“Türkler, Kürtlerden önce Kürt meselesine sahip çıkmalıdır”

İnsanların olaylara bakışını etkileyen bir takım unsurlar vardır. Bunlardan kurtulup hadiseleri doğru yorumlamak da çoğu zaman çok zordur. Bunlar, bazen etnik köken, bazen yetiştiğimiz kültür ortamının ön yargıları, bazen ezilmişlik duygusu, bazen bilgisizlik bazen de maddi-manevi menfaatler olabilir… Bu unsurların tesiri ile çoğu zaman yanlış değerlendirmelere ve neticelere de girebiliriz. Bu durum hayatın her alanında kendisini çok net biçimde gösterir. Fakat konu ‘Cemaat’ olunca bu durum daha içinden çıkılmaz bir hal alıyor.

Neredeyse 50 yılı bulan bir geçmişe sahip, milyonlarca insanın içinde bulunduğu, 170 küsür ülkeye hizmet götürmeye çalışan ve sermayesi insan olan bir hareketi değerlendirirken, yukarıda saydığım nedenlere bağlı olarak insanlar daha acımasız olabiliyorlar. Hizmet, tam manasıyla hiç bir sosyal mahalleye de ait olmadığı için, her kesim tarafından rahatlıkla yokluğa mahkum edilebiliyor. Eğer bir kesimin malı olsaydı, inanın hataları-sevaplarına bakılmaz, sahiplenilirdi. Tabii ki Hizmet Hareketi de içinde bulunan insan kalitesi kadar değerlidir. Hareket’i bugünlere getiren bu donanımlı ve fedakar insan gücüdür.

Bununla birlikte, bu insanların yaptıkları her işin hatasız-kusursuz olmasını beklemek ise insanın doğasına uygun değil. Bunun yanında, Hizmet insanlarının da içinden çıktığı toplumun hastalıklarını taşıyor olabileceğini de kabul etmek lazım.

Cemaat, hayatın her alanından ve her kesiminden insanların aktif veya fikri olarak içinde bulunduğu bir yapı. Bu nedenle insanların kendi düşüncelerinin yansımalarını hareket içinde görmek istemesi de gayet normal…Durum böyle olunca hayatın her alanından, meslek kolundan, sosyal ve etnik kimlikten insanın bir arada olması, zaman zaman bazı yanlış anlamaların meydana gelmesini netice verebilir… Bununla birlikte bu kadar uzun bir süre bütün bu farklı kimlikleri aynı doğrular etrafında, birlikte ve çatışmasız hareket ettirebilmiş olması da Cemaat açısından büyük bir başarıdır. Öncelikle şunun bilinmesi lazım:

Hareket içinde yer alan etnik kimlikler üzerine bir araştırma yapılsa, zannediyorum, birinci sırada Türkler gelirse ikinci sırada Kürt’ler gelir.

Hizmet Hareketi Türkiye’nin her tarafında birşeyler yapmaya gayret gösterdi. Bunun olmadığını söylemek haksızlık olur. Doğu ve Güneydoğu illeri bu hareket alanının dışında değil. Hatta denilebilir ki, o bölgelere daha fazla hizmet götürüldü. Bunu yaparken de, Devlet ve toplumun genel düşüncelerinden daha ileri, daha kapsayıcı davranıldı, kimse dışlamadı, herkes kucaklanmaya çalışıldı. Hizmet, bunu yaparken çoğu zaman devletin ve terör örgütünün şimşeklerini de üzerine çekti. 40 yıllık bir sorunu çözmek, orada yeniden kardeşlik bağları oluşturmak, cehaleti ve fakirliği ortadan kaldırmak konusunda tek başına yeterli adımları elbette atamadı ve atamazdı da, ancak bu konuda samimi olunduğu söylenebilir.

Peki, Kürt meselesi hakkında Fethullah Gülen Hocaefendi ve Hizmet Hareketi’nin genel düşüncesi nedir?

Anadilde eğitim, insani haklar ve özgürlükler konusunda neler düşünülmektedir?

Bunlar bilinmeyince meselenin tam anlaşılması mümkün olmayabilir. Bu konuda benim için en önemli referanslardan biri, Hocaefendi ile yapılan bir röportajdır. Erbil’de Kürtçe yayınlanan Rudaw Gazetesi’nden Rebwar Kerim’e konuşan Fethullah Gülen, “Türk ve Kürt olmak irademiz dışındayken bunları ayrım sebebi yapmak garabet” dedi ve “Türkiye’nin dünya genelinde Kürtlerin hakkını koruyan bir rol üstlenmesinin yerinde olacağına” dikkat çekti.

“Çözümün anahtarı, kendimiz için istediğimizi başkası için de istemekte” diyen Gülen, ana dilde eğitimin ilke planında kabul edilmesinin, devletin vatandaşlarına karşı adil olmasının gereği olduğunu, bunu kabul ettikten sonra pratikte karşılaşılabilecek problemlerin ayrıca ele alınabileceğini belirtti. Kürtlerin dünyaya açılmasında Türkiye’nin bir kapı olması gerektiğini ifade eden Fededi. Bunlar gibi pek çok önemli başlığı bulunan bu röportaj, Hocaefendi ve Cemaat’in Kürt halkı, Kürtçe, bölge ile ilgili kanaatlerini öğrenmek açısından çok önemli. (Röportajın tamamının Tercüme hali http://t24.com.tr/haber/fethullah-gulen-ana-dilde-egitim-devletin-adil-olmasinin-geregi,232674 )
Mesele böyleyken ve Gülen, devletin resmi söylemin çok önünde görüşler ifade ederken ve önemli adımlar atarken hala farklı arayışlar içine girmek ne kadar samimi!. Tabii ki bu fikirler pratik hayatta aynı netlikte ve genişlikte tatbik edilemeyebilir. Bu durumu Cemaat’in genel kabulü olarak değil, yürünen yolun sıkıntıları ve yürüyenlerin kusurları olarak okumak daha doğru olur. Devlet bir kanun çıkarır ve buna uymayana cezalar verir. Hiç kimse kanuna uymayan insanın üzerinden devletin niyetini sorgulamaz. Bir şirket, yanlış fikir beyan eden bir çalışanı için, ‘bu onun kanaati, şirketimiz onun fikirlerine katılmamaktadır’ diye açıklama yapınca kabul görür ancak Cemaat söz konusu olunca her nedense bu kural geçerli değildir.

Bazı insanların ifade ettiği gibi, ‘Cemaat medyasında Kürtler ile ilgili yaralayıcı, ötekileştirici, milliyetçi ve devletçi dil kullanılması ve bunun bölge insanı tarafından çok rahatsız edici bulunmuş olabileceği’ fikrine katılmakla birlikte tekrar ifade edeyim ki, bunun başta Gülen ve Cemaat’in genel kabulü olduğu fikrine katılmam mümkün değildir. Cemaat medyası olarak isimlendirilen medya kuruluşlarının sadece Kürt meselesi ile ilgili değil daha farklı konularda da zaman zaman hatalı adımları olmuştur elbette...Bu konuda payı olan insanlar kimler ise ciddi bir hesabın muhatabıdırlar. Yapılan hiçbir yanlışı savunmak durumunda değiliz.

Peki Kürtler genel manada atılan bu yanlış adımları Cemaat’in ve özelde de Hocaefendi’nin fikri olarak mı kabul ediyorlar? Zannederim kimsenin elinde somut bir araştırma yok. Şahsi tecrübeler veya kanaatler var… Ben de uzun yıllar Kürt kardeşlerimiz ile birlikte oldum. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu ve Irak Kürdistan bölgesini iyi bildiğimi düşünüyorum. Yıllarım oralarda geçti. Onlarla birlikte oldum. Evlerinde kendi evlatlarından ayırmadıkları, Kürtçe isim takacak kadar kendilerinden gördükleri, Kürtçe anlayan ve biraz da konuşabilen bir Türk olarak (Kendilerine yakın gördüklerini ifade için bu ayrıntıları veriyorum) zaman zaman özellikle STV’de yayınlanan diziler ile ilgili şikayet ve isteklerini benimle de paylaştılar. Benim de şikayetçi olduğum bu yanlış ve hataları muhataplarına ulaştırdım. Bu konuda geri dönüşlerden memnun oldum mu ? ‘hayır’ ancak bunun sanki Cemaat’in genel kanaatiymiş gibi algılandığına dair bir izlenim de edinmedim.

Eleştiri konusu bir diğer mesele ise, Cemaat’in genel manada Kürtleri anlamadığı, Kürtçe’nin konuşulması konusunda hiç bir adım atmadığı, o bölgelerde görev yapan insanların nezaketen bir kaç kelime bile olsa Kürtçe öğrenmediği, devletin problemli dilini kullandığı şeklinde.

Bu konuda yapılan bazı yorumların çok ciddi önyargılara kurban gittiği söylenebilir. Öncelikle Türkiye’de devletten çok daha önce bu konuda adımlar atan insanların hakkını vermek lazım. Devletin tepkisini üzerine çekme pahasına, Cemaat içindeki milliyetçi duyguları daha baskın olan kitlenin bütün itirazlarına rağmen Türkiye’de ilk Kürtçe televizyon kanalını kuranlar hizmet insanları olmuştur. O gün bu konunun nasıl hararetle konuşulduğunu, bunun devleti temsil eden bazı kesimler tarafından nasıl Cemaat aleyhine kullanıldığını unutmayalım. Bütün bu itirazlara ve problemli duruşa rağmen Kürtçe televizyon açıldı. Bununla birlikte dersane, yurt, okul, ev, okuma salonu gibi araçlar kullanılarak Kürt halkına hizmet götürüldü. Herkesin Kürtçe konuşmayı bir ayrılık alameti olarak gördüğü günlerde Hocaefendinin kitapları Kürtçe olarak yayınlanmaya başladı.

Bu konuda adımlar sadece Türkiye’de atılmadı..Türkiye dışında Kuzey Irak’ta çok güzel işler yapıldı. Bölgeyi bilenler bana hak verecektir. Eğer hareketin Kürt veya Kürtçe karşıtı bir tavrı olsa orada okullar başta olmak üzere, üniversite, yurtlar, okuma salonu, etüd merkezleri, Kürtçe yayın yapan bir radyo’nun açılmasına yönetim izin verirmiydi veya bölgenin büyük aşiretleri çocuklarını bu okullara ve arkadaşlara emanet edermiydi.

Keşke bu konuda kafası karışık olanlar, on binlerce öğrencisi olan bu okullarda, görev alan yerel öğretmenleri dinleseyebilseydi, yapılan Kürtçe dil festivali’ne katılabilseydi, Hocaefendinin eserleri başta olmak üzere, dini yayınlar, çocuk kitapları gibi yüzlerce kitabı Kürtçe yayınlayan yayınevini ziyaret edebilseydi, Kürt yerel kıyafeti ile programlarda boy gösteren Türk öğretmenler ile konuşabilseydi, Kürtçe’yi çok akıcı şekilde konuşan Karadenizli arkadaşlar ile oturup bir çay içebilseydi, bunların gerçekten samimane yapıldığına, orada yaşayan insanlara ve değerlerine gösterilen saygı ve sevginin neticesi olduğuna şahitlik edeceklerdi..Bu okullara çocuklarını gönderen insanların Kürt kimliği hassasiyeti konusunda başkalarından daha geride kalmadığını da unutmamak lazım.

Bütün bunları görünce, başka ülkelerde oranın dili hemen öğrenilmeye çalışılıyor, kültürüne adapte olunup, saygı gösteriliyor ancak konu Kürtler ve Kürtçe olunca başka şekilde davranılıyor gibi bir düşünceyi doğru kabul etmem elbette mümkün değil. Eğer Türkiye’de bu konuda muhatapların arzu ettiği şekilde bir gelişme yaşanmıyorsa burada problemi başka noktalarda aramak lazım gelir.

Hizmet Hareketi uzun bir geçmişe sahip. Zaman içinde hata yapılmış onlarca iş olabilir…Hizmet, bu uzun yolculuk içinde kendisini güncelleyerek, hatalarından ders alarak ve revize ederek yoluna devam etmeye çalışıyor. Bahse konu problemlerden birini, bir kişi bile yaşamış olsa önemsiz kabul edilip, kulak ardı edilemez.. Bu problemler, bazen Gülen’i tam anlayamamaktan, bazen fikir pratik hayata geçirirken öngörülemeyen şeylerden, bazen işi yapan şahısların önyargı veya bilgisizliklerinden kaynaklanabilir.

Bu noktaları gözümüzün önüne getirip bütün bir kitleyi zan altında bırakmak doğru bir bakış açısı olmadığı gibi Kürt kardeşlerimize ve onların çocuklarına eğitim-öğretim hizmeti veren Türk’lere, başta Türk’ler olmak üzere dünyanın dört bir tarafında milyonlarca insanın imanına vesile olan Kürt kardeşlerimize karşı vefasızlık olur..

Hocaefendi’nin Rudaw gazetesinden Rebwar Kerim’e veriği röportaj

http://t24.com.tr/haber/fethullah-gulen-ana-dilde-egitim-devletin-adil-olmasinin-geregi,232674

[Faruk Ali F.] 13.6.2018 [thecrcl.ca]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder