Eşi de 27 aydır özgürlüğünden yoksun olan KHK'lı öğretmen Bedia Baş cezaevinden yazıyor: 12,11,9 ve 2.5 yaşlarında ayrılmak zorunda kaldığım çocuklarım şu an 14,13,11 ve 4 yaşındalar. 27 aylıkken bıraktığım çocuğumdan 27 aydır ayrıyım. Ceza aslında çocuklarıma verilmiş...
Gülen Cemaati’nin “Tokat İmamı’ olduğu gerekçesiyle 14 Haziran 2017’de tutuklanan Abdülkadir Baş ve eşi Bedia Baş’la ilgili davada mahkemenin karar vermesinden sonra gözler Yargıtay’a çevrildi.
Tutuklandıktan sonra Tokat Çamlıbel T Tipi Kapalı Cezaevi’ne konulan ve tutuklandığı ilk günden bu yana tek kişilik hücrede tutulan Abdülkadir Baş’a 13 yıl 9 ay, eşi Bedia Baş’a ise 9 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
KHK ile mesleğinden ihraç edilen öğretmen Bedia Baş ve eşine cezalar “silahlı terör örgütü üyesi olduğu” gerekçesiyle verildi.
Yaşları 4 ile 14 arası değişen dört çocukları olan Baş ailesi Yargıtay’ın kararı bozmasını bekliyor. Numan (14), Ahmet (13), Neda (11) ve Esat (4) Baş okul zamanında halalarında, tatil zamanı ise teyzelerinde kalan dört çocuk anne ve babasına kavuşmayı bekliyor.
Ailece yaşadıkları zorlukla yazdığı bir mektupla paylaşan Bedia Baş, 27 aydır suçsuzlukların anlaşılmasını ve gerçeklerin ortaya çıkmasını beklediklerini belirtiyor. Kendisi ile birlikte eşinin ve çocuklarının da cezalandırıldığını ifade eden anne Bedia Baş, cezaevinden yazdığı mektupta şunları yazıyor:
“İçeride suçsuz bir şekilde adaletin gelmesini, gerçeklerin suçsuzluğumun anlaşılmasını bekleyeli 27 ay oluyor. 27 ay boyunca ortada bir suç unsuru olmadığını ve savunmamın yapılmasını bekledim. Ve ş uan dosyam Yargıtay aşamasında. Adalet sistemi bu geçen ve geri gelmeyecek zaman içinde bize vurulan bu suçlu damgası için benimle beraber cezalandırılan dört çocuğumun yaşadığı maddi ve manevi sıkıntılarını nasıl telafi edeceklerini merak ediyorum.
Tutuklulukta geçirdiğim bu zaman ben ve çocuklarım için ciddi psikolojik travmalara, çocuklarımın ruh dünyalarında büyük bir yıkıma sebep oldu ve halen daha olmaya devam ediyorlar.
“CEZALAR ASLINDA ÇOCUKLARIMA VERİLMİŞ”
Diğer sanıklarla aynı suçlamalar ve aynı iddialarla karşı karşıya kalmış olmama rağmen ben ve eşime 8-9 ay gibi bir sınırlılık verildi. Bu sınırlılıklarda telefon, mektup, açık ve kapalı görüş hiçbir hakkım yoktu. Bana verilmiş gibi görünen bu ceza aslında çocuklarıma verilmiş, benim taşımakta bile zorlandığım bu durumu onların küçücük omuzlarına direk bırakılmıştı.
Sınırlılıklarımın kalktığı, onları ilk gördüğüm zaman ki duygularımı ömür boyunca unutamayacağım. Benim doğum günüm o paslı kapılar ardında aylar sonra çocuklarımı gördüğüm o gün müydü, yoksa yaşları farklı olan çocuklarımın o kadar mahrumiyetten sonra gördüğüm ilk an mıydı doğum günleri… Bilemiyorum… 2,5 yaşında halasına ve teyzesine emanet ettiğim küçük çocuğumun bana alışması, aylarımızı aldı.
“27 AYLIKKEN BIRAKTIĞIM ÇOCUĞUMDAN 27 AYDIR AYRIYIM”
12,11,9 ve 2.5 yaşlarında ayrılmak zorunda kaldığım çocuklarım şu an 14,13,11 ve 4 yaşındalar. 27 aylıkken bıraktığım çocuğumdan 27 aydır ayrıyım. Bir anne olarak içimdeki onlara olan hasreti tarif etmem imkansız… Ve sanırım bu duygunun bir adı yok. Ergenlik döneminde olan ve en çok anne ve babaya ihtiyaç duydukları şu dönemde çocuklarımın yanlarında olamamak beni iyiden iyiye yıpratıyor. Çocuklarımın üçüde tırnaklarını yiyor ve bunu en küçük oğlumda yapıyor.
Onları o kadar çok özlüyorum ki… Bu özlemden dolayı kendimden korkuyorum. 45 dakikaya sığdırmaya çalıştığımız yarım ve buruk vuslatlarımız ne onlardaki hasreti dindirmeye ne de bendeki evlat hasretini dindirmeye yetiyor. Tatillerde ancak gelebilen çocuklarımın bensiz değişimlerini ve büyümelerini kaçırdığım zamanlar beni yıpratıyor.
Kışın (dört çocuklu) halasında kalan, yazın ise yine üç çocuklu teyzelerinde duran çocuklarım artık bir aile bütünlüğünü istemekte ve bu duruma zaman geçtikçe daha çok içerlenmekte ve artık sen ve babamla bizde evimizde olalım diye ağlamaktalar.
KIZIM “KÜÇÜK ANNE DEĞİL ABLA OLMAK İSTİYORUM” DİYOR
Küçük kızım, tutuklandığımda 9 yaşında olan ve şu an 11 yaşındaki çocuğum; ‘’Anne seni çok özledim… Küçük kardeşimin bütün sorumluluğu üzerimde ben küçük anne değil abla olmak istiyorum’’ diyen çocuğuma verebilecek teselli cevabım yok.
‘’Anne bari sınavıma yetişin.’’ Liseler sınavında çocuğumun yanında olamamak ve şu yeni dönemde okul döneminde hiçbir heyecanında bir anne olarak bu duyguyu onunla paylaşamamak… Değil sınavında, büyüme döneminde, ergenlik döneminde yanında olamamak…
“Burası çok soğuk ve kötü. Sen burada üşüyor musun, biz ne yapacağız anne?” diyip bana soracağı soruları yutup, görüş günü kardeşlerine göstermemek için başını omzuma koyup ağlayan çocuğuma verebilecek teselli cevabı bulamıyorum.
“GELECEĞİM DİYORSUN, GELMİYORSUN”
En küçük çocuğumun ‘’Sen neden buradasın, neden hapistesin!’’ sorusuna, “Benim işim burada’’, “Ama askerlerin elinde silahlar var, ne zaman geleceksin ve işin ne anne?’’ diye soran çocuğuma ‘’İşim bitince geleceğim’’ diyebilmeme rağmen en son isyan edip gözleri dolu dolu ‘’Geleceğim, geleceğim diyorsun ama gelmiyorsun’’ diyen oğluma cevap veremiyorum.
“Kanatlarım olsa uçup geleceğim’’ diyorum içimden onu hasretle kucaklayıp, öperken… Elim, kolum bağlı onları bensizliğe mahkum etmek, hiçbir suçumuz yokken karıncayı dahi incitmeye kıyamazken burada olmak…
‘’Neden buradasınız anne? Sen ve babam neden buradasınız anne?’’ sorusuna cevap bulamıyorum. Neden buradayız ve biz ne yaptık?
“ÖĞRETMEN ÇOCUĞU BİR ÖĞRETMENİM”
Ben bir öğretmen çocuğuyum. Ailemin bana vermiş olduğu vatan ve millet sevgisi çerçevesinde evlatlarını yetiştirmeye çalışan bir anneyim. Ülkemizin aydınları, hukukçuları, siyasetçileri, sivil toplum örgütleri, sanatçıları, medya örgütlerinin adaletsizliğe karşı seyirci kalmaları ve güçlü bir ses çıkarmamaları beni ve benim gibi olan nice insanları üzüyor. İçeride ben ve binim gibi masum insanların bir an önce çıkarılıp bu ülkeye kazandırılması için ne bekleniliyor?
“BİR ANNENİN FERYADI VE HASRETİ”
Sizden ricam bu yazdıklarımı bir annenin feryadı olarak değerlendirmenizi, evlatlarımın bana olan hasretlerini, benim onlara olan hasretimi, özlemimin dindirilmesi adına bu durumumuzu ne ve çocuklarım adına dillendirmenizi rica ediyorum.
Şimdiden ben ve çocuklarım adına teşekkür ediyorum.
Saygılarımla…
Tokat T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan
BEDİA BAŞ
[Mehmet Arda Duru] 12.12.2019 [Kronos.News]
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder