Perşembe günü, Dolar ve Euro’nun tarihi zirve yapmasından sonraki en flaş haber şüphesiz Yunanistan ve Mısır arasında imzalanan münhasır ekonomik bölge anlaşmasıydı. Yunan medyasına göre Mısır’a dün resmi bir ziyarette bulunan Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias tarihi anlaşmayı imzaladı.
Fakat asıl haber Türkiye’nin tepkisinde. Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada “ Yunanistan ile Mısır arasında deniz sınırı bulunmamaktadır. Yunanistan ile Mısır arasında bugün imzalanan sözde deniz yetki alanları sınırlandırma anlaşması, Türkiye için yok hükmündedir” denildi.
Türkiye geçtiğimiz yıl Kasım ayında benzer bir anlaşmayı Libya’nın yaklaşık yüzde 15’ini kontrol eden Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti ile yapmıştı.
Şimdi herkes haritayı önüne koyup Türkiye mi Trablus’a yakın, yoksa Yunanistan mı Mısır’a, gözleriyle görsün. Beş yaşındaki bir çocuk dahi Türkiye’nin sergilediği garabete gülecektir.
Türkiye Doğu Akdeniz’de herhangi bir doğal arama faaliyetinde falan bulunmuyor, sadece bulunduğu izlenimi vermeye çalışıyor. Bölgeye gönderdiği gemilere milyonlarca dolar harcayarak bölgede doğal gaz bulan ülkelerin oyunun bozmaya çalışıyor.
Bu oyunu bozmaya çalışırken de yalnızları oynuyor. Hiçbir ülke Türkiye’nin tezlerini desteklemiyor. Her konuda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a göz yuman, neredeyse her hafta kendisiyle telefonda görüşen ABD Başkanı Donald Trump dahi Atina’nın yanında. Peki başka kimler var Atina’yı destekleyen? Rusya, Avrupa Birliği, İsrail, Mısır gibi bölgesel ve küresel tüm aktörler.
Yunanistan geçtiğimiz ay da İtalya ile benzer bir anlaşma imzalamış, imza töreni sonrası Yunan Bakan Dendias, ‘‘Deniz bölgelerinin belirlenmesi geçerli anlaşmalarla yapılır, Türkiye’nin imzaladığı gibi geçersiz anlaşmalarla ve BM’ye tek taraflı ibraz edilen haritalarla yapılmaz’’ demişti.
Türkiye ise Yunanistan ve Mısır arasında imzalanan antlaşma ile ortaya çıkan sınırın, Libya ile yaptıkları anlaşma ile belirlenen kıta sahanlığının içinde olduğunu öne sürüyor.
Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında Mısır’a akıl da veriliyor: “2003 yılında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile imzaladığı anlaşma ile 11 bin 500 km2’den vazgeçen Mısır, Yunanistan’la bugün imzaladığı bu sözde anlaşma ile de, yine deniz yetki alanı kaybına uğramaktadır. Bu anlaşmayla Libya’nın hakları da gaspedilmeye çalışılmaktadır.“
Türkiye, Doğu Akdeniz’de attığı adımların büyük çoğunluğunu Kıbrıs’taki Türk tarafının haklarını koruma bahanesine dayandırıyor.
Burada da ciddi bir fiyasko var aslında. Kıbrıs’ın kuzeyini kontorlünde tutan Türkiye, burada kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni dünyada tanıyan tek ülke. Hiçbir ülke bu yapıyı tanımadığı gibi Birleşmiş Milletler için de böyle bir devlet yok. Yani BM nezdinde KKTC illegal bir yapı. Ama Türkiye, BM’nin tanımadığı bir yapıyı bahane ederek Doğu Akdeniz’de maceralara atılıyor, oyun üstüne oyun kurguluyor.
Ancak aynı Türkiye, Libya’daki Trablus hükümetinin BM tarafından tanındığını belirterek bu ülkeye yaptığı müdahaleyi yasal olarak adlandırıyor.
Bu diplomatik bir tutarsızlık değil mi? BM tarafından tanınan Trablus hükümeti ve BM tarafından tanınmayan KKTC’yi kullanarak Doğu Akdeniz’de faaliyetlerde bulunmak?
Evet uluslararası ilişkiler hak ve hukuktan çok bilek gücünü esas alıyor, doğru. Türkiye de bilek gücüyle bölgede aktör olmak istiyor. Bunu da ABD‘nin bölgeden çekilmek istemesi ve Avrupa Birliği‘nin ortak bir dış politika belirleyememesinden dolayı oluşan boşluktan faydalanmaya çalışarak gerçekleştirmeye çalışıyor. Yani gücüyle değil, yedi düvele karşı savaşarak değil, sadece ve sadece boşlukları doldurmaya çalışıyor.
Ancak birkaç adım ileri gittiyse de, bunun daha ilerisinin olamayacağını farketmiş olmalı.
Doğu Akdeniz ve Libya bir kurtlar sofrası. Hele hele bölgede haksızlıklar hukuksuzluklar olduğunu öne süren Türkiye’nin, sadece kendisi tarafından kabul gören kararlarla bölgeyi dizayn etmeye kalkışması, belki ilk etapta “Ne oluyoruz?“ şaşkınlığıyla karşılansa da, bölgedeki dengeler yavaş yavaş yerli yerine oturuyor.
Türkiye bir yandan BM’nin tanımadığı KKTC’nin haklarını kollamak, diğer yandan da BM tarafından tanınmasına rağmen, bu tanınırlığı tartışmalı olan Trablus hükümetiyle yaptığı anlaşmalarla bölgede şimdilik Doğu Akdeniz’in sularını köpürtüyor.
Bunu yaparak tüm büyük ve bölgesel güçleri adım adım Türkiye’nin başına topluyor. Düşünsenize Kıbrıs’ta artık Fransız gemileri demirliyor. Amerikan donanması Yunanistan açıklarında. Mısır ve İsrail Yunanistan’la kol kola. Rusya zaten Türkiye’ye karşı Yunanistan’ın yanında yer alacak.
Sadece oy uğruna Türkiye’nin bölgede bir maceraya sokulması şüphesiz halkın geleceğine ipotek koymak anlamına geliyor. Pek çok ülkeyi tahrik etmenin hiçbir getirisi olmadığı gibi, götürüsü kesinlikle çok yüksek olacaktır.
Şimdi uluslararası kamuoyu Türkiye ve BM tarafından tanındığı iddia edilen ama Türkiye’nin desteğini çekmesi durumunda bir gün dahi ayakta kalamayacak olan Trablus hükümeti ile yapılan deniz sınırı anlaşmasını mı destekleyecek, yoksa Yunanistan ve Mısır arasında imzalanan anlaşmayı mı?
[Cumali Önal] 7.8.2020 [TR724]
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder