MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın 7 Şubat 2012’de KCK soruşturması kapsamında ifadeye çağırdıkları için dönemin savcıları Sadrettin Sarıkaya ve Bilal Bayraktar’ın, 2 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 30 yıla kadar hapis cezası ile yargılandıkları davada MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve dönemin başbakanı Erdoğan’ın mağdur ya da müşteki olmadığı ortaya çıktı.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nde görülecek davanın 21 sayfalık iddianamesinde sadece Sabah gazetesi eski çalışanı ve MİT irtibat görevlisi Mustafa Özer’in mağdur ve müşteki olduğu, Gülen cemaati üyesi olduğu öne sürülen savcılar tarafından tutuklanarak hükümete karşı darbe komplosu kurulacağı iddia edilen MİT Müsteşarı Fidan ve yardımcılarını ise davacı olmadığı anlaşıldı.
Odatv yazarı Müyessey Yıldız’ın verdiği bilgilere göre iddianamede “Müşteki Mustafa Özer’in, 1991 yılında Sabah Gazetesinde muhabir olarak çalışmaya başladığı, 1997 yılından itibaren de yabancı basın kuruluşları ve haber ajansları adına çalıştığı, 2005 yılında MİT’ten gelen teklif üzerine irtibat görevlisi olarak çalışmaya başladığı’ belirtilerek ‘ Özer’in …Almış olduğu bilgileri analiz edilmek üzere MİT’e gönderdiği’ bilgisine yer verildi.
İddianamde ayrıca, Bilal Bayraktar ve Sadrettin Sarıkaya’nın, MİT Başkanı Hakan Fidan, Eski Müsteşar Emre Taner ve (Sabah çalışanı) Mustafa Özer hakkında PKK/KCK silahlı terör örgütüne bilerek yardım etme ve soruşturmanın gizliliğini ihlal suçlarından soruşturma başlattıkları, Özer’in soruşturma kapsamında MİT adına çalıştığı bilindiği halde evinde arama yapılarak gözaltına alındığı, telefonunun dinlendiği, savcılıktaki beyanının basına sızdırıldığı, Taraf Gazatesi web sitesinde isim ve soy ismiyle birlikte fotoğrafının yayınlandığı, bu şekilde PKK’ya hedef gösterildiği öne sürüldü.
Sarıkaya ile Bayraktar’ın soruşturma ile kamuoyunda MİT’in, PKK ile organize hareket eden teşkilât algısı oluşturdukları, mensubu oldukları öne sürülen Gülen cemaatinin 7 Şubat 2012 tarihinde MİT soruşturmasıyla yargıyı kullanarak, bir yandan kendilerinden olmayan MİT yönetimini bertaraf etmek, MİT’i ele geçirmek, bir yandan da barış sürecini durdurmak için harekete geçtiği öne sürülen iddianamede eski savcıların ‘yargı yetkisini kötüye kullanarak meşru Hükümeti devirmeye çalıştıkları, MİT’i kamuoyu nezdinde yıpratmayı amaçladıkları…” savunuldu.
Bu gerekçelerle Bayraktar ve Sarıkaya hakkında “Silahlı terör örgütüne üye olma, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs, devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama, gizliliğin ihlali, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, görevi kötüye kullanma, terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme suçlamalarıyla, 2’şer kez ağırlaştırılmış müebbet ve 30’ar yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi.
Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanan ve MİT Müteşarı Hakan Fidan’ın 7 Şubat’ta ifadeye çağrılmasıyla ilgili davanın sadece Sabah çalışanı MİT irtibat görevlisi Mustafa Özer’in suç duyurusu üzerine bina edildiği ortaya çıktı.
Operasyonun hedefinde oldukları öne sürülen dönemin Başbakanı Erdoğan, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve yardımcılarının yine mahkemede ifade vermemek için mi davacı olmadıkları bilinmiyor.
[Kronos.News] 3.11.2019
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder