İnsanlar Hizmet İçin Dertleniyor! [Doç. Dr. Mahmut Akpınar]

Hizmet, gönüllülüğe dayalı bir hareket. İnsanların Hizmeti ve değerlerini tanıması, faaliyetlerine katılması için kimse kimseyi zorlamadı, tehdit etmedi, üzerinde baskı kurmadı. Dileyen dilediği zaman faaliyetlere destek verdi, katıldı; istemediği zaman ayrıldı, uzaklaştı. En fazla ayrılanlar için üzüntü duyulmuş, bazen gözyaşı dökülmüş ve tekrar kazanmak için çaba sarfedilmiş, dualar edilmiştir. 

Hizmet mensupları insanlar Hizmete dair güzellikleri tanınsın diye zamanını, servetini, ömrünü harcadı. Daha çok insan katılsın diye ibadet neşvesiyle çalıştı, insanların gönlüne girmeye, onları ikna etmeye çabaladı. Bunu severek ve isteyerek yaptılar. Zira insanlar Hizmeti hayatının gayesi, en önemli işi haline getirdi. Hizmetin güzellikleriyle daha fazla insanı tanıştırabilmek için insanlar bazen ülkelerini, bazen mesleklerini terk etti; yeni diyarlara açıldı. İslam’ın bu makul, diyaloğa açık, birlikte barış içinde yaşamayı hedefleyen yorumu her coğrafyaya, topluma ve kişiye ulaşsın diye insanlar servetini, gençliğini bu yolda tüketti.

Hizmet İslamla, insanlıkla ilgili ufku, derdi, hedefi olanlara gaye-i hayal oldu. Hayatın anlamı, yaşam tarzı, dava oldu. O’nu kaybetmemek için dünyevi çok şeylerinden fedakarlıkta bulundu insanlar. O’na katkı verebilmek için çok zahmetlere katlandılar. Kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla, esnafıyla öğretmeniyle, okumuşuyla ümmisiyle Hizmet, daha iyi bir insanlık  inşa etmek, Müslümanlığı daha duru yaşamak için milyonlara rehber oldu; umut oldu. Hizmet daha iyi hale gelsin, daha çok insana ulaşsın diye seferber oldu Hizmet gönüllüleri. Ülkemiz, Müslüman coğrafyalar cehaletten, fakirlikten, ihtilaftan kurtulsun diye servetlerini, kabiliyetlerini, imkanlarını Hareket’in emrine verdiler.

Çünkü, davasına sevdalı bu insanlara göre insanlığın problemlerine çözüm üretmek için en iyi yol buydu. Asırlardır içinde bulunduğu durağanlıktan, umutsuzluktan, perişanlıktan Müslümanları çekip çıkarmak için Hizmetin yöntemlerinden, projelerinden, çözümlerinden daha makul, daha etkili çaba/çalışma göremiyorlardı. Daha iyisi olmadığı, daha güzelini, isabetlisini, müstakimini bulamadığı, göremediği için insanlar Hizmete inandı ve güvendi. Bu inancın ve güvenin sonucu müthiş bir fedakarlıkla, civanmertlikle Hareket’e destek oldu, O’nu büyüttüler. Türkiye’nin her köşesine, dünyanın her yanına bu güzelliği yaymayı misyon edindiler. Önemli oranda da bu hayali gerçekleştirdiler.

Zira Hizmet sadece ahiretimize yatırım olmuyor, bize sevap kazandırmıyor; aynı zamanda dünyayı daha yaşanabilir, huzur dolu ve insani hale getiriyordu.

İçinde bulunduğumuz günler Hizmet tarihi içinde Hizmet kimliğini ifade etmenin, faaliyetlerin bir tarafında olmanın tehlikeli olduğu dönem. Maklube yemek, çay içip kitap okumak bile “İslamcı!” AKP iktidarında 7 yıldan başlıyor. Yüzbinlerce insan sadece Hizmete destek olduğu, onun görüşlerini benimsediği için hapislerde çürütülüyor. Özgürlüğünü, malını, mülkünü, makamını, konumunu, işini kaybeden mlyonlarca insan var. Aile düzeni bozulanlar, hayatı parçalara ayrılanlar, geleceği karartılanlar var. Ama bütün yaşananlara rağmen Hizmet insanlarından Hizmete verdiği zaman, servet, mesai, ömür nedeniyle pişmanlık duyan, “keşke yapmasaydım” diyen duymuyoruz. Hapse girip çıkan pek çok insanla görüştüm. Yaşadıklarına, çektiklerine rağmen Hizmet’in temel ilkelerine, hedeflerine sarsılmadan inanıyor ve güveniyor. Tahammülü zor, yaygın ve ağır zulme rağmen Hizmete umut olarak bakıyor. O’nu kimliğinin, şahsiyetinin bir parçası olarak görüyor. Kendisini Hzmetle birlikte tanımlıyor ve hayatını Hizmetle anlamlandırıyor. Bu badireler, sıkıntılar atlatıldıktan sonra Hizmetin ülkemiz, Müslümanlar ve insanlık için yapacağı çok şey olduğuna inanıyor; bu ümidini koruyor. 

Zaman, şartlar, coğrafya, kültür değiştiği, bazı insanlar yeni bir hayat kurduğu, bazıları ağır baskı altında olduğu halde insanlar hala Hizmet gündemiyle yaşıyor, Hareketin derdiyle dertleniyor. Hizmetin bu yeni dönemde yeni şartlarda nasıl bir yenilenme içine gireceğini, hangi doğumlara gebe olduğunu merak ediyor. Hizmet umudu, kimliği olmaya devam etsin, davası-ideali olarak kalsın istiyor. Müslümanlara, insanlığa, dünya barışına vadettiklerinden bir şey eksilmesin istiyor. Yeni coğrafyalarda, yeni şartlara göre Hizmet yöntemleri üretilsin, eskiden yapılan bazı hatalardan kurtularak daha diri, daha güçlü hizmetler yapalım istiyor. İnsan olmaktan kaynaklanan bazı hatalara, bazı organizasyon problemlerine, zamanın pörsüttüğü ve terkedilmesi gereken bazı yöntemlere rağmen Hizmetin kendini güncelleyerek ve daha güçlü yoluna devam etmesini istiyor. Bunun için atılması gereken adımlar atılsın, yapılması gerekenlerde rehavet, ihmal olmasın istiyor.

Yaptığım anketin ne kadar isabetli olduğu, Hizmet insanlarını hangi netlikte temsil ettiği tartışılabilir. Ancak anketlere verilen cevapları süzdüğümde yukarıda yazdığım şeyleri görüyorum ben. Çok iyi eğitimli, çok zeki ve kültürlü ama bir o kadar da dertli bir arkadaşım yıllar sonra gördüğümde bana yaşanılan zulüm, baskı ortamından, ülkesinden ayrılmaktan, yitirdiklerinden tek kelam etmedi. Ama Hareket içinde var olan eylemsizlikten, irade ortaya konmamasından ve bu sebeple insanların umudunu yavaş yavaş yşitirmesinden yakınarak: “Hizmet’imin elimden kayıp gittiğini görüyorum ve buna tahammül edemiyorum” demişti. Konuşanıyla konuşamayanıyla, paylaşanıyla paylaşmayanıyla Hizmet insanlarında davalarıyla ilgili giderek yükselen bir kaygı, endişe var. Hizmet’le anılmanın ateşten gömlek giymek olduğu böylesi ifritten bir dönemde bile insanlar kendini değil, davasını düşünüyor. Kenara çekilip yeni bir başlangıç yapabileceği, üzerine atılan etiketten uzaklaşabileceği halde Hizmetin derdini çekiyor, Hizmetin geleceğini düşünüyor.

“Neden eleştiriyorsunuz?”, “fitne çıkarmayın!”, “söz edilecek zaman mı?” “siz de içten saldırmayın!” gibi yaklaşan arkadaşların bu insanların samimi kaygılarını, endişelerini biraz dikkate almalarını ve konuya bireysel bakmamalaırnı, oyun bozanlık olarak görmemelerini istirham ediyorum. Art niyeti olsa insanlar aynı karede fotograf vermenin, yazıp konuşmanın dahi “terörist” olarak anılmaya yetttiği bir dönemde “ne haliniz varsa görün der” ve köşesine çekilir. Eylemsizlik sürdükçe bu eğilim artsa dahi çok büyük oranda insanlar davasnın derdini, çilesini çekiyor.

Yaptığım bir dizi anketin sonuçlarının bu bakış açısıyla analiz edilmesinin hem empati yapmaya vesile olacağını, hem de çözüme destek olacağını, birbirimizi anlamayı kolaylaştıracağını düşünüyorum. “Herşey harika! Problem sizin kafanızda!” gibi kilişe sözlerin insanların çözüme dair umudunu bitirdiğini görüyorum.

Anketlerden bazıları bir gün bazıları 3 gün açık kaldı. Katılımın yeterli olduğu kanaatindeyim. Onlara kısaca göz atalım dilerseniz. 

743 kişinin oy verdiği bu ankete katılanların %97’si Hizmetin Erdoğan’dan ve yürüyen zulüm sürecinden bağımsız çözmesi gereken problemlerinin, halletmesi gereken sorunlarının olduğunu söylüyor. Yüzde 76’lık kesim bu problemlerin çok ciddi ve esaslı olduğunu düşünürken, %21’i problemlerin olduğunu ama hayati ve esaslı olmadığını düşünüyor. Hizmetin problemi, sıkıntısı yok diyen sadece %3. Sorunun süreçten ve “Erdoğandan bağımsız” şeklinde sorulduğunu tekrar dikkatinize sunmak isterim. 

Hizmetin krizden çıkma konusunda güçlü bir çabası var diyenler %10 gibi oldukça düşük bir oran. Bu soruyu cevaplarken insanların Hizmetten şahsı maneviyi, ama öncelikle sorumluluk taşıyanları anladığını düşünüyorum.   “Çaba var ama yetersiz” diyenler %37, “Çok çok yetersiz” diyenler %24. Yüzde 29’luk bir kesim ise tabanın zorlamasına rağmen krizden çıkmaya dair bir çabanın olmadığını düşünüyor. Olumsuz rakamları topladığımızda insanımızın %90’ı yaşadığımız olağan dışı süreçten kurtulmak, krizden çıkmak için çabanın olmadığını, yetersiz olduğunu düşünüyor. 15 Temmuz üzerinden neredeyse 3 yıl geçmesine rağmen hala etkili insiyatiflerin alınmaması, yeni yol haritalarının çıkarılmaması, umut veren çıkış çabalarının yetersizliği bu cevapların verilmesinde etkili diye düşünüyorum. Anketin altına yorum yazan bir arkadaşımız “planlı programlı sistemli sonuç getirecek bir çaba yok...Lokal pansumanlar var. ama ameliyat LAZIM” demiş. Bir başka yorum yapan arkadaşımız “üzülerek söylüyorum ki, yok... iyi niyetliler, günleri dopdolu, ama ayni seyleri yapip farkli sonuc bekliyorlar..yenilik sifir..” demiş. 

Peki neden krizden çıkış için yeterli çaba yok, çözüm gayreti görülmüyor şeklindeki sorumuza ise %31 “şartlar müsait değil” demiş. Ama %69 mevcut şartlara rağmen yapılacak şeylerin olduğunu ve bunların yapılmadığını düşünüyor. Neden yapılmadığına ise %35’le “hem taban zorlamıyor, hem de merkez insiyatif almıyor” demiş. Ama önemli bir oran “merkez insiyatif almıyor” cevabını veriyor. “Her iksi de” şıkkı merkezin insiyatif almadığı cevabını da ihtiva ettiği için %65 oranında “merkezin insiyatif almadığı” görüşü öne çıkıyor. 

 Bana ilginç gelen sonuçlardan birisi bu ankette. Bu sonuç herşeye rağmen insanların Hizmet’e verdiği önemi gösteriyor. Katılımcıların %50’si problem olarak gördüğü konular çözülmese dahi kenara çekilmeyeceğini, içerde kalıp o problemleri düzeltmek için mücadele edeceğini söylüyor. Bu cevap Hizmetle ilgili ümitlenmek için başlı başına yeterli. Eleştirdiği konularda düzelme olmazsa “kenara çekilirim” diyenlerin oranı sadece %9. Katılımcıların %91’i hayatının geri kalanına Hizmet içinde devam etme noktasında kararlı. Ama çözüm arayışı güçlenmezse bu oran düşecektir. 

Son ankette acaba insanlar başka bir sosyal çevre bulamadığı için, mecburiyetten ve alışkanlıktan mı Hizmet içinde kalıyor sorusuna cevap aramak istemiştik. Sadece %6 başka sosyal çevresi olmadığı için Hareket içinde kalırım diyor. Katılımcıların %96’sı Hizmet’in ilkelerini, esaslarını, yöntemlerini beğendiği ve kabul ettiği için Hizmette duruyor. Bunca baskıya, mağduriyete rağmen insanların sadakati, sebati takdire değer oranda.

Görüldüğü üzere insanlar Hizmetle ilgili konulara duyarlı. Problemlerin çözülmesi ve Hizmetin bir Yenilenme Cehdi içine girerek tekrar dünyaya, insanlığa güçlü şekilde ses vermesini arzu ve umut ediyor. Sosyal medyada yapılan akademik olmayan böylesi bir ankete bile ilgili gösteriyor, uzun uzun çözüm önerileri içeren mailler atıyor, 700’den fazla yorum yazıyorsa bu insanların görmezden gelinmeyecek dertleri, ızdırapları var demektir. Buna kulak tıkamamak, dikkate almak lazım diye düşünüyorum. Bu talepleri yok saymak, görmezden gelmek, itibarsızlaştırmak, peşinen inkar etmek en kolayı, ama çözüm değil!

[Doç. Dr. Mahmut Akpınar] 2.6.2019 [https://www.patreon.com/mahmutakpinar]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder