Olayın ucu bir siyasi partinin yöneticisine uzandığı için aralarında Giresun başsavcısı, İçişleri Bakanı, Giresun Emniyet Müdürü, AKP Genel Başkan yardımcısı Nurettin Canikli’nin de bulunduğu devlet gücünü kullananlar, cinayetin örtbas edilmesini istiyor.
Bu olay bile bugünkü Türkiye yargısını tek başına anlatmaya yetecek özellikler taşıyor.
Aynı yargı zihniyet ve kaygılarla yüzbinlerce kişiyi yargılayıp haklarında hüküm veriyor. Ortada Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre hiçbir suç olmamasına rağmen, olmayan suçtan yargılananların kendini savunmasına bile müsaade edilmiyor. Mazlumu savunanların başına da tıpkı Rabia Naz’ın babasının başına gelenler geliyor.
Bir tiyatro darbe bahane edilip yargılama adı altında yüzbinlerce kişi dünyanın gözü önünde Türkiye’de soykırıma tabi tutuluyor.
Prof. Dr. Ömer Taşpınar diyor ki ‘Benim duyduğuma göre Putin istese Erdoğan’ı çok zor duruma bırakacak birçok dosyaya sahip. Yolsuzluklardan tutun da 15 Temmuz’un gerçek yüzünü ortaya dökebilecek kadar kirli dosyalar var elinde.’’ 15 Temmuz’un gerçek yüzünü ortaya dökecek dosyalardan bahseden Prof. Dr. Ömer Taşpınar öyle sıradan birisi değil. ABD Savunma Bakanlığı tarafından finanse edilen National Defense University’de (Ulusal Savunma Üniversitesi) güvenlik stratejileri profesörü. Üstelik sabah akşam cemaat Türkiye’den kazınmalı diye höyküren Ruşen Çakır’ın Medyascope’unda söylüyor.
15 Temmuz’un pis bir tiyatro olduğunu bütün dünya biliyor, bu çirkin tiyatro ile ülkede bambaşka bir rejim kurulduğunu ve milyonların hayatın karartıldığını herkes görüyor. Ve bu pis oyun yüzünden Türkiye Cumhuriyeti Devleti Rusya’nın elinde rehin olmuş durumda ama yine de olmayan gerekçelerden olmayan suçlar üretilip gerçek kişiler soykırıma tabi tutuluyor.Prof. Dr. Ömer Taşpınar:— Tr724 (@Tr724) November 15, 2019
💥Benim duyduğuma göre Putin, istese Erdoğan’ı zor durumda bırakacak birçok dosyaya sahip.
💥Yolsuzluklardan tutun da 15 Temmuz’un gerçek yüzüne gidebilecek kadar kirli dosyalar var elinde...https://t.co/l1suqamKPS pic.twitter.com/BL3xPH8Uze
İşte bu olmayan suçlardan yargılananlardan kim tahliye edilse tam o esnada öfkeden kuduran bir güruh peydah oluyor. En son Ahmet Altan’ın tahliyesiyle bu deli danalar maskelerini bir kez daha indirdi ve intikam naraları attılar. Hiç bitmez, hiç dinmez, hiç soğumaz bir intikam ateşi yanıyor içlerinde; anlaşılır, açıklanır bir şey değil.
Bunların neredeyse tamamı görüntüde AKP ve Erdoğan muhalifi olarak lanse ediyor kendini ve tamamı 15 Temmuz vasıtasıyla kurulan rejime karşıymış gibi yapıyor.
Ama her tahliyede Kuddusi Okkır’ı, Ali Tatar’ı, Türkan Saylan’ı takıyorlar mızraklarının ucuna. Ne dinmez bir Kuddusi Okkır öfkesiymiş, ne bitmez bir Ali Tatar hıncıymış, içlerinde çocukların ve bebeklerin de olduğu 400 kişiyi öldürdüler ama hâlâ intihar eden Ali Tatar’ın hıncını alamadılar.
Ancak bu kinin, bu öfkenin AKP’nin kini olmadığını bilecek durumdayız. Bu kitlesel lincin arkasındaki kadim kinin kodlarını elbette görebiliyoruz. Ali Tatar kini mi tutuyorlar yoksa Ali Tatar’ı kinlerine alet mi ediyorlar?
Çok merak ediyorum Ergenekon davalarıyla acaba kimlerin oyunları bozuldu da öfkeden kudurmaları bir türlü dinmiyor.
[Alper Ender Fırat] 16.11.2019 [TR724]
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder