Anlaşılan o ki 25 yıldır İstanbul ve Ankara’yı yönetenler hiçbir suç ve kusura bulaşmadan tertemiz yönetmiş. Ne bir yolsuzluk, ne bir usulsüzlük ne de bir görevi kötüye kullanma olmuş.
CHP ve muhalefetin seçimlerden önce iddia ettikleri ‘şehirlerin her tarafından yolsuzluk fışkırıyor’ iddiaları koca bir yalanmış. Muhalefet; son derece dürüst bir şekilde belediyeleri yöneten AKP’nin büyük günahını almış, onlara büyük iftiralar atmış.
Milyarlarca dolarlık rantın döndüğü Türkiye’nin en büyük şehirleriyle ilgili hiçbir konuyu aydınlatma gereği duymadıklarına göre, CHP’li belediye başkanlarının bazı soruları cevaplaması gerekir.
25 yıl Ankara ve İstanbul’u yönetenler bugüne kadar, kamuoyuna açıklanmayı gerektirecek yolsuzluğa bulaşmamışlar mıdır? Ya da görevlerini kötüye kullanma konusunda hiç mi bir ize rastlamadınız? Yaptılarsa bunu kamuoyuna niye açıklamıyorsunuz, eğer yapmadılarsa çıkıp kamuoyu önünde AKP iktidarından özür dilemeniz gerekmez mi?
Yoksa iktidar partisiyle ‘Biz eskinin tozunu kaldırmayalım. Siz de bizim bundan sonra yapacaklarımıza çok ses etmeyin şeklinde gizli bir mutabakata mı vardınız? Birkaç uyduruk konuyu gündeme getirip yolsuzlukların üzerine gittiğiniz izlenimi vereceğinizi mi zannediyorsunuz?
31 Mart’tan bugüne Adana ve Ankara’yı, 23 Haziran’dan bu tarafa da İstanbul’u elinde tutan CHP’li yönetimler, bugüne kadar uyguladıkları politikalarla AKP hükümeti ile olağanüstü bir uyum içinde olmaya azami gayret göstermekten başka hiçbir şey yapmadılar. Öyle ki kimse yönetimin değiştiğinin başka bir parti tarafından yönetildiğinin farkında bile olmadı.
CHP daha önceki bütün beceriksizlerine rağmen 31 Mart’ta İstanbul, Ankara, Adana gibi Türkiye’nin en büyük şehirlerinde yönetimi AKP’den alarak, ülkenin iyileşmesi konusunda toplumsal heyecana sebep oldu. Ancak bu heyecanı itina ile boğup atmakta çok gecikmediler.
Seçimden sonraki 7-8 ayı o kadar kötü değerlendirdiler ki bugün gelinen nokta da ülkedeki siyasi karabulutu dağıtma, toplumu derleyip toparlama konusunda en küçük bir ümit ışığı dahi bırakmadılar. Bunu beceriksizlikten mi, yoksa bilerek mi yaptıkları konusundan emin değilim.
CHP değişmeme, gelişmeme, çağı ve toplumsal talepleri anlamama konusunda öylesine ısrarlı ki toplumsal muhalefete ısrarla ‘benden sana yâr olmaz’ türküsünü söylüyor. Oysa demin de söylediğim gibi belediye seçimlerinden sonra toplumda bir ümit belirmişti. Özellikle 23 Haziran’da tekrarlanan seçimlerde İstanbul’u 800 bin oy farkla kazanan CHP’nin bir rüzgar yakalayacağına, toplumsal muhalefeti birleştireceğine kesin gözle bakılıyordu. Ama CHP yönetimi ve yeni seçilen başkanlar bu ümidi kararlılıkla boğdular. Toplumdaki siyasete olan inancı tamamen bitirdiler.
Onlara vereceksiniz kimsenin karışmayacağı üç beş ballı belediye, yöneticilerini ve sanatçılarını oraların rantıyla besleyecek, bir de Atatürk’ün sağına soluna dokunmayacaksınız tamam! Onlar için ülkede hiçbir sorun, dert kalmamış demektir. Tabi en önemlisi rakısını, rokasını, balığını da eksik etmediniz mi onlar için yeryüzü gamdan kederden, dertten tasadan kurtulur.
Peki ya ne olacak? Mazlumu, masumu, anayasayı, yasaları, kitabi olanı, evrensel değerleri bu mafya düzeninden kim koruyacak?
[Alper Ender Fırat] 27.11.2019 [TR724]
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder