Reaksiyonerleştik mi? [Doç. Dr. Mahmut Akpınar]

Bir sosyal grubu radikalleştirmenin ve ekstremizme itmenin, şiddete bulaştırmanın yollarından birisi de o grubu-kitleyi aşağılamak, onur kırıcı şekilde ezmektir. Bunu devletler, servisler bir yöntem olarak uygularlar. Bir gruba karşı aşırı güç kullanır, ağır şekilde rencide eder, dışlar ve onları şiddete-nefrete yöneltirler. Sonra ağır baskıya maruz bu kesimden öfkeyle dolmuş bazı bireylerin eline silah vererek bir grubu topyekün şiddet sarmalına çekerler. Bazen üretilmiş bir kaç vakayı “delil” haline getirir, o grubu dünya nezdinde teröre bulaşmış olarak sunar ve mücadalede için “haklı” gerekçe, psikolojik üstünlük elde ederler.

Silaha, şiddete bulaş-tırıl-mış ve radikalleştirilmiş bir gurubu yok etmek, toptan ezmek, her bireyine “terörist” muamelesi yapmak artık daha kolaydır. Zira toplumun büyük kısmı onları “terörist” görür ve o gruba yapılanlara ses çıkarmamaya başlar. “Bebelerin, yaşlıların, kadınların ne suçu var?” dediğinizde “ama onlar da..” diye başlayan cümleler kurarlar.

Yok edilmesi planlanmış kesimlerin şiddete bulaştırılması ve toptan mücrimleştirilmesi, itibarsızlaştırılması sıkça karşılaşılan bir durumdur. Pek çok grup kendilerine uygulanan zulme bir yere kadar dayanır. Uzun süreli ve ağır baskılarda kontrolsüz birileri çıkar ve birşeyler yapar. Eğer o grup baskılar karşısında sağlam bir duruş sergileyemez, üyelerini kontrol edemez ve terapi uygulayamazsa aşırılığa savrulma, dengeyi yitirme ve tepkisel tavırlara/söylemlere yönelme mümkündür. Varlığı tehdit edilen her canlı aslında bu tür durumlarda gücünü, kabiliyetlerini aşan tepkiler verir, bekenmedik davranışlar sergiler.

Hizmet Hareketi şiddete bulaşmamayı en temel esaslarından birisi olarak vaz ettiği, dövene elsiz sövene dilsiz ifadesini sürekli gündemde tuttuğu için yaşanan ağır zulme, kışkırtıcı hakaretlere rağmen Hizmet insanları sukunetini korumayı başardı. İçişleri Bakanlığı’nın ifadesine göre 500.000 den fazla insan kitlesel olarak gözaltına alındı. Ama 5 yılı aşan bu uzun süreçte kolluk güçlerine en küçük mukavemet olmadı, taş atma seviyesinde dahi şiddete rastlanmadı. Onca aşağılamaya rağmen kendini bilmez bir ergen bile çıkmadı; bir Allah’ın kulu illegal tepkiye tevessül etmedi. Aslında sadece bu tablo bile Hareketin terörden şiddeten ne kadar uzak olduğunun delilidir. Yarım milyon mensubunun gözaltına alındığı, tutuklandığı, hapislere atıldığı, mallarına çöküldüğü, onlarcasının işkenceden öldüğü bir durumda “terör örgütü” ilan edilen bir gruptan en küçük şiddet eylemi zuhur etmiyor. Var olan hipnoz ortamı nedeniyle bunun ne anlama geldiğini insanlar anlayacak durumda değiller. Ancak gelecekte herkes eğitimle, okulla, üniversite ile insan yetiştirmekle meşgul bir Harekete “terörist” demenin ne kadar insafsız ve mesnetsiz olduğunu anlayacak.

Hizmetin çok önemli bir diğer özelliği ise aksiyoner olmasıdır. Başkalarının ortaya attığı gündemlerin peşinden gitmek yerine Hareket hep kendi müsbet gündemlerine odaklandı. Olumsuzluklarla uğraşma, başkalarını eleştirme kolaycılığına düşmedi. Gerekli ve yararlı işler yaptı, örnekleri kendinden bir hareket oldu. Mazeretler uydurmak, suçu “dış mihraklar”a atmak yerine yerine çağa uygun projeler ortaya koydu. Ülkenin, Müslümanların ve insanlığın problemlerine dair çözümler üretti ve bunları teoride bırakmayıp hayata taşıdı. Çokları  ona buna sövmekle meşgulken Hareket hep mum yaktı. Dünyanın en kaliteli okullarını açtı, en başarılı dershaneleri kurdu, sosyal projeler yürüttü, esnafları dünyaya açtı. Başlarda bu tür işleri eleştiren cemaatler zaman içinde yapılanları taklit etmeye başladılar. Dini grupların mistik, kapalı ortamlardan çıkıp toplumun problemlerine çözümler üreten yapılar haline dönüşmesinde Hizmet’in aksiyon yönü çok etkili olmuştur. Elde edilen başarılar insanımızda karar kılmış umutsuzluğu yıktı, yılgınlığı bitirdi. Hoca Efendi sevenlerini reaksiyoner, tepkisel olmaktan uzak tutup aksiyoner olmaya, müspet hareket etmeye, üretmeye teşvik etti. Uzun yıllar bu konuda arızasız yüründü topluma, eğitime, barışa katkı veren verimli işler çıkarıldı.

Hareket her dönemde şiddetten uzak kalmayı başarsa da sanki son yıllarda iki önemli ilkesinden bir miktar uzaklaştı.

Birincisi: Reaksiyoner hareket etmeye başladı. Erdoğan dershane krizinden sonra kasten ve planlı şekilde ortamı germeye ve Hareketi kontrolden çıkarmaya çalıştı. En ağır hakaretleri yaptı, kadınlara, çocuklara, yaşlılara zulmederek tabanın sinirlerini zorladı, Hareketi aşırılığa, şiddete çekmeye uğraştı. Kimse bu tuzağa gelmedi. Ancak Erdoğan’ın söylemlerine makul, mantıklı stratejiler üretmek yerine reaksiyoner davranıldı. Gündemi Erdoğan belirledi, Cemaat peşine takıldı, O’na cavap yetiştirmeye odaklandı. Dolayısıyla kendi asli gündeminden koptu. Erdoğan’ın ittiği köşeden çıkmayı başaramadı. Tepkisel ve duygusal davrandı, çekildiği çamuru fark edemedi. Oysa oportünizmde sınır anımayan Erdoğan’la bu kulvarda yarışmak mümkün değildi.

İkincisi: Siyasi alana bulaşmak oldu. Lise çağlarından bu tarafa siyasetin hertürlü karanlık, kirli oyunlarını bilen ve kullanan, halk diline vakıf Erdoğan’la bu alanda mücadeleye girişmek büyük yanlışlardan birisiydi. Bir parti kurulmasa, doğrudan seçime girilmese de Hareketin kitlesi maalesef bir miktar siyasete bulaştırıldı, alışık olmadığı siyasi atmosfere sokuldu. Siyasete bu derece bulaşma Risale-i Nur esaslarına ve Hareketin ilkelerine aykırıydı. Tecrübeye sahip olmama, kendimizi kandıran anketler yapma vb. nedenlerle inkisarlar yaşandı. Sanırım o süreçler planlanmış, hesaplanmış sonuçları iyi analiz edilmiş bir stratejinin sonucu değildi, bir reaksiyonun sonucuydu. Erdoğan Hareketi kısmen siyasi alana çekti ve orada itibarsızlaştırdı.

Hareket son yıllarda aksiyon alma, çağın ruhuna uygun çözümler, söylemler üretme ve yaklaşan tehlikeleri insiyatif alarak savma becerisini yeterince kullanamadı. Bünyesindeki arızaları tespit etme ve onlara çözümler üretme, sıkıntılı noktalara kontrol kalemi tutma işini gerektiği kadar yapamadı. Yapısının epeyce hantallaşmış olduğunu, aksiyon almaktan uzaklaştığını fark edemedi.

Hareket 15 Temmuz tuzağına da önemli oranda hantallaşmaktan, reaksiyoner davranmaktan kaynaklanan nedenlerle düştü.; düşürüldü. 15 Temmuz beklenmedik ve ağır bir şoka sebep oldu. Aradan 3 yıl geçti ama yeni açılımlar yapmak için yeterli insiyatif alma, argüman geliştirme çabası görülmüyor. Reaksioner davranma durumu sanki hala devam ediyor. Bu durum yaşanan şoka verilse de kayda değer çıkış gayreti görülmeyince bazı insanlar umudunu yitirebiliyor. Kenara çekilmeyi, eylemsiz kalmayı tercih edenler olabiliyor.

Hizmet Hareketi, Hoca Efendi hep aksiyoner yanıyla tanındı. Hareket zor zamanlarda etkili çıkışlar yaptı, kabul gören çözümler üretti. En karanlık dönemlerde heyecan uyarıcı işler yapmayı başardı. Tabanı muhafaza etmenin, geleceğe emin yürümenin yolu reaksiyoner olmaktan, tepkisellikten, gündemlere kuyruk olmaktan kurtulup özgün, yeni gündemler bulmaktan, yeni aksiyonlar almaktan geçiyor sanki!

[Doç. Dr. Mahmut Akpınar] 15.3.2019 [https://www.patreon.com/mahmutakpinar]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder