Kriz zamanında insan onuru [Başak Yüce]

Bir krizin tam ortasındayız: insanlık onurunu yitiriyoruz. Ötekinin onuruna sahip çıktıkça geri dönecek insanlığımız... Kriz zamanında insanlık onurunu ancak ötekinin elini tutarak kurtaracağız.

BAŞAK YÜCE -29 Şubat 2020

Son haftalarda sadece savaş, salgın, iltica ile değil, onlarla birlikte gelen manevi bir krizle de boğuşuyoruz: İnsan onurunun hiçe sayılması.

Kriz zamanında önce insanlık onuru gözden çıkarılıyor. İnsanlık onurunu (human dignity), insan haklarından ayrı tutmayan düşünür Ioanna Kuçuradi, İnsan Hakları: Kavramları ve Sorunları adlı kitabında şöyle der: “Dünya problemlerine felsefe ile baktığımızda, hangisine bakarsak bakalım, hepsi insan haklarıyla ilgili görünüyor.”

Dün gece yarısı, Göç İdaresi’nde “tutulan” mültecilerin “salıverilmesinin” ardından medyada boy boy “müjdelendi” mültecilerin “gittikleri.” Ülkeden ayrılmak için yola çıkmış bir Afgan genci şöyle diyordu: “Sonunda Avrupa’ya gidiyoruz. İnsan gibi yaşayacağız.”

Çok geçmeden Yunanistan kapılarını kapattı ve Yunan güvenlik güçleri sınırı geçmeye çalışanlara ilaçlı su sıktı. Görüntüler kelimelere dökülünce kulağa sıradan geliyor bu onur kırıcı tepki ama olan buydu. Bu sırada, bir baba gözleri yaşlı oğluna sarılmış, oğul başını babanın bağrına gömmüştü. “İnsan gibi yaşama” umudu, hayal edilen Avrupa böylece düş kırıklığına dönüşürken, bir yandan yetkililerin sınırı geçemeyenleri, üstelik kış mevsiminde, “deniz yoluna yönlendirdikleri” haberleri düştü.

Dünyada da bir süredir mülteci krizi var, ABD’nin Meksika sınırında yaşananları, orada da resmî tutumun pek farklı olmadığını biliyoruz. Bir krizin tam ortasındayız o halde: insanlık onurunu yitiriyoruz. (Valeria Luiselli, Kayıp Çocuk Arşivi romanında bunu anlatıyordu: dışarıdaki krizin içimizde de olduğunu…)

Önce büyük harflerle hatırlayalım: GÖÇ ETMEK BİR İNSAN HAKKIDIR.

Uluslararası hukukta transit ülkenin de, göç edilen ülkenin de geçene, sığınana karşı sorumlulukları var. Oysa, görülüyor ki, bu ve insanlık onuru hiçbir hükümetin umrunda değil, önceliği de değil.

Sınırda olma, arada kalma halini düşünürken anılması gereken düşünürlerden Homi Bhabha, bu hali tartışırken moderniteye de atıf yapar. Ona göre modern bir haldir arada kalmışlık ve hem mekânda hem zamanda, bu arada kalmışlığın öncesi de sonrası da (çıkılan yer de varılacak yer de) bir mittir. Bunu en çok insanca yaşanacak Avrupa’nın (İtalya) kıyılardan döndürdüğü teknelerin batışında gördük. Geriye dönen teknelerde boğulan insanlar kıyıya vurunca ne mi oldu: Tunus’ta çöp kamyonlarıyla taşındılar mezarlara. Yine Bhabha geçtiğimiz yıl bir konuşmasında, mülteciler hep daha iyiyi aradıkları için, tam da insanlık onurunu aradıkları için yoldalar, göçüyorlar, diyordu.

Koronavirüs salgını krizinde de birkaç haftadır benzer bir dinamiğin ortaya çıktığı görülüyor. Bir kez daha insanlık onuru, bilinmeyenden duyulan korkuyla hiçe sayılıyor. Dünyanın pek çok ülkesinden haberler geliyor, Asya kökenlilere fiziksel saldırılardan ve her yerde bullying yapıldığından bahsediliyor. Dünyanın çeşitli yerlerinde “Çinliler Giremez” tabelaları asılan mağazalar var. İnsanlar evlerine çivileniyor, kapılara tahtalar çakılıyor. “Otobüse binen bir çekik gözlü görürseniz bildirin” duyurusu yapılan ülkeler var.

Bütün bunlar olurken, Porto Riko’da McDonalds’taki kadın tuvaletini kullandığı için bir trans birey, Alexa Negrón Luciano öldürüldü. Ve yine sözcükler hiç masum değildi, sosyal medya homofobik söylemlerle doldu. Onur Yürüyüşü’nü, LGBTQ toplumunun nasıl da sımsıkı tutunduğunu hatırlayalım onur’a… Her birimizin, sadece insan olduğumuz, biricik olduğumuz için, sahip olduğumuz insanlık onuruna.

Kriz, korkudan yayılıyor. Popülizmle beslenen, sözcüklerin harladığı korkudan… Suriyeli mültecinin koronavirüsü taşıyan Çinliden, Çinlinin öldürülen transeksüelden farkı yok. Kendinden olmayan her şey hakkında korku üreten, komşusunun yüzüne kapı çarpan, karşı kıyıya geçti mi diye emin olduktan sonra da kapıyı ardından sıkıca kapatanların delilik çağındayız.

Onların insana tahammülleri yok. O halde ötekinin onuruna sahip çıktıkça geri dönecek insanlığımız… Kriz zamanında insanlık onurunu ancak ötekinin elini tutarak kurtaracağız.

[Başak Yüce] 29.2.2020 [Kronos.News]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder