‘Euro korkusu’: Erdoğan’ın hançeri Avrupa’yı da etkiliyor [Emir Korkmaz]

Erdoğan, ABD’nin yaptırımlarını “sırtımızdan hançerlendik” ifadeleriyle tanımladı. Alman Welt gazetesi, Lira’da yaşanan büyük kaybın diğer gelişmekte olan ülkere sıçraması riskinin bulunduğunu yazdı. Krizin Euro’yu zayıflatma potansiyeli olduğuna dikkat çekti. Bu nedenlerle Avrupa’nın krizin durdurulmasını istediği savunuldu.

Türk lirasının yabancı para birimleri karşısındaki değer kaybı tüm dünyadaki ekonomi piyasalarınca yakından izleniyor. Türkiye’deki krizin başka ülkelere de sıçramasından endişe eden bankacılar ve yöneticiler, lirada yaşanan serbest düşüşü durdurmak için kafa yoruyor. Alman Welt gazetesinde yeralan bir analizde birçoklarının ‘Türkiye’de yaşanan dramanın sadece Türkiye’de sahneleneceğini düşündüğünü ancak gösterinin başka yerlerde de etkili olması ihtimali’ bulunduğuna dikkat çekildi.

EURO’YU BİLE ETKİLEDİ

Analize göre yeni haftanın başlamasıyla özellikle gelişmekte olan ülkelerin para birimleri Türk lirasının geçen hafta yaşadığı erimeden etkilendi. Hatta Avrupa para birimi Euro da bundan nasiplendi. Bu nedenle hisse senedi piyasalarında fiyatlar düştü ve emtia fiyatları güçlü baskı altına girdi. Değerlendirmelere göre artık Türkiye’de yaşanan krizin ülke ile sınırlı kalmayacağı, daha büyük bir şey ve özellikle de Avrupa için sistemik bir risk olduğu konusunda gerçek bir korku var.

AVRUPA’NIN 150 MİLYAR DOLARI VAR

Avrupalı bankaların yangının eşiğindeki Boğaz’daki bankalarda en azından 150 milyar euroluk riski bulunuyor. Daha da önemlisi ekonomik veriler açısından, Türkiye, uluslararası yatırımcılar ve yabancı bankalar önemli bir yer. Euro, 2010 yılında Yunanistan kaynaklı büyük bir ekonomik krize girmişti. Ancak Türkiye, Yunanistan’ın beş katı büyüklüğünde bir ekonomiye sahip. Bu nedenle Türkiye’de yaşanacak bir olumsuzluğun küresel bir salgına dönüşmesi risk çok daha yüksek.

LİRANIN VURDUĞU PARA BİRİMLERİ

Türkiye’de yaşananların verdiği panikle, yatırımcılar diğer gelişmekte olan piyasa para birimlerinden de çekildi. Güney Afrika randı, Rus rublesi 2016 yılından bu yana en düşük seviyesine indi. Hint rupisi tarihi bir düşüş yaşadı, hatta Macar forinti ve Polonya Zlotisi dolar karşısında önemli kayıplara uğradı.

Bununla birlikte euro da 1,1365 dolara düştü. Bu 13 aydan bu yana görülen en düşük seviye. Bütün bankalar borsalarda baskı altına girdi. EuroStoxx bankaları yine geçen Cuma günü yüzde 2 değer kaybetti.

TÜRKİYE YENİ TAYLAND OLMASIN

Uzmanlar, 1990’ların sonlarında Asya’da yaşanan krizin dünyaya yayılması gibi, Türkiye krizinin de dünyayı etkileyip etkilemeyeceğini tartışıyor. O dönemde 1997’de Tayland’ın para birimi çökmüş ve gelişmekte olan ülkelerde yaşanan domino etkisiyle 1998’in sonunda Rusya iflas ilan etmişti.

Bu yaşananlar nedeniyle yaklaşık 20 yıl önce sanayileşmiş ülkelerin borsaları çökmüş, Rusya’da speküle edilen LTCM hedge Fonu, neredeyse tüm Batılı finans sistemini krizin derinliklerine sürüklemişti. Ancak, ABD Federal Merkez Bankası piyasaya sürdüğü yüksek miktarda nakit ile, mali çöküşü küresel bir krizi sınırlamıştı.

1994 VE 2001 KRİZLERİ GİBİ DEĞİL

Türkiye’de 2001 ve 1994 yıllarında yaşanan krizde neredeyse hiçbir yatırımcı dünya çapında endişelenmemişti. 1994 yılında Türkiye, küresel gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 0,5’inden daha azına sahipti ve ekonomik büyüklüğü 130 milyar dolarlık ekonomik cüceydi. Ve Uluslararası Para Fonu (IMF) de Türkiye’yi kurtarmaya hevesliydi.

IMF TÜRKİYE’Yİ KURTARIR MI?

Bugün Erdoğan’ın inatçılığı yüzünden IMF’nin böyle bir isteği ve planı yok. 1994’e kıyasla Türkiye, dünyanın GSYİH’ye yüzde 1 civarında katkıda bulunmakta. Daha da önemlisi 1997 yılında, daha küçük Tayland dünya çapındaki felaketleri başlatmıştı.

SICAK PARANIN YAKICILIĞI

Son yıllarda gelişmekte olan ülkelere çok fazla likidite aktı. Batılı yatırımcılar Türkiye, Hindistan, Endonezya ve hatta Brezilya’daki karlı yatırımlar için büyük miktarda para aktardı.  Fakat bu “sıcak para” aktığı kadar hızlı da geri kaçıyor ve ağır kayıplara neden oluyor.

TÜRKİYE ÇOK ZAYIF YAKALANDI

Türkiye, şu anda ‘politik başarısızlık, ekonomik kırılganlık ve reform eksikliğinin bir araya geldiği’ tekil bir örnek. Asya ve Latin Amerika’daki diğer gelişmekte olan ülkeler önceki krizlerden ders aldı ve şoklara karşı yeterli tamponlar oluşturdu. Bunun yanında Türkiye, 1980’lerde ve 1990’lardaki Asya’daki krizden etkilenen Latin Amerika’dan daha fazla dışsal şoklara açık. Yani Türkiye krize çok zayıf bir zamanda yakalandı başka bir ifadeyle yaşanan ‘politik başarısızlık, ekonomik kırılganlık ve reform eksikliği’ krizi doğurdu.

TÜRK ŞİRKETLERİ BATMANIN EŞİĞİNDE

Liradaki düşüşler nedeniyle birçok şirket ve bankanın borcu son aylarda katlandı. Liradaki her bir kuruşluk düşüş onların borcuna ekleniyor. Lirayla kazanıp, dövizle ödeme yapacak şirketler bu kırılganlıktan ciddi oranda etkilecek. Önümüzdeki 12 ayda Türkiye’nin 180 milyar dolarlık döviz borcu ödemesi var. Kısa vadede büyük çöküşlerin yaşayacağını görmek için hesap uzmanı olmaya gerek yok.

AVRUPALI BANKALAR ENDİŞELİ

Türkiye krizinin başta Avrupa bankalarını etkileyen sonra da tüm finansal sisteme yayılabileceği korkusu var. Çünkü Avrupa bankaları Türkiye’de yaklaşık 150 milyar dolarlık krediye sahip. En büyük alacaklı, İspanyol BBVA bankası. İspanyolların Türkiye’den toplam 80 milyar doların üzerinde alacağı var. Bunların arkasında yüzde 4’lük İtalyan UniCredit, Fransız BNP Paribas ve her ikisi de yüzde 2 ile Hollanda ING geliyor. Fransız bankaların alacağı ise 35 milyar dolar. İtalyanların 18, Amerikalıların 18, İngilizlerin 17 milyar doları Türk bankalarında.

Uzmanlara göre Türkiye krizinin derinleşmesi nedeniyle Euro’nun dolar karşısındaki değeri daha da düşebilir. Dolar-euro paritesi 1.10’a kadar gerileyebilir.

Gazeteye göre, hem Avrupa bankalarının 150 milyar doları aşan alacağı hem de Türkiye’deki krizin Euro’yu da zayıflatma riski nedeniyle Avrupa piyasaları tetikte.

[Emir Korkmaz] 13.8.2018 [Kronos.News]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder