Hizmet Hareketi’nin Doğu ve Güneydoğu’ya Kazandırdıkları. [Bahattin Karataş]

GÜNEYDOĞU yıllar yılı ihmal,kasıt ve belki de ihanetin belgesi olarak hep karşımıza çıktı. Uzun yıllar adeta istismarların, ideolojilerin,şahsi menfaat ve nüfuz teminlerinin yapıldığı adi hesaplarin görüldüğü ve hainane planlarin uygulandığı arenası olmuştur..

Çok sene önce Urfa’da dayımlarin evinde bir gençle karşılaşmıştım… Beni tanımıyordu. Halkı asarız, keseriz, yakarız yıkarız diyordu..

Neden dedim? Bunun yerine insanlarımızı eğitsek, derdimizi anlatsak da milletimiz aydınlansa olmaz mı? Bana kürtçe”Tı nizani mele! Gühe geli me zeng gırtiye.Bı dersu talima pehj nabe! Bı mermiya gerek pehj bıbe:  “Hayır sen bilmiyorsun hoca! Bizim kürtlerin kulağı pas tutmuş; öyle eğitim öğretimle çıkmaz ancak mermiyle temizlenir” demişti.Ürkmüştüm aman ya Rabbi! Bu zihniyet mi kürt problemini çözecek?Ta o yıllardan bazı insanlarin kafasina sokulan düşünce buydu.

Kırk sene sonra bugün devletin bakışı da aynen buydu..Yöreyi baştan sona tanklarla bombalayan her tarafı yakan yıkan zihniyet aynı değil mi? Haftalarca cenazeler yerlerde kalmış, arabaların arkasında çıplak kadın cenazesi sürüklenmişti. Buzdolabında çocuk cenazeleri kalmamış mıydı? Demek örgütle devletin yöre insanına bir hizmet niyetleri yoktu.

Neden dünya herkese medeniyet ve insanca yaşama dünyası olsun da ;Kürt milleti için savaş, dağlarda mağaralarda çürüme dünyası olsun?

Okuyupta düşünen ve başkasının eline bakmayan, ihtiyaçlarını karşılayabilen minnetsiz birileri neden olmasın? İşi olan insan işine bakar, evine bakar,hayatını yaşar. Dağa ne diye çıksın?

Kim sıcak yuvasını bırakıpta dağlarda mağaralarda yaşar?

Ama Kürtler okumamalı ve çaresizlikle kıvranmalıydı.. Haso, hamo, kuyruklu, mağara, kürt diye aşağılanmalı, hor hakir görülmeliydi.Sevgi yerine,kin ve nefret nifak tohumları atılarak etnik ayrımcılığa tabi tutulmalıydı.

Bir asir önce bölgede oynanacak olan oyunları keskin feraset ve basireti ile gören Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri “Medreset-üz-Zehra” projesini ortaya koydu.

Bu proje tarihte ilk defa bölge insanına yönelik samimi bir çözüm projesiydi ..Bu projede cehalete karşı, ilim ve irfanla, fakru zarurete karşı, eğitim ve öğretimle savaşılacaktı. Kabiliyetler inkişaf ettirilicek ve ona göre iş istihdam alanları açılacaktı. Tefrikaya parçalanmaya karşı da islamdaki kardeşlikle karşı konulacaktı. Bölge insanı fakru zaruretten kurtulacak, müreffeh bir hayat seviyesine ulaşacaktı..sair milletlerle birlikte kardeşçe yaşayacaktı.

Bediuzzaman bu projesini sırasiyla Sultan Abdülhamid Han’a, Sultan M. Reşad Efendiye ve son olarak da 1. Cumhuriyet meclisinde, Atatürk’e sunmuştu.

İstemisti ki bu proje, hem yörenin çaresizliğine çare olsun, hem de çağına hiç bir artı değeri olmayan asrımız müslümanlığına bir islah olsun. İnsanlığın kaybettiği ve bulamadığı “ideal insan modelini” yakalasındı..

Din ve pozitif bilimlerin okutulacagi ve yeni kurulacak bu üniversitesinin (Medreset-üz-Zehra) üç dili olacaktı. Birinci ve büyük daire olan islam alemi ve müslümanlarla ortak iletişim dili olması açısından ARAPÇA farz, ikinci büyük daire olan Türki Cumhuriyetlerle ortak iletişim dili olarak TÜRKÇE vacip, üçüncü ve daha küçük dairede ise yöre halkı ve Kürt milleti ile ortak iletişim dili olması açısından KÜRTÇE caiz olacaktı.

Ne yazık ki hem devletimizin bekası ve hem de Kürt milletinin varlığı için hayatî önem taşıyan bu proje çeşitli olumsuzluklar ve savaş şartlarından dolayı tahakkuk etmemiş ve yarim kalmistir. Kaderin bir cilvesidir ki Muhterem F.Gülen Hocaefendinin bölgeye sahip çıkmasıyle bu proje tekrar canlanmis ve uygulanmıştır.

Yıllar önce bir defasında Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi:

Kürt milleti,miladî 631 yılında kendi hür iradeleri ile Medine’ye Efendimiz’e(sav) gelip müslüman olmuşlardı. Kürt milleti bana Efendimin(sav) emanetidir.Onları islam dışı zararlı akımlara bırakamayız dediğinde çok heyecanlanmış ve bir gerçeği ilkdefa duymuştum.

Bu meyanda,özellikle 90’li yillarin başından itibaren Doğu ve Güneydoğu Bölgemiz, Hizmet Hareketı gönüllüleri tarafindan, bir baştan bir başa egitim kurumlarıyla donatılmıstır. Hiçbir il ilçe yoktur ki eğitim kurumu olmasın. Van’da Van Gölü kıyısında doğunun ilk özel koleji olan ve ülkemize uluslararasi yarişmalarda birçok fen- bilim şampiyonlukları kazandıran Serhat Koleji açilmiş; en uzak yerlerdeki il ve ilçe merkezlerinde açilan dersaneler,yurtlar ve okuma salonları kültür evleri ve evlerle yillarca ihmal edilmis çocuklarımıza okuma heyecanı kazandırmış ve hayata hazırlamıştır.

Yöre insanı makus talihini yenmiş, özgüvenini bulmuş ve bilimde fende dünyayla yarışmıştı..
Bilhassa üniversiteye hazırlık için İstanbul-Ankara-İzmir’e gitmekten kurtulmuştu. Hizmet ayaklarına, şehirlerine gelmişti.

Hizmet Hareketi bu büyük şehirlerin eğitim kalitesini de bolge insanının kapısına kadar getirmişti. Bu sayede kürt halkı kendi bölgesinden artık üniversiteleri kazanmaya basladi.

Burada bu mevzuyla alakali şu anekdotu da anlatmadan geçemeyecegim :

Van’da kaldığım yıllarda Edremit Belediye Başkanı seçilen İlhami beye belediye başkanlığını tebrike gitmiştim bana:”Hocam bana kalırsa kurumlarınızı taş taş üstüne koymayacak şekilde dozerle dümdüz ederdim.Ama başta Fethullah Gülen Hocaefendi olmak üzere ve sizin karşınızda minnet ve şükranla eğilirim. Niye derseniz biz Kürt milletine İstanbul,Ankara,İzmir seviyesinde bir eğitim seviyesini buralara getirememiştik.Siz bunu gerçekleştirdiniz.Bundan dolayı sizlere şükran ve minnet borçluyuz “demişti.

İkibinli yillarin başından itibaren ise uygulanmaya başlanan Okuma Salonlari Projesi ile de bölgenin en ucra köşelerine kadar adeta gidilmedik hiçbir noktasının kalmadigini söyleyebilirim.Örnegin Şemdinli’de 830 ögrenciye ulaşilmiştı ;2010 yılı itibariyle de Doğu ve Güneydogu’da toplam 220 bin kürt çocuğu bu kurumlarda bedava ücretsiz eğitim görmüştür ve hizmet almıştır. Binlerce doktor, mühendis, hakim, savcı, onbinlerce öğretmen vs. meslek erbabı yetişmişti. Yetişen bu insanlar dönmüş gelmiş bölgesine ve insanına hizmet etmişlerdi.

Ayrica Diyarbakırda, Kürtçe dil eğitimi için gelecekte alt yapı olacak müfredat ve programı kapsayan“Selahahaddin Eyyubi Üniversitesi” adiyla doğuda ilk vakıf üniversitesi kuruldu. Kürtçe dili lisans ve lisans üstü eğitim ve öğretimi de müfredatı arasındaydı. Bu Türkiyede bir ilkti.

Sonra Kürtçe yayın yapan radyolar, Merkür tv ve Dünya Tv gibi televizyonlar yayın hayatına başladı. bölge insanin önemli bir ihtiyacı giderildi. Kürtçe eğitim öğretimi yapıldı. Bunlar hayal veya kuru vaadler değildi. Bilfiil icra edilmişti..

Açılan bunca kurum,ulaşılan bunca insanı görünce Hizmet Hareketı kadar bu bölgeye ve insanlarına faydalı olmuş tabiri caizse taş taş üstüne koymuş özel veya resmi hiçbir kurum ve kuruluş veya cemaat olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim.! Tersi iddia edilemez herhalde.

Hizmet hareketi, bölgede bu samimi faaliyetleri yaparken; ne yazık ki samimiyetsiz siyaset ise hep aldatan olmustur. Mevcut iktidar gibi.

Devlet;Doğu ve Güneydoğuda okullarda Kürtçe Eğitim seçmeli ders demiş ,ama okullarında uygulamamıştı. Topu özel okullara atmıştı. Yörede hizmetin okullarından başka özel okul yoktu. ilk ses Şırnaktaki kolej müdürümüzden gelmiş; Biz bu işe varız yeterki  öğretmen verin demişti. Fakat devlet öğretmen yetiştirmedi, böyle bir hazırlığı da yoktu, yalandı. Ders kitabı denmiş, kitab hazırlanmamıştı. Müfredatı bile yoktu oda  yalandı. Bari mevzuatı düzenleyin, biz hazırlıyalım denilmiş fakat o da olmamıştır. Bu şekilde, günübirlikçi samimiyetsiz siyasilerin yalanları ve vaadlerinin alt yapısı yoktu. Hep aldatmaydı..

Neden bunları anlatıyorum?

Güneydoğunun stratejik önemi vardı..Gelecekte dünya barışının veya helaket ve felaketinin merkezi olacaktı çünkü.Bugün,üçüncü dünya savaşının senaryoları,buralarda planlanmış gibi.Dünya devlerinin Final Maçının oynanacağı alan olarak burası seçilmişti sanki..Ve bölge insanı da bu maç için seçilmiş figüranları gibi görünüyor.

Üstadımızin ta yüz küsur yıldan beri Medreset-üz-Zehra idealine ve dünya barışı projesine engel olup tımarhaneyi ve akıl hastanesini reva görenler ;bu defa da Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’ye de ayni engellemeleri yapıyor ve aslı astarı olmayan binlerce iftiralarla ona ve arkadaşlarına saldırıyorlar ve bu hayati projeyi engelliyorlar..

Şimdi de aynı plan devrede değil midir?

Google girildiğinde 2000 li yıllarda hem Bahoz hem de Karayılanın dağdakilere verdikleri röportajlarda “ Fethullah Gülenin kurumları özellikle okuma salonları,dağ kadromuzun kaynağımızı kuruttu.” İtirafını duyarsınız..Kürt Milleti kurumlardan çok hoşnut olmuş ve buralara evladını seve seve vermişti ve faydasını da görmüştü..Hizmet harekatı hem dağdakilerin boş kürdistan vaatlerini, aldatma ve oyalamalarını ortaya çıkarmış, hemde bu güne kadar siyasilerin samimiyetsiz yalanlarını deşifre etmişti.. Her iki tarafta Hizmet Hareketinin bu son derece hayati ve doğru çözümünü çekememişti..Hiç düşünülmez mi Hizmetin karşısında bu kadar zıt kutuplar nasıl biraraya gelirlerdi? MHP,PKK ile, sarıklı cüppeli molla, nasıl ateist vatan haini Perinçekle biraraya gelirdi? Varsa başka izahı?

ilk gidildiğinde “Buraya devlet adına geldiniz.!Devletin adamısınız siz.! MİT ajanısınız, Kürtlerin zeki çocuklarını asimile etmek için kurum açıyorsunuz.!”diyen insanlara ¨Hayır sadece sizin için geldik.

Bakın devletin memurları izin alıyorlar, rapor alıp torpil yapıp tayinlerini çıkarıyorlar.. Çocuklarını ve evlerini bile buralara sizin memletinize taşımıyorlar. Biz sizinle aynı şartlarda, sizden birisi olarak buralardayız..İznimiz yok, tatilimiz yok.!Sizinle bayram yapıyor,sizinle ağlıyor,sizinle gülüyoruz biz devletin değil sizin adamlarınınız.

Biraz zaman tanıyın,samimiyetimizle ilgili en ufak bir işaret görür, şüphelenirseniz çeker gideriz. Çocuklarınızın ikbal ve istikbali için burdayız..

Zamanla görecek ve seveceksiniz.Hatta bu kurumlara sahip çıkacak yardım bile edeceksiniz »denmişti.

Nitekim de öyle oldu.Zamanla ögrencilerimiz çok güzel üniversiteler kazandılar. Meslek edindiler..Okullarını bitirip, kendi insanlarına hizmet etmeye geldiler. Doktor,öğretmen, kaymakam,hakim,savcı oldular. Halk bunları görünce her şeyiyle hizmete himmet etti, kurumları ve hizmet insanına sahip çıktı..Hatta köyden tayini çıkan köy ilkokul öğretmenine” Hoca nolur gitme! Seni burdan everelim. Ev eşya verelim, hepimiz ölmeden sana bir şey yapamazlar nolur çocuklarımızı yalnız bırakma” denmişti Van’da ve doğuda çok yerde..

Bediüzzaman gibi,Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi de; zamanın yetkili siyasilerine ve hükümetlerine çeşitli zamanlarda ve vesilelerle çözüm adına projeler gönderdi..

Umumi yangınlarda yangını söndürmek sadece itfaiyenin işi değil,herkesin görevidir.Bilirsiniz seferberlik ilan edilir araçlara el konur herkes söndürmeye yardım eder..

Söndürenede sende kimsin denilmez.Denilse yananlara değil, yangından ve yakandan taraf olunmaz mı ?
Yapılan bunca hizmet, açılan bu kadar kurumların yanında Hocaefendi, devlet adamlarina zaman zaman tavsiye mektupları göndermiş, sivil insiyatif olarak bu milli göreve katkılarda bulunmak istemiş ve bulunmuşturda.. Bunlardan bazıları;

1- Yöreye, kürtçeyi bilen eğitimciler, öğretmenler tayin edilsin.

2- Bölge hastanelerine hastanın dilini bilen doktor, ebe ve hemşireler gönderilsin.

3-İmam, müftü ve vaizler bölge insanından tayin edilsin. Bölge insanı kendi diliyle vaaz ve nasihatını alsın.

4-Mülki idare amirleri yöre insanlarından olsun.Halkı dinlesin, şivesini kılık kiyafetini hor görmesin, aşağılanmasın

5-Emniyet ve asayişi için de yörenin problemlerini en iyi bilen acını sancısını çekmiş, yeterli eğitimi almış yöre insanından personel atansın.

6-Yapılan zulüm ve baskılar kalksın.. ötekileştirme bitsin. Ağır tahrikler olmasın. Bunun için askeri personelin de yöre insanından yetiştirilip tayini yapılsın..

7- Özellikle pretisyen doktorlar, okullarda sağlık derslerine girsin.Okullarda koruyucu hekimlik ve hijyen dersleri verilsin.                   
                                                                                
8- “Toplumsal Barış”diye bir defaya mahsus olmak üzere hem alevi dedelerine hem de yöredeki medrese mollalarına statü tanınsın,devlet nezdinde yer verilsin ve maaş bağlansın.(Bunun için illa diploma denilecekse, dersanelerimizde lise bitirme ve hazırlık kurslarıni ucretsiz verelim denmişti.)

9-Ülkede özellikle bölgede yakılan ormanlarla ilgili çalışmalar yapılsın , öğrencilerimizle birlikte milyonlarca ağaç dikelim

Bu hususlar, zamanın siyasilerine hükümet ve iktidarlarına özellikle Doğu, Güneydoğu meselesinde samimi olduğunu iddia eden AKP hükümetlerine, o günün başbakanı, bugünün Cumhurbaşkanı zata ya mektuplarla ya bizzat,ya da bilvesile iletildi. Meğer o da oyun içinde bir oyun, maske üstüne bir maskeymiş,sonradan anlasıldı.

Bugün anlaşılıyor ki,mevcut iktidar da;bölgenin parçalanması ve birilerine peşkeş çekilmesi adına,BOP plan ve stratejisinin,oyununun ve senaryosunun bir parçası imiş.Bu nedenle, tam çözüm süreci derken son dönemde bölgedeki okul,yurt, okuma salonu,gibi egitim kurumlarimiz birdenbire ateşe verildi. Yetkili mercilere soruldugunda, örgüt sempatizanları tarafindan yapıldığı söylenmisti. Ne hikmetse ne kaymakam ne vali ne de asker müdahele etmiyordu..

Fakat otuz senedir bölge insanlari, yörenin problemlerinin giderilmesinde hizmet insanının samimiyetini görmüş ve inanmıştı. Dört elle hizmet kervanina katılmışlardı. Yoksa otuz yıldır örgüt yakmadı da bugün mü aklına yakmak yıkmak geldi?

Örgüt, bu son derece faydalı, yavruları hayata hazırlayıp dağda çürümekten kurtaran hizmete sahip çıkan halkı karşısına almaya cesaret edemiyordu aslında..sonra ne diye bu kurumları yaksınlar ve ateşe versinler ki?Gerçekler zaten çok geçmeden ortaya çıkmıştı, İstanbul,Ankara, İzmir gibi vs.yerlerde okullara kim dozerleri dayayıp duvarlarını yıktıysa, tabelalarını balyozlarla söktüyse, içinde Kur’an-i Kerim olduğunu bile bile kitabevlerini ayaklarıyla kim çiğneyip yaktıysa; İşte onlar Cizre, Şırnak,Bulanık gibi yerlerde okulları yurtları ve okuma salonlarını yakmış yıkmış ve çok geçmeden de nitekim kapatmışlardır.. Hatta bu sinsi hain planı uygulamak için iktidar beş tane milli eğitim bakanını feda etmiş ve değiştirmişlerdi.

Bölge ve bölge insanı için biçilmiş bir kader varmış meğer! Şer şebekeleri sinsi planları gereği hizmet hareketinin; yine kendi imalatları olan güya kürt problemini! çözüme dair hayatî ve önemli çözümünü engellediler…istemediler.!

Devlet yetkilileri zaman zaman çeşitli vesilerle katıldıkları proğramlarda hep “Devletin yapamadığını yaptınız sizlere minnettarız o kahraman eli öpülesi öğretmenleri tebrik ederiz demiyorlar mıydı?
Peki bugün noldu? Söyleyeyim:

Terörist vatanperver, vatanperverler terörist!

[Bahattin Karataş] 19.6.2018 [thecrcl.ca]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder