Reza Zarrab, New York’taki duruşmada ‘itirafçı’ olarak konuşmaya başladı.Beklendiği gibi İran’a ambargoyu iktidar ile el ele nasıl deldiklerini, bakanlar ne kadar ve nasıl rüşvetler verdiğini delilleriyle anlatıyor.
Kara para aklama ve İran’a döviz sağlama trafiği dört Türk bankası üzerinden, ABD’de bir muhabir banka kullanılarak gerçekleştirilmiş.
ABD böylece Zarrab ve işbirlikçilerini yargılama hakkını hukuken elde ediyor.
Davanın diğer delilleri, dinleme tapeleri de 2013’ten bu yana Zarrab’ı takip eden FBI tarafından gerçekleştirilmiş.
İddia edilenin aksine yasadışı veya Türkiye’den transfer değil!
Zarrab’ın itirafları demokratik bir ülkede iktidarı yerin dibine sokar.
Rüşvet alanları, ülkenin bankalarını ve itibarını batıranları sokağa çıkamaz hale getirir.
Hukuk önünde mutlaka hesabı sorulur…
***
Türkiye, 17/25 Aralık’ta bu treni kaçırdı.
Zarrab’ın şimdi ABD’de itiraf ettiklerini, hukuk kapsamında delillendiren, yasadışı para trafiği ve rüşveti belgelendiren savcılar, polisler ‘kumpasla’ önce görevden alındı ardından hapse atıldı.
3 yılı aşkın süredir hapis yatırılıyorlar.
ABD’de Zarrab davası yaklaşınca, eşleri, kardeşleri, çocukları da ‘esir’ olarak tutuklandı.
Konuşmasınlar, gerçeği haykırmasınlar diye ‘şantaj’ yapıldı.
Buna karşılık suçlular baş tacı edildi.
Rüşveti veren Zarrab ‘hayırsever’, rüşveti ayakkabı kutusuyla alan Süleyman Arslan ‘saf ve dürüst’ ilan edildi.
Rüşveti aldığı belgelenen bakanlar istifa ettirildi ancak, yargı önünde hesap vermeleri engellendi.
Zarrab’a yurtdışı çıkış izni verilirken, polislerin ve savcıların çocukları ve ailelerinin yurt dışına çıkışları keyfi olarak engellendi…
***
Sonuç ortada…
17/25 Aralık soruşturmalarının ‘yargı darbesi’ veya ‘kumpas’ olmadığı, ses kayıtlarının ‘montaj’ veya ‘delil üretme’ olmadığı artık kesinlik kazandı.
Halen o kahraman polisler ve cesur savcılar hapiste tutulacak mı?
‘Esir’ tutulmaya devam edilecekler mi?
17/25 haberlerine yer verdikleri için tutuklanan gazeteciler serbest bırakılacak mı?
Türkiye’de hukuk yok tamam da, uluslararası hukuk açısından artık şüpheye mahal bırakmayacak şekilde delillendirilmiş bir hususu nasıl yok sayacaksınız?
Rüşvetçinin itiraflarını ve mahkemeye sunduğu delilleri, banka dekontları ve mailleri nasıl yok sayacaksınız?
Farkında mısınız bilmem ama yok yere hapse atılan ve hukuksuzca esir tutulan bu insanlar artık içeride tutuldukları her günün bedelini uluslararası mahkemelerden rahatlıkla alabilirler.
On binlerce mağdurun parasını da halk cebinden ödeyecek.
Tıpkı, kamu bankalarının İran’a ambargoyu ceza alacaklarını bilmelerine rağmen delmeleri gibi…
Bankaların ödeyeceği milyarlar da maalesef halkın cebinden çıkacak…
***
Oysa İran ile gerçekten gıda, ilaç ve inşaat malzemesi ticareti yapılsa, hayali ihracatla rüşvetle para aklama yerine, yasal ticaret gerçekleştirilseydi, Türk yatırımcı kazanacak ve devlet de yüksek vergi kazancı elde edecekti.
Rıza Zarrab ve rüşvetle besledikleri 17/25 Aralık’ta yargılansa, iktidar bugün yaşadığı rezaleti yaşamayacak hatta yolsuzlukla mücadele ettiği için itibar kazanacaktı.
Bilmem farkında mısınız, battıkça batıyorsunuz…
Zararın neresinden dönülürse kardır!
Suçlarınız örtmek için masumlara zulmetmeye son verin.
Tez elden hukukun üstünlüğü ve demokrasiye dönün!
Şüpheniz olmasın! Hukukun üstünlüğüne, yargının bağımsız ve tarafsızlığına, adil yargılamaya bugün olduğu gibi yakın zamanda da ekmek kadar su kadar en çok sizin ihtiyacınız olacak!
Unutmayın! Ne demiş atalarımız, ‘Ayarını bozduğun kantar gün gelir seni de tartar…’
[Erhan Başyurt] 1.12.2017 [TR724]
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder