Türkiye krizde değil, ekonomik buhran içinde

“Yaşadığımız bir kriz mi , yoksa bir buhran mı?

Karar gazetesi yazarı İbrahim Kahveci, bugünkü yazısında “Yaşadığımız bir kriz mi , yoksa bir buhran mı?” sorusunu yöneltiyor ve “Sorunun cevabını bulamazsak çözüme de ulaşamayız. Eğer yaşadığımızın bir ekonomik kriz olduğunu dahi kabullenmekte zorluk çekiyorsak, buhrana yönelik dönüşüm ve değişim reformlarını hiç yapamayız. Zaten yapamıyoruz da” ifadelerini kullanıyor.

Yaşanılan son krizin yıl başında değil, yıl ortasında başladığını belirten Kahveci, şunları söylüyor:

 “2018 yılı III. dönem yüzde 2,3 büyüme görülse de aslında kriz başlamıştı. Böylece 2018 III ve IV ila 2019 I ve II dönemlerde ekonomi bir önceki aynı döneme göre yüzde -1,06 küçüldü. Yıllık olarak ise 2018 yılını yüzde 2,83 büyüme ile kapattıktan sonra muhtemelen 2019 yılını da küçük bir büyüme ile kapatacağız. (2019 yılı ilk 3 dönem itibari ile yıllık küçülme sadece yüzde -0,66) O zaman neden bu kadar ağır bir kriz edebiyatı yapıyoruz. Hatta bırakın krizi, bunun bir ekonomik buhran olduğunu ileri sürüyoruz? Burada elbette TÜİK’in hesap sisteminin önemli etkileri bulunmaktadır.”

Sanayi üretim endeksi 2019 III. çeyrekte iki yıl öncesi olan 2017 III. çeyreğe göre sadece yüzde 0,8 artış gösterdiğini söyleyen Kahveci, “Ama GSYH hesabında sanayi sektörü büyümesi 2017 III. çeyreğe göre yüzde 2,72. Bir başka örnek ise sanayi üretimi ve elektrik tüketimi: EPDK verilerine göre lisanslı elektrik tüketimi ocak-eylül 2019’da yüzde -2,50 azalıyor. Sanayi sektöründe kullanılan elektrik ise yine aynı dönemde yüzde -5,23 düşüyor. Ama diğer yandan bakıyorsunuz ki, ocak-eylül 2019 toplamında sanayi üretimi sadece yüzde -2,67 azalmış. Elektrik tüketimi yüzde 5,23 azalırken sanayi üretimi yüzde 2,67 azalıyor. Aynı sanayi üretimi GSYH hesabında ocak-eylül döneminde sadece yüzde -1,67 azalıyor” diyor.

“Ekonomiyi toparladık, iyi veriler geliyor” denilen son üç aya ilişkin veriler paylaşan Kahveci, “Ekim ayında elektrik tüketimi yüzde -0,97 ve kasım ayında da yüzde -1,08 yine düşmüş. Nitekim benzer sonuçlar kısmen ihracat rakamlarından da geliyor. Son üç ayda (Eylül-Ekim-Kasım) ihracat 45 milyar 593 milyon dolar ile sadece ve sadece yüzde 0,06 artı (26 milyon dolar)” bilgilerini veriyor.

Son bir yılda 607 bin kişinin işsiz kaldığına dikkat çeken Kahveci, “Buna ek olarak işgücü piyasasına yeni gelen 210 bin kişi de direkt işsizler hanesine yazılmış oluyor ve böylece toplam işsiz sayısı 817 bin kişi artarak 4 milyon 553 bin kişiye çıkıyor. Ülkemizde yapısal bir işsizlik vardır ve  mevcut kredili büyümeler bu işsizliği azaltmadığı gibi kronik şekilde artırmaktadır” diyor.

Önce kriz döneminde gelirin hızla düştüğünü ve ardından bunalım döneminde “düşük gelir-yüksek işsizlik” yaşandığını ifade eden Kahveci, şöyle devam ediyor:

“Evet, ekonomide kamu kaynakları ve şeffaf olmayan bir MB-Kamu Bankaları eliyle şişkinlik oluşturduk. Buna rağmen çarklar hala çok geride. Ama riskler giderek artıyor.

Hangi açıdan alırsanız alın kaynakların verimli kullanılmadığı ve asla da kullanılamayacağı bir süreçteyiz.

Bu yol bizi giderek artan refaha değil, giderek daha fazla bunaltan bir uzun döneme taşımaktadır.

Net olarak artık şunu görmeliyiz: Türkiye basit bir ekonomik kriz değil, derin bir ekonomik BUHRAN içindedir.”

[Samanyolu Haber] 23.12.2019

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder