Cezaevinin nabzı ‘Kovuş Gaztesi’nde atıyor: Çekirdek piyasasında son durum ne? [Sevinç Özarslan]

Tutuklandığında kızı 27 günlüktü ve hastane yatıyordu. Moralini bozmadan 16 ay hapis yattı. Herkese neşe kaynağı oldu. Gazete bile çıkardı. İşte mühendislik öğrencisi Recep Gündüz’ün hikayesi…

SEVİNÇ ÖZARSLAN – BOLD ÖZEL

Bir hapis, bir hastane, bir de asker arkadaşlığı unutulmaz derler. 16 ay hapis yatan öğrenci Recep Gündüz o unutulmayacak arkadaşlardan biri. 6,5 ay Bilecik M Tipi Cezaevinde kalan Gündüz kader arkadaşlarını mutlu etmek için bir “Kovuş Gaztesi” hazırlamış.

Mahkeme kağıtlarının arasında dışarıya çıkarabildiği gazete, içeriden günlük yaşama dair haberler veriyor hem de eğlenceli üslubuyla dikkat çekiyor. “Hapiste kaldığım süre içinde her zaman dinamik, enerjik bir insandım. Oraya tabiri caizse oradaki insanlara moral vermek üzere gittiğimi düşündüm hep. O motivasyonla yaşadım” diyen Gündüz artık Fransa’da yaşıyor ve yine arkadaşları için kah Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, kah Birleşmiş Milletler’in önünde yapılan protestolara katılıyor.

“Elimde tuttuğum çiçek aslında bir turp. Çimlenmeye yüz tutmuş turpu bir pet şişeyi kesip altına biraz su koyarak yerleştirdim, her gün güneş yer değiştirdikçe onun da yerini değiştirdim, sonuçta yeşillendi, çiçek açtı. Birçok arkadaş onunla ilgilendi ve fotoğraf çektirdi. Çünkü koğuşumuzdaki tek yeşillik, tek çiçekti.”

TUTUKLANDIĞINDA KIZI 27 GÜNLÜKTÜ

Recep Gündüz Cemaat soruşturmaları kapsamında 18 Eylül 2017’de tutuklandığında Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi İnşaat Fakültesinde mühendislik öğrencisiydi. Son sınıfta okuyordu. Aynı zamanda evli ve yeni doğmuş bir kız çocuğunun babasıydı. Kızı daha 27 günlüktü. Tutuklandığı sabahın gecesinde hastanedeydiler. Kızını götürmüşlerdi. Doktor, “durumu çok ciddi, sabaha çıkmayabilir” demişti ve hastaneye yatırmışlardı. Karı-koca o gece evlerine döndüler. Çocukları sabaha çıkar mı çıkmaz mı, ne olacak diye düşünürken sabah polis kapılarını çaldı.

Recep Gündüz, gözaltına alındı. Bir gün Bursa Emniyet Müdürlüğünde, 8 gün Bilecik’te nezarette kaldıktan sonra tutuklanıp Bilecik M Tipi Cezaevine gönderildi. Recep 6,5 ay kaldığı Bilecik’te -daha sonra Düzce T Tipi Cezaevi’ne sevk edildi- hem kendi sıkıntısını unutmak hem de arkadaşlarına moral vermek için gazete hazırladı.

Gazetede yok yok. Gündem başlığı altında tahliye olanlardan ve tutuklananlardan haber veriliyor. KHK uzmanından yorumlar, çekirdek piyasasındaki son durum, Cevdet hocanın fetvaları ve daha neler neler. Bulmacasından akrostişine, spora kadar her şey düşünülmüş. Sağlık köşesi cezaevi ve hastane arasında sıkışıp kalan, tedavileri geciktirilen hasta tutukluların yaşadığı gerçekliğe ışık tutuyor. Değişen Hayatlar dizisi bölümünde ise değişimler, dönüşümler, hapishanede razı olunan imkanlar ve anlar anlatılıyor.

Recep Gündüz: “Arkadaşlarıma tatlılar, meyve tabakları, yemekler hazırlıyordum. Maksat onları dinamik tutmaktı. Gazete fikri de öyle çıktı. Arkadaşları tebessüm ettirebilmek için ne yapabilir diye düşünürken ortaya çıktı. Daraldığım zamanlar tabi ki oldu. Özellikle mahkeme dönüşlerinde. Ama bir gün tahliye olacağıma inancımı hiç kaybetmedim.”

“SUDOKU BULMACASIYLA HABERLEŞİYORSUNUZ” DEDİLER
Recep Gündüz kabına sığmayan neşeli kimliğinin yanı sıra itiraz eden, boyun eğmeyen bir kişiliğe de sahip. Bu yüzden cezaevinde başı derde girmiş ve 3 gün hücre cezası almış. Ancak gelin görün ki infaz hakimliği onu haklı bularak cezası sonlandırmış. Sudoku bulmacası nedeniyle başlayan olayı Gündüz şöyle anlatıyor:

“Bilecik’te idare ve personelle yaşadığım sıkıntılardan dolayı 3 günlük hücre cezası verildi. İtiraz ettim. Sudoku bulmacasını çok seven bir arkadaşım vardı, birlikte çok çözerdik başka bir cezaevine nakil olunca orada çözemediği bir bulmacayı mektupla bana göndermiş. Cezaevi yönetimi de siz bunun üzerinden haberleşiyor musunuz, bu sizin gizli haberleşme ağınız mı diyerek koğuş araması yaptıklar. İçinde sudoku bulmacası olan gerek gazete, gerek defterimize çizip çözdüğümüz bulmacaları hepsini topladılar.

İçeride tuttuğum şiir ve günlük defterim vardı. Günlüklerimden birinde cezaevi personeliyle ilgili yazdığım cümlelerin hakaret olduğunu düşünerek hakkımda disiplin soruşturması açtılar. Neticesinde 3 günlük hücre cezası verdiler. İnfaz hakimliği beni haklı buldu. Defterim şahsi olduğunu, onların açıp okuyacağını söyleyerek hücre cezasını bozdu. Onlar da beni sürgün ettiler. Tabiri caizse sürdüler. Düzce T Tipi Cezaevine. 9,5 ayda orada kaldım.”

Tahliye olduktan sonra hemen üniversiteye gittim. Yarım kalan derslerimi tamamladım. Yine bir darbe günü olan 12 Eylül 2019’da son sınavıma girerek mezun oldum. Ardından 18 Eylül’de Meriç üzerinden Yunanistan’a çıkmak üzere yola çıktım. Ancak Karaağaç’ta ben ve arkadaşım, oranın köylüsü olduğunu düşündüğümüz iki kişi tarafından gasp ve darp edildik. Yüzlerinde maske, ellerinde pompalı tüfek ve bıçakla gelmişlerdi. Kendilerini asker olarak olarak tanıttılar. Devriye gezen asker olduklarını söylediler. Paramız pulumuz telefonumuz neyimiz varsa aldılar. Geri dönmek zorunda kaldık. 6 gün sonra 24 Eylül 2019’da geçtik. Yunanistan’da iki hafta kaldıktan sonra Fransa’ya geldim.

[Sevinç Özarslan] 8.9.2020 [Bold Medya]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder