Halklar ve sokaklar [Rüya Karlıova]

Lübnan’dan Şili’ye, İspanya’dan Ekvator’a, Hong Kong’dan Irak’a dünya halkları sokağa indi. Her yürüyüşün farklı nedeni olsa da halkların tepkisinin küresel bir ilhama dönüşmeye başladığı söylenebilir. Yine de karşılaştırmalı bir bakışın gösterdiği saf bir gerçek var: Halklar sofralarına ve pratik hayatlarına dokunulmadığı sürece ortada görünmeye pek de istekli değiller. Elbette bunun istisnaları var, örneğin dün Chicago’da ABD başkanı Donald Trump’a karşı yürüyenler ve yine son dönemdeki iklim değişikliği protestoları.

Son haftalarda bir dalgaya dönüşen gösterilerin iki temel özelliğinden söz edilebilir: Protestoların Şili’de, Irak’ta ve iklim eylemlerinde görüldüğü gibi gençlerden ve hemen hemen tüm örneklerde olduğu gibi alt ve yeni orta sınıftan başlaması.

Yürüyüşlerin çoğunlukla sınıfsal olduğunu söylemek mümkün çünkü genellikle ülke gelirinden en düşük payı alan insanlar sokakta. Örneğin Ekvator’da hükümet IMF ile anlaştıktan sonra yakıt desteği kalkınca ve artan yakıt fiyatları genel olarak hayat pahalılığına dönüşmeye başlayınca halk sokaklara döküldü. Ekvator’da gösteriler başarılı oldu ve hükümet geri adım attı. Nikaragua ve Haiti’de başlayan gösterilerin nedeni de kötü yönetim ve fakirlikti. Şili ise şu anda gösterilerin en yoğun yaşandığı ülke olarak dünya gündeminde. Gösteriler artan metro ücretlerine öğrencilerin (aslında doğrudan kendilerini etkilememesine rağmen) tepki göstermesiyle başladı.


PINOCHET’NİN MİRASINI REDDETMEK

Şili’de metro ücretlerine yapılan zam ve sonra metro istasyonlarının gösteriler nedeniyle kapatılması bugün 10. gününü geride bırakan protestoların tetikleyicisi oldu. Şili’deki gösterilerde de başı alt sınıf çekiyor. Gelir düzeyi düşük bir ailenin gelirinin yüzde yirmisini ulaşıma ayırdığı bir ülke Şili, aynı zamanda Latin Amerika’nın en zengin ama sınıflar arasındaki eşitsizliğin de en görünür olduğu ülkelerinden. Sağlık sistemindeki sorunlar halkın sabrını taşıran son damla oldu denilebilir: Ülkede sadece geçtiğimiz yıl tedavi için uzun bekleme süreleri nedeniyle 26 bin kişi hayatını kaybetti. Şili’de hükümet geri adım atsa da bu gösterileri durdurmaya yetmedi. Gösterilerde yer yer şiddet ve yağma olayları da yaşandı. Bu nedenle hükümet olağanüstü hal ilan etti.

Bugün Şili’de bir milyonun üzerinde insan yürüyor, yürüyüşün 1988 yılında diktatör Augusto Pinochet’ye karşı yapılan yürüyüşler kadar büyük olduğu bildiriliyor. Göstericiler Şili’nin sağcı devlet başkanı Sebastian Pinera’nın istifasını istiyor ve Pinochet’nin mirasını reddederek yeni bir anayasanın yapılmasını talep ediyor. Şili’deki gösteriler gücünü biraz da kültürel boyutundan alıyor. Gösterilere sosyalist söz yazarı Victor Jara’nın besteleri ve devrim şarkıları eşlik ediyor.

Arjantin’de gösteriler bir yılı aşkın süredir var. Sebebi yine IMF’in kemer sıkma politikaları. Honduras’da da eğitim ve sağlık sektörlerindeki sıkıntılar nedeniyle gösteriler yapılıyor.

Latin Amerika özelindeki gösterilerde beliren diğer bir ortak nokta ise halkların yolsuzluklardan bıkmış olması ve bunun sonucunda Brezilya ve Meksika’da görüldüğü gibi popülist yönetimlerin seçimle başa gelmesi. Son aylarda yaşanan gösterilerde ise dünyanın diğer bölgelerindeki, özellikle Hong Kong ve Fransa’daki gösterilerin görüntülerinin sosyal medyada dolaşmasının etkili olduğu söylenebilir.

Latin Amerika ülkelerinde son dört yılda hız kesse de sosyal harcamalar artmış, yeni bir orta sınıf doğmaya başlamıştı. Şimdi hükümetlerin kısıtlamaları nedeniyle gücünü kaybeden bu yeni orta sınıf kazanımlarının bir anlamda peşine düştü. Gösteriler hükümetlerin politikasında ufak değişimlere neden olsa da, uzmanlar bu gösterilerin bir Latin Amerika baharına dönüşmeyeceği görüşünde, çünkü siyasi olarak alternatifler tüketilmiş durumda.

LÜBNAN’DA PROTESTO WHATSAPP VERGİSİNE

Latin Amerika’daki gösterilerle doğrudan bağlantılı olmasa da Lübnan’da da benzer bir protesto yaşanıyor. Tepkileri tetikleyen WhatsApp’ın vergiye bağlanması konusunda yapılan planlama oldu. Öte yandan Şili’de olduğu gibi asıl neden genel yaşam pahalılığı. Hükümetin yolsuzluğu da eşitsizlik kadar önemli bir etken. Halk fakirlikle boğuşurken yöneticilerin refah içinde yaşıyor olması protestocuların dile getirdiği başlıca motivasyonlardan. Lübnan’da halk 170 bin kişiden oluşan bir insan zinciriyle protestoları genişletti. Gösteriler on birinci gününde ve zincir 170 km uzunluğunda.

Protestoların yayıldığı ülkelerden biri de Irak. Hükümetin atamaları yaparken kayırma yapması Irak’taki yürüyüşlerin tetikleyicisi oldu. Gösterilerde 74 kişi öldü ve onlarca kişi yaralandı. Göstericilerin çoğunu öğrenciler ve öğretmenler oluşturuyor. Yolsuzluğa tepki veren halk geçtiğimiz ay da Mısır’da yürümüştü.


SİYASİ ÇÖZÜM MÜ, DAHA ÇOK POPÜLİZM Mİ?

Hong Kong’ta yaz aylarında başlayan ve dünya gündemine oturan yürüyüşlerin en önemli sebebi şüphelilerin Çin’e iadesi konusunda geçen bir yasaydı. Hong Kong, Çin’in bir parçası olsa da, özerk bir konumu var ve halk bazı özgürlüklerden yararlanabiliyor. Protestoların ülkede sonuç vermesine ve hükümetin geri adım atmasına rağmen protestolar durmadı ve daha geniş talepler için halk sokakta kalmayı sürdürüyor.

İspanya’da protestoların nedeni ise Katalan ayrılıkçı liderlerin uzun hapis süreleri oldu. Barcelona’daki tepkilerin başlamasında Hong Kong protestolarının etkisi olduğu düşünülüyor. İspanya hükümetinin gösterilere şiddetle karşılık vermesi ve AB’nin buna sessiz kalması eleştiriliyor.

Geçtiğimiz ay dünyanın pek çok ülkesinde iklim değişikliği nedeniyle de yürüyüşler yapıldı. Öte yandan Fransa’nın sarı yelekliler eylemleri 50. haftasına girdi. Cezayir ve Sudan’da yıllar süren diktatörlüklere karşı halk sokakta.

Gösterilerin bir kısmında öne çıkan bir lider bulunmuyor ve organizasyonların gevşek olduğu, sosyal medya odaklı gerçekleştiği söylenebilir. Uzmanlar dünyada yeni bir ekonomik yavaşlama yaşanabileceği konusunda uyarıyor. Bu nedenle halkların öfkesi olumlu siyasi sonuçlardan çok popülizme, yabancı düşmanlığına ve otoriter yönetimlere yol açabilir.

[Rüya Karlıova] 29.10.2019 [Kronos.News]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder