Öyle ya da böyle istedikleri deşiklikleri referandumda geçirdiler. Neticede yüzde 50’yi bulmaları gerekiyordu ve nasıl olduğu ileride çok daha iyi bilineceği şekilde bu sağlandı. Ancak bir türlü huzur gelmedi AKP’ye. Hayır oylarının yüksekliği mi dersiniz, yoksa gerçek sonuçlarla seçimi kazanamamış olmak mı? Burası Türkiye, 1-2 gün daha konuşulur sonra yeniden kartlar karılır. Zaten öyle de oluyor. Dillere pelesenk 1946 seçimlerini söyler dururuz ama o seçim öyle tescil edilmiş ve CHP iktidarı kaybedeceği 1950 seçimlerine kadar ülkeyi idare etmişti. Şimdi aynı akıbete AKP hazırlanıyor… Esas huzursuzluk kaynağı bu.
KURULU PAZAR DAĞILACAK ENDİŞESİ
Parti içinde ya da partinin beslediği kişilerden olanlar arasında gidişattan memnun olmayanlar var malum. Ancak bu isimlerin ülkedeki despotik durumdan, masum insanların çoluk çocuk cezaevlerine doldurulmalarından, harami düzenden ya da dış politikada sabah başka akşam başka dalgalardan bir şikayet ettiklerini görmüyorsunuz. Onların rahatsızlığı, böyle giderse bu otobüsün duvara toslayacağı ve esas o zaman bütün kazanımların kaybolacağı endişesi. Yoksa referandumda gidişatın doğru olmadığı ile ilgili sinyaller çıkmış olmasa, mesela yüzde 55-60 arası bir evet çıkmış olsa bunların zerre mırıltılarını duymazdınız. Kurulu bir pazar var ve herkes nemalanıyor. Bu kişilerin kaygısı yakında pazar mazar kalmayacağı…
Sonradan devşirilenler ise daha rahat, onlar da aynı sinyali almış olmalarına rağmen su akarken küpü doldurmak daha rasyonel geliyor onlara. Çünkü çarpmaya yakın zaten atlayacakları için henüz o vaktin gelmediğini düşünüyorlar.
YENİ SOSYAL AĞLARI ONLARI TUTAR
Yeri gelmişken söyleyeyim; muhalifmiş gibi lanse edilen isimlerin kovulunca yaşayacakları sözde mağduriyet beş para etmez. Şu zamana kadar bütün hukuksuzlukları meşru göstermek için yalanlardan yalanlar derleyenler bir de mağdur mu olacak? Hele hele bunlardan kovulanlara yazılan hisli geçmiş olsun mesajları birer ibret vesikası. İsmi geçenler arasında “yahu ciğeri beş para etmez adamlara bize küfrettiriyorsunuz buraya kadar ben artık yokum” diyeni duydunuz mu? Bunların çalıştıkları yerde patron diye muhatap oldukları da “yahu yok öyle bir şey sen devam et senden çok memnunuz” deyip ertesi gün bunları kapıya koymakla görevli tipler. Köşelerinde ahlak, dürüstlük dersleri veren bu yazarların biraz onuru olsa farklı 1-2 cümle —1-2 diyorum çünkü 3 yok— yazdık diye bu kadar hakaret olmaz arkadaş deyip bırakır gider.
Ama gidemezler çünkü bu zatlar artık yeni gelirlerine göre bir yaşam ve sosyal bir ağ kurmuşlardır ve bunun devam etmesi için her türlü hakareti sineye çekecek bir yapıya bürünmüşlerdir. “Kardeşim nezarethanede kadın doğuruyor bu kadar zulüm yapılmaz artık” diyemez. Bunu dediği an ipinin çekileceğini bilir. Arkadaş bu ihaleler bu hırsızlık artık ayyuka çıktı diyemez çünkü birkaç gün sonra bir belediyede tırışkadan bir konu başlığı üzerinde panel-konferansı vardır. Bir tweet atıp hemen silerler çünkü Türgev’e hafta sonu konuşmacıdırlar.
YAHU HİÇ Mİ DEĞERİ KALMADI BU DİNİN SİZDE?
Erdoğan, Hindistan dönüşü uçakta verdiği mesajlarda ne partide ne de medyasında herhangi bir çatlak sesin barınamayacağının altını bir kez daha çizdi. Hatta çatlak sesleri Sırat-ı Müstakim’den sapma olarak nitelendirdi. Mantığa bakar mısınız eğer Erdoğan’a muhalifseniz Sırat-ı Müstakimden sapmış oluyorsunuz. Yahu hiç mi değeri kalmadı bu dinin sizde? Bu nasıl bir tespit diyemiyorsunuz? Buradaki şirki ayrıca not edip, ülkenin yarısından fazlasının Sırat-ı Müstakim’den sapmış olduğu inancını kayda geçirelim.
Erdoğan’ın partiye dönmesi ile beraber bazı kellelerin gideceğine kesin gözüyle bakılıyor. Erdoğan’ın geçmişte kimseyi çember dışında bırakmamak gibi bir taktiği vardı, sildiği adamı başka bir göreve getirerek de olsa bir şekilde bağını tutmayı başarıyordu. Ancak yeni durumda Erdoğan’ın da pek o kadar sabırlı ve merhametli olmayacağını görüyoruz. Kendisine karşı bir takım hareketler içerisinde olacağını düşündüğü isimlere karşı sürpriz bir hamle yapacağını düşünüyorum. Bu cezaevi de olabilir, yakınlarına karşı bir dizi operasyon da.
Medya kısmı ise Erdoğan için en basit olanı. Son uçak fotoğrafına baktıysanız zaten kimlerle iş tuttuğu ortada. Bir dudağının ucunda herkes. Kovulan sosyal medyada bir iki tweet atar, biraz bağırır çağırır. Bu kovulacak arkadaşların da sayesinde medya diye bir şey kalmadı zaten. Aklı olan kendisini unutturur, nadasa bırakır, mağduru oynar.
Evet tekkeye mürit aranmıyor da tekke de tekke değil artık.
[Barbaros J. Kartal] 6.5.2017 [TR724]
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder