ABD merkezli düşünce kuruluşu Rand Corporation, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde (TSK) orta düzeydeki askerlerin, mevcut komutadan ve ordudaki tasfiyeden son derece rahatsız olduğunu ve bu durumun bir darbe girişimine neden olabileceğini yazarken, TSK içinde bir çekişme olduğu iddiası Türkiye medyasının da gündeminde.
OdaTV yazarı Müyesser Yıldız, 22 Ocak tarihli, "TSK'daki son “savaşın” perde arkası" başlıklı yazısında, iki ismin bir 'savaş' yürüttüğünü belirtti.
Yıldız, tarafların Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat Yaycı olduğunu iddia etti.
"TSK'da uzun bir süredir iki isim arasında kâh medya üzerinden, kâh kapalı kapılar ardında sessiz bir savaş yaşanıyor. Savaşın taraflarından birisi TSK üzerinde tam etkili ve yetkili kılınan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar. Diğeri de Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat Yaycı" diye yazan Yıldız, çekişmenin 'anormal' olduğunu ise şu satırlarla ifade etti:
"Alışageldiğimiz TSK teamülleri açısından; ister emir-komuta zinciri, ister rütbe, isterse siyasi iradenin üstünlüğü açısından bakın, böyle bir savaş mümkün mü?.. Değil... Anlaşmazlık varsa, medya önünde kavga edilmez, ast rütbedeki istifa eder veya görevinden alınır... Tersi, üst rütbedeki dikkate alınmıyorsa, “Ya o, ya ben” der, gider!.. Ama devam eden bu savaşta öyle olmuyor, özellikle medya aracılığıyla çıta yükseliyor/yükseltiliyor."
Akar'ın, "Burada mücadeleyi bazı basın organlarımız bilerek veya bilmeyerek bazı kişilerle, bazı kuvvetlerle anıyorlar. Bu doğru değil, bu gerçeği yansıtmıyor" sözlerini hatırlatan Yıldız, AKP medyasının ise Yaycı'yı ön plana çıkardığını ancak Anadolu Ajansı'nın Yaycı ile ilgili haberleri Milli Savunma Bakanlığı'na sorduğunu savundu.
Meselenin ardında bir terfi sorunun da yattığına dikkat çeken Yıldız, "Yaycı'nın 2019 YAŞ'ında terfi etmesi bekleniyordu. Olmadı. Bu da Akar'la aralarındaki çekişmeye bağlandı, ama iktidar medyası “Şaşkınlığını” ifade etmekle yetindi. Akar-Yaycı arasındaki mücadelenin yeni sahası ise “Libya” oldu" görüşünü dillendirdi.
Yıldız, Libya-Akar-Yaycı üçgeni ile ilgili şu ifadeleri kullandı:
"Libya anlaşması imzalandığında, Erdoğan dahil herkes bunun bu dönemin eseri olduğunu söyleme yarışına girdi. Medya da Cihat Yaycı'yı “Anlaşmanın mimarı” ilân etti.
Ben ise 3 Aralık'ta anlaşmanın 10 yıllık geçmişi olduğuna dikkat çekip, buna Yaycı'nın yanısıra başka kimlerin katkı verdiğini ve Kaddafi'nin linç edilmesinden sonra nasıl akim kaldığını aktardım.
Öğrendim ki, işte bu yazıdan sonra ortalık karıştı.Anlaşmanın geçmişini araştıran Milli Savunma Bakanı Akar, Erdoğan'a bilgi verdi.
Erdoğan sonraki açıklamalarında, 2010 yılına işaret ederek, “Kaddafi'nin ölümüyle tamamlanamadı” dedi.Cihat Yaycı cephesinde ise bambaşka girişimler, tartışmalar, suçlamalar yaşandı.
Akar'ın bunlardan da haberi oldu, “Çok üzüldü” ve yine Erdoğan'ı bilgilendirdi.Ancak Erdoğan, 22 Aralık'ta Gölcük Tersane Komutanlığı'ndaki törende yaptığı konuşmada şu sözleriyle bir anlamda tarafını seçti:
“Bu konudaki çalışmalar bir anda ortaya çıkmış değildir. Türkiye olarak, deniz yetki alanları konusunda Libya ile 10 yıl önce ilk adımları attık. Halen Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızın Kurmay Başkanlığı’nı yürüten Tümamiral Cihat Yaycı’nın bu konuda hazırladığı raporlar, haritalar, yazdığı makaleler ve kitaplar ortadadır.”
Peki, kavga bitti mi?
Sonrasında mesela şu yaşandı:
Saray'da düzenlenen 'Libya Mutabakatı Çerçevesinde Doğu Akdeniz’de Stratejik Denklem' konulu çalıştaya bizzat Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın tarafından davet edilen Cihat Yaycı'nın katılmasına Akar'ın izin vermediği duyuruldu.
TSK kulislerinde, Cihat Yaycı'nın bu yıl Donanma Komutanlığına atanacağı veya emekliye ayrılıp, Cumhurbaşkanlığına danışman olacağı konuşuluyor."
[Samanyolu Haber] 22.1.2020
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder