasretle bekleyen seyircilerimize olan saygımız..
Ve mesleğimize olan tutkumuz var.
Bir de, “biz böyle bir program yapmak istiyoruz” dediğimizde, azar azar da olsa bize maddi destekte bulunan ağabeylerimiz-ablalarımız var.
Buralara gelmek zorunda kaldıktan sonra tanımaktan mutluluk duyduğum Haluk Abi'nin sıkça ettiği bir duayı ben de o fedakar ağabeylerime ablalarıma ve Siz seyircilerimize edeyim: Var olun, nur olun.
Bu yıl da BİR ÜMİTTİR RAMAZAN’ı Amerika’dan sunuyoruz.
Bu yıl da program hazırlıklarımız aylar öncesinden başladı. Ama şu salgın hastalıktan dolayı bütün planlarımızı değiştirmek zorunda kaldık. Yine çok güzel bir stüdyo kuracak, oluşturduğumuz ekibimizle ve Size oradan seslenecektik. Ama olmadı. Kimse bir yere çıkamayınca biz de programı evden yapmaya karar verdik.
Şu an yaşadığım apartman dairesinin salonunda bir stüdyo kurduk.
Geçen seneden kalan ekipmanlarımıza bazı küçük takviyeler yapmaya çalıştık ve stüdyo ortaya çıktı.
Ama bu yıl programı yönetecek kimsemiz yok.
Bilgisayar ekranım hemen solumda duracak. Elimin altında, programı kumanda edeceğim fare ve klavye.. Karşımda kameralar.
Mutlaka aksaklıklar, hatalar, eksikler olacak.
Ama her şeyi Allah’ın hoşnutluğu ve Sizin daha güzel bir ramazan programı seyredebilmeniz için hazırlamaya gayret ettik.
Gayret bizden, bereket Allah’tan olsun inşallah.
Bu yıl Kuran-ı Kerim tilavetlerini iki farklı ülkede çektik. Tanzanya ve Mısır’da yapılan kayıtlarda hafızlarımız, Sizin için aşirler tilavet etti.
Geçen yıl son bir iki güne yetiştirebildiğimiz “Mümin Odur ki” isimli bir bandımız vardı. Bu yıl onu biraz daha detaylı hazırladık hamd olsun. Ayet ve hadislerle “müminlerin özelliklerini” anlatmaya gayret ettik.
Bu yıl ayrıca Peygamber Efendimiz’in (sav) “imanın 70 küsur şubesi vardır” dediği maddeleri ele alalım ve detaylıca seyircimize aktaralım istedik. Neye, nasıl inanmamız gerektiğini anlatan “İmanın Şubeleri” isimli bantlarımızı beğeneceğinizi ümit ediyoruz.
Bu yıl programımızda eski adıyla Türkçe Olimpiyatları, yeni adıyla Dil ve Kültür Şöleni ekibinin hazırladığı naat-ilahi ve şarkıları sizinle paylaşacağız.
Geçen yıl çok kıymetli Bekir Salim abimizin seslendirdiği deyiş ve türkülerden bu yıl da inşallah bir demet sunacağız.
Her programda bir ilahiyatçı konuğumuz olacak ve kendisiyle dini mevzuları konuşacağız.. Bir de hayatın içinden konuğumuz olacak ve onunla da hayata dair detaylar konuşacağız. Eminim hep beraber çok güzel şeyler öğreneceğiz.
Programda BİR YUDUM HİKAYE köşemizde her güne bir de hikaye hazırlıyoruz.
Bu yıl Siz sofralarınızda ezanı beklerken Peygamberlerin dualarından tutun da birçok İslam büyüğünün ettiği duaları dinletecek ve âminlerinize ortak olmaya çalışacağız.
Ramazan Bayramına kadar, youtube.com/asimyildirimcom kanalımızda ve MC EU TV ekranlarında her akşam 19’da huzurlarınızda olacak ve iftara kadar Size güzel, faydalı bir program sunmaya çalışacağız.
Bize ulaşabileceğiniz, mektuplarınızı, hikâyelerinizi gönderebileceğiniz e-posta adresimiz: asimyildirim.com@gmail.com
[Asım Yıldırım] 19.4.2020 [Samanyolu Haber]
Özellikle ve öncelikle Türkiye’deki arkadaşlarımız ve bizi seyretmek isteyen vatandaşlarımız için BİR ÜMİTTİR RAMAZAN adıyla bir program yapmıştık.
Çok güzel mesajlar geldi. Çok dua aldık.
Program konuklarımızla bir ay boyunca çok güzel konuları ele almaya çalıştık.
Allah nasip etti ve bu sene de Size merhaba demiş olduk.
Belki eskiden olduğu gibi kocaman kocaman binalarımız, son model ekipmanlarımız, onlarca kişiden oluşan ekiplerimiz ve bu tür yayınları yapabilmek için gerekli olan paramız yok…
Ama işimiz devam ettirebilme azmimiz..
Geride kalan arkadaşlarımıza olan vefamız..
Bizi bir zamanlar sevgiyle, hasretle bekleyen seyircilerimize olan saygımız..
Ve mesleğimize olan tutkumuz var.
Bir de, “biz böyle bir program yapmak istiyoruz” dediğimizde, azar azar da olsa bize maddi destekte bulunan ağabeylerimiz-ablalarımız var.
Buralara gelmek zorunda kaldıktan sonra tanımaktan mutluluk duyduğum Haluk Abi'nin sıkça ettiği bir duayı ben de o fedakar ağabeylerime ablalarıma ve Siz seyircilerimize edeyim: Var olun, nur olun.
Bu yıl da BİR ÜMİTTİR RAMAZAN’ı Amerika’dan sunuyoruz.
Bu yıl da program hazırlıklarımız aylar öncesinden başladı. Ama şu salgın hastalıktan dolayı bütün planlarımızı değiştirmek zorunda kaldık. Yine çok güzel bir stüdyo kuracak, oluşturduğumuz ekibimizle ve Size oradan seslenecektik. Ama olmadı. Kimse bir yere çıkamayınca biz de programı evden yapmaya karar verdik.
Şu an yaşadığım apartman dairesinin salonunda bir stüdyo kurduk.
Geçen seneden kalan ekipmanlarımıza bazı küçük takviyeler yapmaya çalıştık ve stüdyo ortaya çıktı.
Ama bu yıl programı yönetecek kimsemiz yok.
Bilgisayar ekranım hemen solumda duracak. Elimin altında, programı kumanda edeceğim fare ve klavye.. Karşımda kameralar.
Mutlaka aksaklıklar, hatalar, eksikler olacak.
Ama her şeyi Allah’ın hoşnutluğu ve Sizin daha güzel bir ramazan programı seyredebilmeniz için hazırlamaya gayret ettik.
Gayret bizden, bereket Allah’tan olsun inşallah.
Bu yıl Kuran-ı Kerim tilavetlerini iki farklı ülkede çektik. Tanzanya ve Mısır’da yapılan kayıtlarda hafızlarımız, Sizin için aşirler tilavet etti.
Geçen yıl son bir iki güne yetiştirebildiğimiz “Mümin Odur ki” isimli bir bandımız vardı. Bu yıl onu biraz daha detaylı hazırladık hamd olsun. Ayet ve hadislerle “müminlerin özelliklerini” anlatmaya gayret ettik.
Bu yıl ayrıca Peygamber Efendimiz’in (sav) “imanın 70 küsur şubesi vardır” dediği maddeleri ele alalım ve detaylıca seyircimize aktaralım istedik. Neye, nasıl inanmamız gerektiğini anlatan “İmanın Şubeleri” isimli bantlarımızı beğeneceğinizi ümit ediyoruz.
Bu yıl programımızda eski adıyla Türkçe Olimpiyatları, yeni adıyla Dil ve Kültür Şöleni ekibinin hazırladığı naat-ilahi ve şarkıları sizinle paylaşacağız.
Geçen yıl çok kıymetli Bekir Salim abimizin seslendirdiği deyiş ve türkülerden bu yıl da inşallah bir demet sunacağız.
Her programda bir ilahiyatçı konuğumuz olacak ve kendisiyle dini mevzuları konuşacağız.. Bir de hayatın içinden konuğumuz olacak ve onunla da hayata dair detaylar konuşacağız. Eminim hep beraber çok güzel şeyler öğreneceğiz.
Programda BİR YUDUM HİKAYE köşemizde her güne bir de hikaye hazırlıyoruz.
Bu yıl Siz sofralarınızda ezanı beklerken Peygamberlerin dualarından tutun da birçok İslam büyüğünün ettiği duaları dinletecek ve âminlerinize ortak olmaya çalışacağız.
Ramazan Bayramına kadar, youtube.com/asimyildirimcom kanalımızda ve MC EU TV ekranlarında her akşam 19’da huzurlarınızda olacak ve iftara kadar Size güzel, faydalı bir program sunmaya çalışacağız.
Bize ulaşabileceğiniz, mektuplarınızı, hikâyelerinizi gönderebileceğiniz e-posta adresimiz: asimyildirim.com@gmail.com
[Asım Yıldırım] 19.4.2020 [Samanyolu Haber]
İsveç modeli çöktü mü?
Ürkütücü veriler, İsveç’in Koronavirüs'ü kontrol altına alma yaklaşımının İskandinav komşularından çok daha fazla ölüme yol açtığını gösterdi.
Johns Hopkins Üniversitesi’nin verilerine göre, 10 milyon aşkın nüfuslu İsveç’te 17 Nisan Cuma günü öğleden sonra itibarıyla 13 bin 216 yeni tip Koronavirüs (Covid-19) vak'ası bulunurken, 1.400 kişi de hayatını kaybetti.
İsveç’in 1 milyon kişi başına düşen toplam ölü sayısı (118) da komşularına kıyasla endişe verici.
Danimarka’da 1 milyon kişi başına 55 ölüm meydana gelirken, Finlandiya’nın oranı da sadece 13. Her iki ülke de virüsün yayılmasını kontrol altına almak için katı tecrit kuralları uyguladı.
CAN KAYBI ALMANYA'YA GÖRE YÜKSEK
Toplam sayı, Almanya’dan (42) epey yüksek, ancak Birleşik Krallık’tan (182) daha düşük ve İtalya'yla (349) İspanya’dan (399) da önemli ölçüde az.
The Independent’a mülakat veren Göteborg Üniversitesi’nde Matematik ve İstatistik bölümünde profesör Dr. Olle Haggström, “En yakın karşılaştırılabilir ülkeler Norveç, Danimarka ve Almanya’yla kıyaslarsanız, biz en kötüsüyüz." dedi.
Haggström, "Daha fazla ölümüz var ki bunun en güvenilir istatistik olduğunu düşünüyorum, çünkü enfekte olan toplam sayıya baktığınızda birçok şey, nasıl test yaptığınıza bağlı. Strateji hakkında endişelenmek mantıklı, fakat aynı zamanda uzun vadede yanlış olduğunu da bilmiyoruz." dedi.
HALK TAVSİYELERİ UYGULAYACAKTI
Karolinska Enstitüsü’nde çalışan epidemiyolog Dr. Carina King’e göre, İsveç’in yaklaşımı “kültürel normlardan” kaynaklanıyor gibi görünüyor. Buna göre İsveçlilerin tavsiyeleri uygulaması ve yetkililere güvenmesi bekleniyordu.
Hükümet halkı kendi sosyal mesafelerini belirlemekle görevlendirdi, restoranlar ve işletmeler açık kalırken insanların ne sıklıkla veya hangi nedenle evlerinden ayrılmaya karar vereceğine ilişkin herhangi bir kısıtlama getirilmedi.
Akademisyenler bu yaklaşıma öfkelerini dile getirirken, Göteburg Üniversitesi’nde Epidemiyoloji Profesörü Bo Lundback de hükümeti salgının ülkeye ulaşacağına inanmama “aptallığıyla” suçladı.
"BEN KENDİMİ FELAKETE HAZIRLIYORUM"
Yaklaşımı eleştiren diğer kişilerin arasında Karolinska Enstitüsü’nde mirkobiyal patojenez uzmanı Dr. Cecilia Soderberg Naucler da bulunuyor. Naucler, kendisini “felakete” hazırlıyor.
Dr. Naucler, “Ben bir bilim insanıyım, ben sadece verilere güveniyorum ve veriler felakete doğru gittiğimizi söylüyor." dedi.
"Biz şimdi deneğin rızasının alınmadığı bir deneyin parçasıyız." diyen Naucler, "Fakat yükselen sayılara rağmen anketler, 50'den fazla kişinin bir araya gelmesine kısıtlamalar getiren ve barlarla restoranları sadece masa servisiyle sınırlandıran Başbakan Stefan Löfven’in desteğini koruduğunu ortaya koyuyor." dedi.
Dr. Haggström, İsveç’teki istatistiksel eğilime dair “endişeli” olduğunu kabul etse de ülkenin benzersiz yaklaşımının başkalarına öğrenme fırsatı sunduğunda ısrar ediyor.
İsveç'te Koronavirüs'ten ölenlerin sayısındaki artış endişe verici.
"HERKES AYNI ŞEYİ YAPARSA NEYİ ÖĞRENECEĞİZ?"
Dr. Haggström, “İsveç için iyi olup olmadığından bağımsız olarak, farklı ülkelerin bize karşılaştırma fırsatı veren farklı stratejiler uygulaması dünya için iyi olabilir" dedi ve ekledi: "Eğer herkes aynı şeyi yaparsa, öğrenecek daha az şey olur. Fakat, evet, endişeliyim."
Başbakan Stefan Löfven, Avrupa Ekonomik Alanı (EEA) ve İsviçre dışından olanlar için ülkeye giriş yasağını 30 gün uzattığını doğruladı. İsveç vatandaşlarının ve sakinlerininse hâlâ ülkeye giriş izni var.
Löfven, “Kısıtlamaları ve tavsiyeleri hafifletmek için henüz çok erken. Güneş parıldasa da ve siz Paskalya tatilinizden vazgeçmiş de olsanız 1 Mayıs’ı (İsveç’te resmi tatil) kutlamanın zamanı değil." dedi
Löfven, "Ne kadar süreceğini söylemek mümkün değil, fakat zihinsel olarak kendinizi haftalara değil aylara ayarlamanız daha iyi. Bu eğriyi düzleştirmekle ilgili, sonrasında sağlık sistemi (vak'a sayısıyla) baş edebilecek fakat (İsveç’in normale dönmesi) daha uzun zaman alacak." diye konuştu.
[Samanyolu Haber] 18.4.2020
Johns Hopkins Üniversitesi’nin verilerine göre, 10 milyon aşkın nüfuslu İsveç’te 17 Nisan Cuma günü öğleden sonra itibarıyla 13 bin 216 yeni tip Koronavirüs (Covid-19) vak'ası bulunurken, 1.400 kişi de hayatını kaybetti.
İsveç’in 1 milyon kişi başına düşen toplam ölü sayısı (118) da komşularına kıyasla endişe verici.
Danimarka’da 1 milyon kişi başına 55 ölüm meydana gelirken, Finlandiya’nın oranı da sadece 13. Her iki ülke de virüsün yayılmasını kontrol altına almak için katı tecrit kuralları uyguladı.
CAN KAYBI ALMANYA'YA GÖRE YÜKSEK
Toplam sayı, Almanya’dan (42) epey yüksek, ancak Birleşik Krallık’tan (182) daha düşük ve İtalya'yla (349) İspanya’dan (399) da önemli ölçüde az.
The Independent’a mülakat veren Göteborg Üniversitesi’nde Matematik ve İstatistik bölümünde profesör Dr. Olle Haggström, “En yakın karşılaştırılabilir ülkeler Norveç, Danimarka ve Almanya’yla kıyaslarsanız, biz en kötüsüyüz." dedi.
Haggström, "Daha fazla ölümüz var ki bunun en güvenilir istatistik olduğunu düşünüyorum, çünkü enfekte olan toplam sayıya baktığınızda birçok şey, nasıl test yaptığınıza bağlı. Strateji hakkında endişelenmek mantıklı, fakat aynı zamanda uzun vadede yanlış olduğunu da bilmiyoruz." dedi.
HALK TAVSİYELERİ UYGULAYACAKTI
Karolinska Enstitüsü’nde çalışan epidemiyolog Dr. Carina King’e göre, İsveç’in yaklaşımı “kültürel normlardan” kaynaklanıyor gibi görünüyor. Buna göre İsveçlilerin tavsiyeleri uygulaması ve yetkililere güvenmesi bekleniyordu.
Hükümet halkı kendi sosyal mesafelerini belirlemekle görevlendirdi, restoranlar ve işletmeler açık kalırken insanların ne sıklıkla veya hangi nedenle evlerinden ayrılmaya karar vereceğine ilişkin herhangi bir kısıtlama getirilmedi.
Akademisyenler bu yaklaşıma öfkelerini dile getirirken, Göteburg Üniversitesi’nde Epidemiyoloji Profesörü Bo Lundback de hükümeti salgının ülkeye ulaşacağına inanmama “aptallığıyla” suçladı.
"BEN KENDİMİ FELAKETE HAZIRLIYORUM"
Yaklaşımı eleştiren diğer kişilerin arasında Karolinska Enstitüsü’nde mirkobiyal patojenez uzmanı Dr. Cecilia Soderberg Naucler da bulunuyor. Naucler, kendisini “felakete” hazırlıyor.
Dr. Naucler, “Ben bir bilim insanıyım, ben sadece verilere güveniyorum ve veriler felakete doğru gittiğimizi söylüyor." dedi.
"Biz şimdi deneğin rızasının alınmadığı bir deneyin parçasıyız." diyen Naucler, "Fakat yükselen sayılara rağmen anketler, 50'den fazla kişinin bir araya gelmesine kısıtlamalar getiren ve barlarla restoranları sadece masa servisiyle sınırlandıran Başbakan Stefan Löfven’in desteğini koruduğunu ortaya koyuyor." dedi.
Dr. Haggström, İsveç’teki istatistiksel eğilime dair “endişeli” olduğunu kabul etse de ülkenin benzersiz yaklaşımının başkalarına öğrenme fırsatı sunduğunda ısrar ediyor.
İsveç'te Koronavirüs'ten ölenlerin sayısındaki artış endişe verici.
"HERKES AYNI ŞEYİ YAPARSA NEYİ ÖĞRENECEĞİZ?"
Dr. Haggström, “İsveç için iyi olup olmadığından bağımsız olarak, farklı ülkelerin bize karşılaştırma fırsatı veren farklı stratejiler uygulaması dünya için iyi olabilir" dedi ve ekledi: "Eğer herkes aynı şeyi yaparsa, öğrenecek daha az şey olur. Fakat, evet, endişeliyim."
Başbakan Stefan Löfven, Avrupa Ekonomik Alanı (EEA) ve İsviçre dışından olanlar için ülkeye giriş yasağını 30 gün uzattığını doğruladı. İsveç vatandaşlarının ve sakinlerininse hâlâ ülkeye giriş izni var.
Löfven, “Kısıtlamaları ve tavsiyeleri hafifletmek için henüz çok erken. Güneş parıldasa da ve siz Paskalya tatilinizden vazgeçmiş de olsanız 1 Mayıs’ı (İsveç’te resmi tatil) kutlamanın zamanı değil." dedi
Löfven, "Ne kadar süreceğini söylemek mümkün değil, fakat zihinsel olarak kendinizi haftalara değil aylara ayarlamanız daha iyi. Bu eğriyi düzleştirmekle ilgili, sonrasında sağlık sistemi (vak'a sayısıyla) baş edebilecek fakat (İsveç’in normale dönmesi) daha uzun zaman alacak." diye konuştu.
[Samanyolu Haber] 18.4.2020
Bilgisayarınızın kamerası açıksa...
Dünya üzerinde 15 binden fazla kameraya herhangi bir korsanlık faaliyetinde bulunmaksızın erişilebiliyor. Bu, güvenlik açıklarının ne kadar yaygın olduğunu gösteriyor.
SAMANYOLUHABER- Koronavirüs salgını yüzünden daha önce görülmemiş sayıda insan evden çalışmaya ve okul derslerini tamamlamaya çalışırken, video konferans programlarının üzerine de emsalsiz bir yük bindi.
Milyonlarca kişinin hayatına salgınla birlikte giren Zoom’daki güvenlik açıklarının, bilgisayar korsanlarının kamera ve mikrofonların denetimini ele geçirmesine sebep olduğu yönündeki iddialar ortaya atılıyor.
Diğer programlar da bu açıklardan münezzeh değil. Fakat bütün güvenlik açıkları, bütün sistemin güvenli olmasıyla kapatılabiliyor.
UYKU MODUNDA KAMERA ÇALIŞTIRILABİLİR Mİ?
The Conversation’ın haberine göre, dünya üzerinde 15 binden fazla kameraya herhangi bir korsanlık faaliyetinde bulunmaksızın erişilebiliyor. Bu, güvenlik açıklarının ne kadar yaygın olduğunu gösteriyor.
Peki hangi durumlarda kameranız çalışıyor olabilir? Eğer dizüstü bilgisayarı kapalıysa kamerası çalışmaz. Fakat uyku modunda ya da sadece kapağını kapalıysa kamera çalıştırılabilir.
Kameranın ışığı kapalıysa bu bilgisayar ya da telefonunun hacklenmediği anlamına mı geliyor? Cevap hayır, çünkü bilgisayar korsanları isterlerse bu ışığı da kapatabiliyor.
Genelde işle alakalı bilgileri izinsiz almak için kameraların kontrolü ele geçirilirken, bunların arkasında rakip şirketler ya da istihbarat servisleri olabiliyor.
ÇOĞU KULLANICI BİLGİSAYARIN HACKLENDİĞİNİ FARK ETMİYOR
Çoğu kamera hacki, kullanıcılar farketmeden yapıldığı için bu konuda çok fazla doğrudan şikayet yok. Diğer yandan her gün binlerce e-posta gönderilerek insanların hacklendiğini düşünmesi isteniyor.
Şantaja uğradığını düşünen insanlar, bilgisayar korsanlarının isteklerine boyun eğebiliyor.
Genelde iki yöntem kullanılıyor. Ya sizin internet sağlayıcısı adına arayan birinin yönlendirmesiyle bilgisayarın kontrolü kaybediliyor ya da e-postayla trojan virüs gönderiliyor ki bu sayede korsanlar cihazın kontrolünü tamamen ele geçirebiliyor.
Başkasının harici sabit diskini cihaza bağlamanın da benzer bir sonucu olabilir.
Sanal korsanlar cep telefonu, tablet ve bilgisayarların kameralarını kullanarak cihazlara sızıyor.
Bu durumlarda kimlere hangi bilgilerin verilmemesi gerektiği ve hangi linklere tıklanmaması gerektiğini bilmek kritik önemde.
ANTİ VİRÜS PROGRAMI ALIRKEN DİKKAT!
Virüs karşıtı yazılımlar ve yeni geliştirilen ürünler güvenlik açıklarınızı size gösterebilir ancak bu vaatle ortaya çıkan bazı programlar güvenlik açığına sebep olabilir.
Bu yüzden güvenilir uzmanların tavsiye ettiği programlar dışında yazılım indirilmemeli.
Virüs karşıtı programlar haricindeki bütün programların, uygulamaların ve eklentilerin güvenilir bir şirketten çıkan sağlam bir yazılım olduğundan emin olunmalı.
Cihazdaki programları sık sık güncellemek önemli. Neredeyse her güncellemede güvenlik açıkları giderilirken, güncellemeyi desteklemeyen cihazlar da bu açıklara karşı savunmasız kalabiliyor.
ŞİFRE DEYİP GEÇMEYİN!
Bir diğer kritik husus da kolay tahmin edilebilen şifreler. Bunlar size her türlü sorunu yaratabilir. Modem şifrenizden programda kullandığınız şifreye, hepsi önemli.
Bu önlemlerden herhangi birine dikkat edilmezse kullanıcıların başına bilgisayar ya da telefon yüzünden umulmadık işler gelebilir.
[Samanyolu Haber] 18.4.2020
SAMANYOLUHABER- Koronavirüs salgını yüzünden daha önce görülmemiş sayıda insan evden çalışmaya ve okul derslerini tamamlamaya çalışırken, video konferans programlarının üzerine de emsalsiz bir yük bindi.
Milyonlarca kişinin hayatına salgınla birlikte giren Zoom’daki güvenlik açıklarının, bilgisayar korsanlarının kamera ve mikrofonların denetimini ele geçirmesine sebep olduğu yönündeki iddialar ortaya atılıyor.
Diğer programlar da bu açıklardan münezzeh değil. Fakat bütün güvenlik açıkları, bütün sistemin güvenli olmasıyla kapatılabiliyor.
UYKU MODUNDA KAMERA ÇALIŞTIRILABİLİR Mİ?
The Conversation’ın haberine göre, dünya üzerinde 15 binden fazla kameraya herhangi bir korsanlık faaliyetinde bulunmaksızın erişilebiliyor. Bu, güvenlik açıklarının ne kadar yaygın olduğunu gösteriyor.
Peki hangi durumlarda kameranız çalışıyor olabilir? Eğer dizüstü bilgisayarı kapalıysa kamerası çalışmaz. Fakat uyku modunda ya da sadece kapağını kapalıysa kamera çalıştırılabilir.
Kameranın ışığı kapalıysa bu bilgisayar ya da telefonunun hacklenmediği anlamına mı geliyor? Cevap hayır, çünkü bilgisayar korsanları isterlerse bu ışığı da kapatabiliyor.
Genelde işle alakalı bilgileri izinsiz almak için kameraların kontrolü ele geçirilirken, bunların arkasında rakip şirketler ya da istihbarat servisleri olabiliyor.
ÇOĞU KULLANICI BİLGİSAYARIN HACKLENDİĞİNİ FARK ETMİYOR
Çoğu kamera hacki, kullanıcılar farketmeden yapıldığı için bu konuda çok fazla doğrudan şikayet yok. Diğer yandan her gün binlerce e-posta gönderilerek insanların hacklendiğini düşünmesi isteniyor.
Şantaja uğradığını düşünen insanlar, bilgisayar korsanlarının isteklerine boyun eğebiliyor.
Genelde iki yöntem kullanılıyor. Ya sizin internet sağlayıcısı adına arayan birinin yönlendirmesiyle bilgisayarın kontrolü kaybediliyor ya da e-postayla trojan virüs gönderiliyor ki bu sayede korsanlar cihazın kontrolünü tamamen ele geçirebiliyor.
Başkasının harici sabit diskini cihaza bağlamanın da benzer bir sonucu olabilir.
Sanal korsanlar cep telefonu, tablet ve bilgisayarların kameralarını kullanarak cihazlara sızıyor.
Bu durumlarda kimlere hangi bilgilerin verilmemesi gerektiği ve hangi linklere tıklanmaması gerektiğini bilmek kritik önemde.
ANTİ VİRÜS PROGRAMI ALIRKEN DİKKAT!
Virüs karşıtı yazılımlar ve yeni geliştirilen ürünler güvenlik açıklarınızı size gösterebilir ancak bu vaatle ortaya çıkan bazı programlar güvenlik açığına sebep olabilir.
Bu yüzden güvenilir uzmanların tavsiye ettiği programlar dışında yazılım indirilmemeli.
Virüs karşıtı programlar haricindeki bütün programların, uygulamaların ve eklentilerin güvenilir bir şirketten çıkan sağlam bir yazılım olduğundan emin olunmalı.
Cihazdaki programları sık sık güncellemek önemli. Neredeyse her güncellemede güvenlik açıkları giderilirken, güncellemeyi desteklemeyen cihazlar da bu açıklara karşı savunmasız kalabiliyor.
ŞİFRE DEYİP GEÇMEYİN!
Bir diğer kritik husus da kolay tahmin edilebilen şifreler. Bunlar size her türlü sorunu yaratabilir. Modem şifrenizden programda kullandığınız şifreye, hepsi önemli.
Bu önlemlerden herhangi birine dikkat edilmezse kullanıcıların başına bilgisayar ya da telefon yüzünden umulmadık işler gelebilir.
[Samanyolu Haber] 18.4.2020
Korona'ya karşı nelere dikkat edilmeli?
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, “Koronavirüs dışkıda da bulundu. Tuvalet yaptıktan sonra klozet kapağını kapatın, sonra sifon tuşuna basın. Aksi durumda 80 bin virüsün yayılmasına sebep olursunuz.” ikazında bulundu.
Mikrobiyoloji uzmanı Prof. Dr. Mustafa Öztürk, yeni tip Koronavirüs (Covid-19) salgınına karşı herkesin dikkat etmesi gereken basit kuralları sıraladı.
Koronavirüs'ün dışkıda da bulunduğuna işaret eden Öztürk, "İlk defa Hollanda hükümeti 120 bin nüfuslu bir bölgede atık su arıtma tesisinde Koronavirüs taraması yapmaya başladı. İlk vak'a görüldükten yaklaşık 4 gün sonra da numuneler alınmaya devam etti ve bu numuneler sonucu atık suda da Covid-19 pozitif çıktı." dedi.
Öztürk, Avusturya'nın kanalizasyon yoluyla izleme sistemine geçtiğini belirterek, " Hangi bölgelerde koronavirüs olduğunu tespit edebiliyorsunuz." diye konuştu.
COVİD-19 ATIK SUDA KAÇ GÜN YAŞIYOR?
Öztürk'ün değerlendirmeleri şöyle:
Koronavirüs atık suda yaşayabiliyor mu, belli sürede, evet yaşıyor. Laboratuvar ölçeğinde atık suda 100 gün yaşıyor ama normal şartlarda 3 ile 7 gün arasında yaşayabiliyor atık suda.
Tuvaleti yaptıktan sonra bir kişi klozet kapağı açıkken tuşa (sifona) basarsanız, tuşa bastığınız için- oradan hızlı bir şekilde su veriyor ortama- 80 bin damlacık havaya karışıyor.
Siz tuvalet ihtiyacınızı giderdiniz, elinizi yıkadınız, dışarıya çıktınız, klozet kapağını da açık bıraktınız, sizden sonraki gelen sizin o kirli havanızı soluyor.
KLOZET KAPAĞINI KAPALI TUTUN
Bunun için diyoruz ki lütfen tuvalet yaptıktan sonra klozet kapağını kapatın, sonra sifon tuşuna basın, sonra elinizi yıkayın, 80 bin aerosolize Koronavirüslü aerosolize tuvalet içinde dağılmasına ve sizden sonraki kişinin hasta olmasına sebep olmayın diyoruz.
Tuvalet kapağını kapattıktan sonra basın, aksi durumda ortalama 80 bin virüsü, bakterinin mikrobun iç ortama yayılmasına sizden sonra gelen kişinin hasta olmasına sebep olursunuz.
KORONAVİRÜS UV IŞINLARINA KARŞI DAYANAMIYOR
Koronavirüs ultraviyole (UV) ışınlarına karşı dayanamıyor, evinizi havalandırın, havalandırılan evden derhal kaçıyor, gidiyor.
Evinizi her gün 3-4 defa havalandırın. Bugünlerde güneş de var, havalandırın, birincisi bu. Havanızı temiz tutmak için evinizi havalandırın, işyerinizi havalandırın. Maske takmaktan hariç kısmı söylüyorum.
UV IŞINLARIYLA VİRÜSLER KADEME KADEME ÖLÜR
İkincisi de güneş gören kısımda evinizin penceresinin camlarını da açın, evinize güneş girsin, güneş gören yerde mikrop olmaz. Mikroplar yavaş yavaş belli bir sürede ölür. UV ışınlarıyla virüsler kademe kademe ölür.
En iyi dezenfektan madde de UV ışınları. Tabii belli bir boyutta ve özellikte olması lazım.
VİRÜSÜ NE ÖLDÜRÜYOR?
Eğer yeterli UV ışınlarıyla temas halinde olursak virüs belli süreden sonra ölüyor, imha oluyor.
Lütfen balkonunuza çıkın, güneşlenin. Evinizi havalandırın.
Sağlıklı kalmak istiyorsanız, güneşlenin, güneş alın. Hem D vitamini alıyorsunuz. Sağlıklı kalıyorsunuz.
3-4 DEFA YÜZ ÜSTÜ YATIN
Günde 3-4 defa yüz üstü yatın ve bol hava alın, niye, ciğerlerinize hava gitsin.
Ciğerlerinize hava gitmiyor. Ciğerlerinizin bir kısmı oksijen alıyor, virüste oraya daha fazla nüfus ediyor, siz ciğerlerinize oksijen götürmeye çalışın.
Balkona çıktığınız zaman nefes alın. Karnınızda o nefesi tutun, sonra bırakın.
HANGİ ÜLKELER UYGULUYOR?
İtalya ve Amerika Birleşik Devletleri'nde Koronavirüs'e yakalanan insanlar yüz üstü yatırılıyor. Niye? Bol nefes alsınlar diye.
[Samanyolu Haber] 18.4.2020
Mikrobiyoloji uzmanı Prof. Dr. Mustafa Öztürk, yeni tip Koronavirüs (Covid-19) salgınına karşı herkesin dikkat etmesi gereken basit kuralları sıraladı.
Koronavirüs'ün dışkıda da bulunduğuna işaret eden Öztürk, "İlk defa Hollanda hükümeti 120 bin nüfuslu bir bölgede atık su arıtma tesisinde Koronavirüs taraması yapmaya başladı. İlk vak'a görüldükten yaklaşık 4 gün sonra da numuneler alınmaya devam etti ve bu numuneler sonucu atık suda da Covid-19 pozitif çıktı." dedi.
Öztürk, Avusturya'nın kanalizasyon yoluyla izleme sistemine geçtiğini belirterek, " Hangi bölgelerde koronavirüs olduğunu tespit edebiliyorsunuz." diye konuştu.
COVİD-19 ATIK SUDA KAÇ GÜN YAŞIYOR?
Öztürk'ün değerlendirmeleri şöyle:
Koronavirüs atık suda yaşayabiliyor mu, belli sürede, evet yaşıyor. Laboratuvar ölçeğinde atık suda 100 gün yaşıyor ama normal şartlarda 3 ile 7 gün arasında yaşayabiliyor atık suda.
Tuvaleti yaptıktan sonra bir kişi klozet kapağı açıkken tuşa (sifona) basarsanız, tuşa bastığınız için- oradan hızlı bir şekilde su veriyor ortama- 80 bin damlacık havaya karışıyor.
Siz tuvalet ihtiyacınızı giderdiniz, elinizi yıkadınız, dışarıya çıktınız, klozet kapağını da açık bıraktınız, sizden sonraki gelen sizin o kirli havanızı soluyor.
KLOZET KAPAĞINI KAPALI TUTUN
Bunun için diyoruz ki lütfen tuvalet yaptıktan sonra klozet kapağını kapatın, sonra sifon tuşuna basın, sonra elinizi yıkayın, 80 bin aerosolize Koronavirüslü aerosolize tuvalet içinde dağılmasına ve sizden sonraki kişinin hasta olmasına sebep olmayın diyoruz.
Tuvalet kapağını kapattıktan sonra basın, aksi durumda ortalama 80 bin virüsü, bakterinin mikrobun iç ortama yayılmasına sizden sonra gelen kişinin hasta olmasına sebep olursunuz.
KORONAVİRÜS UV IŞINLARINA KARŞI DAYANAMIYOR
Koronavirüs ultraviyole (UV) ışınlarına karşı dayanamıyor, evinizi havalandırın, havalandırılan evden derhal kaçıyor, gidiyor.
Evinizi her gün 3-4 defa havalandırın. Bugünlerde güneş de var, havalandırın, birincisi bu. Havanızı temiz tutmak için evinizi havalandırın, işyerinizi havalandırın. Maske takmaktan hariç kısmı söylüyorum.
UV IŞINLARIYLA VİRÜSLER KADEME KADEME ÖLÜR
İkincisi de güneş gören kısımda evinizin penceresinin camlarını da açın, evinize güneş girsin, güneş gören yerde mikrop olmaz. Mikroplar yavaş yavaş belli bir sürede ölür. UV ışınlarıyla virüsler kademe kademe ölür.
En iyi dezenfektan madde de UV ışınları. Tabii belli bir boyutta ve özellikte olması lazım.
VİRÜSÜ NE ÖLDÜRÜYOR?
Eğer yeterli UV ışınlarıyla temas halinde olursak virüs belli süreden sonra ölüyor, imha oluyor.
Lütfen balkonunuza çıkın, güneşlenin. Evinizi havalandırın.
Sağlıklı kalmak istiyorsanız, güneşlenin, güneş alın. Hem D vitamini alıyorsunuz. Sağlıklı kalıyorsunuz.
3-4 DEFA YÜZ ÜSTÜ YATIN
Günde 3-4 defa yüz üstü yatın ve bol hava alın, niye, ciğerlerinize hava gitsin.
Ciğerlerinize hava gitmiyor. Ciğerlerinizin bir kısmı oksijen alıyor, virüste oraya daha fazla nüfus ediyor, siz ciğerlerinize oksijen götürmeye çalışın.
Balkona çıktığınız zaman nefes alın. Karnınızda o nefesi tutun, sonra bırakın.
HANGİ ÜLKELER UYGULUYOR?
İtalya ve Amerika Birleşik Devletleri'nde Koronavirüs'e yakalanan insanlar yüz üstü yatırılıyor. Niye? Bol nefes alsınlar diye.
[Samanyolu Haber] 18.4.2020
Nabız mı yokluyorlar?Diyanet İşleri Başkanlığı, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) açığını kapatmak için yine sahnede!
SAMANYOLUHABER- Diyanet İşleri Başkanlığı’nda başkanlık müşaviri olarak görev yapan Ahmet Belada, Osmanlı döneminde yazılan, “Devlet Adamına Nasihatler” kitabındaki tavsiyeleri paylaştı.
Belada, kitapta, “Yöneticiye mal lazımdır, malın tahsili halktan olur” tavsiyesinin yer aldığını belirtti.
Diyanet İşleri Başkanlığı, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) lideri ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başlattığı kampanya kapsamında personelden en az 250 TL bağış yapmasını ve bağış dekontlarının müftülüklere bildirmesini talep etmişti.
İDARECİYE MAL LAZIMSA
Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın müşaviri Ahmet Belada, Sarı Mehmet Paşa’nın, “İdareciye de mal lazımdır. Mal tahsili halktan olur.” tavsiyesini hatırlattı.
Belada, Diyanet’e yakınlığı ile bilinen internet sitesi için bir yazı kaleme aldı. Belada, Lale Devri defterdarlarından Sarı Mehmet Paşa’nın yazdığı, “Devlet Adamlarına Nasihatler” isimli kitabını yeniden okuduğunu belirtti.
Belada, aralarında, “Kötü sözlü olma, cömert ol. Toplum düzenini bozmayı adet etme.” gibi tavsiyelerin yer aldığı kitaptaki toplam 42 tavsiyeyi de paylaştı.
ZAMANLAMASI MANİDAR MESALAR...
Lale Devri döneminde yazılan kitaptaki, “Yöneticiye de mal lazımdır. Mal tahsili halktan olur.” tavsiyesi de Belada’nın kitaptan aktardığı tavsiyeler arasında yer aldı.
AKP lideri Erdoğan,kasa boş olduğu için Koronavirüs salgınında vatandaştan yardım talebinde bulunmuştu.
Belada'nın mesajları 1921 yılında Millî Mücadele esnasında yayımlanan Tekalif-i Milliye kararlarının benzerinin alınabileceğine dair endişeleri artırdı.
[Samanyolu Haber] 18.4.2020
Belada, kitapta, “Yöneticiye mal lazımdır, malın tahsili halktan olur” tavsiyesinin yer aldığını belirtti.
Diyanet İşleri Başkanlığı, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) lideri ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başlattığı kampanya kapsamında personelden en az 250 TL bağış yapmasını ve bağış dekontlarının müftülüklere bildirmesini talep etmişti.
İDARECİYE MAL LAZIMSA
Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın müşaviri Ahmet Belada, Sarı Mehmet Paşa’nın, “İdareciye de mal lazımdır. Mal tahsili halktan olur.” tavsiyesini hatırlattı.
Belada, Diyanet’e yakınlığı ile bilinen internet sitesi için bir yazı kaleme aldı. Belada, Lale Devri defterdarlarından Sarı Mehmet Paşa’nın yazdığı, “Devlet Adamlarına Nasihatler” isimli kitabını yeniden okuduğunu belirtti.
Belada, aralarında, “Kötü sözlü olma, cömert ol. Toplum düzenini bozmayı adet etme.” gibi tavsiyelerin yer aldığı kitaptaki toplam 42 tavsiyeyi de paylaştı.
ZAMANLAMASI MANİDAR MESALAR...
Lale Devri döneminde yazılan kitaptaki, “Yöneticiye de mal lazımdır. Mal tahsili halktan olur.” tavsiyesi de Belada’nın kitaptan aktardığı tavsiyeler arasında yer aldı.
AKP lideri Erdoğan,kasa boş olduğu için Koronavirüs salgınında vatandaştan yardım talebinde bulunmuştu.
Belada'nın mesajları 1921 yılında Millî Mücadele esnasında yayımlanan Tekalif-i Milliye kararlarının benzerinin alınabileceğine dair endişeleri artırdı.
[Samanyolu Haber] 18.4.2020
Kaydol:
Yorumlar (Atom)