Network Marketing yazıma dair bazı mülahazalar [Dr. Yüksel Çayıroğlu]

“Network Marketing Sistemi’nin İslam Fıkhı Açısından Tahlili” yazımızla ilgili bazı tenkitler yapıldı, sorular dile getirildi. Bir fikir ve düşüncenin, bir fıkhî tahlilin kritiği yapılabilir, tenkit edilebilir. Bunlar hak ve hakikatin ortaya çıkması, meselelerin doğru anlaşılması açısından faydalıdır. Ne var ki yapılan tenkit ve itirazlara haklılık payı kazandıran da ilmî bir çerçevede ortaya konulması ve müdellel olmasıdır. Biz gücümüz yettiği ölçüde bir meseleyi İslam fıkhı açısından ele alıp incelemeye çalıştık. Bunu yaparken de İslam fıkhının bu tür konulara bakış açısını ve pek çok âlimin, ilim heyetlerinin, fetva meclislerinin, fıkıh komisyonlarının yaklaşımını ortaya koymaya çalıştık. Bu konuda her hangi bir yanlışlık, yorum hatası varsa yapılması gereken itiraz edilen noktaların ilmî kriterlerle ortaya konmasıdır.

Bu yazıyı niye kaleme aldım?

Meselenin ne kadar hassas, tartışmalı ve netameli bir konu olduğunu bildiğim ve konuyla ilgili derin bir araştırma yapmadığım için önceleri gelen soruları bu konuda yazılmış başka yazılara havale ettim ya da kısa izahlarla yetindim. Fakat ısrarlı talep ve sorular beni işin içine çekti.

Ayrıca mensupları arasındaki ilişkilerin uhuvvet, ihlas, samimiyet ve yardımlaşma temelleri üzerine oturduğu dinî ve sosyal yapılarda, bu tür ağların ileri vadede ilişkileri yıpratabilecek olması da yazıyı yazmamda teşvik edici oldu.

Nitekim yazıyı yazdıktan sonra gelen çok sayıdaki telefon, mail ve mesajda aldığım tepki ve yorumlar da bu endişelerimde haksız olmadığımı gösterdi. Çok sayıda okuyucu bu konudaki rahatsızlığını ifade etti. Twitter paylaşımlarımın ve Tr724’deki yazımın altına yazılan yorumlarda da bunu görmek mümkün. Pek çok okuyucu ve takipçi ağ pazarlamanın sebep olduğu mevcut sıkıntılardan duyduğu rahatsızlığı açıkça dile getirdi.

Dünyadaki çok önemli âlimlerin ve fıkıh heyetlerinin güçlü argümanlar ileri sürerek mahzurlu gördüğü bir sisteme, dinî hassasiyeti olan insanların meselenin önünü ardını iyice araştırmaksızın rahatlıkla girdiğini görünce, en azından konunun farklı boyutlarını onlara arz etmek ve daha bilinçli hareket etmelerini sağlamak istedim.

Yoksa birilerinin kazancına mani olmak veya birilerine zarar vermek gibi bırakalım Allah’tan korkan bir mü’mine insan olan insana dahi yakışmayacak niyet ve düşünceler aklımdan dahi geçmedi, geçmez de. Bir insanın bu tür ağlara üye olması onu benim gözümde hiçbir şekilde küçültmeyeceği gibi, bu tür insanların hedef alınmasını da kesinlikle tasvip etmem. Çünkü herkesin kendisine göre farklı gerekçeleri, düşünceleri veya durumları olabilir. Meselenin şahsileştirilmesi doğru olmaz.

Üstelik her kim olursa olsun birilerinin bu sisteme girmesi veya mesafeli durması da verilecek hükme tesir etmemelidir. Falan şahıs bu sistemin içindeymiş, filan bu sisteme girmemiş düşüncesiyle adım atılması doğru olmaz. Herkes meseleyi okumalı, dinlemeli, araştırmalı, düşünmeli ve neticede kendi aklıyla ve vicdanıyla karar vermelidir.

Niye belirli bir markayı değerlendirmedim?

Çünkü önemli olan ölçülerdir, ilke ve prensiplerdir. Bunlar bilindikten sonra her markayla ilgili sağlıklı değerlendirmeler yapılabilir. Ayrıca bugün X, yarın Y firması olur. Önemli olan network marketing sisteminin mantığını anlayabilmektir.

Peki, MLM (multi-level marketing) sistemini kullanan firmalar arasında fark yok mudur? Elbette vardır. Fakat bunlar teferruata ait farklardır. Sistemin omurgası, işleyişi ve temel felsefesi hepsinde aynıdır. Dolayısıyla bunlar fıkhî açıdan çok fazla üzerinde durmayı gerektirecek farklar değildir.

Gerçi bakarsanız network marketing sistemini kullanan her firma kendisinin diğerlerinden farklı olduğunu söyler. Yaptıkları açıklamalarla kendilerinin daha çok para kazandırdıklarını, daha legal olduklarını, daha hakkaniyetli ve adaletli kâr dağıttıklarını, ahlakî normlara daha çok riayet ettiklerini, saadet zincirleriyle arasına daha çok mesafe koyduklarını vs. iddia ederler. Hatta Müslüman toplumlarda faaliyet gösteren bazı firmalar kendilerinin daha İslamî olduklarını söylemekten de geri durmazlar.

Ne var ki farklı firmaların sistemleri üzerine yaptığımız araştırma ve kıyaslamalarda biz çok büyük farklılıklar görmedik. Komisyon oranları, ürünlerin iade şartları, sisteme giriş ve çıkış kuralları, distribütör ağının nasıl kurulacağı, hangi katmana kadar komisyon alınacağı, basamak atladıkça ne tür prim ve bonuslar kazanılacağı, ürünlerin nasıl satılacağı, aktif üyeliği devam ettirebilmek için ne gibi zorunlulukların bulunduğu gibi detaya ait konularda elbette her firmanın kendine özgü kuralları, şartları ve işleyişi vardır. Hatta firmaların dağıttıkları komisyonlara, üyelerine, kullandıkları pazarlama sistemine verdikleri isimler dahi farklıdır.

Fakat bu konulardaki farklılıklar söz konusu firmaları network marketing olmaktan çıkarmaya yetmiyor. Daha önceki yazımızda detaylı olarak üzerinde durduğumuz network marketing sistemleriyle ilgili temel ahlakî ve dinî eleştiri noktaları hemen hepsinde mevcut.

Konuyu yeterince araştırdım mı?

Kesinlikle evet. Hem de kendime göre oldukça detaylı ve etraflıca araştırdığımı düşünüyorum. Konuyla ilgili İngilizce, Arapça ve Türkçe çok sayıda akademik ve popüler makale/yazı okudum, verilmiş fetvaları inceledim, Youtube üzerinden çok farklı firmanın ürün ve iş sunumlarını izledim, bizzat sistemin içinde distribütör olarak faaliyet gösteren farklı kişilerle uzun görüşmeler yaptım. Elimden geldiği ölçüde meselenin detaylarına vâkıf olmaya çalıştım.

Dahası konuyu ekonomi uzmanlarıyla konuştum, onların değerlendirmelerini aldım. Farklı ilahiyatçı hocalarımızla uzun müzakere ve tartışmalar yaptık. MLM’lerle ilgili sosyal bilimlerde yapılan saha araştırmalarını inceledim, anketlere baktım, paylaşım sitelerindeki çok sayıda kişinin tecrübelerini okudum.

Yazıyı bitirdikten sonra da 4-5 farklı ekonomistin ve 10’un üzerinde ilahiyatçının yorumlarını aldım. Bu kadar önemli bir meselede eksik ve hatalı bir bilgi kalmasın, gözden kaçan bir şey olmasın diye. Küçük bazı tashih ve tavsiyelerin dışında hepsi yazıyı tahsin ettiler, isabetli buldular. Aslında bunları söylemek istemezdim. Ama yazının ceffelkalem yazılmadığını ifade etmek ve bir kısım sorulara cevap olması adına gerekli gördüm.

Şunu da belirteyim: Hiçbir iddiam yok. Kendimce isabetli gördüklerimi yazdım. Yazıda eksik ve hatalar olabilir. İyi niyetle bunları bildiren dostlara minnettar kalırım. Elbette farklı zihinler, farklı nazarlar farklı değerlendirmeler yapabilir, yapacaktır da. Neticede üzerinde konuştuğumuz konu iman esaslarından biri değildir. Hatta sübût ve delâleti kat’î olan bir nasla yasak edilen bir mesele de değildir. En nihayetinde bu, sosyoloji, psikoloji, tıp, hukuk, ahlâk gibi farklı branşların yanında fıkhı da ilgilendiren tartışmalı güncel fer’î bir meseledir.

Benim yapmaya çalıştığım şey de hem konuya dair fakihlerin değerlendirmelerine dikkat çekmek hem de anlayabildiğim ve görebildiğim kadarıyla kendi değerlendirmelerimi kamuoyuna arz etmekten ibarettir. Elbette kabul edip etmeme, bu tür sistemlere üye olup olmama okuyucuya kalmıştır.

Taraf mı tuttum?

Çok yakışıksız bir itham olsa da maalesef taraf tutma suçlamasını yöneltenler bile oldu. Hemen ifade edeyim: Dinî meselelerde taraf olmaz, hatır gönül ilişkisi gözetilmez. Naslar ve deliller esas alınır. Onlar nereye götürürse de oraya gidilir. Ne birilerinin gönlünü yapmak için yazı yazılır ne de birilerini hedef tahtasına koymak için. Zira bu, Allah’ın ayetlerini dünya menfaati karşılığında satmak demektir ve çok ağır bir vebaldir. Ayrıca böyle bir tavır bana göre ilmin izzetiyle oynamak, hakikate saygısızlık yapmak ve güven kredisini suiistimal etmek demektir.

Nasıl tepkiler aldım?

Gelen tepkilerin ezici çoğunluğu müspet oldu. Tanıdığım tanımadığım çok farklı branşlardan hocalar, akademisyenler, dostlar teşekkürlerini bildirdiler. Onların yazdıklarından veya söylediklerinden sanki çoklarının böyle bir yazı beklentisinde olduğu intibaı edindim. Fakat genellikle bu işle uğraştığı anlaşılan az sayıdaki insandan ciddi tepkiler de geldi. Sitede yayınlanan yazının veya twitter paylaşımlarımın altına yazılan yorumlarda bunu görmek mümkün.

Özellikle twitterda özelden yazanların, “sosyal bir yaraya parmak basıldığı”, “çok büyük bir probleme neşter vurulduğu”, “şu anda karşı çıkanların da ileride teşekkür duyguları içinde olacakları”, “kendilerine yapılan üyelik tekliflerinden bıktıkları”, “geç kalınmış bir yazı olduğu” vs.  şeklindeki sözleri ve çok sayıda insanın teşekkür mesajı göndermesi bu konunun üzerinde durulması gereken önemli bir problem olduğunu gösterdi.

Niye ürünler üzerinde durmadım?

Çünkü buradaki asıl tartışmalı konu MLM’lerin işleyiş sistemi ve felsefesiydi. Elbette ürünlerin helal içerikli, yasal, sağlıklı ve güvenilir olması, piyasa değerinde satılması da önemlidir. Fakat ürünlerle ilgili mesele sadece network marketing için geçerli değildir. Bütün firma ve markalar için geçerlidir. Bizim odaklandığımız konu ürünler değildi; ürünlerin satış mekanizmasıydı.

Network marketing üzerinde konuşmaya başlayınca bazıları hemen belirli firmaların ürünlerini methetmeye, onların sağlık açısından ne kadar gerekli ve faydalı olduklarını anlatmaya başlıyor. Zaten kimsenin ürünlere bir şey dediği yok. Kaldı ki bu, benim alanım da değil. Bilakis doktorların ve gıda mühendislerinin araştırma yapmaları ve görüş beyan etmeleri gereken bir alan.

Yazıyı hüküm vermeden mi bitirdim?

Eğer yazı baştan sonra dikkatle okunur ve meseleye bütüncül bakılabilirse konuyla ilgili dinî mahzurların neler olduğunu anlaşılır. Bu basit bir akit değil ki kestirmeden bir şey söylensin. Bu kadar kompleks bir sistem, çok farklı açılardan yaklaşmayı ve değerlendirmeyi gerektirdi.

Üstelik dinî hükümlere sadece helâl ve haram açısından bakılması da doğru değildir. Siyah ve beyaz arasında yüzlerce ton olduğu gibi, haramla helal arasında da çok farklı tonlar vardır. Fakihler genellikle hakkında kesin delil bulunmayan konular hakkında “haram” tabirini kullanmaktan kaçınmış, belirli fiil ve muamelelerle ilgili dinî mahzuru ifade etmek üzere “terki evla”, “la be’se bih”, “tenzihen mekruh”, “tahrimen mekruh”, “caiz değil”, “mahzurlu”, “uzak durulması gerekir”, “bu benim hoşuma gitmez”, “ben bunu kerih görüyorum” gibi çok çeşitli ifadelere yer vermişlerdir.

MLM’lerdeki sakıncalar her ticarette yok mu?

Elbette yazıda ifade edilen problemler pek çok ticari iş için söz konusu olabilir. Fakat bu, çoğu durumda şahısların ahlaksızlığından ve kötü niyetinden kaynaklanır. MLM’lerde ise sistem problem üretmeye, haksızlık ve mağduriyetlere müsaittir. Sadece şahısların iyi niyetli ve ahlaklı olması yetmez. Dolayısıyla şahıslardan kaynaklanan problemlerle, sistemsel problemleri ayrı tutmak gerekir.

Son olarak şu hatırlatmayla sözlerimi noktalamak istiyorum: İnsanlar arasındaki ailevî, içtimaî veya iktisadî muamelelerin fıkhî cephesi ele alınırken salt akılla hareket edilmemeli ve meselelere sathî bir bakış açısıyla yaklaşılmamalıdır. Bilindiği üzere “muamelat” bölümü İslâm fıkhının en geniş bölümünü oluşturur. Fakihler ayet ve hadislerdeki hüküm ve ilkelerden hareketle bu alana dair muazzam bir miras ortaya koymuşlardır. Bir taraftan mutlaka örf ve maslahatların değişkenliği dikkate alınmalı fakat diğer yandan güncel meselelere fıkıh mirasının bize kazandırdığı bakış açısıyla yaklaşılmalıdır.

[Dr. Yüksel Çayıroğlu] 16.6.2020 [TR724]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder