Kaybetme sanatı [Can Bahadır Yüce]

Belki kaybetmeyi öğrenemiyor insan ama kayıplarla başa çıkmayı önünde sonunda öğreniyor. Öğrendik.

CAN BAHADIR YÜCE -14 Nisan 2020

‘Kaybetme’nin anlamı üzerine yazacaktım. Dünya bir kâbusta sıkışıp kalmışken kaybedilenlerden söz ediyoruz. İşini, parasını, vaktini, yakınlarını kaybedenler…

Kaybetmek öğrenilir mi? İnsan neyi kaybettiğini ancak eldeki yitip gittikten sonra anladığına göre, öğrenilemez.

Elizabeth Bishop o unutulmaz şiirinde tam tersini söyler: “Güç değildir ustalaşmak kaybetme sanatında.” Aslında “Daha çok, daha çabuk kaybetmeye alıştırın kendinizi” derken hem kaybetmenin ne kadar kolay olduğunu anlatır hem de ‘tariz’ yapar: Unutmayı, ayrılığı, kaybetmeyi öğrenmek aslında çok güçtür.

Birkaç gün önce aklıma şiiri Türkçeye çevirmek gelmişti. Ama Cevat Çapan zaten çevirmiş. Üstelik İngilizcedeki tariz Türkçede nedense aynı etkiyi uyandırmıyor. Ben de şiirin izleğini —sese ve biçime sadık kalarak— tersinden yazmayı (bir tür çeşitleme) denedim. (Böyle oyunları eski kuşaklar sıkça oynardı.)

Sonra gerçekten zor bir kayıp haberi geldi. Selahattin Sevi annesini kaybetmiş. Dört yıldır sürgünde, göremediği annesini kaybetmenin kederini yaşayan bir gazeteci… Haber üstümüze kesif bir karanlık gibi çöktü.

İçimi burkan ölüm haberi değil, bir ülkenin en iyi fotoğrafçılarından birine bunun reva görmesi… O ünlü sözü değiştirerek söylersem: “Ölüm Allah’ın emri, şu zulüm olmasaydı.” Belki ileride birçok haksızlığın bedeli ödenecek ama böyle sessiz acılar yaşayanın yüreğinde hep gömülü kalacak.

Dönüp bakıyorum da şu son birkaç yılda ne çok kayıp, unutuş, ayrılık görmüşüz. O dağınık zamanlarda bizi toparlayan hep Selahattin Sevi oldu. Ailesinden uzakta yaşadıklarının, eşi ve kızlarıyla yeniden buluşabilme çabalarının az çok tanığıyım. O koşullarda bile gazetecilikte direnmeyi hiç bırakmadı. Dünyanın öteki ucundan telefon ekranında seslendiği güneşli sabahı anımsıyorum: “Kardeşim, haber sitesi kuruyoruz!” Kronos günlerinde de dik durmayı, kalemini (ve fotoğraf makinesini) bırakmamayı, işimizde direnmeyi onun kadar ısrarla ‘kafamıza kazıyan’ olmadı.

Belki kaybetmeyi öğrenemiyor insan ama kayıplarla başa çıkmayı önünde sonunda öğreniyor. Öğrendik.

Yola çıkarken konuşmuştuk: Karanlığa en iyi direnme biçimi umudu diri tutmaktır. Çöken karanlık hafiflemedi ama bize karanlıkta yolumuzu bulmayı öğretti.

Neyi kaybettiğini bilmek, insana kaybetmeyi değilse de eldekinin değerini öğretiyor. Selahattin Sevi gibi bir dosta sahip olduğum(uz) için şanslıyım.



Zor sanat

                                                 Selahattin Sevi için

Zordur ustalaşmak kaybetme sanatında
Bir boşluk… hangi toprak örter
Bazı şeylerin kaybı felakettir aslında

Göğüste sımsıkı ya da elinin altında
Bile bir an unutsa insan titrer
Zordur ustalaşmak kaybetme sanatında

Herkes sırdır yitirdiği hakkında
Küçük özlemler, olmamış düşler
Bir gün hepsi insanın sırtında

Gençken verilenler ya da kırkında
Kaybettiklerin… iş, ev—başka neler
Zordur ustalaşmak kaybetme sanatında

Kaç arkadaş kaybettin, kaç sevgili ardında
Rüya gibi geçilen kentler, ülkeler
Ne kadar uzak, öyle yakında

Kaybetmek öğrenilmez (hele sevdiğini)
Nasıl bilir ki insan kaybettiğini
Zormuş ustalaşmak ayrılık sanatında
(Yaz işte) Acemiyim kaldım yanında



One Art

The art of losing isn’t hard to master;
so many things seem filled with the intent
to be lost that their loss is no disaster.

Lose something every day. Accept the fluster
of lost door keys, the hour badly spent.
The art of losing isn’t hard to master.

Then practice losing farther, losing faster:
places, and names, and where it was you meant
to travel. None of these will bring disaster.

I lost my mother’s watch. And look! my last, or
next-to-last, of three loved houses went.
The art of losing isn’t hard to master.

I lost two cities, lovely ones. And, vaster,
some realms I owned, two rivers, a continent.
I miss them, but it wasn’t a disaster.

—Even losing you (the joking voice, a gesture
I love) I shan’t have lied. It’s evident
the art of losing’s not too hard to master
though it may look like (Write it!) like disaster.

Elizabeth Bishop

[Can Bahadır Yüce] 14.4.2020 [Kronos.News]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder