İki teröristin telefon konuşması -1 [Mahmut Çebi]

Türkiye’nin bir yerlerinde değil, bugünlerde neredeyse her yerlerinde hem zulüm, hem yiğitlik, mertlik ve kahramanlık destanları yazılıyor. Teröristlikle suçlanan insanlar taş atmadan, cam kırmadan dimdik ayakta durma mücadelesi veriyorlar. Bu da onlardan biri. Belki binlercesinden biri…
-Ablacığım nasılsın
Telefondaki ses, uzun zamandır görüşemediğim ablama ait. Hiç beklemediğim bir anda nihayet onun sesini duymak, bir an heyecanlandırıyor beni.
+Teşekkür ederim ablacım sen nasılsın? Daha dün kulaklarınızı çınlattık…

Hat o kadar kötü ki, telefonda sesim sürekli bana geri dönüyor.

-Çok şükür, iyiyim ablacım…

O öyle dese de, sesi çoook yorgun geliyor. Belli ki işten çıkınca aramış. Lakin sözlerine devam ediyor:

-Abinin çok selamı var. Size bir hatim gönderiyor. Hediyesiymiş size…

Başımdan aşağı kaynar sular dökülüyor…

+Allah razı olsun… diyebiliyorum ancak…

Bağıra bağıra ağlamakla, utancımdan yerin dibine girmek arası duygular geçiyor içimden…

Ablamın eşi aylardır tutuklu…

+Hâlâ aynı yerde mi?
diye soruyorum ama vereceği olumsuz cevaptan da çekiniyorum…

-Evet ablacım. Hâlâ içerde… diyor…

Kahroluyorum.

+Cezaevinden mi bir hatim okuyup göndermiş?

-Ooo daha kimlere kimlere okuyup göndermiş bir bilsen!

Sesindeki rahatlık beni biraz rahatlatsa da, abinin vefası ve diğergamlığı yerle bir ediyor…

-Koğuşta 22 kişilermiş ama sadece iki tane Kur’an varmış. Onlar da sırayla okuyup, iki günde bir hatim indiriyorlarmış.

Gülüyor ablam. Zoraki ben de gülüyorum…

+Ne kadar tutacaklarmış daha?

-Bilmiyoruz ki. Mahkemesi hâlâ devam ediyor. Hakim artık soracak soru bulamıyormuş… Geçen duruşmada kalp krizi geçirmiş. Gece yarısı apar-topar hastaneye kaldırmışlar. Biraz toparlanınca da görevine devam ettirmişler…

Bir an duraklıyoruz…

Ne diyebilirim ki?

+Sizinle uzun zaman bağlantılar kopunca durumunuzu merak ettik…

-Benim ve çocuklarımın telefonlarını, bilgisayarlarını aldılar. Bütün numaralarımız gitti, sonra iyi-kötü birer telefon aldık. Şimdi tek tek numaraları buluyor, paylaşıyoruz, diyor…

Zulmün boyutları beni ürpertiyor. İçimde öfke kabarıyor ama ablam gayet sakin devam ediyor:

-Bugün abine gittim, görüştük. Morali de iyiydi çok şükür…

Eşinden bahsederken sesi değişiyor…

Cezaevi uzakta. Otobüs oraya kadar da gitmiyor. Duraktan sonra bir hayli mesafe yürümek gerekiyormuş. Ablam kanser hastası olduğu için, o yolu yürümekte bazen zorlansa da, yağmur-çamur demeden her hafta onu görmeye gidiyor. Fakat içeride kendisine ve diğer tutuklu yakınlarına yapılan uygulama onu kahrediyor, biliyorum. Defaatle üstleri çok detaylı bir şekilde arandıktan sonra bazen: ‘Bugün görüş yok!’ deyip, geri çevirebiliyorlarmış. Bu sefer görüşebilmiş olmanın mutluluğunu yaşıyor…

+İyi olduğuna sevindim. Allah’a çok şükür. Her gün aklımdasınız ama elimden duadan başka bir şey gelmiyor… Sen ne yapıyorsun ablam? Nasıl geçiniyorsun?

-Çalışıyoruz. Kızım ve oğlum da çalışıyorlar…
diyor kararlı bir ses tonuyla.

Şaşırıyorum. Oğlu henüz 17 yaşında. Kızı da o civardaydı…

+Kızın hemşirelikte okumuyor muydu?
-Hem okuyor, hem çalışıyor ablası…
+Peki ya sen? Sen bu hasta halinle ne iş yapıyorsun?
-Bulaşıkçılık yapıyorum…

Gözlerim doluyor… Ona bir şey belli etmemeye çalışıyorum….
Konuşuyor, mutlu-mesut bir şeyler anlatıyor…
Benim beynimdeyse tek bir cümle balyoz gibi inip inip kalkıyor;

‘Bulaşıkçılık yapıyorum…!’
Sen bu hallere gelecek kadın mıydın diye geçiyor içimden… Zulmün ve haksızlığın boyutu taş gibi oturuyor içime…
Ablamın bir üçüncü çocuğu daha var. Onu hiç soramıyorum. Uzaklardan olanı-biteni seyretmek ve çaresizlik beni mahvediyor. Tek kelime edemeden sadece dinliyorum…

-Geçen abine gittiğimde o da sordu aynı soruyu. Bulaşıkçılık yapıyorum deyince abin öyle ısırmış ki alt dudağını, kanattı. Ne var ki bunda? Ben gocunmuyorum.
-Her işi yaparım dedim. Bazen evlere temizliğe gidiyorum. Evde olduğum vakit mantı ve içli köfte yapıp stokluyorum. İsteyen olunca satıyorum… Elhamdülillah biz iyiyiz. Bizi düşünme dedim. Sen bize 22 sene baktın, şimdi sana bakma sırası bizde dedim…

O anlatırken boğazımda bir şey düğümleniyor. Nefes almakta zorlanıyorum. Oysa ablam öyle rahat ki…

28.10.2016, Mahmut Çebi /Zaman

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder