Basit düşünürsek, bizim tezimiz YPG’nin PKK’dan bir farkı olmadığı ve terörist bir örgüt olduğu, değil mi? Ve ABD bu terörist örgüte silah yardımı kararı aldı. Hem de ne zaman, Genelkurmay Başkanı ve artık adet olduğu üzere yanına verilen bir Kalın komiser ile beraber bu konuları görüşmek için gittiklerinde. Yani art niyetli olsa ancak bu kadar olur. Peki bu pek de sürpriz olmayan hamleye karşı tepkimiz nedir? Bu yanlışlığın gözden geçirileceği beklentisi. Aslında çok net bir tavır alma, yaptırım yapma sebebi olan Amerikan silahları kararı ile ilgili olarak somut bir karşılığımız yok.
Erdoğan, Beyaz Saray’da Trump ile fotoğraf vermeyi çok daha fazla önemsiyor. Sebebi de malum, bütün dünyada sıkıştığı için Trump fotoğrafı üzerinden hala oyunda olduğunu ve meşruiyetini göstermek istiyor. Gerçi ne diktatörler Beyaz Saray’da ağırlandı. Bunun ABD için pek önemi olmasa da bizimkiler için oldukça önemli. YPG konusunda farklı düşünce zaten bilinen bir gerçekti. ABD bağıra bağıra “Hayır senin değil benim dediğim olacak” diyor ve “Aşırı dinci kesimlerle ve sahadaki etkisiz aktörlerle şimdiye kadar yeterince iş tuttunuz bundan sonra Suriye’nin kuzeyinde benim dediğim olacak” diye de ekliyor.
Bir dönem Salih Müslim’in Ankara’da üst düzey ağırlandığını düşündüğümüzde geldiğimiz noktada günübirlik değişen Suriye politikamızın bedelini ödüyoruz. Esed gitsin de nasıl giderse gitsin diye oyun kurmak isterken Esed gitmediği gibi bizim iş tuttuklarımızda sahada kalmadı. Daha önce Rusya krizinde başımıza gelenleri gördüğümüz, bir kez daha bir süper güç ile kriz yaşamanın faturası ağır olacağı için bizimkiler temkinli. Peki, seçim meydanlarında Almanya, Hollanda ve bilumum ülkelere etmediği hakaret kalmayan Erdoğan yaşanan son olay adı geçen ülkelerle yaşanan krizin çok ötesinde olmasına rağmen neden aynı tepkileri vermiyor? O ülkelere verdiği o tepkiler yanlış olduğuna göre şimdi doğrusunu mu yapıyor?
EN BAŞ ÜLKE ÇIKARIMIZ ‘REZA’
Diplomatik çözümler her zaman daha az masraflıdır ve tercih sebebidir. Diplomatik çözümlerde karşılıklı çıkar esastır. Bizimkilerin ülke çıkarı olarak gördüğü şeylere bakalım. En başta Reza davası geliyor. Daha önce bir çok aracı gönderip -ki bu aracılar arasında Saray’a günlük tekmil geçen medya yöneticileri de vardı- Reza davasının Erdoğan’a bulaşmadan hallolması ve Reza’nın Türkiye’ye iadesi ya da tutuksuz yargılanmasını talep edildi. Yani öyle ulusal bir çıkardan ziyade bir ailenin menfaati söz konusu.
Fethullah Gülen’in iadesi için yapıldığı iddia edilen ziyaretlerin esas sebebi de Reza’ydı. Beyaz Saray, Flynn krizinden dolayı bu konuyu duymak bile istemiyor. Türkiye’nin illegal lobicilik faaliyetleri yüzünden zarar gören Trump ekibi için bu konu Rusya ve Türkiye adına ajanlık yaptığı iddia edilen eski danışmanının ilgilendiği ve eline yüzüne bulaştırdığı konulardan bir tanesi. Hele hele Çavuşoğlu ve damadın Flynn ile görüşmesinde Gülen’i kaçırma planlarının konuşulmuş olması büyük bir skandaldı. Zaten eski CIA şefi, başının yanacağını görerek bizzat kendisi bu illegal faaliyeti haber vermişti. Bizimkilerin şark kurnazlığı ile yaptığı girişimler epey gündem oldu. Trump’ın gelmesine sevinenlerin hesaba katmadığı şey ise Trump döneminde Pentagon’un Obama dönemine göre daha etkili olduğu. Obama döneminde Türkiye ile ilgili şikayetlerine muhatap bulamayan askeri cenahın taleplerinin Beyaz Saray’da daha ciddiye alınacağı bir sır değil. Rusya ile çizginin ötesine geçen, Suriye’de Amerikan çıkarlarının aksine işler yapan, iç siyasette ve medyasında ABD hakkında en ağır iddiaları dile getiren Erdoğan ve hükümetinin terbiye edilmesinin gerekli olduğunu düşünüyorlar.
Cumhuriyetçilerin Beyaz Saray’da olduğu zamanlarda Türkiye ile insan hakları gibi konuların pek gündem olmadığını biliyoruz. Türkiye’nin, NATO blokuna zarar verip vermediği meselesi çok daha önemli. Bir de Trump’ın Rusya ile ilişkiler konusunda yaşadığı iç siyaset baskısını düşündüğümüzde Türkiye üzerinden Rusya’ya sert görünme ihtimal dışı değil. Bu da Türkiye’yi daha da edilgen ve ezik bir denge politikasına yöneltecek.
İSTEDİĞİNİ ALAMAZSA İÇERİYE ZULMEDECEKTİR
Erdoğan’ın ABD gezisi iç siyaset açısından oldukça önemli. Daha önceki ziyaretlerde ABD beni gözden çıkardı histerisi ile döndüğünde epey icraat yapmış yurt dışında başarısız geçen temaslarının acısını iç kamuoyundan çıkarmıştı. Yine benzer bir psikolojiye girip içeride daha da otoriter ve diktatöryel işler yapabilir. Kendisine alternatif gösterilen isimlerin üzerine gidebilir. ABD’ye olan kızgınlığından dolayı yine Rusya’ya göz kırpabilir. Gezide istediklerini almasının zor olduğunu görülünce bunu ciddi ciddi beklemek gerekiyor. ABD, kendisine ve ailesine uzanan yolsuzluk davası ile hareket alanını daralttığı Erdoğan’a bir çok şeyi kabul ettireceği ve buna karşılık Erdoğan’ın taleplerine karşılık işi zamana yayan bazı minik jestler yapacağını düşünüyorum.
Erdoğan’ı tamamen eli boş göndereceğini sanmıyorum. Gülen’in iadesi konusunda ise Erdoğan tarafının daha önce duyduklarından başka bir şey duyacağına ihtimal vermiyorum. Trump ile iki iş adamı gibi anlaşabileceklerini sanan Erdoğan için ise işler o kadar kolay değil. Alışverişte alınan ve satılan malların cinsleri ve yekûnleri epey farklı. Erdoğan’ın, Amerika dönüşü panik bir ruh haline girmesi yakın ve orta vadede Türkiye’nin daha da karışabileceğine işaret olur.
[Barbaros J. Kartal] 13.5.2017 [TR724]
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder