Anayasa Mahkemesi'nden muhtıra

Anayasa Mahkemesi, “hak ihlali” kararına rağmen yerel mahkeme tarafından tahliye edilmeyen ve yargılama sonunda beraat eden yazar ve akademisyen Prof. Dr. Mehmet Altan’a 30 bin TL tazminat ödenmesine hükmetti. Yüksek Mahkeme, verdiği kararların nihai ve bağlayıcı olduğuna yönelik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Yargıtay kararlarına atıf yaparak, yerel mahkemelerin görevinin Anayasa Mahkemesi’nin yetkilerini tartışmak değil, hak ihlaline yol açan durumu ortadan kaldırmak olduğuna yönelik Şahin Alpay kararını hatırlattı.

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsünün akabinde gözaltına alınarak tutuklanan, Anayasa Mahkemesi kararına rağmen yerel mahkeme tarafından tahliye edilmeyen Mehmet Altan’ın haklarının bir kez daha ihlal edildiğine hükmetti.

9 Ocak 2020 tarihli kararda, Altan’ın İstanbul 10'uncu Sulh Ceza Hâkimliği’nin 22 Eylül 2016 tarihli kararıyla tutuklandığı, 8 Kasım 2016’da Anayasa Mahkemesi’ne bireysel müracaatta bulunduğu hatırlatıldı.

İFADE VE BASIN ÖZGÜRLÜKLERİ İHLAL EDİLDİ

12 Nisan 2017’de Altan hakkında “Hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlamasıyla dava açıldığına işaret edilen kararda, Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu’nun 11 Ocak 2018’de bireysel başvurusunu karara bağladığı belirtildi.

Kararda, Anayasa Mahkemesi’nin Mehmet Altan’ın, “kişi hürriyeti ve güvenliği” hakkı ile “ifade ve basın özgürlüklerinin” ihlal edildiğine karar verdiği vurgulandı.

Yüksek Mahkeme’nin, tutuklamanın ön şartı olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtinin soruşturma mercilerince yeterince ortaya konulamadığı, tutuklamanın hukuki olmadığı sonucuna vardığı ifade edildi.

MAHKEMEYE GÖNDERİLDİ, FAKAT...

Kararda, bu kararın ihlalin ortadan kaldırılması için İstanbul 26'ncı Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildiği, gerekçeli kararın da Anayasa Mahkemesi’nin sitesinde erişime açıldığı ayrıca 19 Ocak 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandığı ifade edildi.

İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nin ise buna rağmen 11 Ocak 2018’de gerekçeli kararın tebliğ edilmediği ve karşı oyların da yazılmamış olduğu gerekçesiyle başvurucunun tahliye talebinin reddine karar verdiği belirtildi.

İtirazın da İstanbul 27'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nce reddedildiği ifade edildi.

YÜKSEK MAHKEME KARARINA RAĞMEN İKİNCİ KEZ RET

Altan’ın, kararınAnayasa Mahkemesi’nin internet sitesinde yayımlandığını belirterek yeni başvuru yaptığının aktarıldığı kararda, bu talebin de reddedildiği, itiraz üzerine yeniden ret kararı verildiği belirtildi.

İstanbul 26'ncı ve 27'nci Ağır ceza mahkemelerinin kararlarında Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvurularda mahkemenin yerine geçerek delilleri değerlendiremeyeceği vurgulandı.

Ayrıca mahkemelerin yerindelik denetimi yapamayacağı, delil durumu takdir edilerek tutukluluk kararı verilmişse Anayasa Mahkemesi'nce delillerin yetersiz olması sebebiyle ihlal kararı verilemeyeceği, Anayasa Mahkemesi'nin kanuni sınırların dışına çıkarak vermiş olduğu söz konusu kararın kesin ve bağlayıcı olduğundan söz edilemeyeceği gerekçelerine dayandığı vurgulandı.

Kararlarda ayrıca Anayasa Mahkemesi kararının otomatik olarak başvurucunun tahliyesi sonucunu doğuracağını kabul etmenin mahkemelerin bağımsızlığı, mahkemelere emir ve talimat verilemeyeceği, telkinde bulunulamayacağı yönündeki anayasal düzenlemelere aykırı olduğu ifade edildiğinin altı çizildi.

MEHMET ALTAN YENİDEN AYM'YE MÜRACAAT ETTİ

Altan’ın bunun üzerine 30 Ocak 2018’de karara konu başvuruyu yaptığının anımsatıldığı kararda, 12 Şubat 2018’de ise İstanbul 26'ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nin sanığı ağırlaştırılmış müebbetle cezalandırdığı vurgulandı.

Altan’ın bunun üzerine 30 Mart 2018’de yeniden bireysel başvuruda bulunduğu kaydedildi.

Altan’ın mahkûmiyet kararına karşı istinaf yoluna başvurduğunun anlatıldığı kararda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2'nci Ceza Dairesi’nin 27 Haziran 2018’de Anayasa Mahkemesi kararına göre tahliyesinin gerektiği, hak ihlali kararının kesin nitelikte ve yasama, yürütme ve yargı organları ile idare makamları, gerçek ve tüzel kişiler yönünden bağlayıcı olduğu sonucuna vardığı ifade edildi.

Kararda, dairenin tahliye kararından sonra ise Altan hakkındaki hükmü onadığı kaydedildi.

YARGITAY'IN YORUMU

Temyiz üzerine dosyaya bakan Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin ise 5 Temmuz 2019’da bu mahkûmiyet hükmünü beraatinin gerektiği görüşüyle bozduğu ifade edildi.

Yargıtay’ın kararında Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığına dikkat çekildi.

Kararda, İstanbul 26'ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nin bozma kararından sonra yargılamaya devam ettiği ve Altan’ın beraatine karar verdiği, bu kararın da 12 Kasım 2019’da kesinleştiği kaydedildi.

ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI NİHAİ VE BAĞLAYICI

Anayasa Mahkemesi kararında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) göre de Yüksek Mahkeme kararlarının nihai ve bağlayıcı olduğu, buna karşılık İstanbul 26'ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nin Altan’ı serbest bırakmamasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) ihlali anlamını taşıdığı kaydedildi.

AİHM’nin “Bir mahkemenin nihai ve bağlayıcı kararlar verme yetkileriyle donatılmış bir anayasa mahkemesinin yetkilerini sorgulaması, hukuk devleti ve hukuki güvenlik temel ilkelerine aykırıdır.” yorumu yaptığına işaret edilen kararda, bunun özgürlük ve güvenlik hakkının ihlali anlamına geldiğinin tespit edildiği vurgulandı.

ADALET BAKANLIĞI DA ALT MAHKEMEYİ SAVUNDU

Kararda, Yüksek Mahkeme kararına rağmen tahliye edilmeyen Altan’ın bireysel başvurusunun 9 Ocak 2020’da görüşülerek karara bağlandığı belirtildi.

Kararda, Adalet Bakanlığı’nın savunmasına da yer verildi. Adalet Bakanlığı’nın, Altan hakkında yerel mahkemenin mahkumiyet kararı verdiğini hatırlatarak, böylece tutulma halinin sona erdiği yorumunu yaptığı kaydedildi.

Bakanlığın, ayrıca Anayasa Mahkemesince verilen bir hak ihlali kararı sonrasında ihlalin ne şekilde giderileceğinin takdirinin derece mahkemelerine ait olduğu görüşünü savunduğu belirtildi.

ŞAHİN ALPAY ÖRNEĞİ

T24'ün haberine göre Anayasa Mahkemesi kararında aynı şekilde Yüksek Mahkeme kararına rağmen tahliye edilmeyen Şahin Alpay ile ilgili verdiği karardaki ilkeleri sıraladı.

Buna göre, Anayasa Mahkemesi’nin somut olayda suç işlendiğine dair kuvvetli belirtinin bulunup bulunmadığını incelemesinin anayasal bir zorunluluk olduğu, bu incelemenin kanun yolunda gözetilmesi gereken bir hususun incelenmesi veya yerindelik denetimi olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı vurgulandı.

Ayrıca Anayasa Mahkemesi'nce verilen ihlal kararının nihai ve bağlayıcı olduğunda kuşku bulunmadığı, vermiş olduğu ihlal kararlarının başka bir merci tarafından Anayasa'ya veya kanuna uygunluk yönünden denetlenemeyeceği, aksi yöndeki değerlendirmelerinin anayasal veya yasal bir dayanağının olmadığı belirtildi.

AYM, ihlal kararının hukuki sonuç doğurabilmesi için Resmî Gazete'de yayımlanması gerekli olmayıp ilgili merciye tebliğinin veya gönderilmesinin yeterli olduğunu, ilgili mercilerin ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde hareket etmek zorunda olduğunu vurguladı.

"GÖREVİNİZ YETİLERİ DEĞERLENDİRMEK DEĞİL"

Kararda, “derece mahkemelerinin görevi Anayasa Mahkemesi'nin görev ve yetkilerinin kapsamını değerlendirmek değil Anayasa Mahkemesi'nce tespit edilen ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmaktan ibarettir” şeklindeki Şahin Alpay kararına atıf yapıldı.

Kararda şöyle denildi: “Anayasa Mahkemesi'nin bu nitelikteki ihlal kararları sonrasında derece mahkemelerinin ön şartının bulunmadığı tespit edilen tutukluluğu sona erdirmeleri gerekir. Aksi takdirde ihlal ve sonuçları ortadan kaldırılmamış olur."

Kararda, "Bununla birlikte daha önce tutuklama gerekçesi olarak gösterilmeyen, dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında değerlendirilmemiş olan yeni olgularla suç işlendiğine dair kuvvetli belirtinin ortaya konulabildiği oldukça istisnai durumlarda da ihlal kararının gereklerinin yerine getirildiği kabul edilebilir. Ancak derece mahkemelerinin bu husustaki takdir aralığı ilk tutuklamaya göre oldukça sınırlıdır. Böyle bir durumda kuvvetli belirtinin yeni olgularla ortaya konulup konulmadığı yönündeki nihai değerlendirme Anayasa Mahkemesine aittir.” tespitinde bulunuldu.

"KİŞİ HÜRRİYETİ VE GÜVENLİĞİ İHLAL EDİLDİ"

Altan’ın tutukluluğunun Anayasa Mahkemesi kararına rağmen ortadan kaldırılmadığının anlatıldığı kararda, bunun anayasadaki güvencelere aykırı olduğu ifade edildi.

Kararda, “Sonuç olarak -mahkemeye erişim hakkının sağladığı güvencelerle de bağdaşmayacak şekilde- Anayasa Mahkemesi'nin tutukluluğa ilişkin ihlal kararının uygulanmaması sebebiyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.” denildi.

Anayasa Mahkemesi, Altan’a 30 bin lira tazminat ödenmesine hükmetti.

FİGEN ÇALIKUŞU: ÇETELEŞMEK İSTEYENLERE "DUR" DENİLDİ

Altan’ın avukatı Figen Çalıkuşu kararı şöyle değerlendirdi: “Bu karar Anayasa Mahkemesi'nin devlet içinde hukuk dışı faaliyet göstermek isteyen unsurlara kırmızı kart göstermesidir. Anayasayı çiğnemeye doğru hamle eden siyasetçi, cumhurbaşkanı baş danışmanı, hâkim olamaz. Malesef bunları yaşadık."

"Hatta anayasayı tanımayan bir hâkimi HSK, Yargıtay'a atadı." diyen Çalıkuşu, "Şimdi Anayasa Mahkemesi şayet hukuk devleti olacak isek, devlet ve toplum için meşruiyet söz konusu olacak ise, en başta mahkeme ve yargıçlar olmak üzere herkesin anayasaya uyma mecburiyetini yeniden hatırlatıyor. Tarihi bir karardır. Devlet içinde çeteleşmek isteyen odaklara dur diyen bir meşruiyet çizgisinin hatırlatılmasıdır.” dedi.

[Samanyolu Haber] 4.2.2020

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder