Dînî Eğitimde Müsbet İlimlerden Yararlanma [Safvet Senih]

M. Fethullah Gülen Hocaefendi diyor ki:

“Çocuklar fizik, kimya, astronomi, atom fiziği ve benzeri pozitif ilimleri tahsil ederken onların bu seviyedeki kültürlerine paralel olacak şekilde Hak ve Hakikat olan İslamiyetin iman esas ve akidelerinin anlatılmasında zaruret vardır. Maddecinin maddeyi esas alıp her şeyi ona bağlamasına mukabil, mümin de maddeyi, Allahü Teâla, âhiret Kur’an  ve iman mevzuunda yerinde değerlendirmelidir. Evet, bütün tarihî maddecilerin boğulduğu madde bataklığında, müminler gül bitirmesini bilmeli ve bütün eşya ve hadiseleri Allah’ın varlığının şâhitleri olarak görüp değerlendirilmelidirler.

“Evet çocuk felsefe tahsili etmesine ve muhtemel bir kısım şüphe ve tereddütlere  sürüklenmesine mukabil, akıl, mantık ve ilimlerin olumlu değerlendirmeleriyle desteklenmezse, daha sonraları ciddi bunalımlara girebilir. Binaenaleyh, onun akliyata dair bilgiler ölçüsünde, yine aklî, mantıkî ve bedihi delillerle nizamı tabiata vermelerine ve bu mevzuda bir kısım felsefi nazariyelerle demagoji yapmalarına mukabil biz de, yaratılışındaki bedâhet ve kainattaki nizamın dili ile herşeyde müşâhede edilen kanunların hükümferma olması gibi hususları anlatarak, bunların hepsinin Allah’ın (c.c.) idaresinde olduğu gerçeğini onun zihnine nakşetmeliyiz. Ancak bu sayede değişik nazariyelerin onda hâsıl edebileceği şüphe ve tereddütleri önleyebiliriz.

“Evet akla hayale gelmedik tahrif ve çarpıtmalarla onun kafasına yüklenen sakîm (sakat, yanlış) malumata mukabil, onun kafasını sahih (doğru, sağlam) malumatla donatmalıyız ki, o herhangi bir şaşkınlık yaşanmasın. Mâhiyet  itibariyle herşey ilme bağlıdır. Cehâlet, dinin de dindarın da en büyük düşmanıdır. Öyle ise, câhillerin akla hayale gelmedik hileler ile nesli ifsat etmelerine karşılık, müminler de vatanına, milletine, köküne bağlı kimseler ve dinine, diyanetine, ilimlere fenlere açık ve kendi tarih ve coğrafyasına sahip çıkan nesiller yetiştirmek mecburiyetindedirler.”

Kur’an kıyamete kadar gelecek asırlara, nesillere hitap eder. Teker teker her ferdin Kur’an’a ihtiyacı var, Kur’an’da nasibi var. Kur’an fert fert her insana hitap eder; hangi asırda hangi seviyede ve konumda olursa olsun. Onun için Üstad Hazretleri, “Kur’an’ı anlamak için, üzn-i cihanî  (Cihan büyüklüğünde bir kulak) gerekir. Öyle bir kulak ki, bu kulağın her bir zerresi bir insan; kıyamete kadar gelecek insanlardan…”meâlinde bu gerçeği ifade etmiştir. Ama her bir asırda İmam-ı Gazalî, İmam-ı Rabbanî ve Mevlana Celaleddin gibi mücedditler kendi çağlarına ait hazine ve defineleri birer gavvas gibi bulup, çıkarıyorlar. Fakat Âhir zamanın problemleri en dehşetli belâ ve musibetlerdendir. İnkâr-ı uluhiyet, Sovyetlerde, Çin’de ve Yarı Avrupa’da devlet rejimi haline gelmiş…  Dünya diğer bölgeleride aynı anlayışın yan etkileriyle insanlığı sersem hale getirmiştir. Onun için bu felâket ve musibete karşı, Kur’an makuliyeti ve akliliği üzere kurulan hakikatları sergileyecek bir müceddiyet gerekiyordu. O Hizmeti de Üstad Hazretleri ve sonra gelen ve gelecek olan zatlar yapmış ve yapacaklardır. Onun için Risale-i Nurları ve Pırlanta eserleri çok iyi mütalaa ve müzakere etmemiz gerekiyor. Hem de çocuklar, gençler ve yaşlılar seviyesinde çevremize takdim etmek mecburiyetindeyiz. Çünkü bu Anadolu mahsülü mübarek eserler “Aklın nuru medeniyet fenlerini, vicdanın ziyası dinî ilimleri” Kur’an nuru ile mezcetmişlerdir.

İyi Bir Çevre Hazırlama

“Şimdi de çocuğa, iyi bir çevre hazırlama konusu üzerinde durmayı düşünüyoruz. Modern dünyada çocuklar için, mektepleri yakınında veya başka müsait yerlerde ÇOCUK  BAHÇELERİ, KREŞLER v.b. SOSYAL TESİSLERE  çok önem verilir. Onun maddî hayatı ve fizikî dünyasının sıhhatli, sağlam, huzur içinde bir ortamda geçmesi; aileyi meşgul etmemesi donanımlı ve açık yetişmesi için çok önemlidir. Bunlar düşünülüp taşınılmış ve her türlü faydası ve zararı önceden hesap edilerek yapılmıştır. Ne var ki, çocuğun böyle maddî bir ortam gibi, mânevî hayatını yaşayabileceği, geliştirebileceği, insanlığını duyabileceği; hatta Rabbisiyle gönül münasebetleri kurabileceği bir mânevî ortama da ihtiyaç vardır. ÇOCUK  ÇEVRESİ  derken bu husus da düşünülmelidir…

Arkadaş  Seçme

“Çocuğa, emsali arasında din ve diyanete saygılı arkadaşlar edinmesini sağlama da çok önemlidir. Sağlamakla kalmamalı, anne-baba bu işin takipçisi olmalıdır. Onun, vatanına, milletine, dini, millî değerlerine saygılı yetişmesi için, baskıcı bir mülâhaza ile değil, yönlendirici bir tavırla çocuk hep ‘GÖZLEMLENME’ li ve o en kıymetli varlığımız olarak herkese emanet edilmelidir. Kaldı ki, insan tanımadığı kimseye çorabını bile emanet etmez. Faraza, tanımadığınız biri gelip size  diyor ki, ‘Arkadaş cüzdanını çaldırabilirsin, memleketimizde çok şakî var; ver o cüzdanını veya çantanı muhafaza edeyim!..’  İtimat eder misiniz? Hayır!.  Tanımadığınız bir adama ne cüzdanınızı ne de çantanızı emanet edersiniz. Öyleyse nasıl oluyor da, çarşıda, pazarda tanımadığınız, bilmediğiniz kimselere çocuğunuzu emanet ediyor veya takipçiliğini onlara bırakıyorsunuz? Bence böyle bir ÇELİŞKİYE  düşülmemelidir.
“Evet iyi bir ARKADAŞ SEÇME  meselesi de yine anne ve babaya düşmektedir. Sadi’nin Gülistanda dediği gibi, kötü arkadaş kara yılandan, kobradan daha kötüdür… Evet ona yakayı kaptırdığınızda, ya zehirler veya olumsuz şeylerle meşgul eder. İyi arkadaş melekten daha iyidir. Onunla olduğunuz zaman hep MELEK  UFUKLARINDA  dolaşırsınız.”
Onun için çok dikkatli olmamız gerekiyor.

[Safvet Senih] 5.2.2020 [Samanyolu Haber]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder