İHD ve TİHV: İşlerini geri isteyen kamu emekçileri serbest bırakılsın

İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), yaptıkları ortak açıklama ile “İşimi Geri İstiyorum” dedikleri için gözaltına alınan Acun Karadağ, Nazan Bozkurt, Mahmut Konuk, Armağan Özbaş, Alev Şahin, Mehmet Dersulu ve Gülnaz Bozkurt’un derhal serbest bırakılmalarını talep etti.

KRONOS 14 Ağustos 2020 GÜNDEM

İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) yaptıkları ortak açıklama ile “İşimi Geri İstiyorum” eylemi yaptıkları gerekçesiyle gözaltına alınan emekçilerin serbest bırakılmasını talep etti.

‘İŞİMİ GERİ İSTİYORUM’ DEDİLER

İki insan hakları kurumunun açıklamasında, “İşimi Geri İstiyorum’ diyerek protesto eylemi yapan ve bu eylemlerde polis müdahalesine uğradıkları için yaşadıkları ihlaller nedeniyle İHD ve TİHV’ye başvuran çok sayıda kişi bulunmaktadır. Bu kişilerle ilgili neredeyse aynı iddialarla ilgili devam eden davalar mevcuttur. Bu kişiler sürekli polisin gözü önünde aynı içerikli protesto eylemleri yapmaktadır, dolayısıyla devam eden davaları sonuçlanmadan aynı iddialar ile mükerrer diye tabir edeceğimiz bir adli işleme tabi tutulmaları kesinlikle kabul edilemez. Bu nedenle gözaltına alınanların bir an önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz” ifadeleri kullanıldı.

“İKTİDAR KARŞI DARBE YAPARAK OHAL İLAN ETTİ”

“15 Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsünün bastırmasını takiben darbecilerin yakalanması ve iktidara tüm kesimlerin desteğini açıklamasına rağmen iktidar, adeta karşı darbe yaparak 20 Temmuz 2016 tarihinde OHAL ilan etmiştir” denilen açıklamada, bu uygulamanın kesintisiz olarak 2 yıl süreyle sürdürüldüğü vurgulandı. “Bu da yetmemiş, 7145 sayılı kanunla OHAL yetkileri kurumlara ve valilere tanınarak OHAL 3 yıl için sürekli hale getirilmiştir” denildi.

“İKTİDAR HUKUK TANIMIYOR”

İki kurumun açıklaması şöyle devam etti: “OHAL dönemi içerisinde çıkarılan çok sayıda Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile 135 bin kamu emekçisi kamu görevinden çıkarılmış ve adeta medeni ölüme terk edilmiştir. İktidarın bu hukuk tanımaz ve Anayasa dışı uygulamasına karşı başlangıçta binlerce kamu emekçisi sendika ve konfederasyonları öncülüğünde protesto eylemleri yapmış ve iktidarı Anayasa’ya uygun davranmaya davet etmişlerdir. Halen sendika ve konfederasyonların bu tarz eylem ve etkinlikleri belirli zamanlarda yapılmaya devam etmektedir. Bunun yanı sıra onlarca kamu emekçisi başta Ankara olmak üzere Türkiye’nin farklı şehirlerinde her gün yinelenen şekilde ve sadece ‘İşimi Geri İstiyorum’ pankartı açarak barışçıl protesto etkinliği yapmış ve yapmaya devam etmektedirler.”

“YANDAŞ MEDYADA MASUMİYET KARİNESİNE AYKIRI YAYINLAR YAPILDI”

“Bu şekilde ‘işimi geri istiyorum’ diyen kamu emekçileri bu süreçte sayısız kez gözaltına alınmış ve haklarında yüz binlerce lirayı bulan idari para cezası verilmesi işlemine uğramışlardır. Bu kişiler ayrıca terör suçlaması ile karşılaşmış ve birden çok kez uzun süreli gözaltılara tabi tutularak haklarında çok sayıda dava açılmıştır, açılan davalar halen devam etmektedir. 13 Ağustos 2020 tarihinde sabah saatlerinde Ankara’da birçok kişi evleri basılarak gözaltına alınmıştır. Gözaltına alınanlar arasında İHD üyesi Mahmut Konuk da bulunmaktadır. Ayrıca haftada birkaç gün ‘İşimi Geri İstiyorum’ diyerek protesto eylemi yapan ve bu eylemlerde polis müdahalesine uğradıkları için yaşadıkları ihlaller nedeniyle İHD ve TİHV’e başvuran çok sayıda kişi de bulunmaktadır.

‘TOPLANMA VE GÖSTERİ YAPMA ÖZGÜRLÜKLERİNİ KULLANDILAR’

Bu kişiler gözaltına alındıktan sonra yandaş medyada masumiyet karinesine aykırı biçimde yayınlar yapılarak bu kişiler hakkında karalama ve itibarsızlaştırma kampanyası yürütülmesi oldukça üzücüdür. Gözaltına alınan kamu emekçileri Anayasa ve Türkiye’nin altına imza attığı uluslararası sözleşmeler ile güvence altına alınan toplanma ve gösteri yapma özgülüklerini kullanmaktadırlar. Bu özgürlük, ‘ifade özgürlüğü’ ile birlikte demokratik toplumların temelini oluşturur. Uluslararası normlar, toplanma ve gösteri yapma hakkı kullanılırken, ulaşılmak istenen amaç ve kullanılan ifadeler ne kadar rahatsız ve şok edici olursa olsun, devletlerin bu hakka müdahaleden kaçınmaları gerektiğini açıkça belirtir. Barışçıl yöntemler ile en temel hak ve özgürlüklerini kullanan bu kişilerin bir an önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz.”

[Kronos.News] 14.8.2020

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder