Davanın 3. haftasına hayli sakin başladık. Savcılığın ‘yıldız tanığı’ Reza Zarrab’ın 7 gün süren ifade maratonu bittikten sonra ilginin azalmasını bekleniyordu. Nitekim öyle de oldu. İzleyici ve medya sıralarının yarısı boştu. Özellikle de savcının getirdiği ‘teknokrat tanıklar’ konuşunca davaya ilgi iyice düştü. Ta ki 17 Aralık Operasyonu’na imza atan polislerden Hüseyin Korkmaz kürsüye çıkıncaya kadar.Hüseyin Korkmaz’ın bizatihi kendisine itiraz edenler, ‘bu davada ne işi var?’ diye anlattıklarına burun kıvıranlar Korkmaz’ın ‘17 Aralık delillerinin bir kısmını ABD’ye taşıdığını’ anlatması üzerine birdenbire davaya ilgi duymaya başladılar. Hatta 10 gündür başta Zarrab’ın anlattıkları olmak üzere ‘9 sütuna manşet’ olaylara duyarsız kalan Havuz medyası, Korkmaz’ın anlatımları sonrası ‘son dakika’ haberi vermeye koştu. Davaya ilk günden bu yana ‘mesafeli’ ve komplocu yaklaşanlar için delillerin ‘bir kısmının’ Korkmaz tarafından ABD’ye taşınması, bunun da mahkemede ifade edilmesi bulunmaz fırsat oldu. Davayı ‘Cemaat kumpası’ olarak görüyorlardı, şimdi kendilerince güçlü bir argümanları oldu.
https://www.pscp.tv/w/bP79qTFNV0V3ZHF4YnZ6UWJ8MWxQS3Fwd1ZqcG14Yu0-J45k2oW3V6EDqaY3ATEsdoQAKKVjaJusDEWgbo0E
Savcı şu ana kadar çok güçlü deliller ortaya koymuşken, polemik olacak böyle bir adımı neden attı şahsen anlamış değilim. Sonuçta Korkmaz ne anlatırsa anlatsın, delillerin Türkiye’den taşındığı polemiğinin gerisinde kalacaktı. Nitekim öyle de oldu. Oysa ki Korkmaz’ın anlattığı çok önemli detaylar vardı. Öncelikle ‘birinci elden bir kaynak’tı. Zarrab’ı ‘keşfedip’ takibe alan birimin amiriydi Hüseyin Korkmaz.
İfadesinde şu ana kadar duymadığımız birçok şey anlattı: Mesela ilk defa ‘1 Numara’ diye bir konumun olduğunu öğrendik. Zarrab operasyonunun aslında ilk başta sadece ‘kara para aklama’ ve ‘altın kaçakçılığı’ soruşturması olarak başladığını, soruşturma ilerledikçe genişleyip ‘yeni suçlar’ ve ‘yeni zanlılar’ eklendiğini öğrendik. ‘Ayakkabı kutuları’, ‘deste deste dolarlar’ polisler için de sürpriz olmuş. Bir bakıma ucunu yakaladıkları ip nereye giderse oraya gitmişler.
https://www.pscp.tv/w/bP7BATFNV0V3ZHF4YnZ6UWJ8MURYR3lFT2Fka3ZHTfSFpOMbo7MI_V5S9A4b02UHwpaAxuHTYJYmSJB8t-7t
Savcının sorularına detaylı cevaplar veren Korkmaz’ın anlatımına göre 17 Aralık soruşturmasında dört ayrı ‘grup-yapı’ varmış. Birinci grup Reza Zarrab ve yakın adamlarının olduğu ‘çekirdek grup’muş. Bu grubun çalışmalarını takip ederken içinde dönemin Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ve Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan’ın olduğu ‘ikinci grup’a ulaşılmış. Onlar takip edilirken aralarında dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler ve çevresinin yer aldığı ‘üçüncü gruba’ ulaşılmış. Dördüncü grup ise Zarrab’ın iş yaptığı, zaman zaman rakip olduğu ‘Ahmet Alacacı ve grubu’ imiş.
Korkmaz, Zarrab’ın ‘1 Numara’ diye bir konumdan bahsettiğini, tüm yapılanmanın üzerinde onun olduğunu tespit ettiklerini anlattı. Savcı ‘kim bu 1 numara ?’ diye sorunca Korkmaz, ‘Recep Tayyip Erdoğan’ dedi.
RÜŞVETİN FOTOROMANI
Korkmaz soruşturmaya 32 kişinin dahil olduğunu, soruşturulan kişi sayısının ise 100 civarında olduğunu anlattı. Süleyman Aslan’ın evindeki rüşvetler, Muammer Güler’e yapılan ödemeler, Zafer Çağlayan’a giden rüşvet teslimatları fotoroman gibi ekrana yansıtıldı. Paranın çıkışı, hedef noktaya varışı, teslim edilişi ve kuryenin ‘boş dönüşü’ kare kare gösterildi.
Bu arada davanın başından bu yana ilk kez Bilal Erdoğan’ın da adı gündeme geldi.
Savcının ‘Alakası ne?’ mealindeki sorularına karşılık Korkmaz şunları anlattı: “Soruşturma esnasında 14 Temmuz 2013 günü Zafer Çağlayan’ın Zarrab ile yaptığı toplantıyı takip ettik. İki gündemi vardı bu toplantının: Birincisi TÜRGEV-Bilal Erdoğan’a ödenecek para, ikincisi de 2013 Temmuz sonrası yasak kapsamına giren altın ticaretine dair çözüm üretmek. Zarrap, yardımcısı Happani’ye 3 milyon hazırlaması ve fotoğrafını göndereceği kuryeye teslim etmesini istiyor. O kurye Ahmet Murat Öziş’ti. O para da TÜRGEV’e götürülüp teslim edildi.” Bu esnada Ahmet Murat Öziş’in çantalarla TÜRGEV genel merkezine girerken çekilmiş fotoğrafları ekrana getirildi.
Korkmaz’ın tanıklığı öğleden sonra da devam etti. Savcının 17 Aralık operasyonuna dair sorularına cevap veren Korkmaz o güne dair bilinmeyen detayları da paylaştı. Operasyondan 1 gün sonra görev değişiklikleri olduğunu, yeni gelen polis müdürlerinin dosyaya müdahale etmek istediklerini, yeni emniyet müdürü Selami Yıldız’ın bazı delilleri imha etmek istediğini anlattı. Korkmaz, yolsuzluk ve rüşvete dair soruların bakan çocuklarına sorulmamasının talep edildiğini ifade etti. Korkmaz ayrıca, 17 Aralık fezlekesinin savcıya götürülmemesi yönünde talimat aldığını, fakat risk alarak fezlekeyi savcıya götürdüğünü anlattı.
Korkmaz, fezlekeyi götürdükten sonra görevden alınıp ‘köprü koruma’ birimine atanmış. Yaklaşık 6 ay bu birimde durduktan sonra Hakkâri Çukurca’ya tayini çıkmış. Bu esnada savcı ekrana Türkiye haritasını getirip İstanbul ve Çukurca’yı işaretledi.
Korkmaz 1 Eylül 2014’te tutuklandığını, 17 ay tutuklu kaldıktan sonra yurt dışı yasağı ile tahliye edildiğini, pasaportuna el konulduğunu anlattı. Türkiye’de hukuki güvencesi kalmadığını, bir başka soruşturmada hakkında tutuklama kararı verildiğini, bu yüzden eşini ve kızını alarak Edirne üzerinden Türkiye’den çıktığını anlatan Korkmaz bu işlem için kaçakçılarla anlaştığını söyledi. Korkmaz, Türkiye’den kaçış sürecini anlatırken duygusallaştı, hatta ağlamaklı oldu. Türkiye’deki ‘insan hakları ihlalleri, işkence ve kötü muameleler nedeniyle kaçmak zorunda kaldığını’ anlattı.
BERABERİNDE DELİLLERİ GETİRMİŞ
Hüseyin Korkmaz’ın tanıklığının en ilginç anlarından birisi duruşmanın sonuna doğru geldi. Korkmaz, tahliye olduktan sonra 17 Aralık operasyonunun bazı delillerini alarak yurt dışına çıktığını anlattı. Üç ülke değiştirdiğini, bulunduğu ülkelerde ‘kaçırılma endişesi’ nedeniyle evden pek çıkmadığını, sonunda ABD’li güvenlik birimleri ile irtibata geçerek ABD’ye geldiğini, daha havalimanında iken beraberindeki dokümanları teslim ettiğini açıkladı.
Reza Zarrab’ın itirafçı olmaya karar verdiği andan itibaren davayı Cemaat’le ilişkilendirmeye çalışan Erdoğan ve AKP için aradığı malzeme gelmişti. Havuz ve havuz müzahiri gazeteciler heyecanla ‘son dakika’ yazdırmaya koştular. Eski polis Hüseyin Korkmaz’ın ifadesi Salı günü de devam etti. Savcıdan sonra Atilla’nın avukatları da çapraz sorgu yaptı. Korkmaz’ın anlattıkları bir tarafa, 17 Aralık delillerini ABD’ye taşıdığını ifade etmesi davanın önüne geçmiş oldu.
Savcılık makamı, Korkmaz’a “ABD tarafından işe alınıp alınmadığını” da sordu. Bu soruya “hayır” cevabını veren Korkmaz, ifadesinin devamında FBI’dan “talep etmediği” halde kendisine 50 bin dolarlık maddi yardım yapıldığını, savcılığında ayda 300 dolar verdiğini 3 ayda toplam 900 dolar aldığını söyledi.
[Adem Yavuz Arslan] 13.12.2017 [TR724]
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder