Hiçbir şey başa gelmeden tam olarak anlaşılmaz.
Çekirdek çitlerken seyrettiğimiz bilim kurgu filmlerinde yaşananları…
En azından başlangıç safhasını yaşıyoruz şu günlerde.
**
Sokakların boşalması, dükkanların kapanması, ofislerin terk edilmesi, uçakların trenlerin durması, insanların virüsten korunmak için tulumla seyahat etmeye başlaması, market raflarının hiç dolmaması, reel finans ağlarının çökmesi, vs.
Henüz başlangıç.
Böyle giderse…
Birkaç haftada nereye varacağını öngörmek olası değil.
BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️
Almanya başbakanı, “Halkımın yüzde 70’i etkilenecek” dedi.
İngiliz hükümet danışmanlarından biri, “Nüfusun yüzde 60’ı enfekte olacak buna göre önlem almaya çalışıyoruz” dedi.
40 milyon Britanyalı demek bu.
Neyin önlemini nasıl alacaksınız?
Çok uzağa gitmeyelim herkes kendi yaşadığı ülkeye baksın.
Britanya’da 65 yaş üstü 12 milyon insan yaşıyor.
80 yaş üstü 3.2 milyon.
Bu virüs çoğunlukla solunum sorunu yaşayan yaşlıları öldürüyor, istatistikler öyle söylüyor.
Onun içindir ki İngiltere Başbakanı, “Pek çok aile zamanından önce sevdiklerini kaybedecek” dedi.
**
Devletler çektiği fotoğrafı göstermeyi pek tercih etmez, halkı panikletmemek için.
Çok şey söyleniyor ama telaffuz edilmeyen şu:
Nüfusa göre değişmekle birlikte her ülkede yüzbinlerce cenaze söz konusu.
Bu dahi iyimser bir tahmin.
**
Bir süre “pause”lanacak dünya.
Şu an siz bu satırları okurken yığınla ülke kapanmış olağanüstü hal ilan edilmiş durumda.
Şimdilik evimizde internete bağlanabiliyor, TV açıp seyredebiliyor, doğalgazla ısınıyoruz.
Stokladığımız makarnayı koyacak su, pişirecek ateş var, şükür.
Çöpümüz toplanıyor.
Amazon’dan bir şey söylersek kapımıza geliyor.
Bu hizmetler aksamadan sürecek mi…?
Devletlerin eylem planı bunu ne kadar kaldırır?
Birlikte göreceğiz.
**
Eski çağlar eskide kaldı.
Gören yaşayan gözler yönüyle küresel çapta devasa bir salgın deneyimi yaşıyoruz.
Yakın geçmişte yaşanmamış ilk defa tecrübe edilen bir felaket var.
Tsunami gibi katlanarak büyüyor.
Küreselleşme çağında böyle bir deneyim olmadığı için de devletler önlem almakta gecikti.
Ekonomik kayba uğramayalım derken çöküşlere kapı açıldı.
İşin asayiş boyutunu:
Yani…
Yağmalamaları, adaletin ortadan kalkmasını, insanların insanları dişlemesi gibi projeksiyonları düşünmek dahi istemiyorum.
**
En büyük duam, günler içinde durumun normale dönmesi ve yaraların hızla sarılması.
Korona günlerinin bir hatıra olarak belleklerde yer alması, kâbus olarak değil.
Umarım ve dilerim.
**
Ve fakat.
Batı’da yaşayanlar bilirler:
Süreç, bir ‘Christmas Holiday’ (Noel tatili) tadında geçmeyecek.
[Tarık Toros] 14.3.2020 [TR724]
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder