Kocaeli’ndeki Dilovası’nın sanayi tesislerinden havaya karışan ağır metal yoğunluğu halkın sağlığını tehdit etmeye devam ediyor. Kanserin dünya ortalamasının 3 katına çıktığı ilçede oksijen maskesi ve buhar makinesi evlerin vazgeçilmezleri arasında. İlçede görev yapan bazı doktorlara göre bebekler artık hasta, önemli oranda da astımlı doğuyor.
Habertürk’ten Öznur Karslı’nın haberine göre, Kocaeli Dilovası’nda sanayi tesislerinden havaya karışan ağır metal yoğunluğu halkın sağlığını tehdit etmeye devam ediyor. Çevre Mühendisleri Odası Kocaeli Şubesi’nin geçen hafta açıkladığı istatistiğe göre, 2017’de dünyada kanserden ölenlerin oranı yüzde 12.5, Türkiye’de yüzde 12.9’ken bu oran Dilovası’nda yüzde 33.7’ye kadar çıkıyor. Yani neredeyse ortalamanın 3 katı. Nedeni, büyük ölçüde belli: Çünkü Kocaeli’nin bu küçük ilçesi yaklaşık 40 yıldır zehir soluyor. Çevre Mühendisleri Odası Kocaeli Şubesi Başkanı Sait Ağdacı, “Dilovası’nda maalesef ağır metaller yoğunlukta. Bu da kanserden ölümün fazlalığını açıklamaktadır” diyor.
Aynı konuda çarpıcı bir araştırmayı Bianet haber sitesinde kaleme alan Kimyacı Bülent Şık ise, ülkemizde kanser vakalarının en fazla görüldüğü bölgeler olan Kocaeli (Dilovası) ile Ergene Nehri Havzasında yer alan Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ illerinde çevresel ortamlarda bulunan kanserojen (kanser yapıcı) kimyasalları tespit etmek amacıyla 2011-2016 yılları arasında kapsamlı bir araştırma çalışması gerçekleştirildiğini söyledi. Araştırma sonucunda halk ve çevre sağlığı açısından çok önemli bulgular elde edildi. Çalışma ile Ergene Havzası ve Kocaeli (Dilovası) bölgesindeki binlerce yerleşim bölgesinden alınan toprak, su, gıda ve hava, akarsu ve deniz suyu gibi örneklerin analizi sonucu ciddi bir kimyasal kirlenme olduğu tespit edildi. Ergene nehrini kirleten kimyasal maddelerin nehre hangi noktalarda karıştığı da belirlendi.
Şık’ın verdiği bilgiye göre, araştırma projesi “Kocaeli, Antalya, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli İllerinde Çevresel Faktörlerin ve Sağlık Üzerine Etkilerinin Değerlendirilmesi Projesi”ana başlığını taşıyor.
ERGENE ÇAYINDA CİDDİ KİRLİLİK VAR
Kimyacı Bülent Şık araştırmadan şu verileri paylaştı:
“Hava kalitesi ölçümleri, atıksu ölçümleri, Ergene çayı boyunca alınan ölçümler, toprak, gıda, su, körfezdeki su ürünleri, balıklar ve deniz suyunda yapılan analiz çalışmaları incelenen bölgelerin ciddi bir kirliliğe maruz kaldığına işaret ediyor.
MARUL VE LAHANA’DA BERİLYUM ELEMENTİ KALINTISI
Kocaeli’nde 1 karalahana (0,003 mg/kg) ve Kırklareli’nde 1 marulda (0,1 mg/kg) olmak üzere toplam 2 gıda örneğinde radyoaktif Berilyum elementi kalıntısı tespit edildi.
Kocaeli’nden alınan 1 karalahanada Bizmut elementi tespit edildi. Akademik yayınlarda gıdalardaki Bizmut düzeyinin genelde çok düşük olduğu ve 0.0001 ile 0.001 mg/kg arasında değiştiği belirtilir. Bizmut doğada elementel halde ya da saf olarak bulunabildiği gibi, endüstriyel olarak üretilen pek çok ürünün de bir hammaddesi. Ayrıca kurşun ve bakır işleme tesislerinin faaliyetleri esnasında açığa çıkan yan ürünlerden biri olarak nitelenmekte. Tespit edilen Bizmut miktarı düşük de olsa ülkemizdeki endüstriyel faaliyetlerin en yoğun olduğu bölgelerden biri olan Kocaeli yöresindeki kirliliğin gıdalara bir yansıması olduğu düşünülebilir.
AB DEĞERLERİNİN ÜSTÜNDE ALÜMİNYUM, ÇİNKO VE DEMİR….
Alüminyum, çinko, demir, manganez ve nikel analiz edilen gıda örneklerinin tümünde saptandı. Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) çoğu işlenmemiş gıdanın 5 mg/kg’dan daha az alüminyum içerdiğini; ekmek, kekler ve mantarlar, ıspanak ve turp gibi bazı sebzelerin 5-10 mg/kg arasında alüminyum içerebileceğini belirtmiştir. Araştırma çalışmasında elde edilen değerler EFSA tarafından belirtilen değer ile karşılaştırıldığında, Ergene bölgesinde buğday, erik, ısırgan otu, roka, sarımsak, semizotu ve yeşil soğan örneklerinin bazılarının EFSA tarafından belirtilen değerin (5 mg/kg) üzerinde alüminyum içerdiği belirlendi. Bu yüksekliğin çevresel bir kirlenmeden kaynaklanıp kaynaklanmadığının belirlenmesi için aynı bölgede yapılan toprak ve su analizlerinin de dikkate alınması gerekiyor; fakat o veriler ben de yok; nihai sonuç raporunda bulunabilir ancak.
Alınan gıda örneklerinde yapılan Arsenik analizinde 24 çeltik, 5 ısırgan otu, 1 kara lahana, 2 marul, 8 sarımsak ve 14 yeşil soğan örneğinde olmak üzere toplam 54 gıda örneğinde (yüzde 3.9) tespit edilebilecek düzeyin üstünde arsenik bulunmuştur. Kocaeli ve Ergene bölgesindeki örneklerin benzeri başka çalışmaların yapıldığı bölgelere kıyasla daha yüksek miktarlarda arsenik içerdiği belirlendi.”
Habertürk’ten Öznur Karslı’nın haberinde ise şu bilgiler yer aldı:
“HER EVDE BİR HASTA’”
İlk durağımız Turgut Özal ve Kayapınar mahalleleri oldu. Orhangazi ve Tavşancıl isimli 2 mahalle daha var. 46 bin 933 nüfuslu ilçede Organize Sanayi Bölgeleri 2 bin 200 hektarlık alana kurulu. Turgut Özal ile Kayapınar mahalleleri ise fabrikaların dibinde, kirlilikten en fazla etkilenen 2 mahalle. Muhtar Mehmet Şirin Barış ile konuşmak için bir ay önce sözleşmiştik. Ancak mide kanseri tedavisi nedeniyle bir süre beklememiz gerekti. Nihayet görüşmek için evindeyiz.
Turgut Özal Mahallesi’nde kanser o kadar sıradanlaşmış ki neredeyse gittiğimiz her evde bir kanser ya da solunum yolları hastası görmek mümkün. Bu bölgede yaşayanlar ya çevredeki fabrikalarda ya da İstanbul ve Kocaeli’nde çalışıyor. Hanelerin ortalama aylık geliri 2 bin liranın altında. Çok çocuklu aileler de var.
İki mahallede de sokaklar sessiz. Evlerin pencereleri ve perdeleri sıkı sıkı kapalı. Çevresel faktörler en çok kadınları etkiliyor. Çalışan kadın sayısı az. Bütün gün evde olan kadınlar, demir, çelik, boya, metal, plastik fabrikalarının bıraktığı etkilere daha çok maruz kalıyor. Kirli hava aslında sadece sağlığı değil ailelerin ceplerini de yakıyor. Kadınlar, haftada en az 2 gün çamaşır makinesi çalıştırdığını söylüyor.
4 çocuk annesi Özlem Paliha dertli. Eşinin astım, 13 yaşındaki oğlunun da akciğer hastalığının olduğunu anlatan Paliha, her evde nefes darlığı çeken birinin olduğunu belirterek, “Eşim oksijen tüpü kullanıyor. Oğlum akciğer ameliyatı oldu. Camlarımızı gün aşırı siliyoruz. Artık deterjanlar da yetmiyor. Sirke ve karbonat tozu karıştırıp çıkarmaya çalışıyorum. Ayda 150 liradan aşağı su ve elektrik parası gelmiyor. Gelirimiz çamaşır suyu, deterjan ile su ve elektrik faturasına gidiyor.”
OKSİJEN TÜPÜ, BUHAR MAKİNESİ BAŞKÖŞEDE
Dilovası’nda pek çok evde, ya evin nemini temizleyen buhar makinesi ya da astım hastası olan birinin oksijen tüpü var. Saadet Paliha da 21 yaşındaki oğlunun akciğer kanserine yakalandığını söylüyor: “Oğlumun hastalığı nedeniyle evi sürekli temizliyorum ama havalandıramıyorum.” Hastaneye gitmek için otobüs durağında bekleyen Dilek Yalçın ise şunları dile getiriyor: “Her ay hastanedeyiz. 1 ve 4 yaşındaki 2 çocuğum da solunum sıkıntısı yaşıyor. Yazın daha kötü durumdayız. Hava çok sıcak da olsa cam açılmıyor. Evlerimizde klima yok buhar makinesi var.”
“DOKTOR ‘TERK ET’ DEDİ”
Anemi hastası Saniye Tuna ise doktorunun ilçeyi terk etmesini söylediğini anlatırken, “Nereye gideceğiz. Yıkadığım bulaşığı tekrar yıkayıp yemek koyuyorum. Geçen ay kayınpederimi akciğer kanserinden kaybettim” diyor. 80 yaşlarındaki İsmet Umuç ise uzun süredir KOAH hastası. Aynı evde yaşadığı 2 küçük torunu ise bronşitten mustarip. Dede ve 2 torun oksijen makinesiyle yaşıyor. Bu mahallelerde yaşam her gün bu şartlarda sürüyor.
“Çocuklarda astım oranı yüksek”
Dilovası Devlet Hastanesi ilçenin yüksek bir tepesinde yer alıyor. Belediye, vatandaşlar için hastaneye otobüs seferleri koymuş. Hastanenin pencereleri de evler gibi hava kirliliği nedeniyle sıkı sıkıya kapalı. Başhekimin ilçe dışında olduğu hastanede başhekim yardımcısıyla da toplantıda olduğu için görüşme imkânı bulamadık. Hastanede özellikle çocukların fazlalığı dikkat çekerken, gelen hastalar arasında Suriyeliler de bulunuyor.
“ÖLÜM NEDENLERİ GENELDE MİDE VE AKCİĞER KANSERİ”
Dilovası İlçe Sağlık Müdürlüğü de bilgi veremeyeceklerini, izin alınması gerektiğini söylüyor. Dilovası’nda aile hekimlerinin bulunduğu Aile Hekimliği Kliniği’ndeki doktor sayısı 6’dan 7’ye yükseltilmiş. Devlet memuru olduğu için adının yazılmasını istemeyen sorumlu doktor, “Hastanelerin yanı sıra belediyelerin defin işlemlerinde bizden talep ettikleri için çok sık ölüm raporu yazar olduk. Ölüm nedenleri genelde mide ve akciğer kanseri” diyor. “Görülen hastalıklar ise genelde astım ve bronşit gibi üst solunum yolu rahatsızlıkları. Günde bir doktor en az 40 hastaya bakıyor. Doğan çocuklar anne karnında ağır metallere maruz kaldığından yeni doğan bebekler astımla dünyaya geliyor. Çocuklardaki astım oranı yüksek, hastaları sık sık oksijen makinelerine bağlıyoruz. Çalışanlar için istirahat ve işgörmezlik raporları da veriyoruz.”
ÜCRETSİZ HASTA TAŞINIYOR
Görüştüğümüz 20 kadın astım, akciğer ya da tiroit hastalığından şikâyetçi. Belediye otobüsleri Dilovası Devlet Hastanesi’ne, İstanbul’da ücretsiz tedavi yapan bir özel hastaneye ve Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları Hastanesi’ne her gün çok sayıda hasta taşıyor.
[Tr724] 10.4.2018
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder