Gel, gün olur hapsolur bu suçlu cümleler!
Yenilir hiç olurum fark etmezler!
Susma, susamam!
Korkma yanıma gel!
Ülkenin fotoğrafını bütün çıplaklığıyla gören bir bilge gibi, tam temelden yapıyorlardı eleştirilerini ve gerçeği can evinden vuruyorlardı.
Ben bi’ beyaz Türk’üm
Yasalarım Anglosakson ama kafam Ortadoğulu
Apolitik büyüdüm, hiç oy vermedim
Kafamı tatile, gezmeye, borca yordum
Adalet öldü, ucu bana dokunana dek sustum ve ortak oldum
Şimdi tweet atmaya bile çekiniyorum
Kendi ülkemin polisinden korkar oldum
Üzgünüm ama senin eserin ülkedeki umutsuz nesil
Dedim ya şarkının tamamını dinlediğinizde hatta bir metin olarak okuduğunuzda Türkiye’yi çok iyi anlatan bilge bir şiir gibi. Ülkede olup bitenlerden canı yananlar bu klipte kendilerini öylesine buldular ki birkaç gün içinde on milyonları geçti izlenme sayısı. Hiç kimse, özellikle de klipte yer alanlar böyle bir karşılık bulmayı sanıyorum beklemiyorlardı.
Destekleyenlerin yanında reaksiyon gösterenler de öyle bir enerji çıkardılar ki buna direnmek, bunu taşıyabilmek gerçekten çok zordu. İktidarın bütün beslemeleri, trolleri, iktidar kullanıcıları öyle bir hedefe koydular ki bu genç çocuklar bir anda ana muhalefetin koçbaşı haline geldi.
Hele haklarında soruşturma açılmasından sonra klipten ayrılan da oldu bizi falanlar izlemesin gibi laflar eden de. Doğrusunu isterseniz ben bunları hiç yadırgamıyorum. Bunlar henüz gencecik çocuk, böylesine büyük bir toplumsal muhalefetin en önüne geçip Erdoğan-Ergenekon iktidarına kafa tutar bir noktaya gelmek hiç de kolay bir şey değil.
Çünkü İktidarın elinde yargı diye bir silah var ve o silahla herkesi, hatta muhalefet partilerini, onların liderlerini, yöneticilerini, milletvekillerini herkesi kolayca esir alabiliyor. Hakkında soruşturma açılan 40 yıllık siyasetçiler bir anda dut yemiş bülbüle dönerken, milletin ana muhalefet diye yetki verdiği partiler o silah sayesinde iktidarın dümen suyuna girerken, bu çocuklar içinde geri adım atanları asla ve asla kınamamak gerekir.
Bu yargı ülkedeki solcuların, kendine sosyal demokrat diyenlerin, ülkücülerin ve AKP’nin eseri bir yargıdır. Sabah Gazetesi yazarı Dilek Güngör 17 Eylül’deki yazısında 17-25 Aralık’tan sonra HSK’yı bu operasyonu yapanlardan temizlemek için muhafazakar, sosyal demokrat ve ülkücülerin ittifak ederek yeni HSK nasıl oluşturduklarını itiraf ediyor. Yargı 2014 HSYK seçimlerinden sonra tamamen İktidarın bir silahı haline geldi.
İşte hep beraber kurup hükümetin eline verdiğiniz bu silah sayesinde Saray, o günden bu yana yargıyı herkesi hizaya sokma aparatı olarak kullanıyor. O silah Türkiye’nin ödlek muhalefetini öyle bir hizaya sokuyor ki aman başım yargı ile belaya girmesin diye İktidarın tam anlamıyla dümen suyunda yaşıyorlar.
Bu yargının silahını gencecik müzisyenlere döndürmesinden sonra içlerinden bazılarının panik yapması, ben bu oyunda yokum demesi o kadar normal bir şey ki! Ben kendi adıma söyleyeyim bu çocukları asla kınamıyorum. Bizim asıl kınamamız gerekenler kendine muhalefet diyen ödleklerden başkası değil. Klibin sonuna “şarkıda geçen kişi ve kurumların, gerçek kişi ve kurumlarla ilgisi yoktur” yazmışlardı. İlk etapta ironi gibi duran bu cümle aslında Türkiye gerçeğinin en çıplak ifadesiydi. Endişelerinde haksız çıkmadılar nitekim.
Bugün iyice bir kere daha anlıyoruz ki bu ülkede, Erdoğan-Ergenekon iktidarına yani bu çarpık gidişe gerçek anlamda sadece ve sadece ‘cemaat’ itiraz etti ve boyun eğmedi. Onlara dedi; ki biz sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedik, bu bize dert oldu. Ama sizin önünüzde diz çökmedik, bu da size dert olsun.
[Alper Ender Fırat] 29.9.2019 [TR724]
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder