Geçmişler ola Türkiye! [Naci Karadağ]

Tarih ayrıntıları tozlanmış sayfalarda tutabilir ama öyle bazı anları sonsuzlaştırır ki, dünyevi gücünüz ne olursa olsun silmeye, unutturmaya gücünüz yetmez.

Bazı anlar vardır ki saniye bile değildir ama sonsuzluğa nakşedilir…

Türkiye’de son birkaç yıldır böylesine anların çokluğu bir gerçek…

Hatta gün aşırı böylesine bir serlevha tarihin köşe duvarına çakılıyor, desek abartı olmayacaktır. Beni en çok etkileyen bu anlardan biri Hizmet Hareketine ait bir okulun levhasının gözü dönmüş bir güruh tarafından inanılmaz bir kinle parçalanmasıdır.

Nasıl bir nefret motivasyonuysa artık, hani içlerinde ne kadar şiddet, nefret, öfke, düşmanlık varsa hepsini metal plakaya boşaltıyordu okulu basanlar.

Hani canı olmayan tenekenin bile canını alacak kadar boyut atlatan bir nefretten bahsediyorum.

Portakal bıçaklayan bir nefret bu. Dantelli kefen nefreti!

‘BUNU DA MI YİYORLAR?’ SORUSUNU GEÇTİK

Eğitim sisteminin düşürüldüğü içler acısı durumu bizzat eğitimden sorumlu ama habersiz bakan, itiraf etti.

Yok nitelikliymiş, yok eve en yakın beş okuldan biriymiş filan.

Düşünsenize, çocuğunuz “nitelikli” okulda eğitim görmeyi beş puanla değil, beş metre ile kaçırıyor!

Ne ala sistem değil mi?

Sarayın veliahdına teslim edilmiş durumda eğitim sistemimiz.

Sadece sistem değil aslında teslim edilen.

Mal mülk ne varsa hepsi Türgev ve Ensar denen iki Erdoğan uzantısı yapıya devredildi. Kazanç ve varlıklarının haddi hesabı yok artık bu iki yapının. Her şeyleri şaibe, her icraatlarının gizli bir amacı var, tüm kadroları problemli. İçlerinde bir tanesinin bile bu ülkenin geleceği adına kaygı duyduğuna inanmıyorum. Reis’in ve kendilerinin geleceğiyle ilgileniyor onlar.

Geçtiğimiz gün Prens Efendi, bir konuşmasında ‘blok flüt’ü de hainler kervanına kattı. İstanbul’u işgal etmek isteyenler okullarda kaval yerine flüt çaldırarak darbe yapacaklarmış!

Artık, “Bunu da mı yiyorlar?” filan gibi gereksiz sorularla uğraşmıyoruz.

Malzeme bu zira.

İMAM HATİP AÇARAK ÜLKE SELAMETE ERECEK Mİ?

Bu ülkenin Cumhuriyet döneminde ürettiği uluslararası en değerli marka olan eğitim hareketini yerle bir etmeyi marifet sanan bir zihniyetin pespayeliğine dair epey çalışma yapılacaktır eminim.

Yıkılan ve yok edilenin aslında bu ülkenin geleceği olduğunu idrak ettiklerinde ise artık iş işten geçmiş olacak.

Flüt ile ülkenin yıkılacağına inanan “dahi irade” elbette ülkenin geleceğini İmam Hatip açarak kurtaracağını zanneder.

O zanneder ki ne kadar imam hatip, o kadar oy…

Yanıldığını anladığında ise muhtemelen ya kayıplara karışmış ya da kodeste gün dolduruyor olacak.

Dediğimiz gibi iş işten geçmiş olacak.

Ülkenin dört bir yanını İmam Hatip yapmanın dindar bir nesil değil, tersine her türlü ajitasyon, provokasyon ve kötülüğe müsait bir gençliğe sebep olacağını galiba çok ağır bedeller görerek ödeyecek, bugünün muktedirleri.

BU MİLLET BİR 50 YIL DİN ADINA HAMLE YAPAMAYACAK

Bu millet ise, belki bir 50 yıl İmam Hatip açamayarak çekecek acısını.

Bırakınız okulları, sokakta bile başörtüsü ile dolaşmak zorlaşınca anlayacak felaketin büyüklüğünü.

Siyasi ikballeri uğruna ülkeyi darmadağın eden sefillerin bıraktığı enkazda en çok ‘din’ toz toprak içinde kalmış olacak ne yazık ki!

Hayrettin Karaman, Cübbeli Ahmet Hoca, Nihat Hatipoğlu gibi isimlerin vitrinde olduğu bir “din” algısı, bugünkü siyasi iradenin hoşuna gidebilir ama aynı zamanda felaketleri olacak. İstedikleri kadar ekranlara bunları çıkarsınlar, okullarda bunların kitaplarını okutsunlar. Ne kadar tepinirlerse tepinsinler sonuç değişmeyecektir.

İşte bu felaket tablosunu izleyenler arasında ise zindanlarda çürütülen, horlanan, ezdirilen, her türlü iftira atılarak küstürülen eğitim neferleri de olacak. İçleri yanacak belki ama her tarafları yara bere içinde yattıkları yerden bu büyük hezimetin sonsuzluğa geçen anlarını izleyecekler…

Bugün okulların ve eğitimin üzerinde tepinen şuursuzlara söylemek anlamsız ama en azından tarihe bir not bırakmak da lazım:

Geçmişler ola Türkiye!

[Naci Karadağ] 14.11.2017 [TR724]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder