Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin kabulünün üzerinden 70 yıl geçmesine rağmen Türkiye'nin insan hakları sicili her geçen gün bozuluyor. Son yıllarda giderek artan bir şekilde Türkiye Uluslararası alanda da zor durumda. Sistematik İşkence , adam kaçırmadan başlayarak her türlü alanda şikayetler var. Özellikle OHAL ile birlikte askıya alınan hukuk sistemi hala normale dönmedi. Türkiye'deki insan hakları ihlallerini gündeme getirmek için kurulan Human Rights Defenders derneği kurucularından Muammer Burtaçgiray ile konuştuk.
SAMANYOLUHABER : -Human Rights Defenders ismini ilk defa 10 Aralık 2018 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde yaptığı basın açıklaması ile duyduk. O zamana kadar adını pek duymadığımız HRD hakkında biraz bilgi verir misiniz? Ne zaman ve kimler tarafından kuruldu? Amacı nedir ve Ne gibi faaliyetler yürütmektedir?
Human Rights Defenders, Merkezi Almanya'da olan bir İnsan Hakları Örgütüdür. Aslında çok eski bir kuruluş değiliz. İsim belirleme, tüzük hazırlama ve kuruluş çalışmaları dahil 1 yıllık bir geçmişe sahip olduğumuzu söyleyebilirim. Kurucu ve üyelerimizin çoğunu son yıllarda Ülkemizde yaşanan insan hakları ihlallerinin bizatihi mağduru olmuş gazeteci, iş adamı, eğitimci ,sendikacı , hukukçu ve bürokratlar oluşturmaktadır. Fakat üyelik şartlarımızda herhangi bir sınırlama bulunmamaktadır, insan hakları savunucusu olmak isteyen herkese gönlümüz de kapımız da açıktır.
SAMANYOLUHABER- Peki neden böyle bir dernek ihtiyacı hissedildi. Dünya’da bir çok kuruluş var .
Bizi böyle bir kuruluş kurmaya sevk eden şey, mağdur insanların sesini duyurmak, haklarını savunmak ve her türlü zulmün, zorbalığın karşısında, adalet, hukuk ve umut için mücadele etme isteği ve hedefi oldu. Bugün, insan hakları ihlalleri dünyanın birçok yerinde salgın bir hastalık gibi yayılmıştır. Bununla mücadele etmek çok büyük bir insanlık görevidir. Bir hastalıkla mücadele etmenin ve Onu tedavi etmenin en önemli yolu Öncelikle hastalığı teşhis etmektir.
Dolayısıyla insan hakları ihlallerinin tespit edilip kayıt altına alınmasını, mağdurların seslerinin duyurulmasını ve tüm bunların incelenerek raporlanmasını hastalığın teşhisi gibi değerlendiriyor ve çok önemsiyoruz.
Bunun için bizim de mağdur olduğumuz Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlallerini yakından takip ediyoruz.
Bir taraftan, yaşanan insan hakları ihalallerini kayıt altına alarak hukuki ve sosyolojik açılardan inceleyen bilimsel raporlar hazırlıyoruz.
Yüzbinlerce insanın işinden aşından edildiği, Onbinlerce insanın hapsedilerek hürriyetinin elinden alındığı, ve yüzlerce, binlerce insanın işkenceye maruz bırakıldığı, bazılarının da bu zulümlere dayanamayarak hayatını yitirdiği, bu istibdat devrinin canlı şahitleri olarak tarihe not düşmeye çalışıyoruz. Bunun için şimdilik kısa belgeseller hazırlıyoruz. Fakat hedeflerimiz arasında Tarihe ışık tutacak uzun metrajlı belgeseller hazırlamak da var.
SAMANYOLUHABER - Peki Bireysel Başvuruları da kabul ediyor musunuz?
İnsan Hakları ihlalleri raporlaştırmak , uluslararası kuruluşları ve kamuoyunun dikkatini oraya çekmek önemli . Ancak bazı mağdurlar için aciliyet kespeden olaylarla da karşılaşıyoruz. Kaçırılan insanlar var, işkence gören insanlar var. Bunların mağduriyetlerini tek başına ele alıp bunlar için çözüm önerileri gerçekleştiriyoruz. Bize ulaşan mağdurların dosyalarından, öncelikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne ve Birleşmiş Milletlerin 'insan hakları komitesi' ve 'işkenceyi önleme komitesi' gibi ilgili komitelerine taşıyarak hukuki bir mücadele yürütüyoruz. Bununla beraber İşkence gibi insanlığa karşı işlenmiş suçları, evrensel insan hakları ihlali olarak görmekle kalmamış ve kendi iç hukuklarına taşıyarak uluslararası yargılama yetkisine haiz mahkemeler oluşturmuş ülkeleri tespit ederek, buralarda davalar açmaya hazırlanıyoruz.
SAMANYOLUHABER - Hak ihlalleri konusunda bugüne kadar somut atılmış hukuki bir adım var mı?
Ülkemizdeki insan hakları ihlallerine ilişkin elbette hukuki adımlar da atıyoruz.
Örneğin, Türkiye'de on binlerce insanın kendi vatanlarında adeta parya muamelesi görmesine ve tamamen siyasi saiklerle terörize edilip zulme maruz bırakılmasına zemin oluşturmak için hükümetin kullandığı en muğlak araç olan "Bylock" ile ilgili gerçeklerin ortaya çıkması için Litvanya Makamları nezdinde girişimlerde bulunduk.
Bu konuyu biraz açmak istiyorum müsaadenizle.
HRD olarak By-Lock hakkında çok kapsamlı bir rapor hazırladık. Raporda, Türk İstihbarat Teşkilatı tarafından hazırlandığı anlaşılan ByLock kullanıcı verilerinin 'hukuki delil' niteliğinde olmadığı ve mahkemelerce kullanılmasının uluslarası hukukun açık ihlali anlamına geleceği, hukuki ve bilimsel açıklamalarla ortaya konmuştur.
Bu noktada, Bylock konusunda öncelikle şu hususların bilinmesi gerekir:
ByLock programına yayın hizmetini Litvanya da bulunan Cherry(Baltic) Server vermiştir. Dolayısıyla gerçek ByLock kullanıcı verileri Litvanya’da ki Cherry Server'da tutulmuştur.
ByLock kişisel verilerinin mahkemelerde kullanılabilmesi için Litvanya’da bulunan kişisel verilerin Türk Adalet Bakanlığı ile Litvanya Adalet bakanlığı arasında adli yardımlaşma yoluyla alınmış olması gerekir.
Oysa, mağdurlar adına yaptığımız araştırmalarda Türk makamlarının adli yardımlaşma olmadan binlerce ByLock kullanıcı kişisel verilerini hackerler marifetiyle çaldığı veya istihbari fişleme çalışması ile ürettiği anlaşılmıştır. Hasılı,
Bugün, MİT’in ByLock kullanıcı listesi olarak mahkemelere gönderdiği Excel listesi, çalıntı veya uydurma verilerle üretilmiş, hukukilikten tamamen uzak bir belge olduğu ortaya çıkmıştır.
Halbuki kişisel veriler, hem uluslararası hukuk normlarına hem de Türk yasalarına göre hâkim kararı olmadan elde edilemez, hukuken elde edilmeyen veriler delil olarak kabul edilemez ve mahkemelerce kullanılamaz.
Bu gerçeklerin ortaya çıkması için, hem Litvanya'da Cherry(Baltic) Server aleyhine açılmış davaları, hem de Litvanya Meclisi Hukuk Düzeni Komitesi nezdinde başlatılmış girişimlerimizi takip ediyoruz.
SAMANYOLUHABER.COM - Karşınızda geçmişte kesinleşmiş Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını bile tanımayan bir iktidar var. Anayasa Mahkemesi'ni, Avrupa insan Makları Mahkemesini tanımadıklarını siyasi beyanatlarında da açıkça ifade ediyorlar. Yurt dışında takip ettiğiniz hukuki davalarla Türkiye'de bir sonuç alınabileceğine inanıyor musunuz?
Zulm ile Abad olanın ahiri berbad olur’ diye bir atasözümüz var. Bugün Hakkı ayaklar altına alıp hukuku çiğneyen despot iktidar, nice Canlar yakıp nice Ocaklar söndürdü. Fakat mahkeme kadıya mülk değildir. Insanlıktan uzaklaşıp zulme devam edenler geride derin acılar bıraksa da, sonunda hukuk ve hukuktan yana olanlar kazanacaktır. Buna İnancımız da azmimiz de tamdır. Bu istikametteki mücadelemiz hedefine ulaşıncaya kadar devam edecektir.
SAMANYOLUHABER- 1 yıl gibi kısa bir sürede birçok faaliyette bulunduğunuzu ifade ettiniz. Peki Bu faaliyetlerinizle Türkiye'de devam etmekte olan insan hakları ihlallerini duyurabildiğinizi düşünüyor musunuz?
Aslında temas ettiğimiz birçok kişi ve kuruluşun Türkiye'deki insan hakları ihlallerini duyduklarını gördük. Onlarca gazetecinin hapiste olduğunu biliyorlar. Fakat, Örneğin yüzlerce kadının bebekleri ile birlikte hapsedildiğini bilmiyor ve duyduklarında inanmakta güçlük çekiyorlar.
On binlerce insanın sadece, Uluslararası Yargıçlar Birliği’nin (IAJ) tanımlaması ile Whatsapp türü bir uygulama olan ByLock iletişim programını kullandığı iddiasıyla hapsedildiğine anlam veremiyorlar.
Dolayısıyla Türkiye'yi görevleri gereği yakından takip eden kişi ve kuruluşlara doğru bilgilerin ulaşması için temaslarda bulunuyoruz.
S.H. Peki bütün bu çalışmalarınıza uluslararası anlamda karşılık bulabildiniz mi?
Çok yakın zamanda Almanya Dışişleri Bakanlığının ilgili birimleri ile görüşmelerimiz oldu. Kendilerine Türkiye'de yaşanan be malesef yaşanmakta olan insan hakları ihlallerine ilişkin bilgi ve raporlar sunduk.
Kanada barolar birliği ile temasta bulunduk ve hukuki çalışmalar yürütüyoruz.
Birleşmiş Milletlerin, üye ülkelerin insan hakları karnesini hazırlamak için oluşturduğu UPR ( Universal Periodic Review) mekanizmasını yakından izliyoruz. Ülke Raporlarını hazırlarken Sivil Toplum Örgütlerinin çalışmalarını da dikkate alan bu çok önemli mekanizma ile iletişim halindeyiz ve Türkiye'de yaşanan hukuksuzlukların tüm gerçekliği ile raporlanması için çalışmalar yürütüyoruz.
Bu cümleden yapılabilecek her çalışmayı önemsiyoruz. Ülkemizde maalesef her gün bir yenisine şahit olduğumuz bu insan hakları ihlallerinin hızına yetişmek zor olsa da, Panel ve Çalıştayalara bildiriler göndererek, Röportajlar yapıp, Makaleler yayınlayarak çalışmalarımıza devam ediyoruz.
SAMANYOLUHABER- Karşınızda devlet imkanlarını , yurt dışı temsilciliklerini , medyayı kullanan bir güç var .Bu sizde bir sıkıntı, yılgınlık yaşatmıyor mu? Veya bu kadar imkanlara karşı ne yapabiliriz diye aklınıza gelmiyor mu?
Aslında haklı olmaktan kaynaklanan güç ve enerjimizle çalışıyoruz . Bir Web sayfamız ve bir de sosyal medya hesabımız var. Bu konuda sesimiz duyurabildiğimiz. Bir de her platformda derdimizi anlatabilme kararlılığımız. Türkiye’de her kesimden milyonları aşan mağdur var. Bir de mağdur olma potansiyelinde olanlar. Hepsinin mağduriyetini giderebilsek keşke . Ancak bunun mümkün olmadığını biliyoruz. Ancak bir nebze sayıları azaltsak o bile kar diye bakıyoruz. Bir de yalnız olmadıklarını hissetmeleri lazım . Tamamen dayanışma ve kollektif akılla bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Bu konuya duyarlı herkesi de derneğimizin çalışmalarına davet ediyoruz.
Biz de size çalışmalarınızda başarılar diliyoruz. Human Rights Defenders derneği ile irtibata geçmek isteyenler için röportajın sonunda Web sitesi ve sosyal medya hesaplarını verelim irtibat kurmak isteyenler size ulaşsın
WEB SİTESİ: www.humanrights-ev.com/
TWİTTER: @HumanRightsDef
[Samanyolu Haber] 26.2.2019
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder