İki küçük kızını, babasını ve kayınvalidesini geçtiğimiz yıl görüş dönüşü kaybeden Hatice Civelek 32 aydır cezaevinde tutulan eşiyle ilgili endişelim. Bulunduğu cezaevindeki tekli koğuştaki bir mahkumun intihar ettiğini belirten Civelek, "Eşim bir an önce sevki yapılan doktorlara gösterilsin. Endişeliyim" diyerek bir mektubu da paylaştı.
İki küçük kızını, babasını ve kayınvalidesini 2018 yılının aralık ayında cezaevi ziyareti dönüşü meydana gelen kazada kaybeden Hatice Civelek (33), hala cezaevinde tutulan eşinin sağlık durumunun her geçen gün kötüleştiğini, gerekli müdahalelerin geciktirildiğini söyledi.
Eşi Enes Evren Civelek’in 32 aydır cezaevinde bulunduğunu, hakkında 25 yıl 6 hüküm verildiğini hatırlatan Civelek, Ankara Bölge Adliye Mahkemesine yaptığı ve kabul edilen başvurunun ivedilikle yerine getirilmesini istiyor.
“3 AY OLDU, SEVKİ YAPILAN DOKTORLARA GÖTÜRÜLMEDİ”
Hatice Civelek eşinin yaşadığı sağlık sorunlarıyla ilgili girişimlerini şöyle anlatıyor:
“Keskin T Tipi Ceza İnfaz Kurumu’nda tutulan eşimin sağlık durumu her geçen gün kötüleşiyor. Yeterli ve zamanında sağlık hizmeti alması için 4 Ekim’de tekrar İstinaf Mahkemesine başvurdum. Kabul edildi ve aynı gün yazılan yazıyla cezaevi yönetimine gönderildi. UYAP’tan takip ettim, müdahale olmadı. 14 Ekim’de tekrar yazı gitti… Sonra eşimi Adli Tıp’a götürdüler. Bir hafta sonra Adli Tıp üç ayrı branştaki doktora sevkini yaptı. Bu sefer eşimin sevk edilen doktorlara götürülmesi için bekledik. Bunun için cezaevi yönetimini tekrar aradım. Mahkemeden tekrar yazı beklediklerini söylediler. Dilekçe yazdım ve o yazıyı takip ettim. 22 Kasım’da yazı cezaevi yönetimine ulaştı. Fakat sevki yapılan doktorlara götürülmesini bekledik 22 Aralık’a kadar.”
“TEKLİ KOĞUŞLARDA KALAN BİR MAHKUM İNTİHAR ETTİ, ENDİŞELİYİM”
İki hafta önce eşiyle birlikte Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine götürülen mahkumlardan birinin hücresinde intihar ettiğini öğrendiğini belirten Hatice Civelek, endişeli olduğunu dile getirerek şöyle devam ediyor:
“Tekli koğuşlardan kalan biri hücresinde kendini öldürdü. Eşim bundan çok etkilendi. Tek kişilik hücrede bunu yapabiliyor olması, kısıtlı imkanlara rağmen bunu başarması bile korkmam için yeterli. Bu ciddi bir tehlike. Eşim de tek kişilik koğuşta. Hatta eşim bundan bana söz etmek istedi, geçiştirdim. ‘Nasıl olmuş’ bile demedim. Hemen konuyu kapattım. Başka insanlardan öğrendim ki meyve bıçağı ile boğazını kesmiş ve kendini öldürmüş. Eşim neden sevki yapılan doktorlara götürülmüyor.”
“ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KISITLIYORSUNUZ, SAĞLIĞINDAN SİZ SORUMLUSUNUZ”
Eşinin sevki yapılan doktorlara götürülmesi için girişimlerini tekrarladığını ve gerekli dilekçeleri yazdığını belirten Civelek, gerekenlerin bir an önce yapılmasını istiyor:
“Sevki yapılan doktorlardan sadece kardiyolojiye götürmüşler. Fakat psikiyatri ve dahiliye duruyor. Aradan üç ay geçmiş, bu sürede insanlar ölür. Eşimin diğer örneklerden etkilenerek kendine zarar vermesinden korkuyorum. Cezaevinde yeterli personelin olmaması veya başka sebepler mazeret değil. Kanser olsa kim bilir kaçıncı evreye girerdi. Madem özgürlüğünü kısıtlıyorsunuz, sağlıkla ilgili her türlü sorunuyla da ilgilenmek zorundasınız.”
KAZANIN YILDÖNÜMÜNDE DUYGULU MEKTUP
Öte yandan, geçtiğimiz yılın aralık ayındaki kazadan bir yıl sonra bir mektupla eşinin kızlarını, annesini ve kayınpederini andığını belirten Hatice Civelek, mektuptan bazı bölümleri de Kronos okurlarıyla paylaştı.
Enes Evren Civelek hücresinden yazdığı mektupta şunları yazıyor:
“…
Elektrik faturam 25 TL geldi. 30 KW kullanmışım. Nasıl iyi mi? Her şey ateş pahası olmuş. Hiçbir şey alınmıyor. Dışarısını düşünmek bile istemiyorum. 1 LT süt 5 TL olmuş. Yoğurt yapmak için alıverdim sütü… Yaklaşık 1 ay süreyle kütüphane hizmet vermeyecekmiş. Yeni bir düzen geliyormuş. Nasıl olacak bilmiyorum. İnşallah çıkarım da o günleri görmem. Ne zaman tahliye olacağım acaba.
…
Aklım hep sende. Kemiklerin kaynamamış. Bunun bir tedavisi yok mu acaba? Bir yıl oldu. Kemik suyu çorbası öneriyorlardı. Gerçi sen yapmışsındır onları ama kafama takıldı. Allahım tez zamanda şifasını versin.
…
Kaza günü yaklaştıkta sanki içimdeki bir şey beni sıktıkça sıkıyor. Bilemiyorum. Rabbim hayırlısını versin. Günler geçip gidiyor. Nasıl geçtiğini anlayamıyorum. Anlayabildiğim tek bir şey var o da kaybettiklerim. Her geçen gün, her geçen dakika daha daha derine batan bir acı bu. Geçmeyen ve üstelik şiddetini artırdıkça artan bir ağrı. Rabbim sabrımızla imtihan ediyor bizi. Ya Sabur.
…
Ben burada dört duvar arasında elim kolum bağlanmış halde duruyorsam çaresizim. Elimden bir şey gelmiyor ki… Sağlık hususunda ne olur hiç bir şeyi ihmal etme. Geçirdiğin ameliyat basit bir ameliyat değildi. Ayakta kalman, yürüyebilmen harikulade bir hadise. Sebepler dairesindeki diğer sebepleri yerine getirmeye bak. Belde omurda kayma ve benzeri var mı? Ne ölçüde var? En ince ayrıntısına kadar baktır. Sadece Düzce’de değil İstanbul Acıbadem’e de bir git baktır. Ayağında uyuşma, hissizlik vb var mı bunlar için… İnşallah doktorlar hayırlı haberler verir. Sağlığına duacıyım. Soran sormayan herkese selam ederim. Allah’a emanet ol. Kendine iyi bak.”
EN YAKINLARINI KAYBETTİ
Eşi gibi öğretmen olan Hatice Civelek, Kırıkkale Keskin Cezaevi’nde tutulan eşini ziyaret edebilmek için iki kızı ve ailesiyle açık görüşten yaşadıkları Düzce’ye dönerken, 7 Aralık’ta feci bir trafik kazası geçirdiler. Kazada Hatice Civelek ağır yaralanırken, kızları Naime (9) ve Betül (4), kayınvalidesi Havva Civelek ile babası Emin Balıkçı hayatını kaybetti. KHK’lı Hatice Civelek ise yaralı kurtuldu.
[Selahattin Sevi] 30.12.2019 [Kronos.News]
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder