Çat pat Türkçe öğrenmiş (oradaki Türkçe kursu vesilesi ile tanışılmış) ve uni. Okumasına imkan sağlanmış. Kızımızla tanıştık. Hoş bir kaç saat geçirip getiren abi ile hususi birkaç dakika görüşüp emaneti teslim aldık.
Talebeyi getiren abi öğrenci hakkında tafsilatlı bir açıklamada bulunmadı ancak kızımızın "Şaman" olduğunu ve hassasiyetlerine saygı gösterilirse sevineceğini belirterek Orta Asya’ya, vazife yaptığı yere geri döndü.
Güzel kızımızı bir öğrenci evimize yerleştirip "insani değerler" paydasında buluşabilme adına birbirimizi tanımaya başladık.
Öğrencimiz hiç konuşmayan, ikili diyalogları sınırlı, toplu programlara iştirak etmeyen ve sosyal faaliyetlere de katılmayan bir talebeydi.
Bu kızım "Şaman"dı ve şahsi ibadetlerini rahat yapabilmesi için ona imkan sunmuş kendine ait bir oda tahsis etmiştik ilk yıl. Bundan dolayı çok mutlu olmuştu.
İnandığı değerlere dair onu incitebilecek ya da yanlış anlamaya sebep olacak hiçbir şey sormuyordum. Ev ahalisi durumdan zaman zaman şikâyetçi olsa da ben çocuğu hayli sevmiştim...
Uzun bir sure sessizliğini koruyan talebem yaklaşık 2. Yılın sonunda bir miktar gönül kapılarını bize açmıştı. Birlikte yediğimiz aksam yemeklerine iştirak ediyor ve sonrasında yapılan sofra duasında "Amin" diyordu.
O yaz okul tatilinde talebeme "evine ailene gitmek ister misin, senin için uçak bileti alabilirim" demiştim. Havalara uçarak ülkesine gitti dönüşte annesine patikler ördürüp getirmişti her birimize.
O sene okul açıldıktan birkaç hafta sonra Tr ye dönebilmişti. Dönmeyecek diye çok korkmuştum ama gelmişti ve döndüğünde bambaşka biriydi. Kutlu doğum haftası için hoş bir program hazırlamıştık ve O talebem, programa katılmak istediğini söylemişti.
Sene boyunca neredeyse tüm toplu programlara iştirak etmiş ve her birinin vazgeçilmez katılan öğrencisi olmuştu. Yılsonunda o ve orta Asya’dan gelen birkaç öğrencimi alıp Balık yemeğe götürmüştüm.
Araç sürerken bir yandan da Radyodan "Hz. Vahşi"nin Müslüman olma hadisesini dinliyordum. Gayri ihtiyari açık kalmış ve neredeyse tüm hadiseyi dinlemiştik. Dönüş yolunda ise birkaç türkü çıkmış fakat ben çokta farkında değildim.
Yine sene sonu gelmişti. Neredeyse tüm yaz bu talebem beni hiç bırakmadı ve bütün bir tatili birlikte geçirdik. Artık son sınıfa geçmişti ve okulu bitirip ülkesine geri dönecekti.
İslamiyet’le ilgili hiç soru sormuyor, ben de illa bir şeyler anlatmam lazım diye bir zorlamaya girmiyordum. Yılsonu geldi ve bu talebem mezun oldu. Mezuniyet programında konuşma yapmayı ve buna izin verilmesini istediğini söyledi. Arzu ettiği şekilde imkân sunduk ve sahneye çıktı.
Pek çok şey anlattı ancak en son şunları söylemişti : "5 senedir bu şehirde sizlerin sayesinde okudum ve bugün mezun oldum. Sizden pek çok şey öğrendim. Bunlardan biri de, Vahşinin nasıl Müslüman olduğuydu.
Ancak o İslam’a geçtikten sonra "bana biraz az gözükseniz" sözleri ile karşı karşıya kalmıştı"" dedi. Salon birden buz kesti ve tabii ben de. Ancak güzel kızım devam etti sözlerine:
"Bu Kadar sevmesine rağmen uzak kalmak nasıl açılmıştır içini Vahşinin. Ben dinlediğim bir türküde hep onu düşünür ve hüzünlenirim (ey sevdiğim bir gün bana, yar demedin yar demedin, gece gündüz tenhalar ağlayanım var demedin, yar demedin yar.)"
Türküyü kırık Türkçesiyle söylemeye başlayan kızım ağlaya ağlaya okudu hepsini. Tüm salon hem eşlik etti hem de ağladı onunla. Konuşmasını şu sözlerle bitirdi:
"Dünyada gözden uzak yaşanır ama ahirette buna dayanılmaz diye düşünüyorum. Siz de benim için şahit olun ben bugün Müslüman oluyorum Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne muhammeden abduhu ve resuluhu"
Ve kelime-i şahadet getirerek konuşmasını bitirdi. Şimdi dahi nefesim kesilirken o anımı hayal etmenizi isterdim. Bu floodu sonlandırırken talebemin son kelimesi ile bitireyim "O, kimi dilerse saptırır ve kimi dilerse hidayet eder. (Nahl-93)"
Hasılı,
"Kanatlan üveykim hele kanatlan!
Sana yol vermeyen mekân sıkılsın!" ***
Selam ve dua ile...
[Hümeyra Ekrem] 10.12.2017 [https://twitter.com/Piedralrmagi/status/939601034195988480]
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder