Tarikat ve Cemaatlerde Kitabilik ve Keyfilik [Mahmut Akpınar]

Hammurabi’den bu tarafa yasalar yazılıdır ve halka ilan edilir. Allah gönderdiği Resullere kitaplar ve suhuflar vermiştir. Resuller de onu ilan etmede, korumada ve hayata hakim kılmada özel çaba sarf etmişlerdir. Risalet Allah’ın kendilerine bildirdiklerini sorumlu olduğu toplumla paylaşma ve onları sağlam, kalıcı, işler kurallar haline getirmektir. Bu nedenledir ki Kur’an-ı Kerim’in yazılmasına ve korunmasına çok itina gösterilmiştir. Sırf karışıklık oluşmasın diye Kur’an nüshaları çoğaltılıp yeterince yayılıncaya kadar Hadislerin yazılması yasaklanmıştır. Kur’an ve nüshaları çoğalıp korumaya alındıktan sonra büyük bir titizlik ve gayretle bu defa Hadislerin derlenmesi, yazılması işine girişilmiştir.

Devletten derneğe kadar bütün sosyal yapılar dikkate alacakları temel esasları belirlemek, karışıklıkları engellemek, ihtilafları çözmek için yazılı metinlere ihtiyaç duyarlar. Devletlerin anayasaları, yasaları vardır; devletin, kurumların görev ve sorumlulukları, bireyle ve birbirleriyle ilişkileri bu metne göre belirlenir. Yasalar bir toplumsal konsensus olan/olması gereken anayasaya; uygulamalar ise yasalara uygun olmak zorundadır. Bu tür üst metinler her kişiyi, her kurumu bağlar. Türkiye gibi ülkelerde anayasayı ve yasaları en başta koruması gereken bazı siyasetçiler “anayasayı tanımıyorum!” dese de hukukun olduğu ülkelerde herkes bu üst metinlere uyar; uymak zorundadır. “Uymuyorum” diyenler için bunun denetimini yapan siyasetten bağımsız kurumlar-mahkemeler vardır.

Partilerin parti programları, tüzükleri vardır. Partide hedefler, politikalar ona göre belirlenir, işler ona göre yürütülür. Her hükümet kurulduğunda bir hükümet programı yayımlar. Bu program Parlamentoda kabul edildikten sonra hükümet güven oyu almış olur ve icraata başlar. İktidarı boyunca da herkes o iktidarı hükümet programında yapmayı taahhüt ettiği hedeflere, politikalara göre sorgular, değerlendirir, eleştirir.

Yeryüzünde yaygın bütün dinlerin, bütün köklü inançların yazılı metinleri vardır. Bazıları kendi Kutsal kitaplarını esas alır bazıları o inancın kurucusunun yazıya dökülmüş fikirlerini. Yazılı metne, tespit edilmiş kurallara-prensiplere dayanmayan inançlar zamanla parçalanır, ayrışır ve bütünlüğünü koruyamaz. Her biri, türlü fraksiyonlarla birbirinden ayrı yapılara dönüşürler.

Cemaat ve tarikat yapılarında da eğer bir kitabilik, yazılı metne, temel esaslara/ilkelere bağlılık söz konusu ise o yapı daha sağlam olur. Uygulamada ortaya çıkan farklılıklar, ihtilaflar konusunda o ilkelere, kitaplara başvurulur. Kitabiliğin, ilkelerin olmadığı veya sağlam bir teminat altına alınmadığı zaman sosyal yapılarda keyfilik ortaya çıkar. Yönetici kadrolar o sosyal yapıyı kendi arzularına, çıkarlarına göre yönlendirebilir. Suistimaller, istismarlar olabilir. Bu nedenledir ki sosyal hareketlerin kendilerine bir faaliyet alanı, ilkeler, prensipler, misyon ve vizyon belirlemesi beklenir. Dışardaki kişiler de o hareketi kendi tanımlamaları üzerinden tanır ve deklare ettiği ilkeler kurallar üzerinden yargılar, değerlendirir, kritik eder. Böyle bir çerçeve çizilmezse gerek içerden gerek dışardan art niyetlerle hareketin/tarikatın asli amacına, faaliyet alanına aykırı/uymayan tavır ve davranışları reddetmek mümkün olmaz. Atılan iftiralara ve ithamlara karşı etkili savunma yapmak, açık ve net bir duruş sergilemek mümkün olmaz. Söylenen şeyler maşeri vicdanda karşılık bulmaz. Ama önceden deklare edilmiş metinlerinizde bu ilkeler varsa “bunlar bizim ilkelerimize, amacımıza aykırı; bizim için kabul edilemez” der ve reddedebilirsiniz.

Hizmet Hareketi için pek çok yazılı metin olmakla birlikte bunlar derli toplu bir çerçeve içinde deklare edilmiş değil. Hizmet İslami sosyal bir harekettir. Bu nedenle öncelikle başta Kur’an ve Sünnet olmak üzere İslam’ın temel kaynaklarına dayanır. Bunun yanında Bediüzzaman tarafında yazılan Risale-i Nur isimli Kur’an tefsiri esas alınır. Güncel meselelerde ise Fethullah Gülen Hoca Efendi’nin kitapları, yazıları, sohbetleri ölçü kabul edilir. Ancak uygulamada çok defa kitapları, genel esasları dikkate almak yerine bireysel ilişkiler sonucu elde edilen, özel sohbetlerde edinilmiş bilgiler kullanılır. Hizmet konularında çok defa referans verirken kitaplardan öte “ben bir defasında şöyle duydum”, “bir zaman bana şunu demişti” gibi kime, ne zaman, nasıl, niçin ve hangi makamda söylendiği belli olmayan, sözün aslının ne kadarının muhafaza edilebildiği bilinmeyen rivayetler üzerinden işler yapılır. Hoca Efendi’den rivayet edilen sözler bazı işlere ve icraatlara gerekçe yapılır. Zaman zaman da yapılmak istenen sıkıntılı işlere meşruiyet kılıfı olur.

Tarikat cemaat türü yapılarda insanlar kendi önemini vurgulamak için Şeyhin, Liderin, Hoca Efendi’nin kendisine hususi ortamda söylediklerini kullanır. “Mahrem alanda ve dar dairede” bulunduğunu, “önemli bir adam” olduğunu ihvan nezdinde vurgular. Bazıları ise kendi kifayetsizliğini Şeyhten, liderden rivayet edilen sözlerle, enstantanelerle örter. Çok da vazıh olmayan bu tür nakiller üzerinden bazı insanlar kendine kredi toplama, icraatını güçlendirme yolunu tercih eder. Böylesi kutsiyet atfedilen kişilerden nakledilen rivayetlerin-bilgilerin içine ne kadar yalan katılır, vak’a ne kadar esnetilir kestirmek zordur. Zira bazen aynı sohbette bulunan 10 kişinin aynı ortama dair anlattıkları birbirinden tamamen farklı olur. Art niyetten suistimalden öte bunun kişilerin anlayış, eğitim, kültür düzeyleriyle de ilgili olduğunu bilmek gerekir. “Anlattığın karşındakinin anladığı kadardır” sözü büyük zatların sohbetinde, halkasında bulunanlar için de geçerlidir.

Zamanla şeyhe/lidere dayandırılan bu tür rivayetlerde farklılıklar olur. Aynı konuda yorum ve rivayet farklılıkları çıkar. Bu farklılıklar eğer yazılı metinlere dayalı bir yapı kurulmamış, temel ilkeler açık ve net belirlenmemiş ise çatlakların, ihtilafların zemini olabilir.

Hizmet Hareketi eğitimli insanlardan oluşan, temel esaslarıyla, ilkeleriyle ilgili pek çok yazılı kaynağa sahip, kitabi bir hareket. Ama Türk toplumunun genelinde olduğu üzere yazılı kaynaklara müracaat etmek, problemlerin çözümlerini kitaplarda, ilkelerde aramak yerine nakillere rağbet ediliyor. Gizemli, ilgi çeken sohbetler, yorumlar daha çok ilgi görüyor. İnsanlar onlardan haz alıyor ve onları dinlemek istiyor. Bu tür sohbetler, konuşmalar, nakiller insanların aşk ve şevkini artırmak için kullanılmalı mı, ne kadar kullanılmalı emin değilim. İnsanları gerçeklikten koparan, esbaba riayetten uzaklaştıran, hayalciliğe savuran tarafları da olabilir.

Hizmet şu sıralar zor zamanlardan geçiyor ve pek çok kafa karışıklıkları var. bazı konularda birbiriyle örtüşmeyen farklı rivayetler, yorumlar olabiliyor. Hizmetin ne olup olmadığı, niyeti, hedefleri konusunda içerden ve dışardan pek çok spekülasyon yapılıyor. Bunların önünü almanın ve bir tevhide varmanın yolu nakilleri, sözleri, yorumları değil Kitapları esas almak olmalıdır. Kur’an ve Hadisler yanında Risale-i Nurlar ve Hoca Efendinin kitapları ortadadır. Belirsizlikler, karışıklıklar, ithamlar, muğlaklıklar ve problemler karşısında çözüm kitaplarda ve yazılarda aranmalı, referanslar oraya verilmelidir. Aksi halde herkesin “kendi Hocaefendisi” devreye girer ve mesele daha da grift hale gelir. Bu noktada eserlerden, kitaplardan ve temel prensiplerden hareketle bir misyon ve vizyon çizilebilir. Temel ilkelerin, amacın ne olduğu, faaliyet alanlarının neler olduğu, Müslümanlar ve insanlık için ne gibi ideallere ulaşılmak istendiği açık ve net deklare edilebilirse karışıklıklara ve istismarlara, ithamlara engel olmak mümkün olabilir.

Cemaat ve tarikat yapılarında çoğu zaman her önemli müridin, vekilin, talebenin kendi kafasında bir şeyh-lider tanımı olur. Eğer güç mücadeleleri de varsa her bir güç odağı kendi Şeyhini öne çıkarmak, onun etki alanını genişletmek ister. Şeyh bir tane olur ama her kafadaki farklı şeyhler arası mücadele, rekabet olabilir. Bu durum halka ve hakka hizmet etmek üzere yola çıkan cemaat-tarikat yapılarını güç mücadelelerinin arenası, ihtilafların zemini haline getirebilir. Keyfi yorumlardan, kaynaksız rivayetlerden kurtulup kitabi hale gelmek, ilkeleri esasları belirli bir topluluk olmak bu sıkıntıları asgariye indirecektir.

[Mahmut Akpınar] 21.11.2017 [mahmutakpinar.wordpress.com]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder