Miraç, iki hafta önce, 28 Şubat 2020’de yapılan ev baskınlarıyla gözaltına alınan 56 öğrenciden biri. Ankara TEM’de 12 saat boyunca işkence ile sorgulandıktan sonra tutuklandı. Çok sevdiğim arkadaşımdan ne bir haber var ne de bir ses...
KRONOS -12 Mart 2020
SİNAN ÖZCERİT yazdı…
Miraç’ı tanır mısınız? Keşke tanısaydınız…
Miraç, iki hafta önce, 28 Şubat 2020’de yapılan ev baskınlarıyla gözaltına alınan 56 öğrenciden biri. Ankara TEM’de 12 saat boyunca işkence ile sorgulandıktan sonra tutuklandı. Bugüne kadar ne bir haber var ne bir ses…
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi Muhammet Miraç Özer üniversiteye Türkiye 900’üncüsü olarak girdi. Ortaokulda da SBS birincisiydi. Liseye başladığımız yıllardan tanırım. Bir üst dönemimdi Miraç.
Yakın arkadaştık. Lisedede herkes çok çok severdi onu. Zeki, çalışkan hem de sosyal bir öğrenciydi. Birlikte vakit geçirmekten çok keyif alırdık. Tanıştığı insanlarla hemen kaynaşır, içindeki iyiliği ve güzelliği fark ettirirdi. Onun yardımseverliğine ve merhametine ailemin yaşadığı zor zamanlarda yanımda durduğunda tanık oldum. KHK ile ihraç edilen babam sadece hukuksuzluklarla değil amansız bir hastalıkla da mücadele ederken bana güç veren ender insanlardandı.
Aslında hikâyemiz çok benziyor Miraç’la. Doktor babası Ali Özer tutuklandı. Kimse ne olduğunu anlamadan iki buçuk ay sonra tabutta çıktı cezaevinden. Önemli bir sağlık sorunu yoktu. Bu nedenle kalp krizi diye kamuoyuna yapılan açıklama ile ilgili birçok soru işareti var. Ölüm raporunda iç kanama yazıyor, ben işkenceden şüpheleniyorum. Kendi yaşadıklarımdan, tecrübemden biliyorum ve Miraç’ın babasının ölümünün de üstü örtülen bir cinayet olduğunu düşünüyorum. Bilmeyenler için kısaca bahsedeyim; babam tutuklandıktan sonra cezaevinde kanser oldu ve aylarca hastaneye gönderilmedi. 4. evreye ulaşan hastalığı tahliye olduktan sonra uzun süre yaşamasına izin vermedi ve 6 ay içinde vefat etti. Dolayısıyla cezaevindeki tutuklu hastaların yaşadıkları hukuksuzlukları ve işkenceleri bizzat gördüm.
Babasını kaybettikten sonra Miraç çok zor dönemler yaşadı. Ailesi için hayat çok zordu, gelirleri yoktu. Tek gelirleri küçük bir emekli maaşıydı. Küçük iki kardeşi vardı, ailesinde kimse psikolojik olarak ayakta kalamadı.
Büyük yıkım yaşadılar. Uzun süre kendine gelemedi Miraç… Ruh sağlığına yeniden kavuşması uzun sürdü. Bu ruh halindeyken babasının ölümünü aydınlatmak için çok uğraştı. İnsan hakları derneklerine gitti, avukatlarla konuştu, babasının kaldığı cezaevi müdürüyle konuşmak istedi ama odadan kovuldu, savcılarla konuşmak istedi ciddiye alan olmadı. Toplayabildiği belgeleri arşivledi ve elinden gelen her şeyi yaptı. Bu hukuk düzeninde elinden bir şey gelmeyeceğini biliyordu ama gelecekte ülke normalleşirse babasının ölümü aydınlatmak istiyordu.
Şimdi destek olma sırası bendeydi. Yaşadıklarımıdan dolayı Miraç’ı kaderdaşım olarak gördüm. Birbirimizi iyi anlıyorduk. Ailesiyle yaşadığı ev okuluna çok uzak olduğu için üniversitesine yakın bir yerde bir arkadaşıyla beraber ev tuttu. Ama anlaşamayıp evden ayrıldı ve tek başına yaşamaya başladı. Bu durum onu maddi olarak çok zorlamıştı. Sonrasında başka iki arkadaşıyla anlaşıp başka bir eve çıktı. Evi kendisi kiralamıştı. Ve Miraç, 2 arkadaşıyla aynı evde kaldığı için gözaltına alındı. Kız kardeşimin hikâyesine o kadar çok benziyor ki…
Dosyasında arkadaşları ile aynı evde kalmaktan başka atfedilen bir suç yok. Kız kardeşim de yeniden yapılanma adı altında birçok öğrenciyle beraber gözaltına alındı. Dosyasında annemle, akrabasıyla ve aile dostlarıyla buluşması dışında hiçbir şey yok. Anneme telefonda ilaçları aldın mı diye sorduğu için polisler “İlaç nedir, ilaç neyin kodu, bu bir şifre mi?” gibi komik sorular yöneltmişti ve bu ciddiyette bir sorgulama yapıldı.
Kardeşimin gözaltındayken de avukatı olmadan sorguya alınan, sözlü tacize uğrayan öğrenciler vardı. Mahkeme devam ediyor ve savcı sanık olarak 13-14 yaşında kız çocuklarını mahkemeye çıkardı… Keyfilik ve hukuksuzluğa bizzat şahidim.
Miraç ve arkadaşlarının gözaltında yaşadıkları korkunç. Darp, sözlü taciz, işkence… Bu çocuk 15 Temmuz’da 18 yaşındaydı, ne suç işlemiş olabilir? ‘Yeniden yapılanma’ iddiasıyla bu öğrencilerin hayatlarını mahvediyor, gelecekleri ile oynuyorlar.
Miraç suç işlemedi, kanunsuz bir iş yapmadı. Kaçma şüphesi olmayan bir öğrenciyi tutuklamak hukuksuzdur. Miraç kardeşimin yaşadıklarını yaşıyor ve ne tür hukuksuzluklarla karşı karşıya olduğunu iyi biliyorum. Dosyasının içeriğinin ne kadar boş olduğunu ne kadar saçma iddialarla tutuklandığını da… Babası cezaevinde şüpheli bir şekilde can veren ve gözaltında işkence gören arkadaşım Miraç’ın can güvenliği için endişeliyim.
Hiçbir suçu olmayan Miraç’ı da onunla aynı kaderi paylaşan diğer öğrencileri de serbest bırakın.
[Kronos.News] 12.3.2020
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder