Çöpteki kitapta parmak izi çıktı, 10 aylık Damla ile cezaevinde [Selahattin Sevi]

Anneleriyle birlikte cezaevine gönderilen bebeklere 10 aylık Damla Akçakaya da eklendi. Gözaltına alınan tarih öğretmeni Arzu Akçakaya’nın (29) tutuklanmasıyla Damla Bebek babası tarafından cezaevi görevlilerine teslim edildi. Kendisi de kimya öğretmeni olan Mesut Akçakaya (32), “Eşim 25 Temmuz 2016 tarihinde çöpten çıkan bir kitapta parmak izin var suçlamasıyla tutuklanarak Gaziantep L Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderildi. 10 aylık kızımla yapayalnız kaldık. Annesiz altı saat geçirdik. Kızım, annesi için tam dört saat hiç durmadan ağladı, susturamadık, yenik düştü sonunda ve uyudu.” dedi. Kızını cezaevinde annesine bile teslim etmesine izin vermediklerini belirten Mesut Akçakaya, “Kızımı cezaevinde eşime teslim edemedim. Getirmediler… Görevlilere verdim kızımı. Şimdi eşimin yanında mı, ondan bile emin değilim. Başka çarem yoktu. Benim eşim ve kızım terörist değil!” ifadelerini kullandı.


TERÖR SUÇLAMASIYLA GÖZALTI VE TUTUKLAMA

2 Ağustos 2019 tarihinde Kahramanmanaş Terörle Mücadele Müdürlüğü tarafından gözaltına alınan Arzu Akçakaya, Gaziantep’e götürüldü. Tanık beyanları ve ByLock olduğu iddiasıyla silahlı terör örgütü üyeliği suçlamasıyla 3 Ağustos’ta tutuklandı. Arzu Akçakaya şimdi 10 Aylık bebeği ile birlikte Gaziantep L Tipi Kapalı Cezaevi’nde.

‘EŞİMLE SEVEREK EVLENDİK’

Eşinin tarih, kendisinin ise kimya öğretmeni olduğunu söyleyen Mesut Akçakaya, “Zaten zor ayakta kalıyorduk. İkimiz de işsizdik, ailemin yardımıyla geçimimizi sağlıyorduk.” diyerek şöyle konuştu:

“Eşimle 2017 yılının mart ayında ailelerimiz aracılığı ile tanıştık. Eşimi gerçekten seviyorum. Mükemmel bir ikiliyiz. ‘Birbirimiz için yaratılmışız’ diyorduk. Aynı yılın ekim ayında, iki dünya mutluluğu murad ederek evlendik. Düğünümüzü yaptık, hayatlarımızı birleştirdik. Sonraki aylarda çekirdek ailemizde Damla’mızın geleceği müjdesini öğrendik. Mutluluğumuz daha da arttı. Bir gün gece 23.00 gibi terörle mücadele şubesinden misafirlikte olduğumuz eve polisler geldi, eşimi sordular. Misafirlikte olmamız dolayısıyla o gün işlem yapılmadı. Polisler, eşimin dosyasının kabarık olduğunu ve cemaat suçlamasıyla ifadesine başvurulacağını söyleyince, ikimiz de dünyaya gelecek Damla’mızı düşündük. Teslim olmadık… Fakat eşim ve ben her habersiz kapı çalışında, sokakta her polis gördüğümüzde korkuyorduk. Memurlardan kaçar olduk. Sosyal medyada bizim durumumuzda bebek bekleyen veya bebekli ailelerin haberlerini görüyorduk. Bebeğimizi bu baskılardan koruyabilmek için zor, masraflı ve ağır stres altında hastane süreci başladı bizim için. Eşimin 9 ay boyunca yükü çok ağırdı. Nihayet Kasım ayının ilk haftasında kızımız dünyaya yarınlarından habersiz gözlerini açtı.”

‘KIZIMIZLA EVİMİZE GİDEBİLECEK MİYİZ?’

Bebek doğduktan sonra da korkularının devam ettiğini anlatan çiçeği burnunda baba Mesut Akçakaya, “İlk göz ağrımız, ilk çocuğumuzu kucağıma verdiklerinde etrafta polis gözleyen bir babaydım ben.” diyerek o zorlu günleri şöyle aktarıyor:

“Eşim doğumhaneden ilk çıktığında doğum ıstırabı içinde, ‘Kızımızla evimize gidebilecek miyiz?’ diye sordu. Boynum büküktü ve hiçbir cevabım yoktu. Hamdolsun eşim ve kızımla birlikte evimize ulaştık. İlk mutluluğumuzu kapıyı kapatınca yaşadık biz. Ne kadar süreceğini kestiremiyorduk. İçimizdeki korkuyla beraber kızımız da büyüyordu. Kızım on aylık oldu ve eşim on ay boyunca dışarı çıkmadı. Bebeğimizi zindanda büyütmek istemiyorduk çünkü. Suçlu değildi eşim… Ama korktuğumuz için zalimin elinden kaçtık. Kızımız büyüdükçe dışarı çıkması gerektiğini düşünmüştük. Ve eşim kızımla beraber ailemizin iş yerine gelmeye başladı. Kızım da çok mutluydu. İnsanları ve araçları izliyordu sessizce. Evet, büyümüştü artık ve emekliyordu yavaşça…”

Bugün küçük kızından ayrı olduğu için emeklemesini göremediğini, sarılamadığını ve öpüp koklayamadığını söyleyen acılı baba, “Çünkü kızım zindanda!” diyor:

“2 Ağustos 2019 günü saat 13.28’de iş yerinden eşim ve kızım terör şubesince gözaltına alındı. Yanında olmadığım için bana telefonla haber verdiler. Benim için bitmişti kızımın sevinci. Ekipler bir bebeği annesinden ayırmak için gelmişti. Benim için bir bebeğin yeri, nerede olursa olsun annesinin yanıdır, bunun bilincindeydim. Eşim tutuklanarak Gaziantep’e doğru yola çıktığında biz de kızımla onu takip ettik. Ağladığında emzirme izni verdiler yolda. Buna çok seviniyorduk.

‘ANNESİZ GEÇEN 6 SAATTE KIZIM ÇOK AĞLADI’

3 Ağustos 2019’da saat 09.00’da başlayan ifade alma sürecinde iki saatin sonunda eşim ‘silahlı terör örgütü üyeliği’ ile suçlanmıştı. Biz silahı nerede görmüşüz, elimiz kalemden başka bir şey tutmaz ki… O gün saat 13.30’da nöbetçi savcılığa sevk edildi. Oradan da direkt suçlama istemiyle birinci sulh ceza hakimine… Eşim ByLock kullanma suçlamasıyla, tanık ifadeleriyle ve 25 Temmuz 2016’da ‘çöpten çıkan kitapta parmak izin var’ iddiasıyla tutuklandı. Gaziantep L Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderildi. Annesiz geçen 6 saatte kızım çok ağladı. Susturamadık. Sonunda uyudu. Derken cezaevine vardık. Kızımı eşime teslim edemedim. Getirmediler. Kızımın eşimin yanında bile olduğundan emin değilim. Sadece iyi niyetle verdim başka çarem yoktu. Benim eşim ve kızım terörist değil! Biz mutlu bir aileydik. Aldılar bizden mutluluğu…”

Yetkililerden yardım isteyen Mesut Akçakaya milletvekillerine hitaben bir mektup yazdı. İşte o mektup:


[Selahattin Sevi] 5.8.2019 [Kronos.News]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder